28 Ocak 2016 Perşembe

KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ İÇİN UZANAN YARDIM ELİ:ORHUN GÜVEN

Orhun Amca Ünye’nin çok değerli isimlerindendir ve bizim komşumuzdur kendisi. Onun kız çocuklarının eğitimi için yaptıklarını duyduğumda çok gurur duydum. TRT’nin 2014 yılında onunla yaptığı belgesel filmi izledim ve çok etkilendim. O, elini attığı her şeyi yeşerten bir ziraatçi, yaptığı işlerle toplumda iz bırakan örnek bir insan. Binlerce ağaca aşı yapmış, binlerce fidanı toprakla buluşturmuş, bir yandan da ülkenin genç fidanlarını topluma kazandırmak için hayırsever insanlardan toplandığı bursları kız öğrencilerin eğitimine yönlendirmiş.
 Orhun Amca sizi tanıyabilir miyiz? 
5 Nisan 1937 Ünye doğumluyum. 5 kardeşiz babam da Ünye’nin yerli ailelerindendir. Bize lakap olarak yağcılar derlermiş dedelerimiz yağ tüccarıymış zamanında, unutuldu yavaş yavaş tabi bu. Hacıemin oğullarındanız aslında, emin olmak güvenmekten geliyor bu nedenle  güven soyadını almışız. 
Ben Ankara TED’in ilk mezunlarındanım ondan sonra yüksek tahsile gitmedim. Ünye’ye döndükten sonra burada kendi işlerimizle uğraştık, hep ürettim.
BABAM AT SIRTINDA KARDEŞİNİ SİVASA OKULA GÖTÜRÜRDÜ

Güven Çiftliğinde birçok fidan yetiştiren bir ziraatçisiniz ancak sadece fidan yetiştirmiyor kız çocuklarının okumasına vesile oluyor ve onları da yetiştiriyorsunuz. Kızların eğitimi için verdiğiniz bu önem ne zaman ve nasıl başladı?
Çocuk okutma işi rahat 30 senedir bizim ailede vardır. Türkiye’nin çalkantılı yıllarıydı 70’li 80’li yıllar. Çok kabiliyetli çocuklar vardı etrafımızda, büyük ağabeylerimiz vardı. Babam özellikle kardeşini at sırtında Sivas’a götürüp okutmaya başlamış biriydi. Bir kadın, bir anne iyi yetişirse, evlatlarını da çok iyi yetiştirir. Ülkeye dünyaya iyi vatandaş yetiştirmek  istiyorsak kadınların eğitimine önem vermeliyiz.

Benim çocukluğumda Karadeniz’de 3 tane ortaokul vardı.  İstanbul-Şile, Ünye ve Hopa.  Terme’den, Reşadiye’den, Tokat’tan, köylerden, Fatsa’dan, Niksar yani kendi memleketlerinden gelen çocuklar vardı. Ünye’de biz de çocuk okutalım dedik bir ekip kurduk, ağırlıklı olarak kız çocuğu okutmayı kafaya koyduk, iyi ki de yaptık. 
İNCE ELEYİP SIK DOKUMAK LAZIM

Peki burs vereceğiniz kız çocuklarını nasıl seçiyorsunuz ve burs kimlerden sağlanıyor?
Ben hiç üşenmem liseleri gezerim Ünye’de köyden gelen pırıltılı, zeki, maddi durumu iyi olmayan çocukları öğretmenlerine sorar tespit ederim. Burs için gelen çocukların köylerine kadar gider köklerini araştırırım maddi durumları hakkında bilgi sahibi olurum.

Eğitimli bilgili görgülü annenin elinde yetişen çocukların farklı oluyor. Ne yapıp edip köydeki bu çocukları seçmek lazım. Bugün göz ardı edilenlerden bir tanesi bu. O bakımdan müsterihim.  Ben çok arıyorum çok dikkat ediyorum ince eleyip, sık dokuyorum. Eleğin üzerinde olanlara verebiliyorum. Ah olsa da hepsini okutabilsek. yok o kadar imkanımız. Ünye’de çok güzel bu iş ve  hakikaten kendini gizli tutan sağ elin verdiğini sol eline göstermeyen çok güzel insanlar var. Bence gerçek Müslüman terbiyesi bu.  Ve buna dikkat eden insanlar var bunu herkese aşılamak lazım.
TOPLUMA KAZANDIRDIĞI GENÇ FİDANLAR ÇİÇEK AÇIYOR, MEYVE VERİYOR 

Yıllar içerisinde okuttuğunuz kız çocukları ve aileleri ile irtibatınızın  hep devam ettiğini biliyorum. Mesleklerini ellerine almış bu kız çocukları sayesinde köylerdeki zihniyette nasıl bir değişim fark ettiniz?
Dün kızlarının okumasını istemeyen ana babalar dedeler Şimdi kızlarına burs arıyorlar bu çok önemli bir şey.
Köylerdeki pırıltılı kız çocukları okutulduğunda onlar imrenilecek gıpta edilecek çocuklar haline geliyorlar, arkasından gelen nesiller onlara gıpta edip onlar gibi olmak istediklerinde sizler meseleyi halletmiş oluyorsunuz. Siz şehirdeki kızları okutup, köydekileri okutmazsanız eksik yapıyorsunuz işinizi.
Türkiye’nin yapacağı ana işlerden bir tanesi kız çocuğunun okutulması çünkü o anne toplumun ana direği o. Erkeği de o doğuruyor kız çocuğunu da, sağlıklı çocuk yetiştirebilmesi için annenin eğitimli olması şart. Türkiye’de çekilen sıkıntıların özellikle kadınlara yapılan ezanın cefanın ana kaynağı eğitimsiz annelerin elinde büyüyen çocukların yaptığı işler bunlar. Bakın Ünye’nin birçok ücra köylerinde okuyan çocuklar var onları örnek alan diğer nesiller çok farklı duruma geldiler. Türkiye’nin bir 20 sene sonra çok farklı bir yerde olacağını düşünüyorum.
BAŞARILI OLMANIN BİR KAÇ UNSURU VAR

Ben liseleri, okulları geziyorum, böyle pırıltılı çocukları tespit etmek için. başarıda şu unsurlar lazım; zeka, dikkat, iffet, teknik ve metodik çalışmayı bilmek. Başarılı çocuklar farklı oluyor hoca hemen fark ediyor. Bilgisine liyakatına güvendiğim tarafsız hocalar var. Onlara soruyorum ta liseden takip ediyorum. Kendi ailesi okutamayacaksa ailenin müsadesiyle, kimseyi kırmadan kızla konuşuyorum "sen benim kızım ol" diyorum. Onu  ben bir sene okutuyorum bir transkript geliyor süper. Yıllardan beri bana talebe okutan yardımseverler var sonra onlara veriyorum. Her yıl paralarını yolluyorum, kesintiye uğramadan okuyorlar. 

GELECEĞE GÜVENLE YÜRÜYEN KIZLAR

En büyük destekçiniz eşiniz Fatma Hanım bildiğim kadarıyla değil mi? Onun okuttuğunuz kızlarla çok güzel anıları var. Birini dinleyebilir miyiz?

Tabi, tüm bunları tek başıma yapmadım çok büyük bir yardımcım vardı, eşimle birlikte yaptık. Eşim anlatsın etkileyici bir hikayedir bu; “başkaları burs verse de tüm yük bizim evdeydi, çocuklar eve de gelirler ve anlatacaklarını Orhun’un gelmesini beklerken bana anlatırlardı. Kızlar aileleriyle ilgili dertleşirlerdi. İki kız kardeş geldi biri liseyi bitirmiş okuyamamış kızcağız, ağlayarak anlattı. Amcası muhtar, okusun istemiyor, üniversiteyi kazandığı belgeyi yırtıp atmış. O kız bize geldi, kardeşi okusun istiyor. Kız kardeşe burs verildi şimdi O, İngilizce Öğretmeni. 

Bu pırıltılı ve şanslı kız öğrencilerden şu anda öğretim görevlisi olan Nagehan'ın Orhun Güven hakkında söylediklerine kulak verelim.

Orhan amcamla üniversite sınavını kazandığım yıl tanıştım. Hayatımda çok şey değişti. Biz onun kızlarıyız. O, 
sadece amca değil benim için baba yerinde. Çok umutsuzdum bana Allah'tan ümit kesilmez demişti. Bana hiçbir zaman umutsuz olmamayı öğretti. Benim köyümde okuyan kız çocuğu yoktu ve kızçocuklarını erkenden evlendirirlerdi. Orhan Amca babamı okumam konusunda ikna etti ve maddi açıdan destek olduktan sonra ben de okudum ve umudum arttı. Köyde benden sonra kız çocuklarının okumasına aileler de sıcak bakmaya başladı eğitime önem vermeye başladılar.  Orhan Amca el verdi, onun sayesinde çok mutluyum. Elimizden tuttu. Şimdi ben de öğrencilerimin içindeki enerjiyi açığa çıkarmaya ve ellerinden tutmaya, onlara faydalı olmaya çalışıyorum. 

22 Ocak 2016 Cuma

ÖLÜMÜNÜZÜ PLANLADINIZ MI?

Doğumlara nasıl da sevinip, mutlu oluyoruz,
Allahın bir mucizesi, bize verdiği bir armağan gibi görüyoruz bebeğimizi,
Onu en iyi şekilde büyütmek yetiştirmek oluyor tek amacımız,
Yaradanın hiç yoktan var ettiklerinin ölümlü olduğunu çoğu zaman unutuyoruz,
Ölüm geldiğinde de aniden yüzümüze bir şamar yemiş gibi oluyoruz,
Bir gün öleceğimiz gerçeğini bilerek doğuyoruz,
Ancak yaşarken hiç bir şekilde ölümü konuşmaya yanaşmıyoruz,
Hasta da olsak sanki hiç ölmeyecek gibi planlar programlar yapıyoruz da,
Bir gün ölürsek diye bazı şeyleri planlamıyoruz,
"Ben gidince kim ne yaparsa yapsın" diye mi düşünüyoruz acaba ?
Değişik, ilginç, nevi şahsına münhasır bir insandı benim babam,
2014 yılının son aylarında elinde bir dosya ile geldi ve bana uzatıp,
"Ben öldükten sonra yapılacaklar bu dosyanın içinde, sen bir ara bunu temize çekiverirsin" dedi,
Abim de yanımızdaydı, o hemen "ne diyorsun baba, şimdi bunları konuşmaya ne gerek var" diye şaşkınlığını belli etti,
Ama babamın bu tip şeyleri çok doğal karşıladığını ve okumamızı istediğini bildiğim için,
Yazdığı vasiyeti ve vefatından sonra evin kapısına asılmasını istediği fotoğraflı mektubu sesli okudum,
Babam ise gayet doğal, bir de yazılanları bize açıkladı,
İnançlı biri olarak ölümün de, yaşam gibi doğal bir süreç olduğunun farkındaydı,
Son üç yılında hastalıkları ile mücadele etmiş biri olarak,
Allah'ın tecellisi olarak, ölümün ne zaman geleceğini bilmiyordu ama hazırlığını da yapıyordu,
Hayata bağlılığı, yaşam enerjisi hiç bitmiyordu bunun yanısıra,
O bize hem yaşamın, hem de ölümün nasıl güzel karşılanacağını öğretti,
Biliyorsunuz son yolculuğa uğurlanırken sadece bir soru soruyor imam "Hakkınızı Helal Ediyor musunuz?"
İşte bu tek soruyu düşünerek kul hakkı almadan yaşamak, iyi insan olmak, ardından güzel anılmak hedefiyle yaşamak nasip olsun herkese,
Babamı da içten söylenen tek bir cümle "Helal Olsun" diyerek uğurladık,
O da herkese hakkını helal etmişti giderken....
Fotoğraf: Babam ve Ben/ Yıl:1970/ÜNYE

2 Ocak 2016 Cumartesi

ÜNYE'DE ORGANİK HAYAT

Köpükler oluşturarak fokurdamaya devam ederken süt kokusu tüm mutfağı hatta evi sarmıştı,
Annem ocağın altını kapadıktan sonra bir kısmını içmemiz için diğer bir kısmını da yoğurt mayalamak için ayırırdı,
Pazardan gelen sütün  lezzeti ve doğallığı ile büyüdük biz, şanslı çocuklardık,
Ünye'de eskiden "kadınlar pazarı" adı verilen köylü pazarı kurulurdu Çarşamba günleri Kavakdibinde. Sabah erken saatlerde köyden bahçelerinden topladıkları sebzeleri, meyvaları, elleriyle sağdıkları sütü, yaptıkları yoğurdu, tereyağı, peyniri ve envai çeşit ürünü satarlardı. Ünye'nin sebzelerini saymakla bitiremem, menevcan, sütlücan, dikenucu, mendek, pancar vs. Bu isimleri gibi lezzetleri de birbirinden farklı olan sebzeler bazen böreğin içine konulmaya, bazen soğanla kavrulmaya bazen de etli yemek yapılmaya hazırlanırdı eve gelince. Hepsi bir şifa kaynağıydı kuşkusuz. En önemlisi de onların doğal gübreyle yetişmesiydi muhakkak. 

Annem ve babam sabah erkenden 6 buçuk 7 gibi pazara giderlerdi bizlere taze köy ürünlerinden almak için. Köyden getirdikleri ürünleri erkeklerin değil de kadınların satmasının nedenini sordum geçen yıl pazara gittiğimde köylü teyzeye "Onlar kahvededir şimdi, biz satiik daaa" demişti. Karadeniz kadınının çalışkan, mücadeleci ve tuttuğunu koparan yönünü bu teyzenin suratında gördüm. 
Karadenizin güzel ilçesi Ünye'de geçen çocukluğumda, kırdığında turuncu  rengi olan yumurtanın şimdi yediğimiz yumurtadan çok farklı olduğunu hatırlıyorum. Köyde, bahçede dolaşıp doğal beslenen tavukların mutlu olduklarını ve yumurtladıkları yumurtanın da bir o kadar sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

Tüm bu "doğal" yani "organik" ürünleri malesef şehirde doğup büyümekte olan çocuklarımız için bir masaldan ibaret.

Ünyelilerin yerel bir şive ile konuştuğundan daha önce bahsetmiş miydim?
Ben de Ünye'ye gidince hemen uyum sağlarım,
Ünye'deki bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum;
Hamidiye Mahallesindeki evimizin yanı başındadır Rahmetli Hakkı Amcamların evi,
Her gün mutlaka birbirimizi görürüz, yengemle her daim iletişimimiz vardır,
Bir sabah benim oğlanlarla çarşıya inecektim ve aşağıdan yengemin kapı ziline bastım,
Kapı açılmayınca da aşağıdan sokaktan seslendim "Yengeeee uyiymun gıııı"
Burada "uyiymun" anladığınız üzere "uyuyor musun" 
Çocuklar öyle şaşırdılar ve hoşlarına gitti ki, "yenge uyiymun gııı" deyip durdular bir süre,
Ünyelilerin tez canlılığı konuşmalarından da bellidir,
Uzatmazlar öyle "geliyor musun" yerine "geli mun" der geçerler,
Tabi çok da hızlı konuşunca, dışarıdan gelenler pek de anlayamazlar ilk duyduklarında ne söylediklerini,
Çok tatlıdır şive, esprilidir, komiktir,
Pazara gittiğimde bu amcaya " Kolay gelsin amca napin, iyi misin ?hayırlı pazarlar" deyince,
"Kızım gelik işte, satiik, çok şükür, napim, iyiyik"
Tercümeye gerek yok sanırım :))
MEMLEKET; havası, kokusu, dili, kültür mozayiği, doğal halleri ile Can'dır....
Ünyeliler deniz çocuğudur,
Ünyeliler coşkuludur,
Ünyeliler çok konuşur,
Ünyeliler vefakardır,
Ünyeliler misafirperverdir,
Ünyeliler birbirine bağlıdır,
Ünyeliler mutludur,
Ünyeliler eğlenmeyi bilir,
Ünyeliler heyecanlıdır,
Ünyeliler Ünyeli'dir Ordulu değil :)) 
Ünyeliler sahilde yürümeyi sever,
Ünyeliler sahilde yürürken çekirdek çitler,
Ünyeliler fok fok'ta denize girer,
Ünyeliler Derbent ve Çamlıktan vazgeçemez,
Ünyeliler her gelen misafirini Çakırtepe'ye çıkarır,
Ünyeliler için İskelede yürümek, balık tutmak zevktir,
Ünyeliler Cumhuriyet Meydanında Cücürden gazete alır,
Ünyeliler Cumhuriyet Meydanındaki Koca Çınara Kavak Dibi der,
Ünyeliler yumuşak mı yumuşak, içimi kolay suya Acı Su der,
Ünyeliler ekmeğini İsmet Amca'nın fırınından alır,
Ünyeliler kırtasiye ihtiyacını Arın Kırtasiyeden görür,
Ünyeliler fotoğraflarını Günaydın'a veya Zalım'a çektirir,
Ünyeliler her pazar kahvaltıda Yağlı (Karadeniz Pidesi) yer,
Ünyeliler çocukluğunda Canbula Muharrem'in Çataltepe Gazozunu içmiştir.
İMZA:80'li yıllarını Ünye'de geçiren Mavianne

1 Ocak 2016 Cuma

YENİ BİR YIL YENİ UMUTLAR VE EFSUNLU ORMAN


Sergül benim uzun yıllardır tanıdığım blogger arkadaşım,
Acısı hepimizin yüreğini kor gibi dağladı,
O benim Japonya'da yaşayan bir kızkardeşimdi sanki,
Bebeği bu güzeller güzeli Efsun'u kaybetti,
Allah kimseye tattırmasın evlat acısını,
Onun ateşini  bir nebze olsun söndürmek için,
Bu düşünceyi hayalden gerçeğe çevirmeye ne dersiniz?
Sergülle 2013'te bir RÖPORTAJ yapmıştım,
Sergül'ün yazısını paylaşıyorum sizinle;

Günlerdir bana tek iyi gelen düşünce bu #efsunluorman
Tema Vakfı ile görüşüp, işlemlere başladık, sizin de yardımlarınızla bu gerçek olabilir.

Efsun bedenen kaybolmuş olsa da, bu orman ile beraber kuşlara; böceklere, hayvanlara yuva olabilir, oksijen olup içimizde yaşamaya devam edebilir diye düşündük.
Beni en çok heyecanlandıran ise gidip ağaçlara sarılmak olacak! Efsun'um değil belki ama onun yokluğu ile büyüyecek ağaçlar.

Tema Vakfı'nın bize verdiği saha Balıkesir Bayat bölgesi. Kim bilir belki orada buluşmalar bile yaparız.


Bu hayali gerçekleştirebilmek için 2000 fidana ihtiyacımız var. 1 fidan 6 TL

Bağışlar  1-31 Ocak Tarihleri arasında TEMA'nın İş Bankası Levent Şubesi'ndeki 
TR56 0006 4000 0011 0351 2077 74 IBAN no'lu hesabına yatırılması gerekiyor.

Açıklama Kısmına 'Efsun Ryouka Kato' yazmalısınız.


Tema'nın başka hesaplarına yatırılmış bağışlar ne yazık ki geçerli sayılmıyor.

Yol arkadaşlarım size güveniyorum.

Lütfen bu yazıyı sosyal medya hesaplarınızda paylaşın ve yapabiliyorsanız bağış yapmayı da unutmayın!

Bir gün ağaçları kocaman olmuş, binlerce canlıyı barındıran ve bize oksijen kaynağı olan Efsun'lu Orman da buluşmak üzere!


Not: Yurt dışından bağış yapılamıyor ne yazık ki. Bu yüzden Türkiye'deki yakınlarınızdan yardım almanızı rica edeceğim, çok teşekkürler


not 2:  Fidan dikimleri ilkbahar ve sonbaharda olacakmış, tam tarihleri verildiğinde sizinle paylaşacağım

not 3: bağışların listesi haftalık rapor olarak gönderiliyormuş, onu da buradan paylaşacağım. Çok teşekkürler