11 Nisan 2015 Cumartesi

KADAYIF DOLMASININ SIRRI !!!

Önüne gelen narlar gibi kızarmış, şerbeti üzerinde kadayıf dolmasını bir ısırıyorsun,
İçindeki cevizin tadı yayılıyor ağzına,
Hafif şerbeti kadayıfın çıtırlığı ile birleşiyor ve ortaya leziz bir tat çıkıyor,
Erzurum'da Muammer Usta'da yediğimiz kadayıf dolmasını evde yapmak istediğinizde ne yapmalısınız?
Bunun sırrı nedir?

Öncelikle aldığınız kadayıfın çok taze olmasına dikkat edin.Kadayıfı dolma yapacağınız belirterek alın. Taze olmazsa sararken kırılıp kopar. Diğer önemli nokta ise olabildiğince uzun parçalar halinde olması gerekiyor.
Şerbetinizin bol ve soğuk olması önemli eğer bu tatlıyı yapmayı kafaya koyduysanız şerbeti sabahtan hazırlayın tencereyle kenara alın. Böylece işe başladığınızda vakit kaybetmezsiniz.
Kadayıfları olabildiğince sıkı sarın, bu sayede kızartırken çok fazla açılmazlar.
Yumurtasını akıtmak için kadayıfları fazla sıkmayın, hafifçe sıkmak yeterli zaten yumurta kokusu vs kalmıyor. Kızartmak için derin yağ gerekli. Fazla yağ israfını önlemek için evdeki en küçük tencereye ya da sos tenceresine yağı koyabilirsiniz. 2-3 parçayı aynı anda kızartma yerine tek tek yaparsanız hem yağın aynı sıcaklıkta kalmasını sağlarsınız.

Amannn kim uğraşacak bununla derseniz, Erzurum'a uçun ve yerinde çıtır çıtır taze kadayıf dolmasını yiyerek keyfinize bakın.

 
Sebebi ziyaretimiz Erzurum'a hizmetiçi eğitim programımızdı ,
Ancak, hem ziyaret, hem ticaret hem eğitim yaptık,
Palandökenin o muhteşem manzarası karşısında kifayetsiz kalamadım,
Her fırsatta fotoğraflar çektim,
Semoşumu ve Halimeciğimi yakalamışken Palandöken Hatırası yaptık,
Tabii Selfie siz olmaz,
Çok hoş benim arkadaşlarım "Fatma Hanım sizin de işiniz zor" 
"Herşeyi fotoğraflama zorunluluğunda hissediyorsunuz kendiniziv"dediler,
Çok güldüm :))
Blogger olmak böyle birşey herşeyin fotoğrafını çekme ihtiyacı duyuyor insan,
Blogger olmayan anlamaz!!!
Eğtimi tamamladıktan sonra Erzurum turu yaptık rehber eşliğinde,

 Aziziye ve Mecidiye  Tabyaları'na gittik,
Tarihin sayfalarını aralayan rehberimizi can kulağıyla dinledik,
Erzurum'u düşmana karşı savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen askeri yapılarmış Tabyalar.
Aydın 'dan gelen Pınar ve Raziye ile de bol bol güldük,
Kafa dengi, şeker iki dünya güzelini tanımak harikaydı,
Teoman da sağolsun bizi kayak merkezine çıkarıp o güzelim yerleri görmemizi sağladı,
Jem Bey :)) ise eski dost, 
Onu görünce yüzümüzdeki gülümseme artıyor,
Muzır arkadaşım benim, eğlenceli ve keyiflidir her zaman,



Ulu camiye girdik ve bu caminin özelliklerini dinledik rehberden ve daha sonra gelen caminin imamından
Kırlangıç kubbeyi taşıyan dört sütuna "fil ayağı" denir. Kıble yönündeki iki fil ayağının en üst kısımlarında bulunan yuvarlak iki pencere de "fil gözü" diye adlandırılır. Fil gözü pencerelerden sol taraftaki güney-doğuya, sağ taraftaki ise güney-batıya meyilli olup, gökyüzüne doğru bir bakış açısı oluşturmaktadırlar. Bu pencereler Caminin içerisine adeta birer aydınlatma projektörü gibi ışık saçarlar. Soldaki pencereden sızan güneş ışığının camii içerisinde yer zeminde oluşturduğu elips şeklindeki ışık yoğunluğu daralarak tam daire şeklini aldığı an, öğle namazı için ezan okunma vaktinin geldiği anlaşılır. Sağdaki ise aynı şekilde ikindi namazı için ezan okunma vaktini bildirir.

Çifte Minareli Cami hala restorasyondaydı,
Okul dağılmıştı ve Erzurumlu çocuklar bizim gurubu merak ettiler ve rehberin anlattıklarını da dinlemek için yanımıza geldiler,
Taşhan'a Oltu Taşı takılar almaya girdik,
her gümüşçüye girip çıktık,
Biz kadın milleti çok zor milletiz,
Kolayla beğenemeyiz, beğensek de fiyatını beğenmeyiz,
Pazarlık yaparak satıcıyı çileden çıkarırız,
Rüstem Paşa KervansarayıErzurum kentinde bulunan 16. yüzyıl yapısı bir kervansaraydır. “Rüstem Paşa Bedesteni” veya “ Taş Han” olarak da adlandırılır. Dikdörtgen bir avlu çevresinde sıralanmış 2 katlı 
bir yapıdır.



Oltu taşı tespihler bayağı pahalıydı,
Küpe yüzük aldık,
Siyah taşın büyüsüne kapıldık desem yeridir,
Oltu taşı pozitif düşünceleri yansıtan, stres gideren ve şifası olan çok önemli taşlardan biriymiş.
 Bu nedenle çok sevdim ben Oltu Taşını :)
Gerginlik gideren ve sabır verici özelliği de bulunuyormuş, 
 Oltu taşı şans taşı olarak biliniyormuş. 
Kendine güven, stres atıcı ve depresyon üzerinde olumlu etkilerini yansıtan bir taşmış.
 Üzerinizde bulunan negatif enerjiyi tamamen pozitif enerjiye dönüştürmüş.
 Eski çağlarda nazara karşı etkili olduğu bilinir ve bu yönde kullanılırdı.
 Sabır taşı olarak bilindiği için tespihlerde çok sık tercih ediliyormuş ve ruhsal anlamda sıkıntıları gideriyormuş.
Oltu taşı topraktan çıktığında oldukça yumuşak olmasına rağmen hava ile temas ettiğinde sertleşiyormuş.  
İşlenmesi oldukça kolay ve işlendikçe sertleşen oltu taşı genellikle siyah ve bazen kahverengiymiş.
Sürtünme ile elektriklenir ve hafif cisimleri kendine çekiyormuş.
 Oltu taşının diğer özelliklerinden biri de kullanıldıkça parlamasıymış.
 Latince ismi ise Jayetmiş. 
Takılarda ve tespihde kullanılıyor.


PALANDÖKEN'de kaymak müthiş olurdu sanırım,
Hiç kesintisiz 17 km. kayılabilen pistte sahipmiş,
kayak sezonu kapanmıştı tabi nisan ayında olduğumuz için tek tük sporcular vardı sadece


 

Erzurum'da olmak oranın havasını solumak iyi geldi bana,
Memleketimizin her yöresi kendine has değerler barındırıyor,
Ne kadar zengin bir kültürümüz olduğunu daha iyi anlıyoruz buraları gördükçe,


Tabi bu arada Cağ Kebabı da yemeyi ihmal etmedik,
Cağ kebabı veya Oltu kebabıkeçi veya kuzu etinden yapılan bir  kebap. Geleneksel olarak Erzurum'un TortumUzundereOltuOlur ilçeleri ile Artvin'in Yusufeli ilçesinde yapılan cağ kebabı, önceden terbiye edilmiş etin yatık bir şişe geçirilip odun ateşi üzerinde pişirilmesiyle hazırlanıyor. Cağ (veya bico) adı verilen şişler kullanılarak servis yapıldığından bu adı almış.



 
Çifteminareli Cami'de biz,
Eski bir erzurum evinin içerisine girdik bu kapıdan,
Sahibi burayı özel bir müzeye çevirmiş,
Görülmeye değerdi gerçekten de,
Zaman tünelinde geri gittik sanki,
Sımsıcacık bir ev karşıladı bizi,
Üç kümbetlerin yanındaki sokaktaydı...
Erzurum Kongresi binasına girdik,
O sıralarda oturduk,
Hep bir ağızdan sanki 1919'daki gibi  "Vatan Bir Bütündür Parçalanamaz" dedik,















Erzurum'dan güzel karelerle döndüm Ankara'ya,
Erzurumun güzel havasından sonra Ankara'ya indim ve karlı hava karşıladı beni,
Buz gibiydi Ankara....




Uçak bir salladı ki,
Ben bildiğim tüm duaları üç tur okudum !!!
Uçak korkusu olanın Allah yardımcısı olsun dedim,
Sanırım bir daha uçağa binmemeye yemin etmiştir,
Fransız Alplerinde düşen uçağı düşünmemek ve o 8 dk. yı hayal etmemek imkansızdı,
Allaha şükür sağ salim indik,
Bu kara bulutlar neyin habercisi?
Sonuç : Home Home Sweet Home

6 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Hoşgeldin, iyi gezmişsiniz ama sefan olsun.
Kadayıf dolmasının en hasını arkadaşımın annesinin elinden yedim, bir daha da o kadar güzelini yiyeceğimi sanmıyorum :)

EBRUCA dedi ki...

ünüversiteyi orada okumuştum ,ne güzel oldu bu görseller

Kafa Dergi dedi ki...

Oh uzun yazıları özledik... :)

Tamamını okuyamadım ama yine geleceğim... :)

Ben de beklerim Kafa'ya, iyi pazarlar... :) Gerçi artık akşam oluyor ama olsun, iyi olsun gene de... :)

gungece dedi ki...

Ay Fato'cum ya fotoğrafları görünce dedim ki ne güzel yermiş Erzurum:))) Senin baktığın yerlerden bir kez daha gezdim.Ne güzel anlatmışsın uzun uzuuuun...

Adsız dedi ki...

Fatma hanım, kendimi bir an hürriyet seyahat eki'ni okuyorum sandım. Dün sizin kulaklarınızı çınlattık. Sizinle gezmek daha da güzeldi, çok keyif aldık. En yakın zamanda karşılaşmak dileğiyle...

deeptone dedi ki...

bu güzel yazını pazar günü bloguma koydum kiii :)