23 Ocak 2019 Çarşamba

IKIGAI- Mutlu Yaşam Sırrı

Japonlar “iyi hayat” hedefine “ikigai” diyorlar. Uzun ve mutlu yaşamanın sırrını bulmuşlar :)) Hayatımızın bir gayesi olmalı ki, her sabah yatağınızdan sevinçle ve şükrederek uyanalım.  Japonlara göre İkigai'sız insan, gayesiz ve hedefsiz hayattan zevk almayan, mutsuz, huysuz ve keyifsiz bir insandır. 

İkigai'nın  13 Erdemi ; 1. Ölçülülük 2.Sessizlik 3. Düzen 4.Azim 5.Tutumluluk 6.Çalışkanlık 7.Samimiyet 8.Adalet 9.Ilımlılık 10.Temizlik 11.Dinginlik 12.İffet 13.Tevazu
Kişisel gelişim uzmanlarından her gün duyduklarımızdan hayatımıza geçirmek için gayret sarf ettiklerimizden farklı bir şey değil.  Aslına bakarsanız Mevlana ve Şems'i okuduysanız onların öğretilerinde daha da fazlasını bulursunuz Mesnevi'de, Tasavvufta. 
Sıkıntılаr gecedir… Dinlen kederlenme sabah elbet olacaktır. -Hz Mevlana 
Kolun mu kırıldı? Üzülme, belki Allah sana kanat verecek. – Hz Mevlana
Gönlüm dilime dargın, dilim gönlüme Gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime;Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme… -Hz.Mevlana
Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun, kusuru örtmeyi marifet edin kendine. İşte o zaman kusursuz olursun. – Hz. Mevlana Celaleddin Rumi
Demiş ki; Mevlanа; “Seni seveni zehir olsa yut. Seni sevmeyeni bal olsa da unut.” – Hz. Mevlana
Niye üzülüp ağlarsın can? Bırak sevmeyen gitsin. Dua et Rabbim seni terk etmesin. İşte o terk ederse, gerçekten bitersin..! – Hz. Mevlana 
Aşk, bir uçurumdan düşmek gibidir, bunun için sevgiliye ” YAR ” denir. Mevlana Celaleddin Rumi
Mutluluğu senle bulan senindir, ötesi misafir. -Hz. Mevlana
Bize, gözün değil gönlün gördüğü ‘yürek’ gerek… -Hz. Mevlana
Her insаn bir yağmur tаnesi gibidir. Kimi çamura, kimi gül yaprağına düşer. -Hz. Mevlana
Üzülme Can! Doğruysan zarar gördüm deme. Bil ki iyiler mutlaka kazanır. -Hz. Mevlana

21 Ocak 2019 Pazartesi

Güzel Saçların Olsun İstiyorsan!

“Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan,
İnsanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan,
Bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin,
Ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için,
Sadece güzel sözler söyle..”
Audery Hepburn

50’li ve 60’lı yıllara damgasını vurmuş  bir oyuncu Audrey Hepburn ve onu  zarafeti, başarısı, güzelliği ve iyilikseverliği ile hatırlayanlar çoğunlukta. Arkasında böyle anlamlı sözler bırakmış. İyi ve güzel olabilmenin  ipuçlarını veriyor. Yürek güzelliği, hayata olumlu bakmak çok değerli bir özellik. Hayat tabi ki tozpembe değil. Olumlu bakış açısını yakalamak için de hayatın sorunsuz, tek düze, lay lay lom olması gerekmiyor zaten. Acıyı da yaşıyor insanoğlu, ölümü de hastalığı da. Bu duyguları  yaşamak çok doğalı. Mühim olan, o dipsiz sandığımız kuyuya düşünce kalkmayı başarabilmekte. 
Peygamber Efendimiz de ne güzel söylemiş; "Ya hayır söyle ya da sus" 
Hayır söylemek, güzel sözler sarf etmek hem bizim yüreğimizi onarır hem karşımızdakinin. Gönül almak, bir güler yüz tüm günümüzün iyi geçmesini sağlar. 
Aksi insanları oldum olası anlamamışımdır. Boşuna mı söylemiş Atalarımız "keskin sirke küpüne zarar " diye. Bu kadar negatif  olmaya, somurtmaya, sürekli söylenmeye, her fırsatta nasihat etmeye ne gerek var ki. Hem çevreni bunaltırsın, sen farkında olmadan çevrendeki insanlar senden kaçmaya başlar. Belki de kızın, oğlun, torunun, gelinin hatta eşin bile mecburen yanında olur. Şu kısacık dünyada insanları bu şekilde hissettirmek ne kadar gereksiz. Seninle birlikte olduklarında onlara, mutluluk, huzur, neşe ve rahatlık verebilsen keşke. Ne kadar güzel olur. Bunu biraz düşünsek ne de güzel olur.

19 Ocak 2019 Cumartesi

Çiçero Film Yorumu

Çiçero'nun Galası Maslak Uniq'de hafta içinde yapıldı 18 Ocak'ta da vizyona girdi.  
Ben de taze taze fırından yeni çıkmışken gidip göreyim dedim. Erdal Beşikçioğlu ve Burcu Biricik için gittiğim bir filmdi Çiçero. Film Müzikleri şahaneydi müzikleri Onur Özmen bestelemiş. 
Filmde birşeyler eksik kalmıştı sanki. Casusluk filmlerinin o heyecanını ve duygu yoğunluğunu yaşayamadım. Burcu Biricik ve Erdal Beşikçioğlu için gidilir ancak, beklentinizi yüksek tutmayın. Bir "Kelebeğin Rüyası" bir "Babam ve Oğlum" bir "Aile Arasında" bir "Müslüm" etkisi yaratmadı bende. Çok sevmiş ve etkilenerek çıkmıştım bu bahsettiğim filmlerden. 
Erdal Beşikçioğlu nam-ı diğer Behsat Ç 'nin opera söylemesine ise gülmedim desem yalan olur. Hani bir ceket giyersin şahanedir kumaşı, dikişi ama, sana bir türlü uymaz ve şık durmaz ya, ona da opera söylemek aynen böyle olmuş.
Hayat Şarkısı dizisinde casusluk faaliyetlerine alışık olduğumuz Burcu Biricik, aksanı ve sarışınlığı ile tam bir Alman olmuştu. 
Atatürk Orman Çiftliği, Bulvar Palas, Opera, Melek Sineması, Alman ve İngiliz Büyükelçilikleri ile 1943 yılının Ankarasını görmek güzeldi. Almanların Ari bir ırk yaratmak için engelli ve down senromlu Alman çocukları  toplayıp gaz odalarında öldürmeleri en etkileyici sahneydi. 
İngiltere Başbakanı Churchill sanki gerçeği gibiydi. Dönem kostümleri, kadınların saçları, ortam güzel yansıtılmıştı. Agust, down sendromlu çocuk oyuncu çok başarılıydı.
Tamer Levent'i ingiliz büyükelçi rolünde olmasına rağmen, İstanbullu Gelinde Esma Sultanın Garip'ini izler gibi izledim. Dizi oyuncularını her hafta izleyip filmde karşına çıktığında ise farklı bir role kolay kolay oturtamıyorsun. İngilizlerin 2. Dünya Savaşında Türkleri savaşa dahil etme çabalarını izliyoruz. Bir uşak olarak İlyas'ın soğukkanlılıkla gizli dosyalarıdaki bilgileri Almanlara iletmesi, gerçek hayat hikayesi olunca daha da ilgi çekici kılmış filmi.
FİLMİN KONUSU:
Yüzyılın casusu olarak bilinen Çiçero kod adlı Elyesa Bazna (Erdal Beşikçioğlu), 2. Dünya Savaşı sırasında İngiliz Büyükelçiliği’nde uşak olarak çalışmaktadır. Büyükelçilik içinden birçok bilgiye rahatça ulaşabilen Bazna, kısa süre sonra para karşılığı Almanlar için casusluk yapmaya başlar ve “Çiçero” kod adını alır. Çiçero savaşın gidişatını değiştirir ancak savaş esnasında yapılan  T4 operasyonu ile engellilere yapılan katliamlara engel olamaz. "Yüzyılın en büyük casusluk hikayesi" olduğu iddiasını taşıyan "Çiçero", Almanya'nın pek bahsedilmeyen savaş uygulamalarından T4 programına değinerek down sendromlu, engelli vb. çocukların trajik kaderlerini de beyaz perdeye yansıtıyor.

18 Ocak 2019 Cuma

Kitap İsimlerinden Hikaye Yazmaya Ne Dersin?

İnstagramda kitap kurtları (@birdy27 ) yeni bir etkinlik başlatmış. Kitaplardan kule yapıyorsun ve buraya dizdiğin kitapların isimlerinden anlamlı cümleler kuruyorsun. Bu benim çok hoşuma gitti hatta böyle  hikayeler bile oluşturabileceğimi düşündüm :) 
Bu etkinliği bloğa taşımak istedim, hani bizim MİM'ler gibi olsun ne dersiniz? Sosyetik tabiri ile challenge diyorlar instagramda yani "Meydan Okuma"

"Mutfağın hatıra defterini açtığıma sen Tanıksın. Dünyadan aşağı düştüğümde Göçüp gidenler koleksiyoncusu bana Cennette ilk soframı kuracak. İşte o zaman Dikkat, vücudumuz konuşacak. "


Sizi Mimliyorum !
                                                          laleninbahcesi.blogspot.com/
https://www.mutlueller.com/

"Mutfağın Hatıra Defteri " nam-ı diğer Leylak Dalı'nın ilk yazarlık deneyimi diyebilirim. Ancak yıllardır blog yazıları ile kendinden söz ettirmiş Nurşen gerçekten de çok akıcı, eskileri yad ettiğimiz bir kitap yazmış.  (Kitap isimleri üzerine tıkladığınızda söyleşimizi okuyabilirsiniz)

 Pınar Eğilmez'in çok ses getiren ilk  kitabı Uçan Tabut'tan sonra çıkardığı ikinci kitabı
"Tanık". Onu da tanıma fırsatım oldu,  Ankara'da buluştuk ve söyleşi yaptık kendisi ile. Akıcı dili farklı bakış açısı ve sürpriz sonu ile ilgi çekici bir kitap.

Dünyadan Aşağı'da Gaye Boralıoğlu, babalar ve oğulları, sesleri ve susuşları, riyakarlığı, şimdiyi ve geçmişi anlatıyor. Kahramanımız Hilmi Aydın'ın kurumuş bir yaprak gibi dünyadan aşağı düşmemek için ölmüş babası ve kendi hayatı ile hesaplaşmasını ve yüzleşmesini anlatıyor. 

Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu Şermin Yaşar ne güzel yazıyor değil mi? Yüreğine dokunuyor insanın tüm yazdıkları. Eğlenceli, neşeli, içten bir kadın Şermin. "Dedemin Bakkalı"ndan sonra yaptığımız söyleşide ona hayran kaldım desem azdır.

Cennette İlk Sofra  Ekmek Profesörü Bilge Kadın Mine Ataman'ın şahane kitabı. Tam bir başucu eseri olmuş. İçindeki bilgiler, efsaneler, tarih, felsefe engin bir hazine adeta.

Dikkat Vücudumuz Konuşuyor, malumunuz Ahmet Şefik İzgören yılların kişisel gelişim uzmanı, eğitimci, gönüllü uğur böceği.  Bu kitabında beden dilimizin nasıl ipuçları verdiğini öyle nüktedan anlatıyor ki, elinizden bırakmadan okuyacağınız bir kitap.