31 Ocak 2017 Salı

ÇELINÇ-15 GENÇLER VE NASİHAT

ONBEŞ YAŞINDAKİ BİRİNE VERECEĞİN NASİHAT NE OLURDU?

Öncelikle ablalar, abiler, analar, babalar size vereyim bir nasihat!

1. NASİHAT ETME
2. ELEŞTİRME

Bu ikisini yapabilirsen eğer olmuşsundur. Hiç kimse nasihat almayı ve eleştirilmeyi sevmez. Sana edilen nasihatler bir işine yaradı mı? Yoksa bir kulağından girip diğerinden mi çıktı?
Eminim ikinci şıkkı işaretlersin bu soru karşısında üstüne üstlük bir de nasihat eden kişiye karşı sinirlendiğini de hatırlarsın. 

İçinden de şunları geçirmişsindir muhakkak; "Evet evet peki bunları sen niye yapmadın, neden hata yapmama müsaade yok? Hata yapa yapa hayatı öğrenmeyecek miyim? Herkes büyüklerinin tecrübesinden yararlansaydı kusursuz olmaz mıydı Dünya. Hata yapa yapa öğrenip, gelişiyor insanoğlu. Kimse de kimsenin hatasından veya yanlış seçiminden ders almıyor. Onu sen yapacaksın bizzat burnun duvara toslayacak da ders alacaksın. Bırak beni, ben rahatça kendi yolumu çizeyim."
Başkasını eleştirme hakkını kendinde bulanlara oldum olası şaşırırım. Ben çok mu idealim doğruyum da başkasını eleştiriyorum? Önce kendini geliştir, dışarıdan bir göz ile bak kendine. Hangi tavrın, davranışın nasıl algılanıyor? Kendini eleştirdin mi şimdiye kadar? O kadar rahat bir şekilde karşısındaki herkesi eleştiriyor ki insanlar. 
"Ben buyum, değişemem, herkes beni böyle kabul etsin" diyen insanlara saygı duyarım.
Ama bunu söyleyen kişi önce başkasını da olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmeli. 
En kolay şey eleştirmek zaten. Sana yapılmasından hoşlanmadığını başkasına da yapmamalısın.

Neyse bu kadar nasihat yeter :)) Nasihat etmeyi de hiççç sevmem !!!!

Yani demem o ki  15 Yaşında bir Ergen ise konuştuğumuz; verebileceğimiz tek şey SEVGİmiz...
Hiç hesapsız kitapsız onu kocaman kucaklamamız (o istemese de....Amannn anne öpme dese de) 
Size içini dökebilecek güveni vermemiz,
Mutlu ve huzurlu olacağı bir ortam yaratmamız,
Onu her hali ile kabul etmemiz....,
HEY GENÇ! 
GENÇLİK ÇABUK GEÇİYOR TADINI ÇIKAR

26 Ocak 2017 Perşembe

BİR SENEDE 66 KİLO NASIL VERDİM?


Yonca EKİNCİ benim iş arkadaşım, onu 20 yıla yakındır tanıyorum. Kendiyle barışık, neşeli, çevresi tarafından çok sevilen sosyal bir kadındır. Kendiyle dalga geçebilen insanlara özgü bir sevimlilik katardı Yonca’nın fazla kiloları ona. Geçen yıl “tüp mide” ameliyatı geçirdi ve bambaşka bir Yonca çıktı içinden. Sanki yeniden doğdu. “Obezite cerrahisi” son zamanlarda sıklıkta duyduğumuz bir tanım. Ameliyattan bu yana bir sene geçti ve Yonca tam 66 kilo verdi. Ameliyat öncesi ve sonrası hayatında neler değişti? Bu ameliyatın riskleri nelerdir? Tüm merak ettiğim sorulara cevap verdi Yonca.

TARTIDA 150 KİLOYU GÖRDÜM

Senin için kilo ve obezite neyi ifade ediyor? Yaşam şeklini nasıl etkiledi ?
Tüm hayatım ve ailem. Kilo hep vardı 92 kiloyla gelinlik giydim, 126 kilo ile doğum yaptım. Boşanma sonrası stres ve diğer etkenlerden 150 kiloya kadar çıktım. Hayatım boyunca hiç keşkem olmadı sadece zayıf olmayı hiç bilmiyordum. İstediğiniz gibi giyinememek hareket edememek ve aşırı kiloluyken insanların size bakışları ve tanımadan acımaları hiç hoş değildi. Tek çocuğum hep kendine özgüvenli ve farklı olarak büyütüldüm. Konum itibariyle iyi bir ailede iyi bir semtte her şeyi var olarak yetiştirildim. Hep farklıydım ama kilolu olmak gerçekten zor bir hayat.
Kilodan kaynaklanan sağlık sorunları yaşadın mı?
Şanslıydım ya da hayat bu konuda benden yanaydı. Bu kiloya rağmen doktorlar bende bir rahatsızlık olmamasına çok şaşırdılar ama her an her şey çıkabilirdi. Eklem ağrıları hareket zorluğu dışında hiçbir sıkıntı yaşamadım. Bebeklikten beri kilolu olmak vücudun alışmasını sağlamış. Daha çok önce zayıf olan sonradan şişmanlayan insanlarda sorunlar oluyormuş. Tetkiklerimde kortizon bile yüklenerek sorun olup olmadığına bakıldı.

İÇİMDEN BAŞKA BİR BEN ÇIKTI

Daha önce zayıflamak için diyet, spor, sağlıklı beslenme yollarını denemiş miydin?
Birçok şey akupunktur, lenf drenaj, diyetler, spor denedim. Bir miktar veriliyor sonra katlanarak geri alınıyordu. Benimle yemek yiyenler bu kadar az yemeye bu kadar kilon neden çok diye şaşırıyorlardı. Sanılanın aksine mide yemeyince küçülen bir organ değil siz nefsinizi köreltiyorsunuz kısaca her şey beyinde bitiyor. Ama belli bir kiloya ulaşınca vereceğiniz miktar içinizden başka bir insan çıkıyor gibiyse mutlaka cerrahi yardım almanız gerekiyor.
Ameliyat olmaya nasıl karar verdin? Oğlunun etkisi oldu mu yenilenmek isteğinde?
Her geçen gün gençleşmiyoruz. Çok araştırdım çevremde olumlu ve olumsuz birçok örnek vardı. Ama zaten bu kiloyla ne kaliteli bir yaşam sürebiliyor ne de mutlu olabiliyordum. Mutlu bir anne olmazsanız mutlu çocuklar yetiştiremezsiniz. Maddi yetersizliğim özelde olmama engel olduğu için devlet hastanelerini ve doktorlarını araştırmaya başladım. Yakın bir arkadaşımızın yardımıyla doktoruma yönlendirildim. Oğlumun etkisi tabi ki oldu ben bekâr bir anneyim onun yanında olmalıyım. Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok. Deniz’i oğlumu daha çok bu ameliyatın olumsuzlukları korkutuyordu. Ameliyattan çıktıktan birkaç gün sonra ona haber verdim. Biraz bozuldu hala da söylüyor ama bendeki değişimden yeni annesinden ve onla yaptıklarından mutlu, daha çok fotoğraf çektiriyor bendeki değişimle çok eğleniyor.

TÜP MİDE AMELİYATINDA MİDENİZİN ÜÇTE İKİSİ ALINIYOR

Her türlü ameliyat kendi içinde ciddi riskler taşıyabilir. Doktorun ameliyata uygun olduğun kararını nasıl verdi? Hangi kriterlere sahip olmak gerekiyor ameliyat olmak için.
Bu ameliyat gerçekten çok riskli sonuç çok önemli, çok fazla bilinen bir boyutu yok ülkemizde son birkaç yıldır biliniyor ve uygulanıyor. Benim en büyük şansım doktorum işinde idealist ve siz onun için önemlisiniz. Uzmanlık alanı esasen organ nakli ve bu konuda gerçekten tercih edilen bir insan. Devlet hastanesinde ameliyat için VKİ’nin (vücut kitle indeksi) 35’in üzerinde olması gerekiyor. Özelde paranız varsa bu ortadan kalkıyor. Ciddi sıkıntı bence, obezite bir hastalık bunu estetik olarak düşünüp yaptıranlar var. Belli bir kilonun üzerinde olmanız gerekiyor VKİ 35 ve üzeri olacak. Bunun dışında 1,5 ay kadar bir süre tetkiklerden geçiriliyorsunuz. 3 devlet hastanesi numune, İbni Sina ve Hacettepe ortak çalışıyor. Ameliyatı ben Numunede oldum. Ama hemen hemen tüm birimlerden tetkik yapılıyor ve onay alıyorsunuz; sonunda oluşan dosya kurula sunuluyor ve kuruldan geçerseniz ameliyat için sizi sıraya alıyorlar. Ben Aralık 2015’te tetkiklere başladım 148 kiloydum. 16 Ocakta 2016’da kuruldan geçtim. Bana Ekim ayına doğru çağrılacağım belirtildi. Ama 2016 Haziran sonunda ameliyata çağrıldım.
Tüp mide ameliyatının maliyeti çok mu yüksek? Sen hangi hastanede kime ameliyat oldun?
Özelde ameliyat olan arkadaşımdan öğrendiğime göre 23-30 bin arasında bir maliyeti var. Ben Numune hastanesinde bu ameliyatı oldum. Kurul kararı sonucu ameliyat olduğum için maliyeti devlet karşıladı bir ödeme yapılmadı. Doktorum Doç. Dr. Barış Doğu YILDIZ.
Ameliyattan sonra nasıl bir beslenme programı uyguladın?
Bununla ilgili özel bir diyet var. Midenizin 3’te 2’si alınıyor. Tüp şeklinde bırakılıyor. Bebek mideniz için de beslenme çok önemli. Ameliyat sonrası 4 gün hastanede kalıyorsunuz ve sadece serumla besleniyorsunuz. Sızdırmazlık testi sonrası hastaneden çıktığınızda önce çok az miktarda (bir küçük çay bardağı kadar) ama sık sık tanesiz sıvıyla besleniyorsunuz. Belli bir süre sonra miktar ve yoğunluk artıyor. Her şeyi küçük yudumlar halinde tüketiyorsunuz. Buna suda dâhil. Tıpkı bebeklerin katı gıdaya geçişi gibi tanesiz çorbalar, sonra püre ve katı dönemi. En önemlisi katı sıvı ayrımı yapıyorsunuz. Yani yemek yerken yanında su ya da benzer bir sıvı tüketmiyorsunuz. Gazlı içecekler kesinlikle yasak. 40 gün sonra ilk kez Türk kahvesi içebildim. İlk 4 ay limon, portakal yok. Hastane ve diyetisyeninizle devamlı bağlantı halindesiniz. Bunun dışında Hacettepe Diyet Kürsüsü de sizi izliyor. Ömür boyu her gün aldığınız vitaminler var.

BİR SENEDE 66 KİLO VERDİM

Kaç ayda kaç kilo verdin? Şimdi kendini nasıl hissediyorsun?
145 kg-1.69 boy ile başladığım bu yola şu an 79 kilo devam ediyorum. İçimden bir insan çıktı. Hedefe az kaldı. Süreç iki sene bunun birinci senesi bitti. Normal şartlarda ayda 3-4 kilo veremeyen bir insan için çok önemli bir toplam. 2017 Temmuz başında hedefim olan 65-70 kiloya ulaşacağım. Tuhaf !
Çevreden gelen tepkiler çok eğlenceli her şeyden ötesi sağlık ve kaliteli yaşam gibisi yok. Yeni Yonca’ya adapte olmaya çalışıyorum. Arada aynanın önünden geçerken “bu ben miyim?” diyorum. Artık insanların güzel bir yüzün var ama kilon olmasa lafı yok. Tam tersi çok fazla iltifat ve hayranlık var. Her şeyden ötesi oğlumun gözündeki yerim. Çok fazla enerjik sanki 45 yılın birikimi şimdi ortaya çıkıyor bol hareketli ve daha da fazla kendine güvenli oldum. İstediğim gibi giyinmek de cabası.

Ameliyata karar veremeyenlere ne önerirsin?
Hayata bir kere geliyorsunuz ve bunu ertelemeyin ikinci bir şans. Ameliyat olan bir arkadaşımın deyişiyle ikinci bahar. Kaliteli ve sağlıklı yaşamak varken neden kiloları yük edip altında ezile siniz? Her geçen gün gençleşmiyoruz çıtır çılgın neşeli teyzeler olmak varken neden kilolardan dolayı bir köşede oturup ölümü bekleyelim. Hiçbir şey için geç değil. Ben bu şansı 44 yaşında yakaladım. Onlarda çok geç olmadan buna karar versinler ve uygulasınlar.
“Keşke……yapmasaydım” “İyiki ….. yapmışım” bu cümleleri nasıl tamamlarsın?
Keşke daha önce bu ameliyat uygulaması olsaydı. İyi ki çok geç olmadan buna karar vermişim ve doktorumu seçmişim ve bu adımı atmışım.

145 KİLO İLE DÜŞSEM KİM KALDIRACAKTI BENİ?

Kilo verdikten sonra hayatında neler değişti? Çevrenden nasıl tepkiler aldın?
Değişmeyen tek şey içimdeki çocuk ruhum ve hayata bakış açım. Giyiminiz, hareketliliğiniz, olaylara ve sağlığa bakış açınız her şey değişiyor tam bir değişim geçirdim denebilir. Çevremden öncelikle bu ameliyata karşı çok tepki vardı çok fazla bilinmediği için ve riskli olduğu için beni kaybetme korkusu yoğundu. Ama her geçen gün artan bir kilo ve yaş zaten büyük bir risk, düşseniz sizi kim kaldıracak ya da o kiloyla sizi kaldırmaya kim cesaret edecek, bunları çok düşündüm. İnsan yolda yürürken bile düşüp ölebiliyorken bunu neden erteleyeyim dedim kararımı verdim ve uyguladım. İşin endişe kısmı bitti gibi sıra bunun meyvesi olan sağlığı toplamaya kaldı. Şu an görenlerin şaşkınlıklarını izlemek çok hoş sevimli Yonca gitti yerine daha hoş sağlıklı ve mutlu Yonca geldi. Eklem ağrıları kalmadı. Sadece yeniden bir gardırop oluşturmak kaldı. Onu da keyifle yapıyorsunuz zaten.
Kocaman bir ailem daha oldu tüp mide ameliyatı olan kaderdaşlardan oluşan, doktoruma minnettarım bana verdiği güven ve sağlığım için. Bir araya geldiğimizde ve sosyal medyada artık eski yeni hallerimizi zevkle paylaşıyoruz.



Diyelim ki bir restorana gittik, ben İskender Kebap istiyorum sen ne siparişi verirsin? Rahatlıkla kebap, mantı, börek, tatlı yiyebiliyor musun özel diyet programın devam ediyor mu?

Öncelikle kurtarıcım çorbalar, hemen her şeyin çorbasını yaptım. Birçok lokantada yarım porsiyon uygulamaları başladı. Her şeyi yiyebiliyorum ama yiyemiyorum aslında. 1500-2000 kcallik bir diyetimiz var normal insanlar gibi ara öğünler ve katı-sıvı ayrımı artık benim hayatımın bir parçası oldu; gazlı içecekler asla yok, her şeyi yiyebiliyorum ama eskisi gibi tabaklar dolusu değil de ucundan tırtıklayarak, porsiyonlar küçüldü; eğer yarım porsiyon olmayan bir yer ise yiyeceğimi yeyip geri kalanı paket ettiriyorum. Sadece sipariş verirken insanlara ilginç gelebiliyor; yemek yanına içecek almamak ya da bir çorba isteyip durmak, yemek alışkanlıklarımı tamamen değiştirdim. Bu durum oğluma da yaradı aile olarak tombiğiz ama o da oldukça zayıfladı. Bu durum sadece yanımdakilere yaramıyor sanırım iştahlarını kesiyorum ya da yiyemediklerimi onlara vererek kilo aldırıyorum.
Ameliyat sonrası kilo alan olmuş mu?
Çevremde yok ama denilenlerin dışına çıkanlarda kilo vermede durma olduğunu duydum. Yeme şeklinizle midenizi genişletirseniz tekrar kilo alımı olabilir. Sıvı katı ayırımı yapmayanlar, gazlı içecek içenlerde bu risk var. Sadece midenizin küçülmesi değil olay her şeyle tam bir değişim. Bunun dışına çıkıldığında çok kilo alma da olabiliyor. Çok kusma sonucu aşırı kilo vermede. Bunun disiplini sizin elinizde. Tek mideniz değil düşünce ve uygulamanızda değişiyor.

ÇELINÇ-10 ANILARI SİLMEK MÜMKÜN OLSAYDI

ASLA UNUTMAK İSTEMEDİĞİN  ANIN

Sil Baştan Filmini izlemiş miydiniz?Jim Carrey'nin filmiydi, hafızasını sildirmek için teknolojik bir deneye katılıyor ancak, eski kız arkadaşına ait anıların da silineceğini fark edince pişman oluyordu.

Hiç bir güzel anımın silinmesini istemem. Bazen çok üzüldüğüm, hiç yaşamamış olmayı dilediğim anılarımı unutmayı isterdim. Ancak o beğenmediğim olaylar beni ben yaptı belki de. Onlardan aldığım derslerle şu andaki yaşamıma varmışım. Her anı kıymetli benim için bu pencereden bakarsak. 

Asla unutmak istemediğim anılarımdan bazıları;

Dokuz yaşımda ailemle birlikte Samsun'dan yola çıkan bir vapur yolculuğu ile İstanbul'a girmemiz. Aynı gemide Hulusi Kentmen ve Orhan Gencebay'ın bulunması. Masal gibi bir İstanbul, Yalova, Uludağ gezisi.

Babamın bizi her yıl muhakkak götürdüğü  Samsun Fuarındaki konserler tiyatrolar, çarpışan araba maceramız. O kocaman arabalara babamla binsek de çoğunlukla çarpışma anında ağzımızı vururduk o küçük boyumuzla arabanın önüne. O acıyı bile unutmak istemem. Bülent Ersoy'un erkek halinde şık takım elbisesi ile sahne aldığı zamanlardı onlar. Nejad Uygur Tiyatrosunda büyüklerin neye güldüğünü anlayamadan izlediğim tiyatro oyunları unutulmazlarımdır.

Üniversite yıllarım DİSİFASE olarak kampüste koşturmalarımız harika  öğrencilik hayatım. 

Mahocumla ortak hayata evet dediğimiz, bebeklerimizi ilk kucağımıza aldığımız anlar.

Muhabirlik serüvenim, röportajlar sayesinde tanıştığım çok değerli insanlarla paylaştıklarım.

O kadar çok ki anılar ömrümden silinmesini istedikleriniz olsaydı soru daha kolay olurdu sanırım.
Terör olayları, ölümler, arkadaşların yersiz kıskançlıkları, tartışmalar, boşu boşuna dökülen gözyaşları, ruh sıkıntılı geceler, hastalıklar.....

25 Ocak 2017 Çarşamba

ÇELINÇ-9 GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALMAYALIM

GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALSAN YAŞAMAK İÇİN SEÇECEĞİN ÜLKE

Memleketimizden hiçbir zaman göç etmek zorunda kalmayız inşallah,
Nereye gidersek gidelim yabancı olacağız,
İnsanın memleketinden yaşaması gibi olur mu?
Tatile gidip gelelim ama orada yaşamayı istemem açıkçası,
Ama mecbur kalsam
Dört mevsim sıcak olmalı göçeceğim Ülke.
Modern olmalı her anlamda,
İspanya'yı görmedim orası olur gibi geliyor
Barcelona Barcelona filminde çok beğenmiştim oraları
Ama ben oraya göçene kadar boğa güreşi tamamen yasaklanmalı
Ben o güzelim hayvanlara eziyet edilmesine karşıyım....

24 Ocak 2017 Salı

ÇELINÇ 8- İDEAL ERKEK NASIL OLUR?

BİR DAHAKİ HAYATINDA KİM OLMAK İSTERDİN?


Kadın değil de erkek olarak doğsaydım nasıl olurdu? Memnun olmadığımdan değil. Kadın olmaktan gayet mutluyum.  Ancak farklı bir deneyim olurdu diye düşünüyorum. Sanatçı, düşünceli, şık, dürüst, sporcu, iyi eğitimli bir erkek olmak fena olmazdı. Bir de erkek olarak yaşamayı tecrübe ederdim. 
(Erkek olacaksam da Kıvaç gibi olayım değil mi ama:)

ERKEK DOĞMAK

Malum erkek dünyası yaşadığımız ve omzumuzdan ittire ittire yer açmaya çalıştığımız bu dünya. Sanki biz dünya evinin ev sahibiyiz, erkekler de misafiri. Şimdilerde yeni nesil gençlerde bazı inanışlar ve davranışlar değişse de Anadolu'un bir çok yerinde hala geçerli ananeler var. Neler mi? 
Her şeyin çekip çevireni Kadın, ahkam keseni ise Erkek
Söz sahibi olan Erkek, itaat eden Kadın,
Erkeğin elinin kiri, Kadının namusu,
Kadın kırıp dizini oturanı, Erkek Adamdır yapanı,
Tek eşli yaşayamayanı Erkek, kuma gideni Kadın,
Genç eş alanı Erkek, dedesi yaşındakine satılanı Kadın,
Karnından sıpayı eksik etmeyeceksin diyeni Erkek, doğuranı Kadın,
Kendini güçlü sananı Erkek, asıl güçlü olanı Kadın..

Açıkçası erkek milletinin asırlardır kadını ikinci sınıf vatandaş olarak görme nedeni kadından, kadının yapabileceklerinden korkması olduğunu düşünüyorum. Kadınla kolkola, elele yürüyen erkeklere haksızlık etmek istemiyorum. Kendine güveni olan ve kadınları gerçekten seven erkeklerin de var olduğunu tabi ki biliyorum.
Ben hep söylerim; "Akıllı adam kadınını mutlu eden adamdır"
Kadın mutlu ise o evde güller açar, kadının kendine güveni varsa o kadın parıldar,
Bu sayede erkek de mutlu olur,
Özgür, kendine güvenli, mutlu nesiller yetiştirmek için önce kadınları el üstünde tutmalı erkekler,
İşte böyle....
Kadına değer veren, sevgi ve saygı duyan bir erkek olmak isterdim. 

23 Ocak 2017 Pazartesi

ÇELİNÇ 7- GÖÇMEN KUŞ OLSAM

ÇELINÇ 7

EĞER BİR HAYVAN OLSAYDIN HANGİSİ OLURDUN?


Özgür olmalıyım, denize de girmeli, bazen de uçmalıyım, kendi kendimin efendisi olmalı, istediğim gibi yaşamalıyım hangi hayvan olurdum bilemedim. Neden mi?

Köpek olsam sürekli itaat etmek zorunda olduğum bir sahibim olurdu,  
Kedi gibi evde sıkışıp kalamam, ekmek elden su gölden yaşamanın ve genelde uyumanın ayrı bir güzelliği olsa da,
Aslan, kaplan gibi yırtıcı bir hayvan da olmak da istemem,
Maymun gibi hoplayıp zıplayıp muz yemek fena sayılmaz ancak kimsenin seni ciddiye almadığı hayat da sıkıcı olabilir tabi zamanla,
Ayı gibi kış uykusuna yatmak ise çok cazip gelmesine rağmen o ağır ve şişko vücutla hareketlerin kısıtlı,
At olup asil asil durup da yarışlarda koşmak veya çiftlik hayatı bana göre değil,
Gezen tavuk olsam organik bir pazarda hemcinslerimden daha pahalı satılıp sağlıklı bir öğün yemek olmak veya ha bire yumurtlamak çok anaç bir tavır, ben almayayım!
Yılan olup, tıs tıs sokacak birini mi bulsam şansım yaver gitmezse de bir yılan derisi çanta veya ayakkabı olmak pek tüyler ürpertici,
Kutuplarda o güzelim bembeyaz fok balığı olsam bu insanoğlu beni canlı canlı kafama vurup öldürür sırf kürküm için,
En iyisi ben, Göçmen kuş olup sıcak ülkelere uçarım hem cik cik cik ha bire konuşarak sürümün içerisinde kanat çırparım, yorulunca bir ağaç dalında dinlenirim, her gün bir başka yerde macera dolu bir hayat yaşarım. Avcılardan da mümkün olduğunca uzakta olmaya gayret ederim. 
Belkide göçmen bir su kuşu olabilirim veya bir leylek. Beni gören çok seyahat edeceğim diye de sevinir. Fena mı :)))

22 Ocak 2017 Pazar

EVİN SALONUNDA DENİZ BOTUNUN NE İŞİ VARDI?

ÇELIÇ 6

HATIRLADIĞIN EN ESKİ ANINI ANLATIR MISIN?


İlkokul birinci sınıftayım. Abim 4.sınıfta ve Milliyet  Çocuk Dergisine üye . Her ay evimize gelen dergiyi büyük bir heyecanla okuyor ben daha okuma yazma bilmediğim için resimlerine bakıyorum. Her ay abimin kupon kestiğini görüyorum . Bu kuponların ne için oldugunu sordugumda ise aldığım cevap  "7 kutu hediye çekilişine katılacağım" oluyor. 
Yedek kuponları da benim şansıma gönderdiğini daha sonra öğreniyorum. Gülden Karaböcek  uğurlu elleri ile çekilişi yapmış biz Ünye'de herşeyden habersiz günlük hayatımıza devam ederken.
Bir gün babam Gazoz Fabrikasından çıkıp yokuşu koşarak, elinde mektup heyecanla eve geliyor ve "Hediyeler Fatma'ya çıkmış" demez mi? Ben ne olduğunu tam kavrayamazken Ünye'ye evimize İstanbul'dan derginin bir muhabir geliyor. Hediyeler ise muhabirden 1 hafta önce evimize ulaşıyor.
Çok utangaç ve sessiz bir kız çocuğu olduğum için mubabirin sorduğu sorulara nasıl cevap vermiştim, abim hediyeler kendisine değil de bana çıktığı için sinirlenmiş miydi ? hatırlayamıyorum. Ama net hatırladığım birşey var ki o da kocaman deniz botu ve bisikleti evimizin salonunun ortasına kurduğumuz. Bu yetmemiş gibi benim de içine girip tüm hediyelerle fotoğraflarımın çekilmesiydi. Ünye'nin en şanslı kızı ilan edilme şerefine de ermiştim bu sayede! 
O gün bugündür de şans peşimi bırakmaz çok şükür.


21 Ocak 2017 Cumartesi

15 MADDE İLE ÖZLEM

ÇELINÇ 5

HER ZAMAN VE BAZEN ÖZLEDİĞİN ŞEYLER


Kış olunca yaza, denize, kumsala,
Uzakta olunca evime,
Evimde olunca Memleketim Ünye'ye,
Yanımda olmayınca sevdiklerime,
Bu dünyadan göçüp giden herkese,
Bazen de sımsıcacık dumanı üstünde tüten Ramazan pidesi, tereyağ ve tulum peynirine,
İçimdeki o sakin, utangaç, sessiz küçük kız çocuğuna,
Özlem duyarım zaman zaman....

Her zaman özlediğim ise;

1. Türk halkının kadını erkeği ile eşit haklara sahip olması,
2. Geçim sıkıntısı çekilmemesi,
3. Eğitim düzeyinin yükselmesi,
4. Çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmanın endişesini duymamak,
5. Gelir düzeyimizin yükselmesi,
6. Her konuda herkesin birbirine saygılı olduğu bir Ülke,
7. Kavga, savaş, terör, tecavüz, tüm kötü şeylerin yaşanmadığı bir gelecek,
8. Çevre korumanın önemini anlayan insanlar,
9. Modern, Atatürk'ü seven ve inançlı olan insanların da olabileceğini anlayan beyinler,
10. Toleranstan yoksun insanların aydınlık bir pencere açabilmeleri beyinlerinde,
11. Saygı ve sevginin her kapıyı açabileceğini düşünen insanlar,
12. Hiç hesapsız, menfaatsiz iyilik yapabilen yüreği güzeller,
13. Kinayeli, iğneleyici konuşmayanlar,
14. Dedikodu ve yalanı hayatından çıkarmayı becerebilenler,
15. Sınav stresinin olmadığı bir dünya

20 Ocak 2017 Cuma

SELFİE İÇİN PÜF NOKTALAR

ÇELINÇ 4. GÜN

ETRAFINDAKİLER HANGİ SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN SANA GELİRLER?

Sorun yaratan değil sorunları çözen çözebilen olmak ne güzel bir erdemdir değil mi?
Çevremizde hep çözüm üreten, bizi girdiğimiz çıkmazdan kurtaran, kafamız sıkıştığında danışacağımız arkadaşlarımız olsun. (AMİN)

Parti, organizasyon, hediye işi benden sorulur!

Öyle büyük zevkle yaparım ki bu işleri. Planlarken  hazırlarken ve gerçekleştiğindeki mutluluğum görülmeye değerdir. 
İnce ince plan yapar uygularım. Pratik, eğlenceli, yaratıcı olması önemlidir. Önemli olan ise insanları mutlu etmek, biraraya getirmektir. Birlik beraberlik ve uyumun insan ilişkilerini güçlendirdiğini düşünürüm yapılan organizasyonlarla. Bu sayede sevgi ve saygının arttığını insanların birbiriyle kaynaştığına şahit olmuşumdur.

Hediye seçimleri de ihtisas alanıma girer!

Aldığım hediyeyi önce bana gelse beğenir miydim? diye düşünürüm. Alacağım kişinin de beğeneceği birşeyler seçmeye çalışırım. "Yarım elma gönül alma" derler ama elma olacaksa da tam olmalı değil mi ama. Yani fiyatının pahalı olması şart değil ancak hediyenin de çok baştan savma olmaması gerekir. Elma alacaksan da adam gibi şöyle tam ve parlak olmalı!!!
Görsel:Google

En iyi Selfie Nasıl Çekilir?

Bu aralar da sosyal medya kullanımı, cep telefonuna indirilen uygulamalar konusunda epey bir danışanım oldu :)))
"Danışan" demek de pek havalıymış bu arada !
Özellikle de fotoşop yapan programlar, filtreli video programları ilgi alanıma giriyor. 

Selfiesiz Olmaz !

Selfie çekecekseniz cep telefonunun çok normal kamerasını açıp da selfie yapmamalısınız. Neden mi? Aynı çıkarsınız, neyseniz o. Selfienin amacı daha güzel çıkmak! Bunun için yapılacaklar; 
Mutlaka telefonunuza allengirli bir fotoğraf çekme programı yüklemelisiniz,
Retrica olur, YouCam Perfect olur artık hangisini indirmek isterseniz,
O zaman makyajlı, pürüzsüz, en az 10 yaş genç çıktığınız selfielere sahip olursunuz :)
Ayrıca şöyle birazcık yan durup melül melül bakıp güleceksiniz telefon kamerasına.
Öyle tüm suratınızı ablak bir şekilde ekrana sakın çevirmeyin. Bir de mümkünse asrın icadı Selfie Çubuğu edinin kendinize. (bknz. Selfie Çıbığı Mutluluk Getirir mi? postu)

MAGAZİN, TELEVİZYON, GAZETE, DERGİDE YER ALAN ÜNLÜ TİPLER

Her gün yüz yüze geldiğim arkadaşlarımın ismini unuttuğum bakidir. Ancak, çok lazımmış gibi alakasız  bir magazin/medya/TV figürünün ismini aklımda tuttuğum için kendime kızdığım da olmuştur.

Sizinle eski günlerden bir anımı paylaşmak isterim. Rahmetli kayınpederim bir program izlerken televizyonda dilinin ucuna gelip de bir türlü adını çıkaramadığı gazeteciyi bana telefonda tarif etmişti. İsmi ve görüntüsü aynı anda şıp diye aklıma gelip söyleyivermiştim. "Ben söylemiştim bizim gelin Fatma bilir" dediğini dün gibi hatırlarım. 

Bana sorun aklınıza adı gelmeyen, hangi dizide, filmde oynamıştı çıkaramadığınız ünlüleri hemen size adını ve seceresini okuyayım :)

19 Ocak 2017 Perşembe

HAYATI RENKLENDİRMENİN 5 YOLU

HAYATIN BİR FİLM/KİTAP OLSA TÜRÜ VE ADI NE OLURDU? 

Hep duyarız yaşlılardan "anlatsam film olur hayatım "derler. Gerçekten de film gibi hayatlar yaşamış olanlar vardır.  Benimki öyle macera, gerilim, korku tarzı bir film olamaz.  Hayatta rastlantıların, tesadüflerin önemine inanırım.

Hayatım film olsaydı  izlediğimde çok  etkilendiğim  "rastlantılar, zor verilen kararlar ve tekdüze yaşamların süregeldiği modern dünyada, sadece bir kaç saniyelik gecikmenin insan hayatını nasıl değiştirebileceği üzerine kurulu olan bir film Rastlantının Böylesi Silding Doors” filmi olurdu. 

Kitabımın ismi  "Mavianne'nin Rengarenk Dünyası" olsun 

Hayatı Renklendirmek için 5 adım

Hayatımızı renklendirmek veya siyah beyaz yaşamak bizim elimizde. 

Sabah aynaya baktığımda gülümseyip, "çok şükür sağlıklıyım yeni bir güne ağrısız, sızısız uyandım, ne mutlu bana" diye güne başlıyorsam ilk adımı atmış oluyorum günümü renklendirmek için. 

Güzel bir kahvaltı sevdiklerinle yapılan,
Ankara Simidi alıp iş arkadaşlarıma yaptığım kahvaltı sürprizi ikinci adım

Sevdiğim birlikte olmaktan zevk aldığım arkadaşlarımla geçirdiğim bir öğle molası, kahve keyfi üçüncü adım

Akşam aileme hazırladığım içine bir tutam sevgi, huzur ve mutluluk kattığım bir tas çorba dördüncü adım

Uzun zamandan beri görmediğim bir arkadaşıma telefon edip onu ne kadar özlediğimi söyleyip sesini duymak ise beşinci adım

Bu seçenekler çoğaltılabilir değil mi?
Renkli bir dünya kurmak bizim elimizde...

18 Ocak 2017 Çarşamba

Celınç 2. GÜN SORUSU:KALBİNİ KAZANMANIN 5 YOLU NEDİR?

KALBİNİ KAZANMANIN 5 YOLU


Kalbimi kazanmak o kadar kolaydır ki benim. Bir güler yüz, tatlı dil, gözündeki sevgi pırıltısı yeter de artar bile. Bir telefon, küçük bir yorum yazısı. Hemen tav olurum. Öyle büyük bir şeye gerek yok, samimiyetle yapılan her şey kabulümdür. Gereksiz dalga geçer gibi iltifatları hiç sevmem mesela. Yapmacık, hesapçı kişileri de anında tespit etmek gibi kötü bir özelliğim de vardır naçizane.

Hangi özellikte insanları severim derseniz;

1. Nazik 
2. Dürüst
3. Güleryüzlü
4. İyi yürekli
5. Özü sözü bir

Nazik


Kaba saba insanlardan haz etmiyorum. İnsan dediğin önce kendine saygı duyacak, sonra çevresine. Kendine verilmesini istediğin değeri karşındakine de vermelisin. Çıt kırıldım olmayı kastetmediğimi anlamışsınızdır. Sadece saygı ve nezaket gösterildiğinde açılmayacak kapı yoktur diye düşünüyorum. 

Dürüst

Özü sözü bir olmalı değil mi ama.  Yalan dolanla işim olmaz. Yalan söyleyenin de arkadaşım olmasını istemem. Dürüst ol ciğerimi ye. O kadar yani.

Güleryüzlü

Boşuna dememişler; yılanı bile deliğinden çıkarır. Tabi bazı insanın tabiatında ciddiyet var. Ona da saygı duyarım. Ama kardeşim parayla değil ya çok mu zor gülmek?

İyi Yürekli

Zor olan kötü yürekli olmak gibime geliyor benim. Doğuştan herkes masum ve güzel yürekli doğuyor değil mi? Bizler onu evirip çevirip değiştiriyoruz. Yüreğimizi temiz tutalım dostlar. Doğru yol yüreği karartmamak. Hem bak 7 yıl daha ömrü kısalırmış kötü yürekli, olumsuz insanların. Benden söylemesi.

Özü Sözü Bir Olmak

Söylediğin sözü kulağın duyacak bir kere. "Ben söyleyeyim de karşımdaki ne yaparsa yapsın" diye bir dünya var mı? Yok. Benim dünyamda yok en azından. Tartacaksın, düşüneceksin, bu söz nereye gider diye. Söz verdiysen muhakkak yapacaksın. Ya da söz vermeyeceksin. Palavra atıp "hallederiz" diyenlerden sakınırım ben. Neyse O. Neden lafı evirip çeviriyorsun ki. 

17 Ocak 2017 Salı

Mannequin Challenge

Mannequin Challenge  videolarını sosyal medyada görmüşsünüzdür. Herkes Rae Sremmurd'ın söylediği  Black Beatles isimli şarkı ile hareketsiz kalıyor. Donup kalırken de sıradışı pozlar vermeye çalışıyorlar. Bir kişi ise bu sahneyi videoya çekiyor. 

Bizim çocukken oynadığımız TIP oyunu vardı. Biraz da ona benziyor:))

Yapmayan kaldı mı bilmiyorum ama bu videodan biz bile çektik arkadaşlarımla instagramda yayınlamasak da Mannequin Challenge'dan geri kalmadık çok şükür!!!

Blogger Challenge SONİK HANIM hazırlamış 17 günlük sorular. Her gün blog yazmak için bir nedenimiz olsun diyoruz ve başlıyoruz.

İlk Soru; BEŞ SÖZCÜKLE KENDİNİ ANLAT

1. İyimser
Pollyanna olmak her zaman ruhuma iyi geldi. Hani derler ya bardağın dolu yanını görün. Bunun faydasını görenlerdenim. Benim jalledemeyeceğim bir olumsuzluk karşısında kendimi yiyip bitirmem. Düzeltebileceksem elimden geleni yaparım. Ama olmuyorsa da "her işte bir hayır var" derim.
2. Sakar
Çok aceleci bir tip olduğumdan ve birkaç işi bir arada yapmak istediğimden sakarlıklarım oluyor haliyle .)) Üstüme başıma birşeyler dökerim, oramı buramı çarparım, tabak bardak kırdığım da olmuştur tabi ki.
3. Planlı
Rahmetli babam küçük not kağıtlarına yazardı her şeyi. Tüm yapacaklarını. Ona çektim sanırım. Yazmam ama muhakkak planlı programlıyımdır hayatta. 
4. Güler yüzlü
Çok şükür doğuştan gelen bir özellik sanırım. Gülümsemeden fotoğraf çektirenlere, merhaba deyince gülümsemeyenlere çok şaşırırım. İçimden geliyor ne yapayım. Gülmek konuşmak benim işim :))) 
5. Açık Sözlü
Belki de patavatsızlığa varıyor ama içim dışımda ne yapayım. Pat diye söylerim. Tabi kalp kırmadan. Onu düşünürüm kalp kıracaksam söylemem. Gönül almayı severim. Hiç öyle kinayeli konuşmam. Konuşulmasından da hiççç mi hiççç haz etmem.

Ayyy bu da olmadı şimdi. Olumsuz bir yanım aklıma gelmedi :)) Hah hah hah
İnsanın kendini anlatması ne de zor,
Aslında yakınındaki ve uzağındakilere sormalı,
Yani seni çok iyi tanıyanların ve pek de tanımayanların görüşlerini almalı,
Seni ilk gördüklerinde nasıl bir intiba yaratıyorsun?
Bu ilk intibadan sonra zamanla değişiyor mu fikirleri yoksa aynı mı kalıyor?
Bunları soruyorum o zaman ben de size,
Beni nasıl bilirsiniz?

12 Ocak 2017 Perşembe

SPOTİFY NEDİR? NASIL KULLANILIR?

Kanat Atkaya 

 "Tek Rakibim OBAMA Bebeğim" demiş !


Spotify (Spotifay diye okunuyor :) adlı müzik uygulaması hakkındaki yazısını çok sevdim.
Spotify önceki gün “Kariyer fırsatları” sayfasında “Çalma Listeleri Başkanı”aradığını duyurmuş ve bu pozisyonun görev tanımını yapmış, adaylık için gereken şartları paylaşmış. Obama'yı seçmeyi düşünüyorlar bu göreve ancak ben Kanat Atkaya'nın adaylığını destekliyorum :)

Oğlum Ahmet Can sayesinde benim telefonumda da var artık bu uygulama. İnternet bağlatınız olması gerekiyor dinlemek için. Her tür müziği bulabiliyorsunuz. Üye olmanız gerekiyor uygulamaya ücretsiz. Ancak Premium üye olmak isterseniz aylık 9.99 tl ödüyorsunuz. Bu uygulamanın bence en ilgi çekici yanı, ne dinlediğini merak ettiğiniz tanıdıklarınızın müzik listesi dinleyebiliyorsunuz. 

Spotify ? (Bu linkten aldığım ayrıntılı bilgileri paylaşayım sizinle)

Spotify İsveç asıllı bir müzik veri akışı sistemidir. Sony, EMI, Universal gibi dünyaca ünlü plak şirketlerine kayıtlı, seçilmiş müziklerin, herhangi bir kısıtlama olmadan dinlenmesine olanak veriyor. Müziklere; sanatçı, albüm adı, şarkı adı, tarz, şeklinde arama kriterleri ile ulaşılabiliyoruz

Öncelikle android ya da ios uygulamasını indiriyoruz. Ardından üye oluyoruz. Üye olduktan sonra isterseniz ayarlar kısmından facebook ile senkronize edebiliyorsunuz. Facebook ile senkronize ederseniz arkadaşlarınızın hangi şarkıları dinlediğini kolayca görebilirsiniz. Sol üstteki menü butonuna basıp “gözat” kısmından en çok dinlenen listeler, pop, caz, rock, fitness (ki spotify’ın fitness müzikleri meşhurdur sonra geleceğiz bu konuya) ,club, country, vs…. (çok geniş bir yelpazesi var) tarzlarından birini seçiyoruz. “Karışık çal” kısmına basarsak karışık olarak listeyi çalmaya başlar. “+ takip et” kısmına tıklarsanız da bunu sizin “çalma listeleri” bölümünüze kaydeder. “Çalma listenize” menüden ulaşabilirsiniz. İstemediğiniz listeleri buradan silebilir, arkadaşlarınızla paylaşabilir ve indirebilirsiniz.

2 Ocak 2017 Pazartesi

2017'NİN İLK TERAPİSİ

Gülse Birsel öyle güzel yazmış ki 31 Aralıktaki yazısını. 
Özellikle hoşuma giden kısımları paylaşmak istedim. Keşke aşağıda yazanlar gibi yaşayabilsek. Ben yapmaya çalışıyorum. Mutlu oluyorum.
"Çok garip, niye bu kadar mutlusun ki?" diye bir soruya maruz kalsam da! Memnunum pozitif bakmaktan hayata. Size de tavsiye ederim.



NE FAYDASI VAR?

Ben
 endişe ve tasadan yıldım arkadaş! Hayır ne faydası var? Ben gece uykusuz kalınca dolar 2 TL’ye mi iniyor? Ben her akşam CNN seyredince terör mü azalıyor? Yoo. O zaman derin bir nefeees ve hep beraber gevşiyoruz!

KENDİNİZİ DİNLEMEYİN;

Beyninizde buluttan nem kapan, vesveseli, geveze ve drama seven bir teyze oturuyor. Onu dinlemeyin. He deyin geçin. Müzik açın, kitap okuyun. Su, yatağını bulur efenim! Yarın ne giyeceğinizin planı bile bazen tutmuyor, hayatınızın geri kalanını planlamak nasıl bir ukalalık! Kendinizi rüzgara bırakın, akıntıya karşı yüzmeyin.

ELİNİZDE OLMAYAN ŞEYLERE KAFAYI TAKMAYIN, ÇÜNKÜ ELİNİZDE DEĞİL; 

Suriye’deki savaş veya Türkiye’deki tehlikeli yapılanmalarla ilgili tasalanıyorsunuz. Çok normal. Peki tasalanmanız neye yarayacak? Her şeyi devletten beklememek lazım ama bazı şeyleri de devletten beklemek lazım! Ben bekliyorum mesela. Devlet bunları çözsün! Veya oradakiler o işi yapmasın, gelsin senaryo yazsın, takı tasarlasın, ne bileyim tornacılık yapsın. Çünkü ben ülkeyi yöneteceğim diye çıkmadım oraya, onlar çıktı.

DÜNYANIN HER YERİ FECİ, BİR ŞEY KAÇIRMIYORSUNUZ:

Türkiye’nin çivisi çıktı, gidelim buralardan diyenlere: “Nereye yav, karpuz keseceedik?” Hakikaten, öncelikle bir düşün, seni neresi istiyor? O isteyen yeri sen istiyor musun, yani ilginiz karşılıklı mı? Bütün bunlar tamamsa, bir de bak bakalım orası buradan daha mı güvenli? Emin misin? Bence o kadar abartma, dev kararlar verme. Gurbetçilere gurbetin ne demek olduğunu bir danış, dinle. Sonra da çık bir dolaş, vapura bin gez, bir çay iç, açılırsın.