29 Mayıs 2017 Pazartesi

TOP PATLAYINCA ÇOCUKLAR NEDEN SEVİNİR?

Genelde çocuklar tekne orucu tutarlardı bizim oralarda. Ancak, ben inat ederdim annemlerle sahura kalkmak ve akşama kadar oruç tutmak için. 9 yaşlarındaydım ilk kez oruç tuttuğumda. Sahurlar ayrı güzel olurdu Ünye'de. Annem gecenin o vakti  taze taze börekler yapardı bizlere. kahvaltı ve yumurta sahurun olmazsa olmazıydı. Gerçi uykudan uyanıp yemek yemek biraz zor olsa da, bir gözüm kapalı oturur kedi gibi gözü kapalı yerdim mis kokulu mayalı böreği çöreği. Sahura kalkmaktan mutlu olduğumu hatırlıyorum. Hatta tüm gün oruç tutacağım ilan edildiğinde büyüklerin orucumu satın almak istemesine utangaç bir gülüşle karşılar, daha sonra anneme orucumu kimseye vermeyeceğimi söylerdim. Orucun en güzel yanı akşam olup da iftar vakti geldiğinde Top Atılmasını beklemekti. Top Çakırtepe'den atılırdı her yerden duyulurdu sesi. Top atılınca oruç açılırdı topla birlikte ezan okunurdu tabi ama, top patlamasını balkonda elimizde çatal ucunda da zeytinle beklemek biz çocuklar için adeta bir oyundu. Tabi o zamanlar pek de farkında değildik, sadece aç kalıp her zaman yemek bulamayan bizim kadar şanslı olmayanların halini anlamak için tuttuğumuzu sanırdık. Asıl orucun bedenimizi olduğu kadar ruhumuzu da disipline etmemiz gerektiğini sonradan öğrendik. Tam da bu yönde yazılmış olan  Osman Müftüoğlu bugünkü yazısında öyle güzel noktalara parmak basmış ki paylaşmadan edemedim;

RAMAZANDA RUHU BESLEMEK

Dr. Herbert Benson ünlü Harvard Tıp Okulunun mühim hocalarından biridir. Mesleki çalışmalarını daha ziyade “sağlıklı yaşam” alanında yoğunlaştırmış, “beden ve ruh ilişkisi” üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmıştır. 
Dr. Benson’un uzun yıllar önce kanıtladığı mühim bir ayrıntı var: “İnanç dünyası zengin, manevi bağları güçlü, farkındalıkları sağlam, kendisi, ailesi ve çevresi ile aidiyet ilişkileri mükemmel, duygu durumu barışık, olumlu düşünmeyi otomatiğe bağlamış, endişesi, korkusu az, umudu, keyfi, huzuru bol insanlar diğerlerinden daha şanslılar. Zira daha az hastalanıyor, hastalandıklarında diğerlerinden daha hızlı iyileşiyorlar. Ayrıca iyi bir yaşlılık geçirme şanslarını da arttırıyorlar.”
Kısacası “ruhu beslemek” Dr. Benson’a göre “bedeni beslemek” kadar mühim bir konu. Bize sadece sağlıklı şeyler yiyip içmek, her gün düzenli egzersiz yapmak, her gece bebekler gibi mışıl mışıl uyumak yetmiyor. Ruhumuzu da iyi ve güzel duygularla besleyip büyütmemiz, ona da duygusal egzersizler yaptırmamız, onu da dinlendirmemiz gerekiyor. Kısacası bedensel arınma ve bakıma ruhsal arınma ve bakımı da eklememiz şart. 

Ramazan ayı bu iş için en mükemmel bir fırsat.
SİZ BU HATALARI YAPMAYIN
- Ramazan bedensel değil, ruhsal “detoks” zamanıdır.
- Bedeni değil, ruhu önceler.
- Bedenden çok ruhu “temizler”, ayrıca ruha daha fazla “iyi ve güzel şey” ekler.
- Ramazan “diyet” değil, “niyet” zamanıdır.
- İftar sofraları ifrat sofraları olmamalıdır. Ölçü kaçırılmamalı, aşırıdan sakınılmalıdır.
- Bu ay basitleşme, hafifleme, arınma, kabuğu soyup öze ulaşma, fazlalıklardan kurtulup “kendi olma” ve yoksullarla paylaşma zamanıdır.

3 yorum:

Nilo&Eco&Elo dedi ki...

Senin tam tersin, sahura kalkmak benim gibi bir uykucu için işkenceydi. Annem zorla uyandırırdı. Çünkü bana kalsa ben sahur yapmadan tutabilirdim. Senin gibi gözü kapalı yerdim. :)

Arzu sarıyer dedi ki...

Çok doğru Mavianne yazılanlar...Huzur ...

Beyaz Sardunya dedi ki...

Çocukluğumun ramazanlarını anlatmışsınız. Birden o günler burnumda tüttü. Annemler beni sahura kaldırmazsa, aç aç oruç tutmakla tehdit ederdim onları :) Ne güzel günlerdi. Sevgiler...