5 Şubat 2015 Perşembe

AĞAÇLARI KATLEDEN SUÇLU BULUNDU



İnsanı daha az değil, doğayı daha çok severim.
Lord Byron 


Doğayı lafta hepimiz seviyoruz değil mi?


O zaman nereden kaynaklanıyor bu BETON aşkımız?
Ağacı, çimeni, çiçeği Betondan daha az sevme nedenimiz ne acaba?
Bahçeli bir ev alan çoğu kişi hemen toprağa beton döküp veranda yapma telaşına düşmez mi?
Güzelim bahçeyi çimlendirmek yerine, betonla kapatmayı tercih edenlerin sayısı hiç de az değil,
Muhakkak kulağınıza çalınmıştır " aman toz, toprak oluyor, şimdi bak temizlik geldi, yıka süpür miss"
Kentte apartman dairesinde tüm kışı geçirenler bile,
Yazlıklara gittiklerinde oranın kıymetini bilmek, doğasını yaşamak yerine,
Kentin taşına, betonuna çevirmeye çalışıyorlar ya oraları da,
Ona şaşırıyorum,
Verandada otururken kıyısından, kenarında görünen deniz manzarasını kapattığı iddiası ile, bahçedeki ağacı kestiren komşular mı istersin,
Kışlık odununu yazlıkçıların bahçelerinden kestiği ağaçlarla çıkaran, işini bilen bahçıvan mı istersin,
Suçlu aranıyorsa hepimiz suçluyuz!
Ağacı kesen, doğayı katleden bu sorumsuz insanlara kimse öğretmedi mi?
Doğanın kıymetini,  suyun, tabiat varlıklarının sınırsız olmadığını,
Aileden başlıyor Çevre Eğitimi,
Çocuklar büyürken doğa sevgimizi onlara göstermeliyiz, 
Tasarrufu öğretmeliyiz,
Doğal kaynakların kıymetini anlamalarını sağlamalıyız,
Yıllar önce balkonumda otururken bir olaya tanık oldum;
Sokakta oyun oynuyordu çocuklar,
Çocuklardan biri  yemyeşil bir ağacın dalını kopardı, üzerindeki yaprakları ve tomurcukları ile,
Oradan geçen yaşlı bir amca hemen çocuğu tuttu ve saçını çekti hafifçe,
Çocuk ne olduğunu anlamadı ve  amcanın yüzüne bakakaldı,
Hiç unutmadığım ve O çocuğun da eminim hayat boyu unutamayacağı şu cümleler döküldü, görmüş geçirmiş amcanın dudaklarından,
" Çekince saçın acıdı değil mi? İşte bak o zavallı ağacın dalını kopardın, kim bilir ne kadar çok canı yandı onun, bir daha asla yeşil bir yaprağı, dalı koparma " diye uyardı,
Doğayı sevelim,
İnsan sevdiği, kırılmasın, üzülmesin diye özen göstermez mi?
Doğaya da hak ettiği özeni gösterelim, 
Biz onu sever ve korursak o da bize sahip çıkar,
Tüm güzelliklerini, bereketini bize sunar, küçük bir fidan kolayca ağaca dönüşmüyor,
Biyolojik çeşitliliğin korunması doğal kaynaklarımızı korumaktan geçiyor,

Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1996 yılında taraf olmuştur. 
Biyolojik çeşitlilik bir ülkenin biyolojik zenginliğidir. 
Dünyanın giderek azalan canlı kaynakları ve giderek kirlenen toprak ve su kaynakları dikkate alındığında, ülkelerin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, stratejik bir güç durumuna gelmektedir. 

Keşke bunları bilerek hareket etsek Dünya daha yaşanılabilir bir yere dönmez mi?

YEMYEŞİL BİR DOĞADA, TERTEMİZ BİR HAVADA YAŞAMAMIZ DİLEĞİMLE...

5 yorum:

D.S. dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum, biz de 90 metrekare terasta saksılarda sebze yetistirecegiz diye takla atalım, insanların dogaya hıncını anlamıyorum

Emel Sevren Pınar dedi ki...

ne kadar güzel söyledin. Doğa sevgisi Aileden başlıyor ve kesinlikle eğitim gerekiyor bu konuda. Her konuda olduğu gibi bu konuda da azınlık durumda doğa severler. Ağaça bir odun gibi değil de, bir can gözü ile bakmanın ilk şartı hissetmeyi öğrenmek bence. Bu da çocuklukta, hatta bebeklikte başlayacak. Sonradan doğa sever olanına rastlamadım.
Nerede var yeşil yok etme eğilimindeyiz. Geçen gün açmasına 10 gün kalan mimozları budadıklarını zannedip kuşa çeviren site bahçıvanlarına savaş açtım. Yazık bütün sarı sarı budacıkları yerlerdeydi. Ha insanı yok etmişsin, ha bir ağacı. Bence farkı yok.

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Sonuna kadar katılıyorum yazdıklarına Maviannem ...

masal dedi ki...

katılıyorum sana. çok haklısın

sebuş dedi ki...

ne hoş bir yazı çok hoşuma gitti.. keşke herkes böyle duyarlı olsa ve çocuğunu da öyle yetiştirebilse..
sevgilerimle,