28 Mart 2015 Cumartesi

KUZUM İYİKİ DOĞDUN

Fotoğraf: Antalya/2014 Kasım
Tanıdığım en Pollyanna, en iyi niyetli insandır Nilgün,
İşe başladığım ilk gün kollarını açıp kocaman kucakladı ve bir daha hiç bırakmadı,
Her başı sıkışana yardım eden, güler yüzlü, güvenilir, yumuşak, anlayışlı,
Tüm iyi insan özelliklerini kendinde barındıran kanatsız melektir O,
Valla abartmıyorum,
Tanıyanlar benimle hem fikir olacaklardır,
Az bile söylemiş olabilirim,
Benim şansım onu tanımak oldu,
Allah benim karşıma böyle güzel insanlar çıkardığı için şükrediyorum,
Ancak şimdi uzakta Antalya'da,
Uzak olsak da gönüller bir olsun,
Seni seviyorum kuzum,
İyi ki doğurmuş anneciğin senin gibi bir evladı,
Ne şanslıyız seni tanıdık,
Ailenle birlikte, Hasan Efe ile Rıfat Bey ile çok güzel, sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum sana,
Keşke Ankara'da olsaydın da bir doğum günü partisi yapsaydık sana,
Kocaman kucaklıyor ve öpüyorum seni....
Fotoğraf: Ankara/ 28.03.2012

27 Mart 2015 Cuma

BLOGGERLER BULUŞTU



Fotoğraf: Kızılay Meydanı/FLZ
Biz Kimiz Kadınız

Onun yazılarını okurken kendi duygularımı okuyor gibi oluyorum. O kadar benziyor ki düşüncelerimiz, hayata bakışımız. Kendime yakın bulduğum bloggerlerden Kadriye.
Blog sayesinde tanıdığım güzel insanlara bir yenisi eklendi,
Gerçi daha önce O, İmza:Ben lansmanına katılıp beni mutlu etmişti,
Sayfasını ziyaret edip bu   yazıyı okuyunca bir yorum yazdım hadi gel Kızılaya bir öğle yemeği yiyelim diye,
O da bana hemen mail ile döndü ve bugünkü buluşma sayesinde gerçekleşti,
Gönüldaş olmak zordur bilirsiniz,
Benim gibi düşünen, hisseden ve doğru bildiklerini hayatında da uygulayan kadınları görünce mutlu oluyorum,
Bu buluşmalardan besleniyorum, ne güzel yalnız değilim diye seviniyorum,
Bazen olumsuz enerji veren insanlar bunaltıyor hepimizi, hafiflemeye ihtiyacı oluyor insanın,
Pozitif, neşeli, hayat dolu, güçlü kadınlarla tanışmak bir harika!!!
 
Bir buçuk saatin nasıl geçtiğini inanın anlamadık,
O kadar çok şey vardı ki konuşacak,
YKM'nin en üst katında yer alan restauranttaydık,
Salatamız ve maden suyumuz ile sohbetimizin tadına doyamadık,
 Selfisiz olmaz fotosu :))
 Sevgililer gününden kalma bu not kağıtları ile bezeli duvarı görünce fotoğraflamadan geçemedik her blogger gibi!!!
Ankara bugün gri battaniyesini üzerine örtmüş, yağmuru bekliyordu,
Arada çiseleyen yağmur "memur ıslatan" cinsteydi,
Herşeye rağmen seviyorum Ankara'yı, kim ne derse desin.... 
Bir dahaki buluşmayı iple çekiyorum Kadriyeciğim,
Bu öğlen için teşekkürler,
Çok zevkli zaman geçirdim, seni daha yakından tanımak çok güzeldi,
O güzel gülen gözlerin hep samimiyetle ve neşe ile baksın,
Görüşmek üzere....
Kadriye  de buluşmamizı yazmış okumak isterseniz bir  TIK

Molfix İle Mutlu büyüyen bebekler adım adım mutlu yarınlara koşuyor!

Molfix’in dikkat çeken reklam filmlerine bir yenisi daha eklendi.Molfix’in yeni reklam kampanyasında, bebeklerin mutlu ve keyifli olduğu anlar ile, anneleriyle ve ailece yaşanan eşsiz anları seyrediyoruz.

Bebeklerin mutlu olması ve mutlu büyümesi sağlıklı gelişimin en önemli sırrı. Mutlu bebeklik dönemi geçiren bebekler, ileride de mutlu ve başarılı bireyler olmanın ilk adımını atmış olacaklar. “Mutlu Bebekler Mutlu Yarınlar!” mottosuyla anne ve bebeklerin her zaman, her anlamda yanında olan Molfix bebeklerin sağlıklı gelişimleri ve gelecekte mutlu bireyler olmaları için bebeklerin altını kuru tutar, özgürce hareket etmelerini sağlar ve ciltlerini korur.



Bebeklerin en keyifli olduğu anlarda, aileleriyle geçirdikleri keyifli paylaşımlarda gördüğümüz reklam filminde de “ mutlu anlar yaşayan bebeklerin, mutlu yarınları olur” mesajı veriliyor.

Reklam filmini izleyebilir ve https://www.facebook.com/molfix adresini ziyaret edebilirsiniz.




Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Mart 2015 Salı

EN LEZZETLİ "CUP CAKE" NASIL YAPILIR ?

                                                     
Bu lezzetli mi lezzetli Cup Cake nasıl mı yapılır?
Yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum sizlere,
Öncelikle aşağıdaki prensesten bulmanız gerekiyor :))
İşin en zor tarafı da bu!!!
Çok şanslıydım;
"Halacım Halacım  ne zaman cup cake yapacağız?" diye peşimde dolaşan bir prenses İpeğim vardı benim,

Pasta kağıtlarını tek tek ayırıp fırın tepsisine dizdik öncelikle,
Yumurtaları dolaptan çıkarıp masaya koydum, arkamı dönmemle yumurtaların karıştırma kabına kırılması bir oldu,
Şaşkınlık içerisinde baka kaldım,
Şimdiki çocuklar her şeyi öğrenerek doğuyorlar sanırım,
Şekeri de koyduk ölçüsüne göre karıştırma işi başladı,
İpekcik tüm ciddiyeti ile malzemeleri karıştırırken,
Halası ise onu fotoğraflamak ile meşguldü,
Çocuk olan evde neşe var,
Mutluluk var,
Allaha bin şükür,
Yağımızı da kattık, limon kabuğunu da rendeledik minik elleri ile,
Maşallah Halasının İpeğine...
Unu da koyup karıştırmaya kaşık ile devam etti,
"İyiki İpek var Sayesinde Havam var"
diyebilirim rahatlıkla :))
Tişörtünü özel bastırıp hazırladım o gelmeden, 

Kız çocuğu halası olmanın tadını çıkarmalı,
Yeğenlerim Ömer ve Muharrem artık birer yakışıklı delikanlı,
İlk onlarla hala olmanın keyfini tatmıştım zaten,
Bu minik kız bizi kendine meftun etti şimdi de,
Hala olmak her zaman bir ayrıcalık...


Kağıtlara itinayla hamuru koyması ise görülmeye değerdi,
Maşallah İpişe,
"Kızın olsun da  çamurdan olsun" :))
Benim oğlanlar duymasın,
Gerçi  onların da hakkını yiyemem şimdi,
Mutfakta bir şeyler pişirmeyi her zaman sevmişlerdir,
Ellerinden pek çok lezzetli kek, pizza, pasta yedik,


Tarifi ise bir blogdan almıştım,
Çok güzel oldu,
TARİF:
3 Yumurta / 1,5 su bardağı şeker / 1 su bardağı süt / 1 su bardağı sıvı yağ / 2,5 su bardağı un / 2 tatlı kaşığı rendelenmiş limon kabuğu / 2 yemek kaşığı limon suyu / 1 paket kabartma tozu
3 yumurta ve 1,5 su bardağı şeker uzun uzun krema kıvamına gelecek şekilde çırpılır. Yağ, süt, limon suyu ve limon kabukları da karışıma eklenerek homojen bir şekilde karıştırılır. Son olarak un ve kabartma tozu elenerek eklenir ve unların karışıma tamamen homojen bir şekilde dağıldığına emin olana dek çırpılır. Cupcake kâğıtlarına dökülen karışım 175 dereceye ayarlı fırında yaklaşık 25-30 dakika pişirilir. Bu tarif ile 24 adet cupcake yapabilirsiniz. İsterseniz ölçüleri yarıya bölerek 12 adet cupcake keki pişirebilirsiniz.
Cupcake dolgusu için;
1 paket süt kreması (200ml) / 300gr beyaz çikolaya
Süt kreması çift tabanlı bir tencerede kaynamayacak kadar ısıtılır. İnce ince doğranmış çikolataların üzerine gezdirilerek dökülür ve çikolatalar üzeri kapalı bir şekilde birkaç dakika bekletilir. Krema sıcağı ile eriyen ve kıvam alan çikolaralar el çırpma teli ile içinde pürüz kalmayacak şekilde karıştırılır ve soğumaya alınır.
Pişmiş ve soğumuş cupcakelerin ortasına bıçak yardımı ile bir delik açılır ve beyaz çikolatalı dolgu eklenerek, cupcake’in içinden çıkan ufak bir kek parçası ile kapatılır.
 Cupcake Frosting’i için;
500 gr pudra şekeri / 250 gr tereyağ / 2 yemek kaşığı limon suyu / 2 yemek kaşığı süt / 1 tatlı kaşığı limon kabuğu rendesi / 1 paket vanilya
Oda sıcaklığındaki tereyağ ve pudra şekerinin yarısı varsa pasta robotu yoksa el çırpıcısı ile krema kıvamına gelene kadar çırpılır. Kalan pudra şekeri ve limon kabukları el ile ovulur ve tereyağlı karışıma eklenir. Son olarak da karışıma süt, limon suyu ve vanilya eklenerek yıldız uçlu krema torbasına alınır. Buzdolabında beş dakika bekleyen frosting cupcakeleri süslemeye hazırdır
Cup Cake'imizin kremasını yapmak da Çilek Kız'a çok eğlenceli geldi,
Bu arada süsümüzden de hiç taviz vermeyiz hala yiğen,
Saçımızda tacımız, Tütülü eteğimiz, süslü bluzumuzla çok da güzeldik :)
Final ise çok süperdi,
Afiyetle yedi güzelce yaptığı cup cake'kini İpek kız,
Nazar değmesin sana dünya güzeli,
Halan özledi seni

AFİYET OLSUN

18 Mart 2015 Çarşamba

Fİ: ELİMİZDEN DÜŞÜRMEDEN OKUDUĞUMUZ BİR KİTAP

Gözümüze güzel gelen herşeyin oranı (Altın Oran) : Fİ

Okuyan arkadaşlarımın hepsi, "elimizden bırakamıyoruz muhakkak okumalısın" dediler,
Acaip merak ettim ben de,
Nasıl bir kitaptır ki bu herkes hemfikir olmuş bu kitap ile ilgili,
Fi'yi özel kılan bence, kitabın bir sürü karakteri var ve hepsinin ayrı hikayeleri var,
Bir dizi izler gibi oluyorsunuz,
Psikolog "Can Manay" başrolde ancak, yan roldekileri de aynı anda tanıyoruz,
Güzelliğin insanı nasıl harekete geçirdiği ile başlıyor hikaye,
Tabi çok sık ayrıntılarıyla anlatılan  bol cinsellik sosunu da gözardı etmemek lazım
Her karakterin farklı hikayesinin aynı yere bağlanacağını düşünüyorsunuz ve nasıl sonuca bağlanacağı merakı ile elinizden düşürmeden okuyorsunuz.....

AKİLAH: Cinsiyetsiz olsun diye böyle bir ad koymuş Azra Kohen yazarın adı olarak....Sonrasında açıklama ihtiyacı duymuş yayıncısının isteğiyle kendi adını.

Psikolojik bir kitap Fİ,
Kitabın kapağındaki alev, kitap güzelliğe adandığı için ihtirası ateşi temsil ediyor,
Güzel bir felsefesi var, bu felsefeyi biraz anlatmak istiyorum;

Herkesin algısına göre şekillenecek bir kitap,
Fiziksel algıyı işliyor kitap,
Hayat, etkinin tepkisi olan bir şeydir,
Kimlik bilincini fark etmelisin,
Yaşadığın herşeye rağmen kendini temizleyebiliyor musun?
Sen özünü bulabiliyor musun?
Deneyime sahip çıkmalısın,
Her birimizin farklı konularda en iyi şekilde yapabildiği bu bir tek şey, aslında kimliğimizin merkezidir,

Kitaptan;

"Burası, dünya aslında tam da olması gerektiği şekilde dizayn edilmiş. Biz salaklarsa sürekli değiştirmeye, temizlemeye uğraşıyoruz. Bu bi insanın sürekli bağırsaklarını temiz tutmaya taktığı için lavman yaptıra yaptıra bağırsak kanseri olmasına benziyor. Bağırsak b.k için dizayn edildi, yaşadığımız bu şeyse bizim için. Savaşmak yerine anlasak, sakinleşsek."


İkinci Kitap; Yaşam Enerjisi: Çi

Üçüncü Kitap; Döngü (Karma):Pİ
(Azra Kohen'in röportajlarından dinlediğim bilgilerden derledim yazdıklarımı)

2015 MODEL GRİP'TEN KORUNMA YOLLARI

Çevremizde soğuk algınlığına yakalanmayan yok gibi değil mi?
Herkes bu yılki   grip virüsünün biraz inatçı olduğunun farkında sanırım,
Keçi gibi inatçı, bir türlü çekip gitmiyor,
Neredeyse bir aydır hastalık peşimi bırakmıyor benim de,
Hafif soğuk algınlığı ilaçları kullanarak 2 kez atlattığımı düşündüm,
İlaç alıyor ancak, yine de  dinlenmeden hayatımın koşturmasına devam ediyordum,
Sen misin beni ciddiye almayan dedi ve...
Üçüncüsünde beni yatağa düşürdü,
Bol  limonlu  (tarçın, zencefil, zerdeçal,havlucan karışımlı) ıhlamur oldu içim dışım,
Bu üçüncü yakalanmamda sanki kemiklerime biri sopa ile bir güzel vurmuş, etlerimi biri mıncıklamış,
Öyle bir durumdaydım ki, kafam bana ağır geliyor, yatacak bir yastık arıyor,
Hemen aile hekimizde aldık soluğu, 
Antibiyotiksiz düzelmeyeceğini söyledi,
Hemen antibiyotik (Augmentin Bid 1000 Mg) tedavisine başladık,
Boğazı rahatlatacak bir tantum verde fıs fıs, balgam sökücü,
Hafif bir ağrı kesici Parol,
Ve 5 gün istirahat,
Neyse hemen etkisini gösterdi,
Gözümü açtım biraz,


Aman siz siz olun bu inatçı gribi dikkate alın,
Hemen kendinize istirahat verin,
Doktor kontrolünde ilaçlarınızı alın,
Yoksa bu grip, önemsemediğimiz için  öyle kapıyı vurup giden türden değil,
Geçmiş Olsun Dileklerinizi duyar gibiyim,
Teşekkürler geçti gitti inşallah.....

10 Mart 2015 Salı

RENKLER CİLVELEŞİYOR

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Semra Çevik’in ‘Denize Düşen Renkler’ adlı fotoğraf sergisi Türk Amerikan Derneği Emin Hekimgil Sanat Galerisi’nde düzenlenen bir açılış kokteyli ile sanatseverlerin beğenisine sunulan sergi, 29 Mart Pazar gününe dek ziyaret edilebilecek.


Semra Çeviğin,  Venedik'te başlayan Denize Düşen Yansı fotoğraf çekimleri; Antalya, Trabzon, Rize, Hopa, Artvin ve İstanbul Anadolu Kavağı kıyılarında devam etti. 
Semra Hanım, hafif bir rüzgar çıkınca denizin yüzeyinde dalgalanmaların yumuşak zarif devinimler oluşturduğu, düz olan yüzeyin küçük dalgalarla hareketlendiğini ifade ederek, var olan renklerin hem ayrı ayrı, hem de birbirlerinin içinde ve birbirlerini yok etmeden kaynaşarak tıpkı ebru gibi apansız biçimler, düzenler oluşturur denizin ayna yüzeyinde diyerek sergisindeki fotoğrafları anlatıyor.

Fotoğraflarındaki renk cümbüşünü ise şu ifadelerle tanımlıyor;

Kırmızı ve turuncu; işveli-fettan,
Sarı; aşırı cüretkar-saldırgan,
Mavi; denizin dinginliğini yansıtır sessizliğinde,
Yeşiller çok az, denizin kirliliğine sitem eder gibi yine de hepten yok değil, göz kırpıyor ara sıra fark ettirmeden,

Semra Hanım, Fotoğrafçılığını bakın nasıl anlatıyor;

Aynı yerde dursanız, aynı noktadan baksanız da yakaladığınız görüntü hep farklı. Değişim ve dönüşüm durmaksızın sürüyor. Sürekli değişen, yok olan dokular ve renkler adeta cilveleşiyor enstanteneyle. Büyülü bir girdabın içinde, yansımalar arasında renk cümbüşünü yakalamaya çalışıyorum. Yakalamak zor olsa da "Denize Düşen Renkler" düşüyor kadrajıma.


Fotoğraflarının yer aldığı katalogda kendine ait bir şiire yer veriyor,

Bir gölge var denizde,
Birbirine hasret
Biri ötekine sevdalı
Sessiz sedasız kaynaşıyorlar
Her biri ötekinin yüreğinde...
Yitip giderken güneş
Denize düşüyor bir renk.
Çoğalıyor rüzgarın esintisiyle
Dalgalarda yeniden doğuyor renkler

Katologda yer alan yorumlar ile fotoğraf sergisi;

"Grafik kökenli bir görsel sanatçı olarak Semra Çevik, "Denize Düşen Renkler" isimli bu çalışmasında nesnelerin fiziki varlıklarını estetize etmek yerine, soyutlama yöntemini tercih etmiş" Doç.Dr. Osman Ürper

"Suya düşen görüntülerin her zaman şiirsel bir izlenim uyardırdığını söyleyelim." "Doğanın coşkusunu ve dinanizmini içinde barındıran kıpır kıpır görüntüler..."
A.Celal Binzet
 
 "Serginin tematik fotoğraflarına ilk bakışta; "Fotoğraf mı, tablo mu?" demekten alamıyor kendini insan. Evet, fotoğraf olmasına fotoğraf ama daha çok bir sanatçının fotoğrafı aşma çabaları"
Levent Açıkelli 

 
Semra Çevik  (Semra Abla),  Çok eski ve çok sevdiğim arkadaşım Sema'nın ablası,
Başarıları ile gurur duydum,
İngiltere'de "Türkiye:Hangi Karede Olmak İstersiniz?" konulu fotoğraf sergisi ile birlikte bu sergi 7. kişisel sergisi,
Bu rengarenk fotoğrafları görmenizi tavsiye ediyorum... 
  

8 Mart 2015 Pazar

DÜNYA "ERKEKLER" GÜNÜ

Var mı böyle bir gün?
"Dünya Erkekler Günü"
364 günün 1 gününü Kadınlar Günü diye adlandırmak ve kutlamak,
Ne kadar da erkeksi bir bakış açısı değil mi?
Kadınlar gününde, kamu kurumlarında sendikalar bir karanfil ile sizin kadınlar gününüzü kutlar,
Özel bir ambalaj içerisinde bir dal kırmızı karanfil,
Hatırlanmak mıdır anlamı, yoksa kendi reklamlarını mı yapmak?
Artık nasıl isterseniz siz öyle anlayın :)
Ülkemizde bir gün geçmiyor ki, kadın cinayeti haberleri gelmesin,
"Kadınlar Çiçektir" derler ya lafta erkekler,
O "ÇİÇEKLERİ" hunharca koparıyor babası, kocası, sevgilisi,
Ne için kim için,
Bir kadının yemek yapmaması bile öldürülme nedeni olarak sunabiliyorlar,
Kadının erkekle aynı haklara sahip olduğunun bilinmesi lazım,
Kadın erkek olmayı değil, İNSAN olmayı öğretmeli aile, okullar,
Kadına ayrı, erkeğe ayrı standardı uygularsan bu sonuçlar da kaçınılmaz olur,
Kadının ekonomik özgürlüğü, fikir özgürlüğü ne kadar fazla ise, o toplum o kadar güçlü olur,
Aydınlık yarınlar için Modern Erkeklere, Güçlü ve Özgür Kadınlara  ihtiyacımız var,
KADINLARIN ÖLDÜRÜLMEDİĞİ BİR DÜNYA İSTİYORUM

4 Mart 2015 Çarşamba

EN İYİ GÖBEK ERİTME YÖNTEMİ

Evet bayanlar yaz kapıyı tıklatacak birazdan,
Hazır mısınız?
Kışın kalın kıyafetlerle kapadığınız bedeniniz özgürlüğüne kavuşacak ve kilolar çıkacak ortaya,
Göbeğimizi uzun hırkalarla paltolarla kapatıyoruz,
Yaz geldiğinde incecik tşirtler ile her şey ortaya çıkacak!!!
Geç kalmış sayılmazsınız
Mart ayının bu  ilk günlerinde, azimle eritmeyi koyarsanız aklınıza, 3 ayda rahatlıkla o "Göbek" gider,
1 Mart itibarı ile bu söylediğim formulü uygulamayı kendime ilke edindim :)
Öncelikle kendinizi şartlandıracaksınız,
Beyinde başlıyor bu söylediğim,
Az yiyerek doyduğunuz sinyalini göndereceksiniz beyne,
Nasıl mı?
3 ay sonrasını düşünerek, hep vermek istediğiniz o 5 kilonun gittiğini hayal ederek işe başlayın,
Uyguladığım yöntemi sizinle paylaşacağım;
Sabah sıkı bir kahvaltı yapıyorum, rafadan yumurtalı, bol yeşillikli,
Öğleye kadar acıkırsam badem, fındık, ceviz ile midemi oyalıyorum
Öğlen zeytinyağlı, salata, yoğurt  yanına bir ince dilim tahıllı ekmek yiyorum,
İkindi meyve,
Akşam, çorba, ızgara ( tavuk, köfte, et, balık seçenekler) bol yeşillik, yoğurt,
Cep telefonuma adım sayar uygulamasını indirdim,
Günde 5000 adım hedefi koydum,
Sabah asansörü kullanmayıp, merdiven çıkmak veya inmekle başladım,
Öğle tatillerinde 1 saat yürüyüş,
Akşam yemekten önce yarım saat tempolu yürüyüş,
Yatmadan önce ise, mekik çekebilirseniz,
Süper bir kapanış yaparsınız :))
Kendi kendimin diyetisyeni ve spor koçu oldum,
Çevremden destek bekliyorum....
(Cemciğim, ikindi saatlerinde ofise getirdiğin o simitleri 3 ay yememeye dayanabilecek miyim bakalım)

3 Mart 2015 Salı

EBEVEYN EHLİYETİNİZ VAR MI?

"Mersin’de anne (27 ) ve baba (30) , bebeklerini evde tek başına bırakarak işe gitti. Saatlerce evde tek başına kalan 4 aylık Damla bebek, akşam babası eve geldiğinde yatağında ölü bulundu."

İçim parçalandı bu haberi sabah TV'de izlerken,
Nasıl bir vurdumduymazlık, nasıl bir sorumsuzluktur bu...
Ana baba oluyoruz,
Allahın bize verdiği bu mucizeye nasıl bakıp, büyüteceğimizi, nasıl doğru anne, baba olacağımızı,
Çocuğun psikolojisini,
Ve en önemlisi bir canlı dünyaya getirirken onun sorumluluğuna hazır olup olmadığımızı,
Psikolojik olarak nasıl hazırlık yapacağımızı,
Bebek doğurduktan sonra "loğusa sendromu"na girersek nasıl çıkacağımızı,
Babaların bu aşamalardaki rollerinin nasıl olacağını,
Biliyor muyuz?
Ana- Baba olabilmek için gerekli donanıma sahip olmak için gerekenler böyle bir kaç cümleyle anlatılacak öğrenilebilecek şeyler değil,
Herkes kendi ailesinden ne gördüyse ya da kitaplardan ne okuyor ve bizim kafamıza ne yatıyorsa onları uyguluyoruz,
Çocuklarımız bir nevi deneme tahtası oluyor,

(Fotoğraflar:Google Görseller)
"Ebeveyn Eğitimi" muhakkak olmalı,
Üniversitelerde seçmeli ders mi olur, (zorunlu ders olmalı bence),
Evlenmeden önce alınması gereken bir belge mi olur?
Bunun için acilen düzenleme yapılmalı,
Devlet her şey için Genelge, Tebliğ, Yönetmelik çıkarıyor,
Aile ve Sosyal Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın organize edeceği bir programla bu ele alınmalı,
Eğitim sonrası da "EBEVEYN EHLİYETİ" verilmeli,
Sonra istediğin kadar çocuk yap,
Çok çocuk yapmak değil marifet, iyi çocuk yetiştirmek, doğru ebeveyn olabilmek marifet,
Kıytırık bir arabayı, motoru kullanamıyorsunuz ehliyetiniz olmadan,
Ama bir Can emanet ediliyor Yaradan tarafından sana,
Sen onu büyütmek için sıfır eğitimle, doğaçlama trafiğe çıkıyorsun !
Bu çok ağır bir yük değil mi?