30 Eylül 2015 Çarşamba

"BAYRAM MENDİLİ" GELENEĞİNİ DUYDUNUZ MU?


Ramazan ve Kurban Bayramları’nda ziyarete gelen küçükler başta olmak üzere herkese mendil verme geleneğinin, günümüzde unutulmaya yüz tuttu.
Ünye’de bayram ziyaretine gelenlere bayram mendili hediye eden Muharrem Canbulat, bayram harçlığını mendil içinde verdiği çocuğa, “Bizi ziyarete geldin sağol, sende büyüdüğünde seni ziyarete gelenlere bayram mendili vererek bu geleneği devam ettir” diyerek tavsiyede bulundu.


Kentleşmenin yaygınlaşması ve teknolojideki hızlı gelişmeler, geleneklerin unutulmasında önemli bir rol oynuyorken, bayramlarda ziyarete gelen çocuklara mendil verme geleneği de artık neredeyse bitme noktasına geldi. 
Bayram Mendili Türk kültürünün güzel örneklerinden biriydi. Eskinin düşünceli insanları, açıktan bayramda ne harçlık verdiğini göstermez, çocuğu da utandırmamak için bayram harçlığını mendilin içine koyarak verirdi. Artık bu geleneği yaşatmak ve yaşayabilmek çok zor bir hale geldi.
Günümüzde bu geleneği yaşatanların sayısı oldukça azaldı. Değişen ya da ortadan kalkan pek çok gelenek gibi büyükler tarafından bayramlaşmaya gelen çocuklara mendil verme geleneği de unutulmaya yüz tuttu.
Bu geleneği yaşatmaya çalışan, günlük yaşantısında mendil kullanan kendisine bayram ziyaretine gelenlere bayram mendili veren Muharrem Canbulat, gazetemize yaptığı açıklamada, kendine özgü bayramlar gelenek ve göreneklerinin değişikliğe uğradığını, bazılarının ise tamamen unutulduğunu söyledi.
Kentleşmenin yaygınlaşması ve teknoloijideki hızlı değişimin geleneklerin unutulmasında önemli rol oynadığını belirten Canbulat, bu kapsamda bayramlarda ziyarete gelen çocuklara mendil verme geleneğinin de artık nerdeyse bitme noktasına geldiğini vurguladı.  
Mendilin eskiden bir ihtiyaç olduğunu, herkesin cebinde mutlaka bir mendil taşıdığını dile getiren Canbulat, “Teknolojinin gelişmeye paralel olarak yaygınlaşan kağıt ve ıslak mendiller nedeniyle artık bu alışkanlığı unutturdu” dedi.
75 yaşındaki Muharrem Canbulat, geçmiş yıllarda bayramlaşmaya gelen küçük çocuklara mendil hediye etmenin ayrı bir önemi bulunduğunu ifade ederek şunları söyledi:
"Bayram ziyaretlerinin en güzel yanı, yaşlı büyüklerin ya da akrabaların evlerine gidildiğinde şekerle birlikte cebinize mendil konulmasıydı. Çocukluğumdan beri bizim ailede bayram ziyaretine gelen çocuklara mendil verirler. Mendilin içerisine ise bayram harçlığını koyarlar. Sende bizi ziyarete geldin sağol. Sende büyüdüğünde seni ziyarete gelenlere bayram mendili vererek bu geleneği devam ettir. Günümüzde hızlı kentleşmeyle değişen ya da ortadan kalkan pek çok adet gibi büyükler tarafından bayramlaşmaya gelen çocuklara, torunlara mendil verme geleneği de unutulmaya yüz tuttu."

Ünye KENT Haber

17 Eylül 2015 Perşembe

ÜNİVERSİTEDE BİR GÜN-SAMSUN

Güzel işler başaranlar vardır çevrenizde muhakkak,
Onlara yakından baktınız mı hiç?
Çevrelerine yaydıkları enerjiyi, sevgiyi gördünüz mü?
Ekip çalışması yapan ve başarılı olan insanları incelediniz mi?
Asıl nokta sevgi,
Mütevazi, samimi, pozitif, 
Tüm bu güzel özellikler barındırıyorsa o grup başarı zaten kaçınılmazdır,
Bunun yanında özverili çalışma ve işine bağlılık da varsa,
Onları izlemek müthiş keyifli ve umut verici,

Dün bir Proje Toplantısı için Samsun'a 19 Mayıs Üniversitesi'ne yani 24 yıl önce mezun olduğum okuluma gittim,
Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yüksel Ardalı ve ekibinin o pozitif enerjisi, çabaları, emekleri, özellikle de sevgileri beni çok etkiledi,
Her öğrencinin aklında yer etmiş olan; mesafeli, ciddi, taviz vermeyen, her daim çekindiğiniz klasik üniversite hocasının yerine; kocaman bir gülümsemesi yüzüne kazınmış, pozitif, enerjik, yerinde duramayan, sevgisini ve ilgisini içtenlikle belli eden bir Üniversite Bölüm Başkanı'nın bizi kucaklaması, ümit verici ve mutluluk kaynağı oldu benim için,
Proje ekibindeki öğrencilerinin sevgisini ve etrafında pervane olmasını görünce çok takdir ettim kendisini ve hocam olduğu için gururlandım,
Tebrik ediyorum hocam sizleri,
Hayata ve eğitime sizin gibi yaklaşan hocaların çoğalması umudumla sağlıcakla kalın....

Yıllardır görmediğim Üniversite arkadaşlarımla da bir araya gelmek ve eski günleri yad etmek bir başka keyifti açıkçası.
DİSİFASE bizim, okulda kızlarla kurduğumuz ayrılmaz dörtlünün adı,
SE (Semra) bizimle değildi, onun da kulaklarını çınlattık,
Dilek ve Simiber ile kızkardeşten öteyiz zaten onlarla sanki okul yıllarına dönüyoruz her görüşmemizde çocuklaşıyoruz,
Yıllar sonra okul yıllarını, çoluğu, çocuğu, hayatın nasıl gittiğini konuştuk,
Eskilerden bir hoş sedaydı bizimki,
Sınıf arkadaşımız Feryal'in Prof. olması da ayrı bir gururdu benim için,
Ayhan, Köksal, Saadet, Ayşen, Feryal, Dilek, Gamze, Simiber,
Aynı dönemlerde yolları Samsun'da kesişmiş şimdi farklı yerlerde olan dostlar,
Görüşmemiz beni çok mutlu etti,
İyi ki varsınız,
 SAMSUN'A VE GÖRÜŞEMEDİĞİM DOSTLARA SELAMLAR
İNŞALLAH BİR DAHAKİ GELİŞİMDE GÖRÜŞÜRÜZ

11 Eylül 2015 Cuma

MEMLEKETE GİDİYORUM !!

"Tatilde memlekete gideceğim" cümlesini kurduğumda bir arkadaşım; "ne güzel gideceğin bir memleketin var" demişti bana. Yıllar önce anne babası doğduğu yerden ayrılmış ve orada kalan akrabaları da kalmamış olduğundan bu cümleyi hiç kuramadığını söylediğinde şanslı olduğumu düşündüm. Ünye, benim doğduğum, çocukluğumun, ilk gençlik yıllarımın geçtiği baba evimin olduğu Memleket. 20 küsür yıldır Ankara'da yaşamama rağmen her yaz Ünye'ye bir hafta da olsa giderim. Arnavut kaldırımlı sokakları, çam ağaçlı yokuşları, sahili ile ayrı güzelliktedir. Yürürken sokaklarında eskilerden hoş bir seda yayılır, anılar canlanır birbiri ardına. Çocukluk arkadaşlarıma rastlarım onlar ile zaman tüneline girer okul yıllarıma yolculuk ederim. 



Ünye'ye gelip de Çakırtepe'den Ünye manzarasına karşı pide yememek olmaz. Fotoğraf çekmeye doyamazsın orada. Enfes yağlıları (eskiden pideye bizler yağlı derdik) mideye indirirken yemyeşil ağaçların altında oturmak ve bu havayı solumak iyi gelir. Her yörede  pide yapılır ancak Ünye Pidesi gibisi yoktur. Ankara'daki hayatımın ilk günleriydi. İş yerinden çıktım öğle tatilinde bir pideciye oturdum, bir kıymalı pide istedim ve beklemeye başladım. Garsonun getirdiği lahmacunu görünce "yanlış oldu galiba ben pide istemiştim" dedim. Garson yüzüme garip garip bakarak "hanımefendi bu lahmacun değil, kıymalı pide" dediğinde yüzümün halini görmeyi çok isterdim doğrusu. Samsun ve Ünye pideleri içi kavrulmuş kıyma ve soğanla hazırlanır, kapalı olur ve çıtır çıtır incecik bir hamuru vardır, yerken üzerine sürülmüş tereyağın kokusunu alırsın mis gibi. Ya da çırpma istersin, peynirin içine kıyılmış maydanoz ve yumurtayla çırpılmış efsane bir lezzettir yemeye doyamazsınız.
Pazar günleri de evde hazırlanan yağlı içleri tencerelerle çarşıdaki pide fırınına götürülürdü. Çocukken pidenin çıkmasını Gün Fırınında çok beklemişliğim vardır. Yumurta da götürürdük iç malzemenin yanında pastırmalı pideyi yuvarlak yapardı ustalar ortasına da yumurta kırarlardı. Fırından çıkan pidelerin üzerine de tereyağı sürülürdü. Bizim yokuşu çıkana kadar babamın her "günaydın, afiyet olsun" diyene pide verdiğini hatırlıyorum. Eve gelip dumanı üzerindeki pideyi annemin hazırladığı sofrada demli çay ile yiyerek pazar kahvaltısı yapardık.

8 Eylül 2015 Salı

YAS

Dün üç haftalık tatil sonrası işe başladım,
Tatil anılarım fotoğraflarım birikmişti,
Yazı yazacaktım coşkuyla,
Ancak şehit haberleri ile sarsıldım elim ayağım kalkmıyor,
Yazı yazacak halim yok,
Analar ağlamasın, çocuklar ölmesin artık,
Yürekler yanıyor,
Burada neşeli fotoğrafları, tatlı anıları paylaşmaya gönlüm el vermedi,
Bir süre yas tutmak istiyorum,
Ancak neye yarar,
Yitip giden yiğit, yoksul, kınalı kuzu asker ve polisler şehit olurken,
Yaşamaktan utanır olduk,
Nefes alırken mahçup oluyoruz,
Allah sonumuzu hayr etsin,
Allah rahmet eylesin, sabır diliyorum....