4 Mayıs 2012 Cuma

OLMAYAN-BAHRİ GÖRDEBAK RÖPORTAJI

OLMAYAN
BAHRİ GÖRDEBAKIN İLK ROMANI
 OLMAYANın roman kahramanları belki de apartmanınızdaki öğrenci evinde oturan, evlerine giren çıkandan rahatsız olduğunuz, ters ters bakıp söylendiğiniz üniversiteli gençler olabilir.
O kadar sahici bir hikaye var ki karşımızda. Roman yazmak isteyen Halit, Ankarada yaşıyor, Metroya binip Kızılay'a gidiyor, Güvenpark'ta buluşmak için randevu veriyor, 7. Cadde'ye takılıyor. Halit'in gizliden gizliye aşık olduğu fizikte okuyan Başak ise Amak-ı Hayal kolleksiyoneri.   

Roman, öğrenci şehri olan Ankarada yolları kesişen gençlerin günlük hayatları, kişisel gel-gitleri, hayalleri, aşkları, ruhsal değişimlerini konu alıyor.
Sonu ise sürprizli. 

Genç bir yazarın ilk romanını okumak ve üniversiteyi Ankarada okuyan bir grup gencin hayatına göz atmak istersenizOLMAYANtam da size göre.

Kitabın arka kapağı:
Venedikte değildik. Michelangelonun duvar resimlerini andıran resimlerle süslenmiş bordo ağırlıklı bir otel odası değildi kaldığımız. Tavanda bir de Eros resmi yoktu, elinde oklanmış yayıyla. Güzel bir yaz sabahı değildi. Güneşin beyaz ışığının perdelerin aralıklarından içeriye sızıp içimizi ısıttığı yoktu. Ben bir Fransız balkonundan daracık bir Venedik sokağına bakmıyordum. İçeride aşkım, sakız gibi beyaz çarşafların arasında uyumuyordu.
MAVİANNE/FATMA ERDEM : Romanınızda sizinle ilgili hiçbir bilginin ve fotoğrafın bulunmamasının özel bir sebebi var mı? Kendinizi bize tanıtır mısınız?

BAHRİ GÖRDEBAK (B.G.): Yazarlık yapan biri için biraz ilginç görünebilir, ama pek ortalarda olmayı sevmiyorum. Bir ara romanımı bir mahlasla çıkarmayı bile düşündüm. Nedenini açıklamam zor.

1976'da Ankara'da doğdum. Ailemin memuriyeti nedeniyle Türkiye'nin pek çok şehrinde yaşadım. Uzun yıllar Ege Üniversitesi'nde hiç sevmediğim mühendislikte “okumadıktan” sonra, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV-Sinema Bölümü'nden mezun oldum.

Hayatımın en kısa özeti budur herhalde. Birçok ilgi alanım var aslında, ama yazarlık bunların en önemlisi.
 
M :Olmayanİlk romanınız değil mi? Okurlardan nasıl tepkiler aldınız?

B.G. : İlk romanım ve ilk romanım değil. Şöyle açıklayayım: Aslında Olmayan'dan önce birkaç roman yazdım. Ama içime sinmedikleri için yayınlatmaya çalışmadım onları. Yayınlanan ilk romanım Olmayan.

Okurlardan aldığım tepkiler hakkında bir şey söylemem için erken. Ama aldığım ilk tepkiler olumluydu. Romanın akıcı ve genel olarak eğlenceli olduğunu düşündü herkes, ki bunlar da benim için en önemli konulardı zaten.

İSTANBULLULARI ŞAŞIRTAN BİR ŞEKİLDE ANKARA’YI ÇOK SEVİYORUM

M : Ankarada geçen bir roman yazmak nereden aklınıza geldi?

B.G. : Ankara'da yaşıyorum ve İstanbulluları şaşırtan bir şekilde Ankara'yı çok seviyorum. Hem taşrayı, hem de büyük şehri bir arada yaşamak isteyen biri için ideal bir şehir Ankara. Çok hareketli bir hayat tarzım olduğu da söylenemez.

Uzun yıllar başka şehirlerde de yaşamış olmama rağmen, kendimi Ankaralı olarak görüyorum.  Başka bir şehirde geçirmeyi düşünmedim bile romanımı.

Bunun bir sebebi de, Ankara'ya yerleştikten sonra hayata yeniden başladığımı düşünmüş olmam olabilir. Şehir ve okul değiştirmem, geçirdiğim ağır bir depresyondan sonra söz konusu oldu ve Ankara'da hayata yeniden başladım. En azından böyle hissediyorum.

 M : Birinci bölümde kurulan olumsuz cümleler ilgi çekiciydi. Bu tarzda yazmak nasıl geldi aklınıza?

B.G. : O bölüm aslında bir öyküydü başta. Yine Venedik konusunu işleyen çok kısa bir öykü olarak yazmıştım o bölümü. Nereden aklıma geldiğini hatırlamıyorum, ama Halit'in yazabileceği bir şey olduğunu hissettim aradan biraz zaman geçince. Romanda da olan ve olmayan kavramlar ele alındığı için onu da oraya aldım. Sonunda Halit'in yazdığı bütün bölümler ortaya çıktı. 


VAR OLMAYAN ABİMLE İLGİLİ ŞİİRLER YAZARDIM

M :Ne olmadığınızın sizi nasıl şekillendirdiğini görebiliyor musunuz?...........Olmayanlar önemlidir. Belki bunun için en güzel mısranın henüz yazılmayan olduğunu söylerlerdiyor romanın kahramanı Halit. Kitabın bu felsefesini nasıl anlatırsınız bize?


B.G. : Olmayanlar konusu çok eskiden beri kafama takılan bir konuydu aslında. Daha lise çağlarında, var olmayan abimle ilgili şiirler yazardım.

Mark Haddon'ın harika romanında dediği gibi, olan şeyler bir tanedir. Olmayanlar ise sonsuzdur. Sonsuz olasılığın içinden sadece birinin gerçekleşmesi bana büyüleyici gelmiştir her zaman. Eğer evreni, küçük ya da büyük boyutlarda, nasıl ele alırsanız alın, aslında benim bu halimde ben olmam sonsuz olasılığın arasından gerçekleşmiştir.

Karakter olarak her şeye hayret eden biri olduğum için olsa gerek, bu benim için büyüleyici bir şey.  Birçok insanın yaptığı gibi, pek ciddiye alınmayabilir tabii bu. Ama ben her şeye yabancılaşıp dışarıdan bakmayı seven biriyim. Hayatta her şeye şaşırabilirim.


M : Kitabın karakterlerinden Mahir içinAnkara'yla işi bitmişti. Ankara tahliye etti yüreğinin cezaevindentanımlaması geçiyor kitapta. Ankarada okuyan her öğrenci buradan gitmek, İstanbulda yaşamak hayali mi kurar sizce?

B.G. : Aslına bakarsanız, bunun Ankara'ya has bir şey olduğunu sanmıyorum. Depresif insanların çoğunda bir kaçma arzusu vardır. Bulundukları şehri terk edip bambaşka, yepyeni bir hayata başlama arzusu. Mahir'in Ankara için hissettiklerini ben İzmir'de hissetmiştim. Hayatının bir döneminde böyle hisseden pek çok insan da tanıdım.

Ankara'da okuyan pek çok insandan, gitme arzularını duyabilirsiniz. Ama bunu pek çok şehirde okuyan pek çok insandan da duyabilirsiniz. İstanbul'da okuyan pek çok insanda da bu duygu ortaya çıkıyor. Şehirlerle değil, insanların kendileriyle ilgili bir konu olduğunu düşünüyorum bunun.

Çünkü aslında her şehir güzeldir. Eğer siz mutluysanız, her yer güzeldir. Mutlu değilseniz, her yer çirkindir.


M: Roman kahramanınız HalitYazarkelimesine birçok tanım getiriyor.Yazar nedir? Hangi aşamada yazar olunur? İnsanı yazmak dışında, yazar haline getiren büyülü bir an olmalıdiyor. Sizin büyülü anınızBu Andiyebiliyor musunuz?

B.G. : Aslında benim büyülü anım bir süre önce gerçekleşti. Bir iş için resmi bir kuruma gitmiştim. Oradaki memur bana ne iş yaptığımı sorunca “Yazarım.” dedim. Sonra birden bunu inanarak ve güvenle söylediğimi fark ettim.

Belki de bu büyülü an, sizin yazar olduğunuza inandığınız andır.


M:Eğer kurmacayı tanımlamam gerekseydi böyle tanımlardım: Olanla olmayanın evliliğidiyor roman kahramanınız. Siz de bu romanda gerçek hayatta olan ve olmayan karakterlerle mi bezediniz romanınızı?

B.G.: Evet. Romandaki karakterlerin bir kısmı gerçek hayatta tanıdığım insanlar. Bir kısmı tanımadığım ve uydurduğum insanlar. Tabii benim romanım biraz daha gerçekçi bir hikaye anlattığı için, bütün karakterleri ya da olayları gerçek hayattan aldığım sanılabilir. Ama bu doğru değil.

Yazılan roman ne olursa olsun, binlerce yıl gelecekte, uzayda bile geçiyor olsa, içinde yazarın tanıdığı bildiği şeyler vardır. 

SEVDİĞİM KALEMLERİN İSMİ VARDIR

M: Roman kahramanı Halit'in ilginç tanımlamaları var.“ Yaşlı sütlü kahverengi kazağını giydi. Bu kazak kendisinden yaşlıydı” Eski değil de yaşlı sıfatını kullanmak ilgi çekici.

B.G.: Tabii ki Halit tam olarak beni yansıtmıyor. Ama birçok yönden benden izler taşıyor. Sevdiği şeyleri kişileştiren bir karakteri olduğunu düşündüm hep. Halit gibi birinin o kazağa bir insan ismi bile verebileceğini düşünüyorum hatta bazen. Bir arabaya, ya da bir gitara isim veren birinden farklı olarak, Halit'in pek çok şey için böyle davranabileceğini hissediyorum.

Benim defterlerimin hepsinin bir insan ismi vardır örneğin. Sevdiğim kalemlerin isimleri vardır. Giysilerime isim vermedim, ama verebilirdim pekala.


M: Gelecek hayalleriniz nedir? Romandan beklentileriniz veya ikinci roman hazırlıklarınız başladı mı?

B.G.: Hayallerimin başında, sevdiğim işi yaparak hayatımı kazanabilmek geliyor. Çok büyük beklentilerim yok, zenginlik veya şöhret peşinde değilim aslında. Zaten bunlar için yazarlık çok uygun bir alan değil. Hikayelerimi anlatmak ve kendime benzeyen insanlarla paylaşabilmek istiyorum.  Bu arada biraz para da kazanabilirsem, mutlu olacağım.

Evet, başka projelerim var. Şu anda bir tanesinin üzerinde çalışıyorum. Henüz yazmaya başlamadım, ama hazırlığım tamamlandı sayılır.

 M: Teşekkür ediyorum. Vakit ayırdığınız ve ilk romanınızın ilk röportajını bana verdiğiniz için.

B.G.: Ben teşekkür ederim.

7 yorum:

Asis dedi ki...

Fatmacim güzel bir röportaj olmuş ,en kısa zamanda okumayı isterim.Kitaptan önce yazarı biraz tanımak adına bizimle paylaştığın için teşekkürler.Samimi ve içten duygularını paylaşmış yazar,kendisine basarılar.Öpüyorum canım .

Leylak Dalı dedi ki...

Okumaya başladım bile, gayet güzel gidiyor. Sana da tekrar teşekkür ediyorum Maviannecim:))

Hayat İzlerim dedi ki...

İlk fırsatta okuyacağım Mavi annem, keyifli bir röportaj olmuş, kitap da güzele benziyor ...

gungece dedi ki...

Canım benim, uzun zamandır hız kesmiştin, süper olmuş röportaj, fotoğraflar, sorular ve cevaplar. harikasın arkadaşım. yorumda geciktim ama takipteyim:)

Balkahve dedi ki...

Güzel bir çalışma yapmışsın:)Kutlarm seni mavianecim...
İlginç bir yaklaşımı var yazarın ''Biz de hayretle okuyacağız'' heralde :))
Bir de okuduktan sonra yorumlaşırız umarım... ancak ''olmayan'' çok ilginç bir durum okumak için sabırsızlandım:) sevgiler sana

laleninbahcesi dedi ki...

Kitaba yarın akşam başlayacağım...Taşınma , yerleşme derken başlayamamıştım.
Amak-ı Hayal dedin baştan bağladın beni zaten. Çok sevdiğim bir kitaptır.
Yazarların ilk kitaplarını okumayı çok severim.
Çok güzel bir röportajdı kankim...
Yazarı kutluyorum... Kitabın yolu açık şansı bol olsun.

Sevgimle

servis dedi ki...

sayın blog yöneticisi paylaşımlarınız çok yararlı Rogar ekibimiz olarak paylaşımlarınız için çok teşekkür ederiz.