1 Eylül 2014 Pazartesi

DİŞ HEDİĞİ PARTİSİ

Diş Hediği yaptık Uğur Bebeğe,
İlk dişleri çıkmış,
Annesi, babasi teyzeleri ve anneannesi de bu güzel geleneğimizi yaşatmak istemişler,
Buğday tanelerinin nohut ile birlikte haşlanması ve süzülmesi ile hazırlanan bir yiyecek Hedik..
Diş hediğinin yapılmasıyla ilgili bazı inanışlar var. Çocukları için diş hediği yapılırsa çocuğun dişleri daha kolay çıkarmış, diş hediği ne kadar çok dağıtılır ve yenirse bebeğin o kadar sağlıklı ve güzel dişlere ağrı çekmeden sahip olacağına inanılırmış.
Diş Hediği töreninde çocuk yere serilen örtünün üzerine oturtuluyor ve başından aşağı bu hedik dökülüyor, önüne konulan  makas, ayna, altın ve ekmek konuyor, çocuk bu nesnelerden hangisini seçerse ilerde çocuğun nasıl bir mesleği olacağı konusunda tahminde bulunuluyor .
Makas ve tarak, meslek erbabı olmayı; ayna süse meraklı olmayı; para ticareti ve zenginliği, kalem okur-yazar olacağı; ekmek ailesi için bereketli olacağı, hayatı boyunca bolluk içinde yaşayacağı gibi anlamlar taşıyormuş.

Uğur ve annesi Sibel çok hazırlanmışlardı bu partiye,
Papyon erkek çocuklarının yegane aksesuarıdır,
Fahir ve Ahmet Can'ı süslemek istediğimde ben de muhakkak takardım,
Lacivert, beyaz, turuncu, kırmızı papyonları vardı onların da,
Ne yapalım kızlar gibi şipşirin, süslü püslü giydirmek mümkün değil,
Papyonla bir sevimlilik katardım,
Uğur'a da çok yakışmış papyonu,
Küçük adam olmuştu,
 
 Bizim Uğur'un önüne koyduklarımız daha çağımıza uygundu. Laptop gibi :) Bir de ilaç kutusu koymuştuk, onu aldı ilk olarak ve bizler de onun ileride Doktor olacağına kanaat getirdik, sonrasında da makas alınca cerrah olmayı hak etmişti bizim gözümüzde!!!

Bu sevimli diş süslerden, hedikten ve böreklerden eve giderken yanımıza bile verdiler,
Ananenin lezzetli böreklerini, Uğur'un harika pastasını yedik,
Bol bol fotoğraf çektirdik, Uğur'u sevmeye doyamadık,
Bu sevimli ortamda bizler de mutlu olduk,
Nazar değmesin,
Allah Uğur'a sağlıklı, şanslı , güzel bir ömür versin,
Damatlığını da görelim inşallah,
Bu güzel parti için teşekkürler,
Çok eğlendik :))

27 Ağustos 2014 Çarşamba

6000 KİŞİNİN İÇERİSİNDE OLMAK "ATATÜRK PORTRESİ"


FOTOĞRAFLAR:Fotoğraf Sanatçısı Gülten Yıldız

26 Ağustos Salı günü Anıtkabir'de Başkomutanlık Meydan Muhaberesinin 92. Yıldönümünde fotoğraf sanatçısı Cumhur Aygün'ün liderliğinde 6000 kişi, 10.Yıl Marşı ve İzmir Marşı eşliğinde  Atatürk'ün canlı portresini oluşturdu. 10.200 kişinin geldiği Anıtkabir'de 6000'in içerisinde yer alamayanlar 3 adet büyük ekrandan portreyi izleme imkanı buldular. Guinness yetkililerinin de izlediği organizasyonu, 400 metre yükseklikten Cumhur Aygün tarafından değişik açılardan fotoğrafladı. Bu canlandırmanın "en fazla insan sayısıyla oluşturulmuş portre" olarak Guinness Rekorlar Kitabına girmesi hedefleniyor.
Fotoğrafçılık Klübünden arkadaşlarımın da katılım sağladığı bu etkinlikten çok güzel kareleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kadrajlarına takılanlar;

Dostlarımı bu güzel ortamda görmek bana çok iyi geldi,
Katılamasam da yüreğim oradaydı,
Gönlünüze sağlık,
Fotoğraf: Sermin Güner
Fotoğraf: Sonnur Eser

Ve... 
Gülten, harika bir yürek 6000 yüreği fotoğrafladı,
Nasıl bir enerji ve fotoğraf aşkı var onda bilemezsiniz,
Harika bir arkadaş, dost,
Fotoğraf sanatçısı: Gülten Yıldız'ı takdimimdir,
Işığın bol olsun,
Hep muhteşem  kareler girsin kadrajına....

23 Ağustos 2014 Cumartesi

TEOMAN KONSERİ-ŞİRİNCE-ZEYTİN AĞACI



Sığacık Kaleiçinde Teoman Konseri tatilimin ikramiyesiydi benim için,
Hem Nurdan ve Asuman ile birlikte olmak hem Teoman’ı dinlemek çok ama çok keyifliydi,
Ses her zamanki gibi muhteşem,
Müziği bıraktı diye tekrar sahnede dinleyemeyeceğimi düşünerek üzülmüştüm,
İlk olarak ODTÜ Stadyumunda izlemiştim,
Tarzı, şarkıları ve sesi ile bence 10 numara,
Sahnede  seyirci ile daha fazla diyalog kursa sanki daha memnun olurdum,
Bizler umurunda değilmişiz gibi bir tavrı vardı,
Sahnedeki müzisyenler müthişti, şapka çıkardım, piyano, keman ve  gitar ile şarkılara eşlik ettiler,
Konser bir buçuk saat kadar sürdü,
“Papatya”yı söylemedi maalesef Sibelciğim,
Senin için videoya alıp gönderecektim ama….
 
Sayılı gün de çabuk biter, tatilin son gününe gelmiş bulunuyorum,
Deniz de aksine bugün havuz gibi durgun, tertemizdi, balıklarla yüzdüm,
Deniz altına bakarak yüzdüm ve balık alemini gözlemledim bir süre,
Sanki çok eğleniyorlar, bir oraya bir buraya gidip geliyorlar heyecanlı heyecanlı,
Bazen daireler çiziyorlar, hatta birbirleriyle şakalaşıyorlar J)) 


Her akşam mangal yapmak yazlıkta bir serenomi,
Mahocum ve Ahmet Can bu işi iyice profesyonelleştirdiler,
Beni de bu sayede dinlendirdiler, fazla yemek telaşım olmadı,
Yemekten sonra en büyük zevkimiz civardaki gece pazarlarını gezmek oldu,
Ürkmez pazarı, küçük ama sahilde, bir tur atıp sahilde turlayıp, bir kafede oturabilirsiniz,
Gümüldür pazarı ise, daha büyük, her şey satılıyor,
İster incik boncuk al, ister hediyelik eşya, giyim kuşam, ne ararsan var,
Tabi bu gezilerimde cep ile fotoğraflar çekip instagramda paylaşmak da en büyük zevkim oldu,
Kuşadası ise, her yıl günü birlik gittiğimiz ve sevdiğim bir yer
 




  Oraya giderken Şirince’ye uğramadan geçemezdik,

Şirince nasıl güzel bir yer,
Bu sefer kilisesine de çıktık,
Her sokak farklı bir hikayeye açılıyor orada,
Şarap mahsenleri,
Şarap evleri, içeride tadım yapan turistler,
Esnaf çok samimi,
Hatta bir gelin ve damada bile rastladık, çekim yapmaya gelmişler fotoğrafçıları ile birlikte,
Doğal ürünler satan kadınlar ise her yerde tezgah açmışlar,
Evde yaptıkları takıları ve şile bezi elbiseler satanlar,
Tam kliseye çıkan merdivenlerde fotoğrafladığım teyzeden kendi evinde ekşi mayadan yaptığı ekmekten aldım bir tane,




Zeytin Ağaçlarının altında oturup  kahve içtik, dondurma yedik,
Egenin en sevdiğim yanı mandalina, portakal ağaçları, zeytin ağaçları,
İnsana kendini mutlu hissettiriyor, 
 

Her  gün doğumunun bir gün batımı olduğu gibi her tatilin de bir sonu oluyor,
Yine de Allaha şükür sağlıkla, ağız tadıyla bir tatil, dinlenme, eğlenme yaptık,
Darısı tatile gideceklerin başına...