3 Nisan 2018 Salı

Aylin Çifçi’nin „saf.“ Fotoğraf Sergisi 4 Nisan-4 Mayıs tarihlerinde  Formeo İstanbul’da


Aylin web sitesinde düğün ve portre fotoğrafçısı olarak tanımlamış kendisini. Ancak, bu iki kelime Aylin Çifçi’yi anlatmada yetersiz kalıyor. Onunla tanışıklığımız kişisel blogların çok popüler olduğu yıllara dayanıyor. Sürekli güncellenen bloglar, zengin içerikler, fotoğraflar, yorumlar ile renkli bir dünya sunuyordu bizlere. O zamanlar instagram hayatımıza girmemişti. Aylin’in o yalın, sade bir o kadar da, etkileyici fotoğrafları ile o yıllarda tanıştım. O zamanlar Almanya’da Johannes Gutenberg Güzel Sanatlar Grafik Tasarımı okuyordu.

İlk fotoğraf sergisini „Eigenliebe“ („Bencillik“),  Almanya'da 2010 yılında gerçekleştirdi.

O günlerden bugünler çok yol aldı Aylin, sadece mecazi anlamda değil bu yol alma tanımlaması. Halen Dünyanın çeşitli ülkelerinde çektiği fotoğrafları ile 8 yıldır sürdürüyor bu yolculuğunu ve kariyerini. Bu vesile ile başarılarıyla gurur duyduğum Aylin ile söyleşi yapma fırsatı buldum.

„saf.“  Bir şeyin kök hali görüp görebileceğimiz en temiz varlıktır.

Düğün fotoğrafçılığından çok uzak bir tema „Bencillik“ adıyla ilk sergini yapmıştın. Şimdi de „saf.“  Bize anlatabilir misin nasıl bir çalışmanın ürünü bu sergi?

Aslında düğün dışında pek çok farklı fotoğraf da çekiyorum. Bir kaç yıldır yemek fotoğrafları üzerinde de çalışıyorum. saf. - konusunu da böyle keşfettim aslında. Çünkü yemek çektikçe,  yemeklerin bitmiş halinden çok, öz halleri benim dikkatimi çekmeye başladı. Soğanları incelerken, kabuğundan tut, çiçeğine kadar büyülendim. Yani bir şeyin özü, özellikle topraktan gelen, ilgimi çekmeye başladı. Daha sonrasında bu yiyeceklerin faydaları, kelime kökleri nereden geliyor onları araştırmaya başladım. saf. hayatımızda olan ama görmemezlikten geldiğimizi, görmeyi unuttuğumuz yiyeceklerin naif ve detaylı halini ele alıyor.


ELVAN ODABAŞI SAYESİNDE BESLENMENİN 

FARKINDALIĞINI ÖĞRENDİM


 Beslenmek her ne kadar zorunlu ve rutine bağlanmış bir ihtiyaç olsa da, aslında saf ve doğru beslenmek tamamen incelik ve farkındalık gerektiren bir bilinçtir.”

Sergini Diyetisyen Elvan Odabaşı’nın Ofisi İstanbul Formeo’da yapmanın özel bir anlamı olduğunu düşünüyorum, doğru mu?

Elvan Odabaşı bana ofisi ilk gösterdiğinde, o zamanlar daha tadilat halindeydi, ofisin kapısından girdim ve içime bir şey doğdu. Ne olduğunu bilmiyordum o zamanlar, fakat İstanbul ofisini anında benimsedim. Sonrasında da birlikte orada sergi yapma fikrini oluşturduk. Yani konu, mekan ve kişiler aslında birer tesadüf değil, tamam birbirine bağlantılı. Fakat kendisi bu konuyu ele almamda çok etkili. Çünkü yıllardan beri sayesinde beslenmenin farkındalığını öğrendim. Belki de Elvanla yollarım kesişmese, asla saf.'i da ele alamazdım.

KABUKLARINI KIRMAK İÇİN BAZEN DÜRTMEK GEREKİYOR


“Kabuk; korunaklı bir mevki ama monotonlu tutsaklık. Bu yüzdendir ki bir kabuk asla çatlamadan ve kırılmadan hayatta kalmadı.”

İnstagram hesabında yaptığın video paylaşımın çok ses getirdi.  Aylin kabuğunu kırmak için hangi aşamalardan geçti?

Ben hangi aşamada ve ne zaman kabuklarımı kırdığımı hiç bilmiyorum. Arkamı dönüp baktığımda olan olmuş oluyor ve hatta geriye dönmesi bile imkansız hale geliyor, bu yüzden çıktığım yola da devam etmem gerekiyor – farklı bir döngü benimkisi. Aslında sürekli  yeniliklere adım atsam da, kendi kabuğumda da çok mutluyum ve çok zor çıkıyorum kabuğumdan. Bence insanın doğasında kendi kendine bir şeyleri değiştirme veya ilerleme hissi var. Bazen dürtmek gerekiyor. İlginç bir şekilde, yapmayı hiç istemediğim ve sevmediğim şeylere zorlayarak kendimi, kabuklarımı kırıyorum. Yani hırsla hedeflediğim bir projeden ziyade, kendimi “aman sıkılığa gelemem” diyerek kendimi çektiğim bütün her şeyin üzerine giderek kabuğumu kırıyorum belki de...

ÖZLEMEYİ SEVİYORUM


Çekimlerinde hep yanında olan şahane video ve fotoğraflarını gördüğümüz hayat arkadaşın, yol arkadaşın ve eşin Kadir Söylemez ile nikâhından bir yıl sonra Afrika’da düğün yaptınız. O muhteşem fotoğraflarınıza gıpta ederek bakan herkesin aklına gelen soruyu sormak istiyorum. Nereden çıktı Afrika’da düğün yapma fikri?

Bizim hayatımız ve ilişkimiz seyahat etmekle geçti. Düğün sektöründe çalıştığımız için kalabalık ortamları ve bir takım düğün ritüellerini hiç samimi bulmadık. Biz çok farklı kültürlerin düğünlerinde bulunduk, bu yüzden ne istediğimizi de iyi biliyorduk aslında ve başka arayışlar da olduğumuz için kendimize bir rota belirlemek istedik, çünkü düğüne harcayacağın bütçeyle, hem başka bir ülke görebilmek, hem düğün yapmak mümkün. Bizim için farklı bir ülkeye gitmek ve gezmek daima ön planda oldu. Küçüklüğümden beri de Afrika'yı hep görmek istemişimdir. Böylelikle neden Afrika olmasın diye sorunca kendimize, o zaman Afrika olsun diye karar aldık. Ben uzakları seviyorum. Sanırım uzaklarda ve farklı kıtalarda insan daha çok kendi gibi olabiliyor. Bu yüzden de uzakları seçtik. 

Saf. BENİM KÖKÜM ÇANAKKALE ECEABAT


Sırtında çantan, elinde fotoğraf makinan Dünyayı geziyorsun, bu göçebe hayatta en çok özlediğin şey ne?

Çok komik, ben aslında evimi aşırı derecede seven ve dışarıya çıkmayı da hiç sevmeyen bir insanım. Fakat kendime da daima zıt gittiğim için sanırım böyle bir hayatı seçtim. Ben sürekli bir özlem içinde yaşıyorum. Belki ilham kaynağım da bu olabilir. Hani bazı şairler aşk acısı çekmeyi sever ya, ben de özlemeyi seviyorum galiba. Çünkü ne zaman özlediğim bir yere gitsem, daima olmadığım yerde olmayı özlüyorum. Ne zaman özlediğim birisinin yanına gitsem, bir başka kişi ağır basıyor. Yani bu özlem duygusu hiç bitmiyor. Galiba bitsin de istemiyorum...hayatta özlediğimden ziyade bağlı olduğum şeyler var ve onları sık sık görmek istiyorum. Evim, yastığım ve ailem gibi.

Sana Çanakkale, Eceabat desem bana ne dersin?

Galiba her şey orada başladı ve belki de her şey orada bitebilir. Almanya'da doğup büyümeme rağmen, Anneannemin ve Annemin doğduğu yerlere çok bağlıyım. Çocukluğumun sadece yazlarını orada geçirdiğim bir bölge olsa da, ne zaman oraya gitsem içimde bir kıpırtı oluyor. Bence konu yine saf.'a bağlanıyor. Çünkü köküm orası. Havasını ayrı seviyorum, denizine hayranım. Ufak ama yeterli bir yer. Kendi hayatım gibi biraz.

2 yorum:

  1. "Kabuk; korunaklı bir mevki ama monotonlu tutsaklık. Bu yüzdendir ki bir kabuk asla çatlamadan ve kırılmadan hayatta kalmadı.” çok beğendim.

    YanıtlaSil

Sizlerin düşüncelerini öğrenmek harika,
Yorumlarınız benim için çok değerli
Teşekkür ediyorum yazdığınız için :)