7 Nisan 2016 Perşembe

HIKING NEDİR? NASIL YAPILIR?

Hayatım boyunca böyle bir deneyim yaşamamıştım,
"Şule'nin hadi gençleri alıp yürüyüşe gidelim eğlenceli vakit geçiririz" demesiyle yola çıktım,
Fotoğrafçılık kulübüyle yaptığımız seyahatler gibi olacağı hayali vardı aklımda,
Boynumuzda makinalar hem yürüyüş yapıp hem dakikalarca durup bir çiğdemi fotoğraflıyorduk,
Hem eğleniyor hem yürüyor hem de dinleniyorduk,
Bu yürüyüş hiç de umduğum gibi olmadı malesef ,
Sadece öğle yemeği için dağın zirvesinde 10-15 dk. oturduk,
Neredeyse 15 km. parkur boyunca hiç dinlenemedik,
 Ankara'dan sabah 8 gibi çıktık yola çıktık,
11:30 gibi  gibi Nallıhan Çulhalar Köyündeydik,
Ohh mis gibi hava, ne de güzel doğa, aman da şurada fotoğraf çekilelim derken,
Bir de baktık herkes bir gayret hızlı hızlı dağa doğru yürümeye başlamış,
Tam olarak başımıza ne geleceğini o an tam olarak idrak edemedik,
Meğerse, Nallıhan bölgesinin en yüksek dağı olan Sarıçalı Dağı'na tırmanacakmışız !!!
Rakımının yani deniz seviyesinden yüksekliğinin 1724 metre olduğunu bize kimse söylememişti !

Yapılacak tek şey gurubu takip etmekti artık, 
50 kişilik ekipte ilk kez bu deneyimi yaşayacak 10 kişi kadardık,
Diğerleri her hafta Çetin Beyin başkanlığında bu tür yürüyüşlere katılan profesyonellerdi,
Dağ tırmanışı için tüm malzemeleri vardı,
Çift yürüyüş batonları, tozluk, trekking ayakkabısı,
Herkes tam teçhizatlıydı yani,
Ben ise yoldan bulduğum bir değneği baton yaptım kendime, yoksa mümkün değildi dayanmadan çıkabilmem, 

Doğa mükemmeldi,
Çam kokuları, kuş cıvıltıları, çiğdemler,
Herşey doğa harikası gibiydi,
Bol oksijen aldık orası kesin, 
Ayrıca kendi dayanıklılığımızı test etmemizi sağladı bu yürüyüş,
Zirveye tırmanmak çok zorlu oldu,
Ağaçların arasında, otların kaygan orman zeminin üzerinde zikzaklar çizerek tırmandık,
Düşe kalka başardık,
Çağla, Şule, Ahmet Can ve ben yarı zirvede bu başarımızı fotoğraflandırdık,
Daha sonra kayalık alana geldik tırmanışımız kayalarla devam etti,
Anıt ağaçları gördük yürürken,
Yıldırım düşüp yanan ağaçlar ilginçti,
Zirve taşına çıkıp bayrak sallamayı da ihmal etmedik tabi,
Kolay mı ilk yürüyüş deneyiminde zirve yapmak!!!
İlk ve son doğa yürüyüşü hatıram hayırlı uğurlu olsun :)))
 Hadi çıktık çıkmasına da bunun bir de inişi vardı,
İniş daha tehlikeli ve dikti, 
Oraya buraya tutuınarak, dikkatli bir şekilde inmeye çalıştım,
Bir an önce bitişe varmayı hayal ederek gayrete geldim ve hem video çekip hem de inmeyi başardım :)
Trekking  dağ veya doğa yürüyüşü olarak kullanılmasına karşılık dağ ve doğa yürüyüşünün tam karşılığı HIKING’ dir. Günü birlik olarak yapılır ve kamplı konaklama içermez. Önceden belirlenmiş bir parkurdan yürünür. Eğer bu aktivite kamplı olacaksa adı Trekking olur.
Dağı inmemizle bitmemişti malesef yürüyüş,
Uyuz Şelalesine gidecektik,
Bu kadar yürümüş mücadele etmişken orayı görmeden dönmeyi kendime yediremedim,
Şule "gitmeyelim istersen "demesine rağmen buraya kadar gelip de şelaleyi görmeden olmaz dedim,
web'de araştırınca Uyuz Şelalesinin; Uyuz hastalığına yakalanmış hayvanların bu suya girince iyileştiklerini, suyunun 36 derece sıcaklıkta ve kükürtlü bir termal su olduğunu ve yılın belli bir döneminde aktığını, yeraltı su seviyesi düşünce su kaybolduğunu, Uyuzsuyu şelalesinin bir diğer adının da Ilıca şelalesi olduğunu ve  cilt hastalıklarına faydalı olduğunun söylendiği bilgisine ulaştım.
Şelaleyi gördükten sonra bir müddet yemyeşil çimene uzanıp ayakkabıları çıkarıp nefeslendik,
Doğa mükemmeldi,
Oradan sonra ilk durağımız otobüsün olduğu Çulhalar köyüne 2 saat yürüdük sanırım,
Ayaklarımı hissedemez olmuştum, 
Yürüdükçe bacaklarıma ve kalçama bıçaklar saplanıyordu,
Utanmasam ağlayacak duruma gelmiştim,
Otobüsü gördüğümde kendimi çimenlere attım,
Yediğim sucuk ekmeğin tadını bile alamadım,
Ben hiç spor yapmayan biri olarak "Ortanın Üzerinde" diye tabir edilen  15 km'lik bir Parkuru yürüdüğüme inanamadım,
Gerçi inanmam için bir sebebim vardı o da 4 gündür devam eden ağrılar :(
Şule de bu kadar ağır bir parkur olduğunu bilmiyordu,
Doğru ayakkabı ve malzemeler olmayınca bana bu yürüyüş çok zorlayıcı geldi,
63 yaşında seke seke dağları çıkan ve inen doğa aşığı beyefendiyi görünce takdir ettim onu,
Antrenmanlı olunca kesin keyifli olur,
Ancak benim gibi "ohh kuşlar, böcekler lay lay lomm" diye gezme yürüme hayaliyle gelip de dağ tırmanınca pek de keyifli olmuyor,
Bir deneyimi de bu şekilde yaşamış oldum....

7 yorum:

Handan dedi ki...

Başarmışsın ya, onun mutluluğu bambaşkadır eminim :D

Nesrin dedi ki...

SÜper fotoğraflar ve süper bir enerjin var :)

anne güncesi dedi ki...

Ah ne güzel bir gun geçirmişsiniz. Doğayı, doga yürüyüşlerini çok seviyorum. İçin açılıyor resmen

nehircce dedi ki...

Okurken ben yoruldum maviannem :) hiç unutulmayacak bir gün olduğu da kesin. Üniversite de böyle bir çılgınlık yapıp Safranbolu nun en yüksek dağına çıkmıştık,3 gün ağrıdan perişan olmuştum, sözde gençtik :) seni tebrik ediyorum sevgiler :)

Oytunla Hayat dedi ki...

Azmine hayran kaldım... Ben olsam yarı yolda vazgeçmiştim :)

Rahmetlik babam Nallıhanlıydı... Birkaç kere gittim ama çok hatırlamıyorum... Ama annem anlatırdı... Yeni gelinken eşşekle yaylaya çıkartmışlar annemi, çok korktum derdi...
Hem yüksekliğinden, hemde havasından :)

Öperim ♥

Tülin AKIN ATEŞAL dedi ki...

Muhteşemsiniz....

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Ne güzel kimbilir ne şahane fotoğraflar çekmissindir ...