10 Şubat 2014 Pazartesi

“İĞNELER” DOKTOR SELGİN GB’DEN


Selgin GB’nin 2011 yılında yayımladığı ilk kitabı “Lezzetli Öyküler” den sonra "Yitik Ülke Yayınları"ndan çıkan ikinci kitabı “İĞNELER” raflardaki yerini aldı.

Selgin GB, 08 Şubat Cumartesi günü, İstanbul'da Cafe Kafka'da İmza Günün'de okur dostlarıyla buluştu.

"İğne" deyip geçtiğimiz basit nesne bazen hayatımızı kurtarır, bazen kumaş parçalarını üstümüzde elbise olarak taşıyalım diye birleştirir, bazen yönümüzü gösterir, bazense bir pikabın üstünde sonsuzca dönerek etrafa yayılan nağmelerle kulağımızın pasını siler. Bir arının elimize batırdığı iğnesi çocukluğun uzak anılarından biri olarak kalırken iğneli bir sözün bıraktığı yara uzun yıllar sonra bile acıtmaya devam eder.
-          Selgin GB’yi bize kısaca tanıtmanızı istesem. Bir gizemli yan var sanki bu GB kısaltması ile.

Kitabın künyesinde belirtildiği gibi kırk yaşımı sürüyorum. Doktorum, yaklaşık dört yıldır mesleğimi yapmıyorum. Diplomamla ama başka bir işten para kazanıyorum. GB, evlenmeden önceki ve sonraki soyadlarımın, Gökdere Biber’in, baş harfleri olmakla birlikte çağrışımlara açık. Bu çağrışımlara örnek verecek olursam Gökteki Bulut, Geçerken Baktım, Gotik Butik, Güllü Bohça, Güya Böyle, Giga Byte, Great Britain bir zamanlar arkadaşlarımla üzerinde konuşurken ilk aklımıza gelenler olmuştu. Benim favorimse GeBe…

 -          İkinci kitabınızı raflarda gördüğünüzde ilk kitabın heyecanından farklı mıydı duygularınız?

İlki çok daha başkaydı. Yıllardır devam eden yazma serüveninde cesareti toplayıp gün yüzüne çıkarma durumuydu. Öncelikle ilkinin yayınlanması çok öğretici bir süreçti. Birincisi yayınevlerinden gönderdiğim dosyaya yorum bile yapılmaksızın red cevabı almanın çok da kötü bir şey olmadığını, olağan bir süreçten geçtiğimi gördüm. Elbette kabul edilmiş olsaydı, mutluluk kesinlikle daha fazla olurdu. Sonuçta ilk kitabı kendi imkanlarımla yayımladım. Bu dönemde hiç bilmediği dinamikleri öğreniyor insan.  Sonrasında ikinci kitapta gerçek bir yayınevi tarafından kabul görmüş olarak rafta yerini almaksa ayrı bir heyecandı ama ilki bana daha sabırlı ve temkinli olmayı öğretti.

OTUZ ALTI İĞNE BULDUK

-          İğneler içinde on dört adet öykünün ve on dört iğne çeşidinin yer aldığı bir kitap. Nereden esinlendiniz bu farklı kurguyu şekillendirirken?

İlk kitabım Lezzetli Öyküler de çok spontan ortaya çıkmıştı, İğneler de öyle oldu. İki bin on ikinin ilk günü ailece kahvaltıya gidiyorduk, eşim arabayı kullanıyordu, ben yolda Aslı Erdoğan’ın Mucizevi Mandarin’ini okuyordum. O sırada bana esin veren neydi hatırlamıyorum ama nereden geçtiğimizi hatırlıyorum. Harem’i arkamızda kalmıştı, Salacak’a doğru gidiyorduk, yağmur yağıyordu. Ben kitabın arka kapağına aklıma gelen iğne çeşitlerini yazdım. Sonrasında arkadaşlarıma anlattığımda herkes aklına geleni söyledi ve toplamda otuz altı iğne bulduk.

-          Beni en çok etkileyen ve empati kurmamı sağlayan hikaye “Kar” oldu. Sanırım iki erkek çocuk annesi olmamın etkisiyle. Çocuğuna acı vereceğini bildiğin ama gerekli olduğu için vurulan iğne benim de canımı acıttı. Hikayedeki duyguyu çok güzel aktarıyorsunuz okura, bu hikayeler nasıl yazıldı?

Hepsinin ayrı bir hikayesi var elbette. Mesela “Ziyaret” benim kendi kulak delinme hikayemin gerçeğine çok yakındır. Elbet hafıza anıları kaydederken bazı değişiklikler yapıyor, ekliyor ya da çıkartıyor.

 “Kar” aslında benim asistanlığım zamanından kalma bir hasta hikayesidir. Birebir aynı olmamakla birlikte o anneyi anlatabilmişsem… telaffuzu zor ama “yapabilmişim” demektir.

EN ÇOK DİLİN BATIRDIĞI İĞNE ACITIR

-          Sizce anlattığınız bu 14 çeşit iğneden hangisi insanın canını en fazla acıtır?

İnsanı bence en çok dilin batırdığı iğne acıtır, hele ki bu iğne kişinin kendine yakın hissettiği birisindense galiba yara olur, kapanmaz.

-          Komşu Teyzenin bir çocuğun kulağını delerken kullandığı yorgan iğnesi, müziği dinlemek  için gerekli gramafon iğnesi, bazen de dekoltemizi kapatmaya yarayan toplu iğne. Bu hikayeleri okurken ne kadar çok çeşit iğne var diye düşündüm. İğnenin kaç çeşidi var hikayesi yazılmamış olan?

Bende yirmi dört tane kaldı. Var mı artıran?

-          Hikayelerden biri, Macide Hanım ve ona can yoldaşı üniversiteli gencin hayatının bir şekilde kesişmesi ve tesadüfler zincirini anlatan “O Şarkı”, hayatta da bu gibi tesadüflere inanır mısınız?

Kesinlikle… Kaderden çok kişinin yaptığı seçimlere inanıyorum. Seçimleri yapmak kolay olabilir ama sorumluluğunu almak daha zordur. Her gün olmasa bile yaşantımız boyunca çeşitli tesadüfleri farkında olarak veya olmayarak yaşarız ve sonuçta bir seçim yaparız. Sonrasında yaşadıklarımızı kaderin bize verdikleri olarak ya da kendi seçimimizin sonuçları olarak kabul eder veya değerlendiririz. İlker kendisine önerilen işi kabul etmese Ceren, cinsel ilişki yaşadığı sürekliliğini çok da sorgulamadığı biri olacakken her şey Macide Hanım’ın ölümü ile bambaşka bir çehreye bürünüyor.

-         Ufukta başka bir kitap var mı? Okurlarınıza ne söylemek istersiniz gelecek planlarınız hakkında?

Bence bu bir hastalık… her okurun kafasında bir süre sonra kendi hikayeleri dolaşır mı bilmiyorum ama eğer bir şekilde bu hikayeler kağıda dökülmeye başlarsa galiba sonrasında iflah olunmuyor. Kim okur, biri okursa neden okur umursamıyor insan… Vücutta beliren ve kurtulması gereken bir doku gibi… doktor olmaktan mustarip, bunu şöyle ifade edeyim: bazı kanserler vardır beş yılda bazıları bir ayda öldürür insanı. Hikayeler de öyle… bazıları kolay kendini ortaya koyuyor, bazıları ise daha ağır… ( Ben böyleyimdir J direkt sorulana cevap veremem). Aklımda net üç proje var, birinin miladı 2003 diğerinin 2013… 2003 doğumlunun en az beş yıl daha beklemesi gerek. Üçüncüsü aklımda ne zaman belirdi bilmiyorum ama vakit bulduğumda en çok onunla olmayı seviyorum… hangisi önce çıkar, bilemem…

Çok teşekkür ederim…

9 yorum:

EBRUCA dedi ki...

ilginç bir kitap teşekkürler paylaşım için.

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Mutlaka okuyacağım, hem İğneler'i hem Lezzetli Öyküler'i :)

bahceperisi dedi ki...

Heyecanlandırıcı bir kitaba benziyor. İnşAllah, bir gün okuma fırsatım olur.

Adsız dedi ki...

Her iki kitabı da çok beğendim ben.

Gelecek olan kitaplarını da sabırsızlıkla bekliyorum.

Ece

Adsız dedi ki...

Lezzetli oykuleri gurmenin son yemegi ile pespese okumus ve daha cok begenmistim..

Atalet

Asis dedi ki...

Muhabirimiz iş başında :)
En kısa zamanda okumak dileğiyle...
Öperim çok.

Sanem Kelesoglu dedi ki...

çok çok teşekkürler Maviannecim.Hayırlı olsun bol satışları olsun.ilk fırsatta alacağım.çok güzel röportaj yapmışsın.

Heyyfi dedi ki...

Selgin GB zaten takip ettiğim bir yazar. İğneleri de bloğundan takip etmiştim. Çok anlamlı ve etkileyici gerçekten...
Çok hoş bir yazı olmuş canım...
Her ikinizi de kutlarım...
İğnelerin yolu açık olsun...

Ebru dedi ki...

Ben de en çok Kar ve O ŞArkı'dan etkilendim. Çok beğendim Selgin Hanım'ı. Kesinlikle okunası.