25 Mart 2016 Cuma

ÜNYE'DE ÜNİVERSİTE SONUÇLARI AÇIKLANDIĞINDA.

80'li yıllarda üniversite sınav sonuçları aylar sonra açıklanırdı,
Sabah erkenden kalkıp gazete bayiine koşardık,
Ünye'de Cumhuriyet Meydanındaki Cücür, o sabah heyecanlı  lise son sınıf öğrencileri  ile dolu olurdu,
Milli Piyango Çekilişi sonuçlarına  bakar gibi sayfa sayfa yayınlanmış olan sınav sonuçlarına bakılırdı,
ÖSYM giriş numaralarından kendi numaranı arardın sayfalarda,
Kaç puan almışsın nereyi kazanmışsın sınav gazetesinden öğrenirdin,
Daha sonra üniversite sonucu  eve postalanırdı,
Üniversiteyi kazanan gençler Ünye'de akşam sahil turuna çıkarlar,
Gelen geçen tanıdıklarının "Nereyi kazandın? Sonuç nasıl?" gibi soruları ile yüzleşirledi,
Tabi kazandığı için gururlu ve kafası dik genç de hemen kazandığı yeri söylerdi onlara,
Ünye Lisesi çok başarılı bir lise olduğu için genelde Tıp Fakültesi, Mühendislik, o yıllarda yeni popüler olan İşletme kazananlar çoğunlukta olurdu,
Aile ve akrabalar arasında bir telefon trafiği olur,
Çevirmeli ev telefonları ile müjdeli haberler verilirdi,
O zamanlar cep telefonları, internet, bilgisayar olmadığı için,
Gençler vakitlerin çoğunu yazışarak değil de karşılıklı sohbet ederek geçirirlerdi,
Çay bahçelerinde buluşulur, pastanelere gidilir, bilardo oynanırdı mesela,
Göz göze bir iletişim vardı, 
Sanal gülücükler değil gerçek smile emotion'lar yapardık,
Yüzümüzden okunurdu neşemiz, endişemiz, üzüntümüz,
Sadece 140 karakterle anlatmazdık derdimizi, aşkımızı, düşüncemizi,
Sayfalarca yazardık hatıra defterlerine sömestr tatili öncesi,
"Kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için teşekkürler" diye yazmaya başlar,
"Sepet sepet yumurta sakın beni unutma" ile biterdi satırlar,
Ünye'de geçen çocukluğum ve gençliğimi hep bu naiflikte hatırlıyorum,
Bu fotoğraflar, bir memleketin  ne kadar harika insanlar yetiştirdiğinin kanıtı değil mi?
Resmi Bayramlarda bir hoşluk yaşatıyor her daim ruhu genç kalan hemşehrilerim,
Okul önlüklerini giyip Bayramlara katılıyorlar,
İçindeki çocuğu yaşatıyor her biri,
Yolunuz Karadeniz'e düşerse, muhakkak Ünye'ye uğramanızı bu şirin ilçenin havasını solumanızı tavsiye ederim.

21 Mart 2016 Pazartesi

ÇOCUĞUNUZ SERVİSLE Mİ GİDİYOR OKULA?

Çocuklarımızı emanet ediyoruz servislere,
Okula servisle gitmeyen çocuk çok az sanırım, 
Ankara'da  bu yıl için belirlenen servis ücretleri aşağıda yazdığım gibi,
1-3 kilometre arası en kısa mesafenin ücreti aylık 175 lira,  
23-25 kilometre arası  olan en uzak mesafe ise aylık 390 lira,
Tabi aradaki kilometrelere göre de ücretler belirlenmiş durumda,
Az buz para değil,
Bunun karşılığında ne bekliyoruz veliler olarak?
Çocuğum en güvenilir şekilde okuluna gidip gelsin değil mi?

Geçen gün sabah servisle işe giderken kırmızı ışıkta durduk yanda okul servisi,
3 çocuk ayakta, oturacak yer kalmamış,
Çok sinirlendim görünce,
Belki de bu kadar parayı veriyoruz ama çocuğumuz ayakta gidiyor okula, 
Biliyor muyuz?
Bence bu akşam çocuğunuz okuldan geldiğinde bir sorun oturmuş mu ayakta mı gelmiş okuldan,
Mutlaka bu durumu şikayet etmek gerekir,
Ani bir frende çocukların düşme olasılığı bir yere çarpma ihtimalleri çok yüksek,
Canlarımızı emanet ediyoruz biz o servise, 
Aklınızda bulunsun ben de görmesem aklıma gelmezdi açıkçası,
Akşam gidince soracağım oğluma,
"Serviste oturuyor musun?" diye....

18 Mart 2016 Cuma

HEY ONBEŞLİ ONBEŞLİ

2008 yılı yazıydı Çanakkale'ye gittiğimizde ailece,
Emekli Albay ve aynı zamanda emekli beden eğitimi öğretmeni olan Mehmet Amca'nın  Eceabat Kum Kamp’ta doğa ile iç içe olan evinde kaldık,
Bir Albay ile Çanakkale Destanının yazıldığı topraklarda olmak gerçekten de unutulmazdı,
Bizlere tarihi anlatarak gezdirdi tüm buraları,
O kadar etkilendik ki,
Atatürk ve silah arkadaşlarının gencecik askerlerimizin vatanımızı korurken gösterdikleri kahramanlık hikayeleri gözlerimizi yaşarttı,
Tüylerimiz diken diken oldu. Yürürken çekindik, bu topraklar ne çok kan dökülerek korunmuş değerli yerler,



Bu sabah haberleri izlerken o kadar çok duygulandım ki,
Hey Onbeşli türküsünü Gülay isimli bir sanatçı seslendirmiş,
Olması gerektiği gibi,
Bir ağıt olarak,
Gözlerimden yaş boşaltı o 15-19 yaşlarındaki gençlerin cepheye gidiş hikayelerini anlatıyor bu türkü,

Malesef biz yıllarca bu türkü ile göbek atmış bir milletiz,
Nasıl oluyor da oyun havası gibi bestelenmiş bu türkü,
Anlam veremiyorum,
Hadi biz çocuktuk ve anlamını bilmiyorduk,
Bir bilen yok muydu? Bu şekilde söylenmesine ses çıkarılmadı,
İçim cız etti, kendimden utandım....

Hey onbeşli onbeşli
Tokat yolları taşlı
Onbeşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı
Aslan yârim kız senin adın Hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endazesi onyediye
Gidiyom gidemiyom
Az doldur içemiyom
Sevdiğim pek gönüllü
Koyup da gidemiyom 

Buralara gidemeyenler için 2008'de çektiğim fotoğraflarla sizleri başbaşa bırakıyorum,
Tüm şehitlerimizin mekanları cennet olsun diyorum,
Zaten cennettir ama,
Bu millet kolay kazanılmadı,
Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına Türk Milletinin vefa borcunu hatırlamamızda fayda var.






















17 Mart 2016 Perşembe

BOĞAZIM DÜĞÜM DÜĞÜM

Bahar dalları bembeyaz açtığında yaşam sevinci ile dolmuştuk,
Ancak bu pazar günü aniden bir kırağı çaldı ve tüm çiçekler dondu,
Gencecik bedenler toprak oldu,
Gözünden bile sakındığımız çocuklarımız,
Sağlıkla ve başarı ile hayatına devam ederken,
Her gün yaptığı gibi Kızılay'da otobüs beklerken,
Metrodan çıkarken,
Atatürk Bulvarından Bakanlıklara yürürken,
Güvenparkta oturup arkadaşları ile kahkaha atarken,
O anda paramparça oldu bir çok hayal de bedenleri gibi,
Hepimizin ciğeri yandı, 
Nasıl bir memleket oluyoruz?
Neden önlenemiyor?
Neden bunca acı, bunca ölüm?
Kaç ocağa daha acı düşecek,
Şehit cenazeleri kaldırmaktan yorulduk,
Güvende olduğumuz, korkmadığımız,
Huzurlu bir memleket özlemi duyuyorum,
Umarım bu özlemimiz en kısa zamanda sona erer....

10 Mart 2016 Perşembe

GÜN GEÇMİYOR Kİ YENİ BİR ŞEY ÖĞRENMİYORUZ ! #TBT NEDİR?

Perşembe günü geldiğinde geçmişe bir özlem mi gelişiyor bünyede bilinmez ama,
Bildiğim şey #tbt hashtagı ile bir paylaşım yapmazsam içim rahat etmiyor,
Diyeceksiniz ki, bu tbt ne ola ki?
Hashtag falan bizi bozar :)
Haklısınız, bazen kendimi uzaydan gelmiş gibi hissettiğim oluyor, 
Konuştuklarımın anlaşılmadığı bir ortamda bulabiliyorum kendimi,
Örnek verecek olursam ; "Sibelll, bugün perşembe, tbt hashtag'ı ile bir paylaşım yapmalıyım instagramda" dediğimde, 
İnstagram jargonunu bilmeyenler için yeni terimler bunlar,
Çok da mühim olmayabilir tabi, bu fani işlere kafa yormayanlar için,
Ama ben teknolojiden ve yenilikten uzak duramayan bir kişilik olarak,
Bilmesem de öğrenmek için Google 'a yazarım hemen,
Ne neymiş muhakkak bilmeliyim,








Benim Canavarlar Yıl:2003 #tbt #throwbackthursday

Gelelim bu #tbt mevzuuna, 
İlk 2011’de kullanılmış ve asıl 2012’den sonra daha fazla kullanılmaya başlanmış,
Geçmişe ait fotoğraf yüklemek istediğinizde, fotoğrafın altına açıklama yaparken bir de  #throwbackthursday veya kısaca #tbt yazıyorsunuz, 
Açılımı Throwback Thursday olan TBT, geçmişten bir güne, eskilere dair fotoğraf yüklemek isteyenlerin kullandığı bir etiket, 

Neden perşembe olduğu konusunu ise hiç kimse bilemiyor,
Haftanın diğer günleri eski fotoğraf paylaşılmaz mı? Yasak mı var?
Bu soruların cevabı Hayır olabilir ama instagramda bu rüzgara kapılacaksanız eski fotoğraflarınızı perşembe yayınlayın havalı oluyor :)) 

‘’Hashtag’ ne ola ki derseniz de; diyez dediğimiz  ‘’#’’ sembolü,
Bu sembolü  istediğiniz kelime ya da kelime öbeklerinin başına bitişik bir şekilde yazarak hashtag oluşturuyorsunuz,
Twitter’da sevdiğimiz ya da ilgimizi çeken bir konuyu duyurmak istediğimizde ya da İnstagram’da paylaştığımız bir fotoğrafın beğeni sayısının yalnızca kendi arkadaş listemizle sınırlı kalmasını istemediğimiz durumlarda da hashtag yaparak bunu başarabiliyorsunuz. 
Bunu yapınca "başımız göğe eriyor mu?" derseniz, deneyin görün :)))

8 Mart 2016 Salı

HEP BİRLİKTE "KADININ ADI VAR" DİYORUZ !

KADININ ADI VAR: BANU, EBRU, ÖZGE
ANKARA’YA GELİYOR
Banu, bir kadın üçlemesi olan İmza Kızın, İmza Karın ve İmza Ben kitapları ile tanıdığım ve çok sevdiğim arkadaşım.  O sürekli yeni projeler üreten başarılı bir kadın. Onun seyahat yazılarını Hürriyet Gazetesi Seyahat Ekinde okuyoruz. Aynı zamanda bir blogger yeni bir proje içerisinde yer alıyor bugünlerde.   “Kadının Adı Var” gösterisi ile ilgili çok samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Önümüzdeki günlerde gösterilerini Ankara’da yapacaklarının müjdesini vermek istiyorum. 

Onlar, kendi olmaktan gurur duyan, bedenini seven, aklına güvenen, gelişmeye açık kadınlar.Özge Uzun ünlü bir haberci, spiker, yazar, Ebru Tuay Üzümcü başarılı bir psikoterapist, yazar ve aile içi şiddet konusunda uzman ,Banu  Özkan Tozluyurt ise  yönetim danışmanı, blogger ve yazar.   

Bir araya gelen bu üç güçlü kadın, bir gösteri sahneliyorlar. Bu gösteride,  çeşitli kadın hikâyeleri anlatarak kadınların bilinçlenmesine ve güçlenmesine katkıda bulunmayı amaçlıyorlar. Ayrıca şu üç sorunun cevabını arıyorlar; İlham aldığınız kadınlar kimler? Hayatınızın direksiyonunda kim var? İstediğiniz farkı nasıl oluşturursunuz? 

KADINLARIN ÖLDÜRÜLMESİNİ DİZİ FİLM GİBİ İZLEYEMEYİZ

“Kadının Adı Var” gösterisi nasıl doğdu? Sizi bir araya getiren neydi?  

Biz üç arkadaş, üç kadın, üç anne, üç yazar, üç çalışan sosyal sorumluluk projeleri yaparken tanıştık. Kanımız kaynadı birbirimize, buluşmaya başladık ara sıra. Bu buluşmalar esnasında kadınlarla ilgili konuları çokça konuşuyor, ne yapsak diyorduk. Kadınlar aşağılanıyor, öldürülüyor, baskılanıyor ülkemizde. Bir dizi film gibi seyredecek miyiz? Mümkün değil. Gece nasıl uyur insan? Önce bir televizyon programı yapalım dedik. Fazla "düzgün" bulundu yapmak istediklerimiz, destek bulamadık. Biz de sahneye taşıdık gösterimizi. Bir defada televizyonla belki bir milyon kişiye ulaşırken, sahnede 300 kişiye ulaşıyoruz fakat etkisi çok daha büyük oluyor. O nedenle çok mutluyuz bunu yapmaktan.  

Kadınların biyolojik donanımlarını ve sosyal rollerini mercek altına aldığınız, kadınlara başarının yolunu açmayı amaçladığınız bu gösteriye kadınların ilgisi nasıl? 

Çok çok iyi, öyle farklı sosyal yapıdan kadınlar bir araya gelip, el ele oluyoruz ki, umut doluyoruz. Okuma yazma bilmeyen de geliyor, üniversite hocası da. Genç kız da geliyor, 80'inini aşmış büyükanne de. Birçok mektup, e-mail alıyoruz sonra. Onları da web sayfamızda (www.kadininadivar.com) yayınlıyoruz. 

KALICI ÇÖZÜM İÇİN EMPATİ KURMALI

Kadınların kendine güvenli olmasının yanı sıra erkeklerin de kadınlara fırsat vermesi, saygı duyması çok önemli. Gençlerin ve erkeklerin de sizin gösterinizi izlemelerini sağlamalıyız değil mi?  

Elbette, toplum bir bütündür zaten ayırmaya kalkınca felaketler doğar. Kadını erkeği, genci yaşlıyı, hastayı sağlıklıyı, inançlıyı inançsızı ayıramazsınız. Hepimiz birbirimizle ilişkiliyiz, bu ülkede bu dünyada aynı havayı suyu paylaşıyoruz. Her birimizin diğeri üzerinde bir etkisi var. Ne kadar birbirimizle temas edebilirsek o kadar anlayış, empati geliştirir ve  sorunlarımıza kalıcı çözümler üretebiliriz. 

Her gün gazetelerde kadına şiddet ve kadın cinayetleri haberleri okuyoruz. Sadece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın haklarından bahsedilmesi sizce de kocaman bir iki yüzlülük değil mi? 

Başka zamanlar da oluyor bahsedilen ancak burada bir yetersizlik varsa bizden de sebep. O yüzden şikayet etmek değil, üretmeye odaklanmalıyız. Biz öyle düşünüyoruz. Eksik mi gördük, bir tuğla koyalım oraya. 

KADIN FAZLA OLUNCA O İŞ YERİNİN VERİMİ ARTIYOR

Türkiye’nin ilerleyebilmesi için toplumsal önyargılardan ve cinsiyet ayrımcılığından kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum. Erkeklerin bilinçlenmesi ve kadınların özgürleşmesi için neler yapılmalı? 

Kadın erkek daha fazla platformda ilişkilenmeli elbet. Yani ev işi de olsa, dışarıda para kazanmak da olsa, sosyal yaşama katılmak da olsa bu kadın ve erkeğin yan yana birbiriyle dost, destekçi olmayı öğrenmesi önemli. Çocuk yetiştirirken anne baba ortak koşturmalı, evin bakımı kadın erkeğin ortak yaşam alanı olduğundan beraberce kotarılmalı, kadınlar iş sahibi olabilmeli, girişimde bulunabilmeli, hayallerini gerçekleştirmenin peşinden gidebilmeli. Mutluluk bulaşıcıdır, mutsuzluk da. Kendi yaşamının direksiyonunda olan, sorumluluk alan ve mücadele eden insanın yaşamı anlamlıdır. Bu anlam paylaştıkça çoğalır. Erkeklerin kadınlara yer açmayı öğrenmeleri onların da yaşamlarının bütünlenebilmesi, mutlulukları için önemli ve gerekli. İş yerleri kreşler açarak, ücret eşitliği ve fırsat eşitliği politikaları benimseyerek ve sosyal sorumluluk projelerini sahiplenerek kendileri de daha çok kazanmanın önünü açabilirler. Bakın kadının eğitimi %1 artınca o ülkenin gayri safi milli hasılatına bu durum %3,37'lik bir artışla yansıyor. Kadınlar kazançlarının %90'ını eğitim, sağlık ve yeni yatırımlara yönlendiriyorlar. İş yerlerinin yönetim kadroları %30 kadınlardan oluştuğunda o işyerinin verimi artıyor. Bu rakamlar Dünya Bankası'ndan, Dünya Ekonomik Forumu, Birleşmiş Milletler ve GoldmanSachs gibi kurumların araştırmalarıyla sabit. Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan anlamlı, coşkulu yaşamların sağlanması mümkün gözükmüyor. Akıllı insanlar düşünür, sorgular, öğrenir, diğerleri ise biat eder. Gösterimize merak eden, mutlu olmak isteyen, madden ve manen zenginleşmek arzusunda olan herkes davetlidir.