31 Temmuz 2015 Cuma

METRO'YA BİNENLERE UYARI

Epeydir binmemiştim Metroya,
Dün akşam iş çıkışı Kızılay'dan Batıkent'e gidebilmek için Ankara'da ulaşımın en kısa ve rahat yolu olan Metro'ya binmeye karar verdim,
Bakanlıklardan metronun merdivenlerine yürürken; bu sıcakta metro şimdi dondurucu soğuktur diye hayal kurarak ilerledim,
Allahtan cüzdanımda metroya biniş biletinin yüklü olduğu Ankara Kart vardı,
Onu doldurmak için gişede veya elektronik cihazda kuyruk beklemedim,
Turnikeden geçişte köpekli güvenlik görevlisi elimizdeki poşetler ve çanta dahil olmak üzere elindeki cihazla tarama yaptı,
Güvenlik önlemlerinin epeyce artırıldığına şahit oldum,
Metroya binmek için merdivenlerden indiğimde kalabalığın ortasında buldum kendimi,
Son vagonun yaklaşacağı yere doğru ilerledim,
Bu kalabalıkta vagona bindiğinde oturabilirsen kendini Dünyanın En Şanslı İnsanı ilan edebilirsin çünkü,
Belki bir şansım olabilir diye içimden geçirdim,
Çok kısa aralıklarla gelip giden metro Sıhhiyedeki ray yenileme çalışmalarından ötürü bayağı gecikti,
Metro gecikince kalabalık da arttı mütemadiyen,
Neyse ki son vagona attım kendimi ve nasıl olduysa oturdum, oturduğum için de kendimi çok şanslı hissettim,

Ama çok geçmeden yanıldığımı anladım bu konuda,
Klima çalışmıyor ortam bir sıcak bir sıcak ve havasız,
O kalabalıkta oturduğuma sevinsem de, yanımda yelpaze, kağıt, gazete kendi yelpazemi yapacak bir malzemenin bile bulunmaması,
Çaresizlik içerisinde yol almak bayağı zorlu bir sınavdı!!
Yaşlılar ve ayaktakiler için üzüldüm,
Kalbim, tansiyonum olsa orada fenalık geçirmemek işten bile değildi,
İvedikte metro yerin altından üste çıkıyor internet çektiğinde check-in yapıp, helallik istedim,
Öbür tarafa gidersem havasızlıktan diye :))
Neyse ki, korktuğum olmadı Batıkent istasyonuna ayak basınca ilk işim güvenliğe gidip, metronun klimalarının neden çalışmadığının hesabını sormak oldu,
Bana ne dese beğenirsiniz; "Hanımefendi diğer vagona binseydiniz istasyonların birinde inip, diğerler vagonlarda çalışıyordur"
Ya tabi hazır oturmuşum diye sevinirken, riski göze alıp belki diğer vagonda klima çalışıyordur diye varsayımda bulunup diğer vagona binecektim öyle mi?
Kim akıl edebilir ki böyle birşeyi?
Yapan var mıdır çok merak ettim,
Allah her gün metroyu kullanmak zorunda olanlara yardım etsin,
Aklınızda bulunsun vagonda klima çalışmıyorsa diğer vagonlara binmeyi deneyin !!!
Bu sıkışık durum rayların yenilenmesi işlemi Pazartesi bitiyormuş,
Metro çilesi çekenlerin işi biraz daha rahatlar umarım....

29 Temmuz 2015 Çarşamba

FENERBAHÇE UKRAYNA'DA NASIL BAŞARILI OLUR?

Vítor Pereira yönetimindeki Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi 3.ön eleme turu ilk maçında Ukrayna'nın Shakhtar Donetsk takımını ile Kadıköy'de 0-0 berabere kaldı. Rövanş 5 Ağustos Çarşamba günü Ukrayna'da oynanacak.

Biz kadınlar ne kadar da çabalasak anlayamayacağız sanırım,  erkeklerin Maç Sevdasını,
Günler öncesinden yapıldı plan program; Fenerbahçe-Shakhtar Donetsk maçı izlenecek,
D-Smart veriyor maçı, ee ne yapmalı D-Smartı olan bir TV bulunmalı,
Ya da Kadıköy'e gidilmeli !!!
İkinci seçenek biraz zor göründüğü için TV karşısında izlendi maç,
Biz kadınlar ise bu fanatikliğe anlam veremeyerek keyfimize baktık, yedik, içtik, sohbet ettik,
Takım forması giyerek TV karşısında maç izleyen bir eşiniz varsa eğer, çok şanslısınız !!!
Tam 90 dk.size ait .
Daha ne istiyorsunuz !
Önüne patlamış mısırını, cipsini, içeceğini koyun ve çekilin,
Ayak altında dolaşıp maçın en kritik anında !!! (siz geçtiğinizde önünden hep de maçın en kritik anıdır o an) TV'nin önünden falan geçmeye kalkmayın,
Maçtan sonra birkaç gün daha rahatsınız,
Çünkü 90 dakika izlenen maç orada bitmiyor,
Maç ertesi de pozisyonlarının tartışıldığı çok ciddi !!! programlarla maçı iyice hazmetmeleri lazım,
Yorumları dinle dinle bitiremezler, pozisyonları defalarca izlemekten ise hiç sıkılmazlar,
Meslekleri önemli değildir toplanıp maç izleyen bu beylerin,
Doktor, mühendis, terzi, şoför, garson vs. vs.
Bir sürü konuda hem fikir olamayan birlikte sohbet dahi edemeyen bu erkekleri tek bir şey birleştirir Futbol!
Bir de aynı takımı tutuyor ve aynı formayı giyiyorlarsa gönül köprüsü o an orada kurulmuştur zaten :)
Hemcinslerime tavsiyede bulunmak isterim,
Bu durumu şansa çevirin, söylenip durmaktansa,
Deşarj olsun bırakın eşinizi,
Siz de başka meşgaleler bulun,
Onun futbol tutkusu her derbide, her karşılaşmada pik yapıyorsa, dertlenmeye bu olayı büyütüp mutsuz olmaya ne gerek var,
Bırakın izlesin maçını, pozisyonlarını, yorumları,
Siz de, uzun süredir görmediğiniz bir arkadaşınızla buluşun veya çok izlemek istediğiniz bir filmi izleyin, uzun süredir okumak istediğiniz romanınızı elinize alın,
Erkeklerin futbol sevdasını anlamayı ben uzun zaman önce bıraktım,
Gayet rahat ve huzurlu oluyor,
Size de tavsiye ederim....
Başlıktaki soruya gelirsek eğer; her futbol fanatiği erkeğin buna verilecek cevabı çoktur sayfalarca yazmakla bitmez :)

24 Temmuz 2015 Cuma

ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN GENÇLERİ NELER BEKLİYOR ?

Hepimiz bir heyecan bekliyorduk değil mi sonuçları? 
Ya kendi çocuğumuz ya arkadaşımızın ya da bir akrabamızı çocuğu girdi bu sene sınava. Nereyi kazanacak? 
Hangi şehirde okuyacak? herşey soru işaretiydi. 
Hayal edin bakalım neler olacak açıklanınca? Bir sevinç bir MUTLULUK ! 
Sevinç gözyaşları süzülecek annenin gözlerinden. 
Oğlum/kızım üniversiteli oldu gururu mutluluğu. 
Üniversiteye kayıt maratonu başlayacak. Başka şehirde bir üniversiteyi kazanmışsa şayet, yurt veya ev ayarlanacak. 
Maddi manevi bir sınav verecek aileler.
 "Çocuğumun iyi bir eğitim alması için feda olsun tüm bunlar" diye düşünülecek.
 En az 4 yıl hazırlık varsa 5, Tıbbiye ise daha uzun yıllarca emek verilecek. Sonra mezuniyet gelip çatacak. 
Yine herkes MUTLU. "Mezun oldu, bir meslek sahibi oldu, çok şükür" cümleleri kurulacak. 
Bu aşamadan sonra MUTLULUK yerini ENDİŞE, KORKU, KIZGINLIK ve ÇARESİZLİK'e bırakacak. 
İş başvurularının dönüşü olmayacak, dönüşü olanlar da ise senin bir adım önündekini işe alacaklar. 
Azimle devam edeceksin iş aramaya.
Oraya buraya CV göndereceksin; TECRÜBESİZ diye almayacaklar seni. (Yeni mezun bir insan nasıl tecrübeli olabilirse)
 Yani, uzun lafın kısası çok da MUTLU olmayın!!! 
Başınıza gelecekleri iyi hesaplayıp kendinizi ona göre hazırlayın. (Birkaç dil, master, doktora, yurtdışı tecrübesi vs.) 
Ne siz ne de aileniz hayal kırıklığına ve ÜZÜNTÜ'ye boğulmasın.
İlk RED cevabında yıkılmayın. "Azmeden derviş muradına ermiş" sözünü de unutmayın. 

Yolunuz ve şansınız açık olsun gençler... 

21 Temmuz 2015 Salı

AKRABA OLMAK GUZELDİR

Kardeşler ve akrabaların değerini,  iyi günlerde olduğu kadar zor günlerde de yanında olduklarında anlıyor insan,
Babamın rahatsızlığından dolayı koşup gelen, telefon açan bizimle duygularımızı paylaşanlara minnet duydum,
Babam şimdi çok şükür daha iyi,
Murat amca oğlu, arabaya atmış yengemi, amcamı, amca kızlarını Ankara'ya geldiler günü birlik,
Babam nasıl mutlu oldu moral oldu ona,
Onu daha iyi görünce biz de sevindik,
YIL:20.02.1959 /ÜNYE -Hakkı Amcam ve Behire Yengemin Düğünü
Kuzenler kardeş gibidir bizim sülalede,
Şimdilerde WhatsApp sağlosun iletişimimiz de arttı bu sayede,
Grupla konuşmak aynı anda herkesle haberdar olmak süper birşey,
Fotoğraflaşmak,
Muhabbetimiz arttı bir anda,
Hayatın koşturması içinde savruluyoruz herbirimiz,
Özel günler dışında bir telefon görüşmesi bile yapamıyoruz maalesef,
Akıllı telefonların bu uygulaması bizi çocukluk günlerimize götürdü,
Akşam yemeğinden sonra gece oturmasına gidilirdi biz çocukken Ünye'de,
O zaman hep birlikte olurduk kuzenler,
Büyükler bir odada sohbet ederlerdi biz çocuklar da başka bir odada oturur oyun oynardık, hikayeler anlatırdık birbirimize,
Çocuklar televizyon ve bilgisayarın esiri olmamıştı  o zamanlar,
Sessiz sinemayı bilen kaç çocuk var?
Ya da isim, şehir, hayvan'ı?
Kim, kiminle, nerede vardı bir de,
Kağıt kalemle oynanan oyunlar,
Kızma birader, borsa aklımda kalanlar,
Şimdilerde kutu oyunları oynanıyor evlerde büyükler tarafından,
Biz o zamanlar bir odanın içerisine çok oyun sığdırır eğlenmesini de bilirdik,
Herşeyi elinin altında ama tüm günü sıkılarak geçiren çocuklardan olmadık biz,
Gündüz sokakta çelik çomak, istop, yakalamaca oynardık,
Sanırım bu günlerde çok duygusalım böyle nostalji yapıp duruyorum...

15 Temmuz 2015 Çarşamba

ÜNYE'DE ÇOCUK BAYRAMLAR

Neden çocukken daha güzeldir ki Bayramlar?
Büyüyünce o tat neden alınamaz?
Aslında çok basit bir cevabı var bu soruların:  Büyüdük !!
Bayramlar aynı aslında,
Çocuk bakışı ve heyecanı olunca herşey ne de güzel gelir,
Anen baban yanındadır, kardeşlerin,
Tüm akrabaların,
Herkes genç ve sağlıklıdır yanıbaşındadır,
Daha kimseyi yitirmemişsindir,
Hastalıklar, tasalar, endişeler senden çok uzaktadır,
Senin için değerli kim varsa senin üzerine titrer,
Her nazına oynarlar,
Güzel giysiler alınır bayramda,
Parlak rugan kırmızı ayakkabılar baş ucunda dalarsın uykuya,
Yüreğinde adeta bir kuş çırpınır,
Uyuyup bir an önce uyanmayı dilersin,
Bayramlıklarını giyinip el öpmeye koşmak için,
Annenin yaptığı tatlılar ve su böreklerinin mis kokusu ile başın döner,
Huzur ve mutluluk duyarsın ta yüreğinde,
Bayram namazına gider evin erkekleri sen annenle kahvaltı hazırlayıp beklersin balkonda onların yokuşu çıkmalarını,
Ünye'nin yokuşları meşhurdur, 
Bizim ev de o yokuşlardan birinin yamacındadır,
Bayram namazından dönünce babanın elini öper çocuk heyecanı ile harçlığını beklersin,
Annenin ve kardeşlerinin bayramını da kutlayıp ailece Bayram kahvaltısını yaparken bayramlaşma planını çıkarırsınız,
Gün içerisinde kimlere gidilecek,
Abi İsmail  ve kardeş Hüseyin ile birlikte üç kardeş gezerdik biz,
Önce kapı komşumuz amcamlardan başlardı bizim bayramlaşma,
Yengemin Ünye Lokumunu ayran ile yerdik,
Hakkı Amcamın (Nur içinde yatsın) elini öpüp kucaklardık hemen bayram harçlığımızı verirdi,
Havva, Hatice Ablalar ve Hülya ile birlikte olmayı çok severdim,
Hatice Ablam elinden kitap düşürmezdi,
Havva Ablamın Jill saçları (Charlienin Meleklerindeki) çok havalıydı,
Hülya ile de yaşıt olduğumuz için iyi anlaşırdık,
Murat ise evin prensiydi, herkes onun üzerine titrerdi,
Foto: Google-görsel
Bayramlaşma faslı burada bitince, Şahinde Yengelerde alırdık soluğu,
4 delikanlı ve 2 genç kızın yaşadığı bu ev çok curcunalı olurdu,
Genelde Fatma Abla ve Beyhan Ablalar oğlanların (Tuncer, Yüksel,Tamer (nur icinde yatsin) ve Ahmet abiler) ütülerini yapıyor olurlardı şen kahkahalar atarak,
Bu evde herkes neşeliydi, herkes bizi severdi,
Şahinde Yenge ve Kamil Amca'nın (Mekanı cennet olsun) çoşkulu sevgi gösterileri o kadar hoşumuza giderdi ki,
Onların Fatmanur'u olmanın ayrıcalığını hissederdim,
Sonra sırada Seher Teyzemler olurdu,
Yusuf Amcanın  (Yusuf Alver) evinin  yokuşunun sonundaki teyzemlerin evine giderken,
O yokuşu koşarak inmenin zevkini hala hatırlarım,
Teyzem ve Arif Amcam "ooo hoşgeldiniz çocuklar " diyerek bayram şekeri tutarlardı,
Teyzem de "Fatoş sen de şu kolonyayı döküver" derdi,
Şimdilerde birarada görmemin çok zor olduğu, Ahmet Abim, Bülent ve Levent  de bu evin neşeleriydi,
Bazen aldığımız harçlıklarla Cumhuriyet Meydanına iner dondurma alırdık,
Hasan Amcamlar daha uzaktı bize,
Yengemin ve Amcamın güler yüzünü görünce sevinirdik,
Yasem, Faruk ve Emin ile de çocuksu bir sohbet tuttururduk,
Muamamer Amcam ve Güner Halam (Allah Rahmet Eylesin)ın evi ise daha uzaktı çarşıdaydı,
Onların evi de her zaman neşe içerisindeydi,
Zülha ve Sevil Ablalar, Elif de en güzel bayramlıklarını giyinmiş misafirlerini ağırlarlardı,
En çok da Ayşegül Kitapları'nı hiç unutmam onların,
Muammer Amca'nın esprili ve eğlenceli tavrı çok hoşumuza giderdi,
Müfide Halam ve Recai Amcam (Nur içinde yatsınlar) çok farklılardı her zaman,
Daha bir sosyetiklerdi bize göre :)
Müfide Halamın kırmızı ojeli tırnakları ile o zarif ve zevkli hali de çok hoşuma giderdi,
Nur, Zeynep, Hatice Abla, Murat ışıl ışıl olurlardı her zaman,
Biz çocuktuk o bayramlarda,
Herkes biraradaydı,
Herkes güzeldi,
Herkes samimiydi,
Tek derdimiz; kaç lira harçlık topladığımızdı !!!
HERKESE MUTLU BAYRAMLAR DİLİYORUM
ALLAH TEKRARINA SAĞLIKLA ERDİRSİN İNŞALLAH

13 Temmuz 2015 Pazartesi

DUALARIMIZ KABUL OLSUN


8 Temmuz 2015 Çarşamba

KALABALIK İFTAR SOFRALARI

Sekiz kişilik yemek masasına 2 sandalye ekleyip 10'a çıkardım,
Balkona da 4 kişi oldu mu sana 14 kişilik bir iftar sofrası,
Hafta sonu malum hem iftar daveti hem doğumgünü bir aradaydı bizde,
Kalabalıkla yenilince herşey daha lezzetli ve güzel oluyor,


Patlıcan salatasını seviyorum ben hafif oluyor,
Kırmızı biberle ocağın üzerinde közledim,
sarımsak yağ tuz biraz da limonsuyu ile karıştırıp ceviz ekledim

Söylemesi ayıp olmasın da taze barbunya çok güzel olmuştu,
Epeydir yapmamıştım,
Ayıkladım, 10 dk haşladım,
zeytinyağında bir  soğanı kavurdum 2 domates ekledim,
Domatesler çok renksizdi biraz salça koydum,
üzerine barbunyaları 3 diş sarımsak 4 kesme şekeri soğan kavrulurken attım ve tuz,
2 bardak su
kısık ateşte epey piştiler 2-2.5  saat
Daha sonra maydanozla süsledim servise hazırlandı kendileri
 Kahvaltılıklar ise ramazanda iftar sofrasının olmazsa olmazları,
Başköşeye kaymak ve bal,
Ardından pastırma,
Daha sonra da peynir tabağı sofrada endam ettiler,

 Kuzenler, amca yenge, hala enişte, anane dede ile olunca sofra neşe dolu oldu,
Tabi pideler fazla fazla alınmış arttı,
Salatalar fazla geldi,
Barbunyayı hala yiyoruz,
Su böreği sahur için kaldı,
Bol ve bereketli sofralarınız olsun....

 Tandır için kuzu kol alındı,
Önce tereyağında mühürlendi (Kızgın ateşte arkası önü kızartılıyor)
Baharatlar katıp,
4-5 saat kısık ateşte pişirildi,
Mahocumun ellerine sağlık, pek lezzetliydi,
Yanında bademli pilavla servis edildi

7 Temmuz 2015 Salı

GENÇ OYUNCULARIN İSTİLASI

Yaz ekranı deyip geçmeyin,
Dizi saldırısına uğramış durumdayız !
Her akşam yeni bir dizi ekranlarımızda boy gösteriyor,
Bu dizilerin en önemli ortak noktası ise; hepsinde genç oyuncuların olması,
Genç yeteneklere iş kapısı olmuş bu diziler,
İçlerinden  yetenekli oyuncuların parladığı da bir gerçek tabi,
Belki de sadece yaz dizisi olmakla kalmayıp sezonda da devam edebilir birkaçı,
Tatlı Küçük Yalancılar
Kiralık Aşk
Güneş'in Kızları
Sen Benimsin
Adı Mutluluk
Kırgın Çiçekler
Çilek Kokusu
İnadına Aşk
Kalbim Ege'de Kaldı
Yaz'ın Öyküsü
Tutar mı Tutar
Tüm bu diziler haftanın hangi günü oynuyor bilmiyorum,,
Belki bunların çizelgesini yapan vardır :)
Ben yetişemeyeceğim bu kadarına,
Bir de nurtopu gibi bir gerilim dizimiz oldu,
Dün akşam denk geldi izledim,
Pretty Little Liars'tan uyarlama,
Tabi orjinalini izlemediyseniz daha ilgi çekici gelebilir,
Kızlar güzel erkekler yakışıklı konu ilginç olunca izlenmesi de zevkli oluyor,
Bu yeni yüzlerin arasına, sezon finali yapan dizilerden oyuncuların dahil olması da olmazsa olmazları bu dizilerin,
Bu yaz ekranlar genç oyuncuların istilasında!
Kırgın Çiçeklere denk geldim geçende de,
İçim sızladı,
Benim içimi buran, üzüldüğüm filmleri ve dizileri izleyemiyorum,
Gerçek hayat yeterinde zor zaten,
Çevremizde yaşanan dramlar yetiyor,
Bir de akşam ekran karşısında yüreğimi sıkamam,
İlk bölümü merak ettim izledim ama içimin götürmeyeceğini düşündüm,
Tabi dram sevenler için tavsiye edilir....

5 Temmuz 2015 Pazar

SAHUR İÇİN; KABAK BÖREĞİ, İFTAR İÇİN; BADEMLİ PİLAV TARİFİ

Bugün oğlum Kemal Fahir'in 19. Yaşgünü,
Bu vesileyle halaları, amcaları, kuzenleri, anane ve dedeyi iftara çağırdım,
Tam 14 kişi olacağız kısmetse,
Davet sofrası kurmaya bayılırım,
Yorulsam da değiyor,
Kalabalık bir aileyle yemek yemenin keyfi başka birşeyde yok,
Ramazanın bereketini hissediyor insan,
Herkese ağız tadıyla bir iftar diliyorum,
 Sahur için yaptığım bu kabak böreği çocuklara sebze yedirmenin mükemmel bir formulü,
İçinde kabak olduğu vurgusunu yapmazsanız da değişik bir börek yediklerini düşünebilirler,
Sibel verdi tarifini, çok da kolay,
 2 yufkayı ince şeritler halinde kesiyorsunuz, bir kaseye 1 çay bardağı süt, 1 çay bardağı sıvı yağ ve 2 yumurta kırıp karıştırıyorsunuz, 2 adet de kabağı rendeliyorsunuz içine, 100 gr kadar da peynir biraz da dereotu hepsini yufkaları da katıp karıştırıyoruz,
Yağlanmış bir fırın tepsisine  döküyoruz karışımı,
Büyük yuvarlak borcama koydum ben,
 170 derece ısıtılmış fırında pişiriyorsunuz,
Harika oluyor gerçekten de,
Afiyet şeker olsun,
 Görüntüsü de lezzeti de güzeldi,
Gece yatmadan yaptım sahurda ısıttım,
Çocuklar kabak diye burun büktüler önce ama,
Yiyince "aaa tahminimden güzelmiş" i duymak süperdi :))
Gelelim Bademli Pilav'a
Bu akşam iftara misafirlerim var malum,
Pilavımı özenerek yaptım,
Mahocumun pişirdiği Tandır'ın yanında sunulacağı için şöyle şık birşey olmalıydı,
Ben de bademli pilavda karar kıldım,
Çiğ bademleri 15 dk sıcak suda beklettim, kabuklarını soydum,
Kuru kuru kavurdum, rengi pembeleşince tereyağı ekledim,
Yarım saat suda beklettiğim pirinçlerin nişastasını akıttım iyice yıkadım ve süzüp içine kattım,
Ve 10-15 dk kavurdum,
Daha sonra et suyunu ekledim,
Tuzunu da,
Harlı ateşte pilav göz göz oluncaya kadar pişirdim,
Sonra kısık ateşte suyunu çektirip,
Pişince şöyle bir karıştırıp,
Üzerine kağıt havlu örtüp kapağını kapadım,
Üzerine de sofra bezi örtüp bir kenara demlenmesi için bıraktım,
3 kase pirinç,
4 kase et suyu
tuz
bir su bardağı bedem
Tereyağ
 İFTAR MENÜSÜ:
-Kremalı Mercimek Çorbası
-Kuzu Tandır
-Bedemli Pilav,
-Taze Barbunya Zeytinyağlısı
-Köz patlıcam kırmızı biber salatası,
-Su böreği (anneciğimin ellerine sağlık)
-Kadayıf (yine annemden)
-Karpuz
-Fahir'in Doğumgünü Pastası