17 Mart 2017 Cuma

DAHA İYİ BİR HAYAT İÇİN 10 ÖNERİ

Osman Müftüoğlu yine bugün iyi hayat için 10 Mühim Tavsiye vermiş
Sizinle paylaşmadan ve bu tavsiyelere açılımlar getirmeden duramadım ; 

         1.Farklı şeyler deneyin: Klasik laftır ama her zaman geçerlidir: “Aynı şeyleri yapmaya devam ederseniz aynı sonuçları alırsınız.” Bu aynı zamanda monotonlaşacağınız ve bir süre sonra zevk almayacağınız anlamına da gelir. Değişin ve değiştirin. Değişimi yakalamaya gayret edin.

        Değişin değiştirin diyor ya, yıllardır uzun sarı röfleli saçlara sahip benim için değişim kısacık kızıl saçlar olabilir diye düşündüm. Ne dersiniz :)) 
     Monoton hayatımızı renklendirme deyince aklıma genelde yaptığım sinemaya, spora, arkadaş toplantılarına gitmek ve doğumgünü partileri düzenlemek geliyor aklıma.

                   2. Affedin: Affetmek öyle zannedildiği kadar kolay başarılabilecek bir iş değil. Başımızdan geçen bazı tatsızlıkların zannettiğimizden de derin izleri olabiliyor ama siz yine de affetmeye çalışın. Çünkü o izler sizi farkına varsanız da varmasanız da sürekli gıdıklıyor. Şu cümleyi bir kenara not edin: Affetmek unutmaktır.

"Sen affedicisin affetmeyi seversin Allahım sen beni affet."
 Çocukluğumda öğrendiğim ve sık sık tekrar ettiğim bir dua. 
Biz nasıl affedici olamayabiliriz ki? 
Bizi yaradan Allah, affedici biz nasıl bir kibir içindeyiz ki affedemiyoruz? 
Bize iyi gelecek affetmek karşımızdakinden çok.

                      3. Hoş görün, hatta gülüp geçin: Hayat tekdüze değil, her şey beklediğimiz gibi seyretmiyor. Bazen en güvendiklerimiz bile olmadık hatalar, yanlış işler yapabiliyor. Hoş görün ve gülüp geçin.

Bardağın dolu tarafını görüp gülüp geçen insanlara oldum olması hayranım.
 Bu tip insanlardan olsun çevrenizde. 
Sizi güldüren, mutluluk veren, içinizi bunaltmayan. 
Biz hatasız mükemmel miyiz ki, 
yanlış yapan hata yapan birine tahammülsüzlüğümüz neden?

                                          4-  Öfkeden uzak durun: “Öfkenin baldan tatlı olduğu” sözüne sakın inanmayın. Öfkenin istisnalar dışında bir ömür törpüsü olduğundan da hiç ama hiç kuşku duymayın. Yönetilemediği zaman hayatınızı zehirleyebilen en büyük tehlikelerden biridir öfke. Eskilerin deyimiyle “asit gibidir, neyin içindeyse onu da az çok eritir”!

Ne demiş atalarımız "keskin sirke küpüne zarar" sen ne kadar sinirlensen öfkelensen kendine edersin. Öfkelenecek çok sinirlenecek ne var bu hayatta. Belki kızarsın bazı şeylere ancak aşırısı fazla. Önemli olan öfkeyi siniri kontrol etmekte. 

                                    5-      Çocuklarınızı dikkatle izleyin, dinleyin: Dikkat ederseniz “destek olun” filan demiyorum, “izleyin” diyor ve de “bu işi büyük bir dikkatle yapın” tavsiyesinde bulunuyorum. Ben bir dostum tavsiyesi ile birkaç yıldır böyle yapıyorum ve emin olun çok da şey öğreniyorum. Etrafınızda olup biten değişimlerin daha çabuk ve daha çok farkında olmak istiyorsanız gençleri daha bir dikkatle izlemenizde fayda var.

Oğullarım bana çok şey öğretti. 
Hayata geldikleri günden beri kendi sınırlarımı keşfettim. 
Öncelikle sabrı öğrettiler bana,
 hoşgörü sahibi olmanın ne kadar önemli olduğunu onlarla öğrendim, 
fedakarlık etmeyi, şükretmeyi. 
Çocukların ve gençlerin görüş açısı ile hayata bakınca
onları dinledikçe ve  izledikçe ufkum genişliyor.

                      6.    En iyiyi beklemeyin: En iyiyi aramak bazen bizi çözümlerden uzak bırakabiliyor. En iyiyi hedefleyelim ama bazen iyi ile yetinmeyi de unutmayalım. En azından başlamak için.


          Çok hırslı olmanın iyi olmadığını düşünenlerdenim. Hırsın olmalı hayatta beklentin de. İyiye ulaşmak için çabalamayı da anlarım ancak, bir türlü beğenmemek illaki en iyiye ulaşmak için hem kendini hem de çevreni mutsuz etmek zarar verir bünyeye diye düşünüyorum.

                              7-     Şikâyetten vazgeçin: Sürekli şikâyet ritminde kalmak sadece sizi mutsuz etmez, aynı zamanda yalnızlaştırır da. Zira hiç kimse etrafında sürekli bir şeylerden yakınan birinin bulunmasından hoşlanmaz.

          En sevmediğim, sürekli memnuniyetsiz şikayetçi tiplerdir. Yıllardır aynı yerde aynı işi yapar ama sürekli şikayet eder. Ya şikayet etmeyeceksin ya da bu şikayet ettiklerini değiştirmek için gayret edeceksin. Ne onu yapar ne diğerini. Yanında olmak istemezsin bu tiplerin !

                                8-  “Artık yaşlandım” demeyin: Yaşlanmanın yaşı yok ve her yaşta üretmek, genç ve dinç kalmak mümkün.

Kesinlikle sonuna kadar katılıyorum. Sağlığı olanın umudu umudu olanın herşeyi vardır demişler. Ununu eleyip eleğini asmak eskide kaldı. Ben halaa 25 hissediyorum! Yaş alıyorum ama yaşlanmıyorum. Genç gibi yaşamak sağlığın yerindeyse enerji veriyor güç veriyor. Sürekli plan yapmak hayata dair enerjini artırıyor. Tavsiye ederim.

                                         9-  Yaşlıların kıymetini bilin: Yaşlı insanları takdir etmek ve onların tecrübelerinden faydalanmayı bilmek iyi hayatın en mühim köşe taşlarından biridir.

Yaşlanınca insan çocuk gibi oluyor. Nasıl küçük bir çocuğa daha anlayışlı ve sabırlı davranıyorsun yaşlılara da aynı davranmak gerekiyor. Çok zorlandığımız bunaldığımız üzüldüğümüz zamanlar olsa da onları dinlemek, tecrübelerinden faydalanmak, onların hayır dualarını almak çok ama çok önemli. 


                                         10- Daha çok sevin: Hayata ilişkin üç mühim ayrıntı var: Kendimiz, aile ve çevremiz, işimiz! Kendini sevmek (dozunda), aileyi ve çevreyi sevmek (her koşulda) ve işi sevmek (olmazsa olmaz) iyi hayatın vazgeçilmez üçlüsüdür.

               Sevgi ve hoşgörünün her kapıyı açtığına inananlardanım.
 Tabi şu dua da hiç ağzımdan düşmez "Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" 
Sen sevgini ver, işini iyi yap, iyi insan olmaya çalış karşındaki seni anlamazsa, kıymetini bilmezse  ne olur?
Olacağı şu; sen hiçbirşey kaybetmezsin karşındaki olumsuz davranışları çok kafaya takarsan ruh sağlığın bozulur. Takmazsan  O değer bilmez kişi yaptığı ile kalır. 
Yine de son söz olarak "iyilik yap denize at" diyorum.

14 Mart 2017 Salı

"DİK DURUN MUTLU OLUN" NASIL MI?

Bugünkü Osman Müftüoğlu'nun yazısına bayıldım,
Özetle diyor ki;

Hemen her an dik durmayı başarmak kolay bir iş değil ama yine de bedeni buna zorlayıp dik durma alışkanlığını kazanmak lazım.

Dik durma meselesinin önemini yıllar önce bir televizyon sohbetinde ilk kez Ayla Algan’dan işitmiştim. Ayla hanım müthiş bir öngörü ile “Bizde menopoza giren kadınlar nedense sırtlarını öne eğip dik duruş fakiri haline geliyor. Bu nedenle de yorgun, bitkin, isteksiz, keyifsiz, mutsuz bir görünüm sergiliyor, depresyona bile girebiliyor” demiş ve ardından da eklemişti: “Ben buna ‘menopoz duruşu’ diyorum!”

Ayla hanımın haklılığını geçtiğimiz günlerde Yeni Zelanda’daki Auckland Üniversitesi’nin çalışması net ve açık olarak doğruladı.

Bu araştırmanın sonuçları diyor ki:

1  1. Dik durmak özgüveni artırıyor.
2 2. Geçmişe değil, geleceğe bakmayı sağlıyor.
3 3.  Pozitif duygusal yapılanmayı destekliyor ve depresyona engel oluyor.
  4. Güven veriyor, olumlu düşünce kalıplarını harekete geçirip korku ve endişelerimizden sıyrılmamızı sağlıyor.

Netice şu: Özellikle menopoza giren kadınların ve hepimizin dik durmayı, bunu kalıcı bir alışkanlık haline getirmeyi öğrenmesi lazım.

Derya Baykal her zaman takdir ettiğim dik duran kadınlardan,
Onun pozitif enerjisi, coşkusu hayata gülümsemesi, sıcakkanlı duruşu ekrandan ve fotoğraflarından bana yansıyor adeta,
Bir röportajındada Menopoz ile ilgili neler söylemiş bakar mısınız? Ne kadar önemli tavsiyeler dikkate almakta fayda var.
ailem.com: Kadınlara hayat, sağlık ve istekleri konusunda son olarak neler söylemek istersiniz?

Derya Baykal: Sağlığınıza önem verin. Hele belli bir yaşa geldiğinizde lütfen özen gösterin. Menopoz ilerisi için çok önemli. Eğer ilerde iyi şeyler boyamak, takı yapmak istiyorsanız ellerinizin sağlıklı olması gerekli. Kemik erimesine yenik düşmemek lazım. Yürüyebilmek kendi ihtiyaçlarını karşılamak lazım. Bunun için şimdiden önlemlerinizi alın. Hayatı kaliteli yaşayın. Ben bunları yapmaya çalışıyorum. Ne kadar başarılı olurum bilemem. Belki ben o kadar başarılı olamam da bunu söylediğim birisi olur. Bu da benim için bir kazançtır. 

13 Mart 2017 Pazartesi

İSTANBUL KIRMIZISI OSCAR ALIR MIYDI?

UYARI: İstanbul Kırmızısını izlemeyenler için yazıda  Spoiler olabilir
Moonlight filminin  Oscar almasının nedeninin Amerika'nın tüm yaralarına parmak basması olduğunu düşünüyorum. Uyuşturucu, ırkçılık, eşcinsellik, şiddet,sevgisizlik, okul ve aile baskısı. Tüm sorunların içinde olduğu bu filmde çok bunaltıcı sahneler, kasvetli bir ortam, Ne görsel bir şölen vaad ediyor film, ne de eşsiz oyunculuklar. Buna rağmen 8 dalda Oscar adayı olması ve Oscar kazanması benim için hiç de sürpriz olmadı. Oscar alan bir film olduğu için seyrettim sonuna kadar ancak  hiç sevmedim ben bu filmi.
İstanbul Kırmızısı  Oscar'da Moonlight ile birlikte aday olsaydı kesin heykelciği alırdı
Aile içi şiddet, psikolojik baskı,
Mutsuz çocukluk,
Eşcinsel Aşk,
Trajedi 
Çok benzerlik gösteriyordu özünde Moonlight ile,
Türkiye'nin en karizmatik ve yakışıklı erkeklerinden olan Mehmet Günsur ve Nejat İşler ve Aşk'ı bir arada düşünmek bile oldukça çarpıcıydı,
Her ne kadar da birlikte hiç sahneleri olmasa da,
İlk gençlikten beri vicdan azabı ve aşkı birlikte yaşadıklarını çözümlediğimiz karakterlerimiz hiç mutlu olamamışlar hayatları boyunca,
Tüm değerli oyuncuların Ferzan Özpetek'in filminde oynamak için koşarak gittiği hissine kapılmamak mümkün değil,
Uzun yıllardır yüzünü görmediğimiz Ayten Gökçer,
Dizilerde ve sinemada başarılı yapımlarda izlediğimiz İpek Bilgin, Şerif Sezer, Zerrin Tekindor,
Serra Yılmaz ise Özpetek'in filmlerinin olmazsa olmaz oyuncusu,
Repliklerini bu kadar net ve tak tak söylemesi iyi ezber yapmış müsamereye çıkan bir talebe gibiydi
Tuba Büyüküstün ise güzelliği ile süzüldü sadece,
Halit Ergenç ile birlikte oldukları sahnelerin elektriği iyiydi,
Birlikte iyi bir dizi ikilisi olabileceklerini düşündüm onları izlerken,
Türkiye'nin gerçeklerini ve insan tepkilerini maalesef iyi analiz edememiş Özpetek,
Bir adamın karısı bir erkeğe ilanı aşk edecek, sonra bir erkek karısına ilk görüşte aşık olduğunu söyleyecek ve o adam sakince karşılayacak tüm bunları,
Böyle bir adam yaşıyor mu bu diyarlarda çok merak ettim açıkçası :)
Ferzan Özpetek keşke daha güçlü bir senaryo ile bu oyuncuları biraraya getirseydi,
Film İstanbul'un muhteşem manzarası ve güçlü oyuncuları için izlenebilir,
Görsellik, çekimler avrupai tavır hoştu,
Kağıt toplayıcıları, Cumartesi Anneleri, göç etmek zorunda kalanlar gibi,
Araya sıkıştırılan Türkiye gerçekleri ise bir çerez olmaktan öteye geçememiş...
Ferzan Özpetek  bir röportajında “Neden İstanbul Kırmızısı?” sorusuna şöyle bir cevap vermiş;

İstanbul’un renginin daha çok mavi olarak bilindiği anımsatılan Özpetek, , “Tam hastalandığı dönemde annem, birden bire bana kalkıp kırmızı bir eşofman al, kırmızı ruj al, kırmızı oje al, diyordu. Nasıl bir kırmızı olduğunu sorduğumda ‘Hani İstanbul’un bir kırmızısı vardır, gökyüzü kıpkırmızı olur ya, öyle al’ diyordu. İstanbul’un içinde mavi de var kesinlikle ve rengi o, ama ben, annemin İstanbul’unun kırmızısını koydum” diye karşılık verdi. 

10 Mart 2017 Cuma

YGS İÇİN 10 ÖNERİ-PAZAR GÜNÜ SINAV VAR

Lise 4 yıl biliyorsunuz epeydir. Bizim zamanımızda 3 yıldı ve son yıl izindi rapordu üniversite sınavına hazırlıkla geçerdi. Aslında şimdi de 4. sınıfta hazırlanıyor gençler sınava. Zaten dershaneler okul olduğu için Temel Lise adı altında dershane bozması liseye gider oldu çocuklar.

Okul derslerini arka plana atıp sınava hazırlıyor okullar. Sınava lise 1 den beri çalışanlar işin ciddiyetini o zamandan beri anlayanların işi daha kolay tabi ki. Ancak enseyi karartmayın GENÇLER.

Son yıl da canla başla gayretle çalışırsanız başarırsınız. Benim büyük oğlum gayet güzel başardı. Şimdi sıra küçük oğlumda. Pazar girecek sınava. Ondan çok ben heyecanlıyım sanırım. Çalışan emek veren tüm gençlere kolaylık diliyorum. Emeklerinizin karşılığını alırsınız inşallah. 

ÖSYM sayfasından sınav takvimine ulaşabilirsiniz.
Bu yıl Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı yanı YGS'ye 2 milyon 265 bin 902 kişi katılacak
12 Martta olacak YGS sınav sonucu 28 Martta açıklanıyor
Sonrasında Lisans Yerleştirme sınavı LYS ise 10-11/ 17-18 Haziran'da 2 haftasonu toplam 5 oturum olacak
Önemli olan sakin kalıp başaracağınıza inanmak.


SINAVA 3 GÜN KALA ÖNERİLER;

1. Geçmiş yıllarda yapılan YGS  sorularını çözün.
2. Sınav günü her sabah nasıl kahvaltı yapıyorsanız o şekilde kahvaltınızı yapın.
3. Sınava gireceğiniz yeri önceden gidip görün
4. Sabah sınav yerinde 1 saat önceden olun
5. Kendinizi strese sokacak ortamlardan uzak durun
6. Sınavdan bir gece önce iyi uyuyun
7. Sınav sonrası kuş gibi rahatlayacağınızı düşünün ve kendinizi motive edin
8. Ben yapabilirim deyin, kendinize güvenin
9. Siz isterseniz ve  çalışırsanız başaramayacağınız hiç bir şeyin olmadığına inanın
10.  Derin derin nefes alın, mutlu olacağınız ortamlarda bulunun, ailenizin sizi sevdiğini ve her zaman yanınızda olduğunu bilin

Adaylar kimliklerini, sınava giriş belgelerini unutmasınlar.
sınav sırasında en iyi bildikleri sorulardan başlasınlar.
Sorularla inatlaşmasınlar, bir soruya çok fazla zaman harcamasınlar. 
Zamanı iyi kullansınlar, sonuçta kontrol etmeye zaman kalsın.

Çalışan hak ettiği sonucu alsın.
Tüm adaylara BAŞARILAR diliyorum.

Yıllarca Üniversite dahil her kademede çalışan bir rehber öğretmen  MAKBULE ABALI 'ya bu değerli katkısından dolayı teşekkür ediyorum

HEPİNİZE BAŞARILAR DİLİYORUM GENÇLER