3 Ocak 2014 Cuma

2014'ÜN İLK "KIZILAY" YAZISI

(Güvenparktaki çiçekçiler 4 dal nergisi 5 tl'ye satıyorlar. Çok sevmeme rağmen almadım, yazık 4 dal için 5 liraya dedim haksız mıyım?)
Ankara'da yaşayıp da yıllar sonra tekrar Kızılay'ı keşfeden Mavianne için,
Her öğle tatili bir maceraya adım atmaktı,
2012'nin son aylarında taşınmıştı işyerim buraya,
Her daim kalabalık bir yerdir Kızılay,
Memur kenti olan Ankara'da emekli, öğrenci ve işsizler büyük bir nüfusu oluşturuyor ki,
Mesai saatlerinde bile sokaklar dolu oluyor,
Kapalı AVM'lere alışkın bünyem, Kızılay'a uyum sağlamakta biraz zorlansa da,
Bu açık havada gezip Atatürk Bulvarı üzerindeki dükkanları kolaçan etmek hoşuma gitti,
Temiz havada gezmek gibisi yok,
"Temiz Hava" dediysem lafın gelişi,
Bulvarın trafiği malum,
Başbakanlık civarında olunca işyerim,
Sürekli sivil polislerle yüzyüze geliyorum,
Sabahtan akşama kadar, yaz kış demeden sokakta olan bu polislerin işlerinin hiç de kolay olmadığını gördüm,
Sinir sistemlerinin sağlam olması gerçekten de zor,
Olgunlardaki Kitapevleri test kitaplarının üzerindeki fiyattan %30 indirim yapıyorlar,
Karşı sıralarında yer alan korsan kitapçılarda ise, her yeni çıkan kitabı 5 TL'ye almak mümkün,
Korsana Hayır!! diyoruz tabii,
Ama alenen satılan bu kitapları görmüyor mu telif hakkı konusunda çalışanlar hiç ama hiç anlamıyorum,
Karanfil Sokakta sıra sıra dizili kafeler, restoranlar, Filiz Pastanesi uğrak yerlerimizden oldu, (Sibel'in kulakları çınlasın)
Kumrulardaki Cici Piknik'te kömür ateşinde yenilen dönerin tadı hiçbir yerde yok,
Küçücük bir dükkan burası, ayaküstü yenilen dönerin bağımlısı oluyorsunuz,
İzmir Caddesindeki Kardens de Karadeniz yemekleri için lezzetli bir durak,
Karanfil Pasajı ise, incik, boncuk, gümüş takılar almak için doğru adres,
Moda Çarşı, Kocabeyoğlu Pasajı ise aradığınız herşeyi bulabileceğiniz yerlerden,
Kumrulardaki Adanan Ötüken Kütüphanesi'ne muhakkak yolumu düşürüp kitapların kokusunu solurum,
Hatta yıllar sonra kütüphaneye kayıt olup, kitap alma keyfini de yaşadım,
Kızılay anlatmakla bitmez,
Üst geçitlerindeki dilendiler, çalgıcılar,
Güvenparktaki çiçekçiler,
Metro'nun Bakanlıklar çıkışında her sabah, merdivenlerin kenarında oturan çakmak ve kalem satan beyaz sakallı dede,
Herbiri ayrı bir yazı konusu olacak zenginlikte,
2 yıl önce benim için Kızılay sadece anılarda kalmış, zorunlu olarak gidilmesi gerekirse inilmesi gereken bir yerdi,
Bir gün sizlere de öneririm Kızılay turu yapmanızı....

4 yorum:

mehtap dedi ki...

bence artık 5 TL 1 Tl muamelesi görüyor, herşey o kadar pahalı ki.Mavianne sen yazdıkça ben Ankara'yı özledim birden, kim ne derse desin, deniz olmasa bile bence güzel bir şehir.Sevgiler..

Hayat Mutfakta Güzel dedi ki...

Uzunn yıllarımı Ankara sokaklarında geçirdiğim için anlattıklarınız oldukca tanıdık geldi :)) özlemişim...
İzmir Cadddesi çok hoşuma giderdi, Şık düğme uğramadan geçemediğim yerlerden bir tanesiydi...
En çok da Zafer Çarşısı ve orada bulunan kitaplar arasında özellikle de ikinci el kitaplar arasında saatlerce dolaşırdım en ufak boş zamanlarımda...
Kızılay...iyi ki yazmışsınız...güzel günler dileklerimle...

meri dedi ki...

kızılay diyince benim aklıma da karmakarışıklık geliyor mesela..

Heyyfi dedi ki...

Canım, ben de çok mecbur olmadıkça gitmiyorum Kızılay'a. Yazını okudukça özlediğimi fark ettim. Yakında eşimle bir tur düşünüyoruz zaten. Belki seni de ararım ve sen de uygun olursan bir kahve içeriz :)
Sevgiler...