Samsun Fuarı-1978
Samsun'da yaşardı dedem. Çocukken otobüs tutmasına rağmen gezmeyi çok sevdiğim için, Ünye'den Samsun'a gitmeyi çok severdim. Dedemi ziyarete giderdik, anneannem ben 3 yaşındayken bu dünyadan göç etmişti. Dedem çok nüktedan, beyaz saçlı ve sakallı, güler yüzlü ve bir çok hikayesi olan sevimli bir ihtiyardı. Allah rahmet Eylesin. Samsun bizim için dedem ve annemin akrabaları özellikle  Mualla Teyzemin dışında Samsun Döneri ve Samsun Fuarı demekti. 
Hele de Samsun Fuarı zamanında mutlaka Samsun'a giderdik ve çocukluğumuzun en güzel günlerini geçirirdik. Babamın ruhu şad olsun, gezmeyi, yedirmeyi, içirmeyi çok seven bir adamdı. Önce lunaparka girerdik. Çarpışan araba en sevdiğimdi, babamla binerdim ve genelde çenemi vurmayla bu çarpışan araba maceram son bulurdu. Ona rağmen her seferinde ona binmek için tutturduğumu hatırlıyorum. Dönme dolabı da severdim ancak, uçan sandalyeye hiç binmek istemezdim. Otobüsün tutması gibi, o dönen salıncaklar da benim midemi bulandırırdı. Korku tüneli, komik aynalar, cambaz motosikletliler derken neredeyse her yere girip çıkardık. Pamuk şekeri, kağıt helva gibi çocuksu lezzetleri de yalvarmamız neticesinde babama aldırırdık. Abim  İsmail ve kardeşim Hüseyin, annem babam biz 5 kişilik ailemizle güzel bir lunapark macerası yaşardık.
Lunaparkta gönlümüz olunca sıra fuarı gezmeye gelirdi. Samsun Fuarı çok ünlüydü, İzmir Fuarından sonra. Bir çok sanatçı gelirdi, tiyatrolar, konserler, yöresel ürünler, sergiler, alışveriş yerleri, eğlenceler çok renkli bir dünya vardı orada. Fuarda ilk olarak "incik, boncuk" satılan yerlere gitmek isterdim. O tezgahlardaki, kolye, küpe, yüzük, toka vb. bir çok rengarenk cazip şeyi görmek için parmak ucuma kalkardım, Boyum bile yetmezdi onlara bakmaya ama ben, o tezgahtan anneme mutlaka "incik, boncuk" aldırırdım. 
Babam ise her sene gelen "Nejat Uygur Tiyatrosu"na bilet almak için kuyruğa girerdi. Gazino afişlerinin önünde durup hangi ünlü sanatçı varmış bakardık. Hiç unutmam Assolistin Bülent Ersoy'un olduğu afişi. Kocaman papyonlu siyah takım elbiseli tığ gibi ince genç bir sanatçıydı o zamanlar. (1976-77 yıllarından bahsediyorum.)  
Akşam açık hava tiyatrosunda babam, annem ve kardeşlerim Nejat Uygur'u, eşini ve diğer sanatçıları izlerken kahkahalara boğulurlardı. Biz ise çocuk aklımızla neye güldüklerini anlamaya çalışırdık. O yaşlarda tiyatro izlemenin çok özel bir şey olduğunu ileri yıllarda anladım. Babam sanat ve kültüre çok önem verirdi. Annemle birlikte yaşı ilerlediğinde de tiyatroya, sinemaya gitmekten büyük zevk alırdı. Ne büyük şansmış böyle bir ailede büyümek.
Hiç unutmadığım bir sahne gözümde canlanıyor. Bülent Ersoy olduğunu öğrendiğim siyah takım elbiseli sanatçı, Türk Sanat Müziği söylüyor, şarkı bittiğinde espriler yapıyor ve gülerek ve koşturarak pantolonum yırtıldı hemen değiştirip geleyim diyor ve kulise gidiyor. Beyaz takım elbise ile gelip tekrar şarkılarına devam ediyor.
Samsun Fuarının en caf caflı zamanlarında ben çocuktum ve o renkli dünyaya şahit olduğum için mutluyum.  
                                                                                                             Samsun Fuarı-1978
(Bu fotoğraflar da Samsun Fuarından abim ve ben maketin arkasındaki sandalyeye çıkmış poz vermişiz)

3 Yorumlar

  1. Burada fuar yoktu ama lunaparka girmenin o tatlı büyüsünü hatırlıyorum. Dönerken babam ne güzelmiş yine geliriz derdi ama bir daha gitmeyi başarana kadar seneler geçerdi :)

    YanıtlayınSil
  2. izmir fuarını biliyom da samsun duymadım. benim de dedemler gidermiş izmirde nejat uygura metin akpınara filan. hihi incik boncukçulaar, kadınlar bakar erkekler sıkılır de miii. böyle anılarından yaz ne tatlıydııı :)

    YanıtlayınSil