12 Aralık 2016 Pazartesi

OYUNCU ANNE "ŞERMİN ÇARKACI" İMZA GÜNÜ VE DEDEMİN BAKKALI SERGİSİ

Dünyanın en süper marketi “Dedemin Bakkalı” Şermin Çarkacı nam-ı diğer “oyuncu anne” nin sekizinci kitabı raflarda sizleri bekliyor.
 “Kitabın alt yaş sınırı 9-40’ından sonra yakın gözlüğü gerekebilir"

Şermin Çarkacı"Dedemin Bakkalı" kitabının imza günü ve sergisi Ankara'da Podium AVM'de Cumartesi günü gerçekleşti. 
Anne ve çocukların yoğun ilgisi ile karşılaşan yazar , üç saat için planlanan imza gününü  hayranlarının ilgisi nedeniyle uzattı. 
On parmağında on marifet olan kadınlardan Şermin Çarkacı. Edebiyatçı, reklamcı, yazar ve üç çocuk annesi. İkizleri Tuna ve Mete, kızı Name ile oynadığı yaratıcı oyunlar ile sosyal medyanın “oyuncu annesi” O. “Her oyuncağın kırılmaya hakkı vardır, ama çocukların asla” diyen bir anne.
Kitabı okurken, 10 yaşındaki Şermin’in dünyasını gözümüzde canlandırıyoruz. Bakkal dedesine çıraklık yaparken gösterdiği sivri zekâsı, cin fikirleriyle icat ettiği ticari satış yöntemleri ve büyükler ile ilişkileri bizi güldürüyor.
HEDEFİM HEM YETİŞKİNİ HEM DE ÇOCUĞU
AYNI KİTABIN SAYFALARINDA BULUŞTURMAK

Çocuk kitabı olmasına rağmen, yetişkinlere de ayna tutması açısından büyüklerin de zevkle okuyabileceği bir kitap “Dedemin Bakkalı”. Şermin Çarkacı’nın dediği gibi “büyüdünüz diye, ruhunuz da büyüyecek diye bir şey yok. Bir kitap hem size, hem çocuğunuza hem de anne babanıza hitap edebilir” Kitapla ilgili nasıl geri dönüşler aldınız?

Hedefim hem yetişkini hem de çocuğu aynı kitabın sayfalarında buluşturmaktı, sanıyorum başardım. Yetişkinlerden de çocuklardan da güzel yorumlar alıyorum. Birlikte okuyor olmaları, ayrıca güzel. Bir kitap anne-baba-çocuk arasında sohbet konusu olabiliyor. Bu çok mutlu etti beni. 
SAMİMİYETİMİ HİSSEDİYORLAR

Oyuncu Anne 2014 yılında ilk fotoğrafını instagrama yüklediğinde 400 bini aşkın takipçiye ulaşacağını öngörüyor muydu? Bu yoğun ilginin sırrı nedir sizce?

Hiç böyle bir öngörüm olmadığı gibi, böyle bir hayalim de yoktu. 400 bin, 500 bin olsun gibi bir çabam da olmadı. Ben duygularımı, düşüncelerimi paylaşıyorum. Bütün samimiyetimle yazıyorum, sadece yazıyorum. Onlar da okuyorlar. Sanıyorum, ilginin tek sebebi bu samimiyeti hissediyor olmaları.
RUHUMUN BİR KÖŞESİNDEKİ GÜZEL ÖRNEKLERLE 
YOLA DEVAM EDİYORUM

Sosyal medyada çocuklarınızla oynadığınız, evdeki malzemelerle icat ettiğiniz oyunlar ve güzel önerileriniz birçok anneye örnek oluyor. Siz hayatınızda kimi veya kimleri kendinize örnek aldınız?

İnsanlar birini olduğu gibi örnek almaya çok meyilliler. Ben izleme, tanıma, keşfetme ve bana sıcak gelen şeyleri kendime alma taraftarıyım. Güzel olan her şey bizimdir. O yüzden okuduğum kitaplardan, tanıştığım insanlardan, duyduğum hikayelerden bana yakın, sıcak bulduğum, bana güzel gelen her şeyi aldım attım ruhumun bir köşesine yıllarca. Şimdi o örneklerle yola devam ediyorum. O yüzden şunu örnek aldım diyemem, her şeyden, herkesten biraz biraz…
ÇOCUKLARIMI BÜYÜTÜRKEN TEK BİR ŞEYİ REFERANS ALIYORUM: 
KENDİ ÇOCUKLUĞUM

Kitapta yer alan “Çocukların Yetişkinlerle İletişimde Dikkat Etmesi Gereken Hassas Konular” Listesinde 5. Maddede yer alan “Yetişkinler çocukları başlarından savmak için laf değiştirirler. Uzatma, ikna ol. Onlarla yarışamazsın” dan yola çıkarak biz yetişkinler neden, çocukken bize yapılmasından hoşlanmadığımız davranışları büyüyünce çocuklara yapmaya devam ederiz?  Çocuk yetiştirmede en önemli dikkat edilmesi gerekenlerden biri de kendi çocukluğunda yaşadığın tecrübeleri unutmamak mı?

Ben öyle yapıyorum. Çocuklarımı büyütürken sadece şuna bakıyorum, büyük bir özenle oraya bakıyorum, büyük bir dikkatle tek bir şeyi referans alıyorum: Kendi çocukluğum...
Her şey dün gibi aklımda, olup bitenler, güldüklerim, ağladıklarım, heyecanlarım, öfkelerim... Kim bana ne dediğinde yüceliyordum, kim ne dediğinde yerin dibinde hissediyordum... Hepsi aklımda. İlkokul öğretmenim sadece "benim resmimi de asın panoya" diye zıpladığım için bir tokat atmıştı bana. Şimdi anneyim, çocukların yaptıkları resimleri duvara bendeki o yarayla asıyorum. Bir akrabamız bana "git burnunu sil" demişti herkesin içinde, şimdi çocuklarıma peçeteyi sessizce uzatırken o utançla uzatıyorum. Annem oyuncak bebeğime elbise örmüştü günlerce uğraşıp, şimdi kızımın bebeğine o sevinçle elbise dikiyorum.

Annelere de diyorum ki,  oturun ve düşünün. Neler üzerdi sizi kendi çocukluğunuzda? Nelere sevinir, nelere kırılır, nelere gıcık olurdunuz? Sonra kendi anneliğinize ve çocuklarınıza bakın... Onlar bizim .
“DEDEMİN BAKKALI” SERGİSİNDE KİTABIN TARİHİNİ GÖRECEKLER

Köyde bakkala gelen müşteriler ile ilgili birçok unutulmaz anılar okuyoruz. Bunlardan biri de Vehbi Amca. “Telefonla sipariş ile alışveriş yapan tek müşteri Vehbi Amca. Zaten en iyi müşteri hiç bakkala gelmeyen müşteridir. Gereksiz kararsızlıklar yok, ürünü eline alıp bakıp bakıp incelemek yok, o var mı bu var mı soruları yok. İstediğini söyle, telefonu kapat, bitti.” Vehbi Amcanın 82-83 yıllarındaki hesabının da yer aldığı dedenizin veresiye defterini geçen gün sosyal medyada paylaşıp bir haber verdiniz. Bu projeden bahsetmek ister misiniz?

Evet, hem de büyük bir heyecanla. Bakkal kapandığında oradaki bazı eşyaları alıp saklamıştım. Çocuklara anlatırım ileride, sizin büyük dedeniz bakkaldı ve o bakkalda bu ürünler satılıyordu, der ve ürünleri gösterip anlatırım diyordum. O yüzden saklamıştım. Zaman zaman çıkartıp gösteriyordum çocuklara. Sonra kitabı yazdım, o ürünler daha çok döküldü ortaya. Çocuklar kitapta kolonya dolum şişesinin çizimini görüyorlar mesela, aaa o şişe evde, oradan kolonya alıyorlar. Sonra düşündüm ki, bunu başka çocuklar da görsün. Kitabın tarihini görsünler, geçmiş yıllarda bakkallarda neler satılıyordu görsünler… Ve bu hayalle bir sergi hazırladık. 80’li, 90’lı yıllarda bakkallarda satılan ürünleri, o dönemin reklamlarını, kitaba konu olan gerçek objeleri sergileyeceğiz. Anne babalar çocuklarıyla birlikte gelip sergiyi gezecekler, çocuklar anne babalarının zamanındaki bakkal ürünlerini görecekler, kitabın tarihini görecekler, yetişkinler kendi çocukluklarına gidecekler.

 





1 yorum:

Deneyimli Anne dedi ki...

Ben de her zaman aynı şeyi söylüyorum. Hatta çocuk olmaya gerek yok şu an bize söylenmesini/yapılmasını istemediğimiz şeyleri onlara yapmamak bu işin sırrı! Düşünün şimdi çocuğunuza arkadaşlarının yanında "yapma demiyor muyum sana" diyorsunuz kızgın bir ses tonu ile. Aynısını eşim bana yapsa çok bozulurum ve ona ters cevap veririm herhalde.:)) Çocuklarda böyle aslında bir şey değişmiyor sonra neden böyle agresif bu çocuk dememeli! Yine güzel bir röportaj olmuş, ellerinize sağlık...