30 Eylül 2014 Salı

O SES MAZHAR !!!!!

Dün akşam "O Ses Türkiye" nin yeni sezonu başladı,
Mazhar ve Özkan jüri üyesi olmuşlar,
2 ayrı koltuktalar ancak, Yapışık İkizler gibi aynı anda dönüyorlar tek jüri gibi hareket ediyorlar,
Beyza'nın dediği gibi; sinemadaki sevgili koltuklarına otursalardı iyiydi
Hatta Fuat da yer alacakmış da, yarışmanın formatını belirleyen şirket 3 kişiyi uygun görmemişler,
Allahtan uygun görmemişler,
Düşünsenize 3 kişilik kanepenin döndüğünü :)
Veya çek yat yapabilirlerdi diye dahiyane fikri var Beyza'nın,
Butona bastıkları zaman çek yat diğer tarafa tak açılırdı ve onlar da sahne tarafına dönmüş olurlardı :))
Neyse espri bir yana iyi olmuş, Mazhar ve Gökhan'ın atışması için izlenir yarışma,
Daha ilk akşamdan çok komik diyaloglar yaşandı,
Beğendikleri yarışmacıya dönen Mazhar ve Özkan kendi takımlarına gelmesi için ikna ederken "40 yıllık sektördeyiz, bize gelirsen sana albüm yaparız" söylemlerine  Gökhan tepki gösterdi,
"Güllerin İçinden Gel Bana Gel" diye yarışmacıyı kendilerine çağırmalarına ise, "Abi 20 albümden seç seç söyle" diyen Gökhan herkesi güldürdü,
Gökhan'ın yarışmacılara dönmesi ve dönmemesi ile ilgili strateji belirlediğini açıklaması da sonraki bölümlerde hayli konuşulacağa benziyor,

Show TV'de Ah Neriman, Kanal D'de Ulan İstanbul arasında gidip gelen ben, TV8'deki O Ses Türkiye'ye ilgisiz kalamadım,
MFÖ'nün Mazhar'ı ve Özkan'ı ile Gökhanın muhabbetleri hoşuma gitti,
Ebru Gündeş ve Hadise ise geri planda kaldılar...

25 Eylül 2014 Perşembe

KONYA'NIN ŞANSLI KEDİLERİ

Konya'da Şems-i Tebrizi Camii bahçesinde karşılaştım bu harika "Kedi Besleme İstasyonu" ile,
Ankara'da var mı bilmiyorum, hiç görmedim,
Bir tarafında yiyecek yeri diğer tarafında ise su yeri var,
Harika bir hizmet bu Belediyenin yaptığı,
Sadece kediler beslenmek için gelmez sanırım köpeklere de açıktır diye de düşündüm,
Gerçi kedi besleme istasyonu yazıyordu ama,
Acaba köpekler için de bunun benzeri bir istasyon mu var?
Konya'nın sokak hayvanları ne şanslı diye geçirdim içimden,
Keşke her belediye bu kadar duyarlı olsa sokak hayvanlarına,
Hep zehirli yiyecek ile öldürülen hayvanların haberlerini görürüz,
Bu şekilde bir haberi vermekten mutluluk duyuyorum,
Her parka bir kedi,köpek besleme istasyonu konulsa fena mı olur?

22 Eylül 2014 Pazartesi

HIZLI TREN İLE KONYA



Ankara'dan Sabah 9:20'de Konya'ya doğru yola çıktık,
Yolculuğumuz 1 saat 50 dk. sürdü,
YHT bileti tek gidiş 27.50 gidiş dönüş aldığınızda ekonomik olan 44 TL ye geliyor,
Biz giderken business clas aldık ekonomik kalmamıştı,
Dönüşte normal vagonda geldik,
İkisinin arasındaki fark ne derseniz
Business Clas'ta size özel ambalajlı kulaklıkları dağıttı hostesimiz,
Bu arada söylemeden geçemeyeceğim,
THY Hosteslerinden daha güzel ve güler yüzlü YHT Hostesleri,
Bir yarım saat gittikten sonra çay, kahve servisi başladı,
Yanında ise sandviç veya krakerli seçenekleri olan güzel kağıt ambalajlar içerisinde yiyecekler ikram edildi,
Çok rahat ve konforlu bir şekilde Konya'ya vardık,

Arkadaşımız Rahime'nin bir yıldır çok içten yaptığı davetine nihayet iştirak ettik,
Çoluk çocuk toplam 15 kişiydik,
Önce Mevlana Türbesi ve Müzesini ziyaret ettik,
Müzenin bahçesinde yer alan "Selsebil Çeşmesi"nin anlamını İpek' anlatıp bir fotoğraf çekindik önünde
Mimarı yapısı gereği en üstte bir sunak, altında 2, onun da altında 3 sunak ve sonra yine 2 ve 1 sunak şeklinde azalıyor... Bu ayrıntının temsili ise şu; insan dünyaya tek gelir, evlenir iki olur, çoluk çocuğa karışır 3 olur... Ama sonra ölümler başlar ve en sonunda yine tek başına ölür ve en sonunda kıyamet gününde herkes Mahşerde toplanır.



Türbede Mevlâna'nın felsefesini ve düşünce sistemini açıklayan levhalar yer alıyor;

"Ya olduğun gibi görün
Ya göründüğün gibi ol"

"Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel!
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"
     

Öğle yemeği için, Akyokuştaki Konya Mutfağının lezzetli sofrasına kendimizi bıraktık,
Önce enfes tadı damağımda kalan Bamya Çorbası ile başlangıç yaptık, 
Bir yaprak sarması geldi ki sormayın, yoğurdu üzerine koyup da yemelere doyamadık,

 Etli ekmek Konya'ya gelip de yenilmeden olmazlar arasında,
Ekmek salması, patlıcanlı kebab, tandır, trit, hepsi ayrı lezzet,
Tatlılara geçtiğimizde ise,  höşmerim ve saç arası ile çaylarımızı içtik,
 Sonrasında Şems-i Tebrizi'nin türbesini ziyaret ettik. 
Bahçede Konya velîlerinden Ladikli Hacı Ahmed Ağa'nın torunu bu yaşlı amcadan feyz aldık,

Gayet cömert, vakar, temkin ve itidal ehli idi. Sükutu ihtiyar eden, ihtiyaç halinde konuşurlar. 
Ladikli Hacı Ahmed Ağa;  Hocası Hızır Aleyhisselam dan manevi ilimler almış olup, İlm-i Hikmette yekta imiş,         
Kendisini Hakk’ın rızasına, halkın hizmetine adamış, her zaman ve her yönde halka önder, rehber, teselli ve ümit kaynağı imiş. Kendisine bir şey sorulduğu zaman; -Durun gardaşım, şimdi cevabınızı getiririm.. der, gider Hızır Aleyhisselam’a sorar, cevabını alır getirirdi. Kimseyi kırmaz ve geri çevirmezmiş. 
 


İsa’nın doğumundan 327 sene sonra Bizans İmparatoru Konstantin'in annesi Helena, Hac için Kudüs'e giderken Konya'ya uğramış, buradaki ilk Hıristiyanlık çağlarına ait oyma mabetleri görmüş, Hıristiyanlar için Sille'de bir mabet yaptırmaya karar vermiş.  1833 tarihli bir kitabe yer almaktadır girişinde. Kilise düzgün kesme Sille taşı ile yapılmış, Avlusunda kayalara oyulmuş odalar bulunmaktadır.  Kilisenin kuzeye açılan kapısından dış nartekse girilir. 
Burada kadınlar mahfeline çıkan iki yönlü taş merdivenler yer almaktave kilisenin ana kubbesi dört fil ayağı üzerinde oturmaktadır. Kilisenin içerisinde ahşaptan üzerleri alçı süslü vaaz kürsüsü ile apsisle ana mekanı ayıran ahşap alçılı kafes bir sanat şaheseridir. Kubbe geçişlerinde ve taşıyıcı ayaklarda Hz. Isa, Hz. Meryem ile havarilere ait resimler bulunmakta.


 
Aya Elenia Klisesini gezdik muhteşem süslemelerine ve renklerine bayıldım içerisinin,
Kubbesi de görülmeye değerdi,


Rahime ve yeğeni Merve bizi o kadar güzel ağırladılar ki,
Trenimizin 18:00'de kalkıyor olmasına üzüldük açıkçası,
Daha fazla onlarla vakit geçirmek, içtenliklerini, muhabbetlerini daha fazla yaşamak istedik,
Gönül zenginliği kadar güzel bir özellik olmaz sanırım bir insanı tanımlamak için,
Rahime ve ailesin de bu güzel özellik fazlasıyla bulunuyor,
Onu tanıdığımdan beri, kendimi ayrıcalıklı hissediyorum,
Herkesin böyle dostları olmalı,
İyiki varsın Rahime,
Allah gönlünün muradını versin, herşeyin en güzeli senin olsun...

Oradan sonra Sille Barajına gittik, ördekleri simit ile besledi bizim kızlar,
Kahvelerimizi de Sille Cafe'de içtik,
Unutulmaz bir gün yaşadık,
Dönüşte ekonomik YHT vagonundaydık,
Zerrin sayesinde yine bol kahkahalı bir yolculuk geçridik,
Burada yediğine içtiğine para veriyorsun,
Yine servis arabaları geziyor,
Koltuklar diğerinde daha rahat sanki,
Burası 4'e karşılıklı koltukların olduğu bir peron,
Diğerinde 3 lü daha rahat bir peron,
YHT benden 10 puan aldı, rahat bir yolculuk yaptık sayesinde....

19 Eylül 2014 Cuma

Yeni Samsung Galaxy K Zoom, kamerayı odak noktasına koyuyor

Günlük hayatınızda, seyahatlerinizde ve en önemli anlarınızda size eşlik edebilecek, hem profesyonel bir kamera, hem de telefon özelliklerini bir arada bulunduran Samsung Galaxy K Zoom ile tanışmaya ne dersiniz?
Samsung Electronics, kamerasıyla öne çıkan yeni akıllı telefonu Galaxy K Zoom, gelişmiş dijital kamera teknolojisi ile Samsung’un Galaxy deneyimini bir araya getiriyor. Profesyonel kalitede görsel içerik üretme yeteneğine sahip, eğlenceli ve kullanımı kolay Galaxy K Zoom; kolay çekim, gerçek ışık özellikleri gerçek optik zum ve şık tasarımıyla kullanıcılara ihtiyaç duydukları mobil çözümleri sunuyor.
Kamerayı odak noktasına alan Galaxy K Zoom’un, profesyonel bir kameranın kontrol özellikleri ve fonksiyonlarını sunan gelişmiş teknik kamera sistemi bulunuyor. Galaxy K Zoom’un göz alıcı incelik ve şıklıktaki gövdesinde bulunan, kasa içinde gizlenebilen lens teknolojisi 10x optik zum yapabiliyor. Ayrıca 20,7 megapiksellik BSİ CMOS sensör, ultra net ve ayrıntılı görüntüler oluşturuyor.
Düşük ışık şartlarında mükemmel sonuçlar sağlayan cihaz, hareketin neden olduğu bulanık görüntüyü önleyen Optik Görüntü Sabitleyici (OIS) özelliğine de sahip. Bu özelliklerle, cihazla optik zoom yapıldığında ve düşük ışık ortamlarında bile canlı ve net fotoğraf ve videolar (Full HD) çekebiliyor. Ayrıca cihazın Xenon flaşı, LED’lerden daha parlak bir ışık vererek görüntü kalitesini artırıyor ve doğal bir parlaklık veriyor. Bu sayede yetersiz ışık olan yerlerde bile Galaxy K zoom ile çok daha net ve kaliteli fotoğraflar çekebileceksiniz.
Bu kadar gelişmiş kamera özelliğinin yanında bir çok fonksiyonu da entegre eden Galaxy K zoom’un en dikkat çekici özelliklerini sizler için derledim;
  • Hassas ışık ve netlik dengesi sağlayan  AF/AE (Otomatik Odak/Otomatik Pozlama) Ayrımı
  • Optimize edilmiş 5 farklı filtre ayarı sunan yeni nesil Pro Suggest moduyla; farklı bir filtre uygulaması kullanmanıza gerek kalmıyor!
  • Kullanıcılara selfie çekimlerini kolaylıkla zaman ayarlı olarak yapabilme imkanı veren Selfie Alarm sayesinde çok daha güzel selfieler çekebilirsiniz.
  • Hareketli bir nesneyi odaklanarak ve net bir şekilde çekmek için geliştirilen nesne izleme özelliği ise, sizin için özel olan her “an”ı yakalayabilirsiniz!
  • Galaxy K zoom, bir Galaxy akıllı telefondan isteyebileceğiniz bütün özelliklere sahip. Bu özelliklerden Ultra Enerji Tasarrufu Modu pil tüketimini asgari düzeye indirerek yoğun bir gün içerisinde yaşayabileceğiniz şarj problemini de çözüyor.
  • S Health Lite kişisel fitness koçluğu yapıyor ve formunuzu korumanızda size yardımcı oluyor.
  • Studio uygulaması ise fotoğraf ve videoların kolaylıkla düzenlenmesini sağlıyor.

Bu teknik özelliklerin yanı sıra Galaxy K zoom’un tasarımı da oldukça güzel. Kompakt tasarımı sayesinde, üst düzey taşınabilirlik sunan Galaxy K zoom’un ergonomik kavrama özelliğinin yanı sıra şık ve özgün hatları, yumuşak ve rahat bir kullanım hissi veriyor.

Galaxy K zoom hakkında detaylı bilgi almak için http://www.samsung.com/tr/consumer/mobile-phone/galaxy-camera/galaxy-camera/SM-C1110ZKATUR adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

18 Eylül 2014 Perşembe

POLLYANNA NİLGÜN'ÜN VEDASI

 Kuzum, gözümü açtım seni gördüm derler ya,
Ben de sudan çıkmış balık gibi geldiğim Ankara'da ilk iş günümde seni tanımam ve oda arkadaşı olmamız benim için büyük bir şanstı,
Antalya'ya tayin istediğini duyduğumda senin adına sevindim,
Ailen oradaydı ama kendi adıma çok üzüldüm,
İçten  "KUZUM" diye sarılan bir DOST'tu gurbete gönderecektim,
Sema ve Nehir'in gidişleri gibi bana çok dokunan bir gidişti bu...
Pollyanna seni görse tacını sana verirdi eminim,
Bu kadar mı iyi niyetli, uysal, sakin ve huzur verici olur insan,
Nilgüncüğüm, sen bize verilen bir hediyeydin,
Hayatta hep güzellikler ve iyi insanlarla karşılaşacağına inancım tam,
Hasan Efe ve eşinle harika bir ömür diliyorum sana,
Bizim kapımız her zaman sana açık,
Ankara'da bir değil birçok evin var artık,
Sen bizim gönlümüze kazınan en iyi dost, güleryüzlü, tatlı dilli Nilgünümüzsün,
Her veda biraz buruktur,
Ama biz seninle geçirdiğimiz yılları hep biraraya geldiğimizde yad edeceğiz,
Her yaz tatile sana geleceğiz Antalya'ya (hah hah hah !!! ŞAKA ŞAKA)
Kuzum kendine çok iyi bak, güzel mutlu hberlerini bekliyoruz her daim,
SENİ SEVİYORUZ....

video

15 Eylül 2014 Pazartesi

HER MAAŞ GÜNÜ BİR MEMURUN AKLINDAN GEÇENLER

Eğer siz de benim gibi devlet memuruysanız, maaşınızını  sadece EFT yaparken ekranda sayılardan ibaret görüyorsunuzdur değil mi?
Cüzdanım, ayın 15'inde alınan maaşın sıcaklığını özleyeli çok oldu :)
Yeni işe başladığım zamanlar iş yerinin "Mutemed"i (maaşı hesaplayan ve dağıtan yetkili zat-ı muhterem) sizi bir salonda toplar sıraya dizilen memurlara imza karşılığı paralarını eline sayarak teslim ederdi ve mutemet hakkı diye de 3-5 küsur ne varsa kesinti yapardı kendince,
O günleri özler mi olduk acaba?
Ne kadar maaş alıyorsan  hepsi en azından 15'inde cüzdanına girerdi,
O cüzdanı nasıl muhafaza edeceğini bilemez şekilde tüm gün dolaşırdın,
O zamanlar kredi kartı yoktu, bankaya maaş yatırılmazdı, alışverişler peşin veya taksitle yapılırdı,
Taksitle yapacaksan her mağazaya bir kefille gider, aylık senetlerle yapardın alışverişini,
Her ay gider para ile öderdin taksidini ve o ayın senedini alırdın,
90'lı yıllar böyle geçti,
Sonra mertlik bozuldu ve hayatımızın olmazsa olmazı kredi kartları hayatımıza girdi,
Bir bakıma iyi oldu ancak, paraya dokunmadan ekranda gördüğümüz bir takım sayılar oldu kazancımız,
Hele de ayın 15'inde EFT yapıyorsanız siz de benim gibi,
Geliyor ve gidiyor paracıklar :))
Teknoloji çağında yaşamak böyle birşey mirim,
Yapacak birşey yok ama ben kendim için değil cüzdanlarımız için endişeliyim,
Asli görevlerinin kredi kartı ve kimlik taşımak olduğunu sanıyorlar,
Parayı pek görmedikleri için!

11 Eylül 2014 Perşembe

YENİ EVLİLERİN KULAĞINA KÜPE OLSUN


Evliliğe  adım atmaya hazırlanan Gençler,
Evlilikte 20 yılı devirmiş bir ablanız olarak sizlere birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum. Bu okuyacaklarınızda benim gelecekteki gelinlerime ve oğullarıma yazdığım ve İmza:Ben kitabında yayınladığım mektuptan da parçalar yer alıyor.
Aşık olduğunuz biriyle evlenmek büyük bir hediyedir sizler için. Bunu hiçbir zaman unutmayın. "Evlilik Aşkı Öldürür" palavralarına da inanmayın. 
Valla onu bunu bilmem bizim aşkımızı öldürmedi. (Nazar değmesin) Belki sizin şu anda hissettiğiniz, aşırı kalp çarpmaları, heyecan azaldı ama, bence Aşk sadece heyecan ve çarpıntı değil. Herkesin Aşk tanımı farklıdır muhakkak. 
AŞK BİR ÇİLEK REÇELİ
Hani çilek  reçeli yapmak için, çileği şekerle  kaynatırsın ve hemen miss gibi bir koku yayılır etrafa ya, bu aşkın ilk halidir. Kendini bir anda o kokuya doğru çekilmiş hissedersin.  Kaynadıkça kıvamını alır, lezzetini verir çilekler şekere, işte o zaman "Aşk"ın başka bir haliyle yüz yüzesindir. Ağzınıza layık bir çilek reçeli olmuştur ve sen onu her sabah büyük bir zevkle kahvaltı sofrasının baş köşesine koyarsın.
İşte bence evlilik de böyle bir süreç. Aşkın ilk hali flört, nişanlılık safhası. Evlilik ise her sabah uyandığında kahvaltı sofrasında görmekten mutluluk duyduğun çilek reçeli.
Evlilik konusunda vereceğim birkaç öneri belki işinize yarayabilir;
Eşlerinizi sevin ve bunu her fırsatta gösterin,
Sürekli birbirinizi eleştirmeyin özellikle de başkalarının yanında,
Hoşlanmadığınız özellikleri varsa incitmeden, başbaşayken söyleyebilirsiniz,
 Birbirinizle yaşadığınız ufak tefek sorunları ailelerinize yansıtmayın, 
Anne ve babalarınıza karşı saygı ve sevginizi her zaman gösterin, 
Birbirinize karşı da her zaman saygılı olun.
Aşk ve sevginiz her zaman yanınızdadır ancak, saygı kaybolunca diğer ikisi de sizi terk etmek için pusuda bekler. 
Mutlu olursanız, mutlu edersiniz. 
Kızlar sizin mutluluğunuzun anahtarı erkeklerin elinde,
“Akıllı erkek, karısını mutlu edendir” diye bir sözüm var benim. 
Çünkü kadın mutluysa, ailede huzur olur, eviniz bir gül bahçesine döner.
Her konuda karşılıklı güven ve eşitlik olmalı,
Özveri sadece tek taraflı olmamalı,
"Egoist insanların evliliği yürümez" diye okumuştum bir yerlerde yıllar önce,
Her kararınızda eşinizin de bu karardan nasıl etkileneceğini düşünerek adım atmalısınız,
Evlilik, bir de çocuklar olunca eğlenceli bir hal alır,
Eğlencenin acısı da olur tatlısı da :)
Allah nasip eder de çocuk sahibi olursanız aile olmanın keyfini yaşarsınız,
Tabi herşey, her zaman tozpembe olmaz.  Hayat tozpembe değil ki, evlilik olsun,
Zor günleri birbirinize destek olarak atlatmak da önemli bir sınavdır karı koca için,
En sıkıntılı anlarda çıkar kişiliğimizdeki defolar. Bunları hoşgörü ve sabırla atlatmak önemli olan,
"İyi günde kötü günde , ölüm bizi ayırana kadar" yeminini çokça yabancı filmlerde duyarız,
"Ölüm bizi ayırana kadar" tatlı, huzurlu, mutlu bir  evlilik yürütmek hem çok zor, hem de çok kolaydır!!!
Evlilik ahengli bir ritme oturunca, leb demeden leblebiyi anlayacak kıvama gelince tadına doyum olmaz,
O ritmi tutturmanızı diliyorum...

9 Eylül 2014 Salı

LİSELİLERE TAVSİYELER

Okullar açılıyor öğrenciler yeni eğitim, öğretim dönemi için heyecanlılar,
"Öğrenci olmak güzeldi, keşke o zamanlara dönebilsek" demeyen yetişkin yoktur sanırım,
Bu tarz cümleler kuranlar genelde;
Okul hayatından zamanında nefret etmiş, dersler, sınavlar kabus olmuş,
"Bu öğrencilik bitse de iş hayatına atılsam, para kazansam, özgürlüğümü elde etsem" diye düşünenlerdir
Demem o ki, olduğunuz durumun, kıymetini bilin gençler :)))
Sürekli bir şeylere özlem duyarak yaşamak çok can sıkıcı değil mi?

Öğrencilik hayatında güzel anılar biriktirmeye gayret edin,
Hem çalışıp hem de eğlenebileceğinizi unutmayın,
Çalışkan öğrenciler her zaman daha mutlu ve popülerdir,
Öyle değil mi?
Tembeller kendilerini kandırır, sizi de kandırabilir tabi,
Hem zamanınızı dolu dolu güzel geçirip hem de beğenilen ve takdir edilen bir öğrenci olmaya gayret edin,
Herkes tarafından sevilen bir insan olmak sizin üzerinizde  çok pozitif etki yapar,

Liseliler!!
9. sınıfa başladığınızdaki psikolojinizi çok iyi biliyorum (Geçen yıl 9. sınıfta olan bir delikanlının annesi olarak)
"TEOG'u atlatıp bir Anadolu Lisesine girdim, 9. sınıfta biraz dinleneyim, yan gelip yatayım, ders çalışmayayım n'olacak, daha Üniversite sınavına kocaman bir 4 yılım var önümde" diye düşünüyorsunuz muhtemelen,
Hiç de sizin düşündüğünüz gibi değil aslında bu işler,
Üniversiteye girebilmek için; LYS ve YGS diye iki aşamalı bir sınava gireceksiniz  12. sınıfta,
Bu sınavların ilkinde yani LYS'de  9. sınıftaki dersler ağırlıkta sorular çıkıyor, (Bu yıl üniversite sınavına giren  de oğlum vardı )
Siz bu yıl hiç değilse matematiği sıkı tutar çalışırsanız LYS'de en yüksek puan almamanız ve hedefinizdeki mesleği kazanmamanız için hiç bir engel olamaz önünüzde,
Lütfen 9. sınıfı önemseyin,
Yıllar o kadar hızla akıp geçiyor ki,
Göz açıp kapanıncaya kadar bir bakmışsınız 12. sınıf olmuşsunuz ve buna çok şaşıracaksınız,
Telaşa düşeceksiniz, tekrar etmeniz, öğrenmeniz  gereken dersler birikmiş olacak,
Düzenli bir çalışma temposuna girip her dersi tekrar edip, üzerine de çok test çözerseniz sizi kimse tutamaz,
Hedef belirleyin ve çalışın,
Kesinlikle BAŞARI kaçınılmaz olacak ve kendiniz bile buna şaşıracaksınız,
İstedikleri yeri kazana gençler, sizden daha zeki değil,
Sadece düzenli ve azimle çalıştılar Onlar,
Sen de yaparsan hedefe varırsın,
Kendine güvenirsen mutlu ve başarılı bir genç olursun....

5 Eylül 2014 Cuma

"PEK YAKINDA" CEM YILMAZ

Cem Yılmaz  2 Ekim’de vizyona girecek olan "Pek Yakında" filminin fragmanını sosyal medyadan paylaştı. 
Film " Hazırım"diye başlıyor.
Müzikleri ve çekimleri  ile,  "Şahane Misafir"de rol alan Cem Yılmaz'ın  Ferzan Özpetek'ten etkilendğini düşünüyorum. Ferzan Özpetek filmi izliyormuş gibi hissettim.
Birçoğunu ekranlardan tanıdığımız ünlü oyuncuların yer aldığı film, gişede başarılı bir hasılat yapacağa benziyor.
Cem Yılmazın zeki ve komik cümlelerine aşinayız. "Hayat Üniversitesi Beden Dili Edebiyatı mezunuyum" diyor bir sahnede.
Arzular zafere Dönecek mi? diye de filmin fragmanı son buluyor.
Bence Cem Yılmaz'ın arzusu filminin çok izlenmesi ve ipi göğüsleyerek rakiplerini geçmesi. Sadece meraktan izleyenlerin sayısı bile azımsanmayacak kadar çok olacağını düşünüyorum.
Ben de izleyenler arasında olacağım. Sevdiğim oyuncuları beyaz perdede seyretmek keyifli oluyor.

4 Eylül 2014 Perşembe

HAZAN MEVSİMİ HOŞGELDİN

Fotoğraf:Google Görseller
Eylül sonbaharın habercisi olarak geldi ancak, hava sıcaklıkları hala çok yüksek,
Ankara'da yaz hala bitmedi,
Bir kaç hafta sonra bu sıcak yaz günlerini özleriz,
Yukarıdaki fotoğraf benim içimi açtı açıkçası,
İki kız çocuğu, balonlar, kumsal, deniz, güneş,
Hepsi yaşama sevinci veren unsurlar değil mi sizce de?

2 Eylül 2014 Salı

ANKARA'DA ÇEKİLEN "MELEK YOKSA ŞEYTAN MI" FİLMİNİN GALASI


“MELEK YOKSA ŞEYTAN MI?” FİLMİNİN GALASI ANKARA’DA

Büyülüfener Sinemasında Çarşamba Akşamı Saat 19’da Gerçekleştirilecek

Filmi benim için özel kılan ise; Filmin Yönetmenlerinden biri olan Hakan'ın, senarist ve oyuncularından Şule'nin uzun yıllardır tanıdığım yakın arkadaşlarım olması. 
Arkadaşlarımın eserini seyredecek olmanın heyecanı ve gururu içerisindeyim. 
Filmin yolu açık olsun. 
Umarım istedikleri ilgiyi ve başarıyı gösterir Filmleri. 
Onlar için ne kadar önemli olduğunun, ne kadar çok emek harcandığının farkındayım.
Tebrik ediyorum tüm emeği geçenleri.
Bol seyircili ve gişe rekorlu olmasını diliyorum....

Film seyircisine ‘’Masumiyet sizce kazanılan mı yoksa kaybedilen bir şey mi?’’ sorusunu soruyor. Bir başka deyişle soru şu Melek Yoksa Şeytan mı? Filmi izledikten sonra ruhumuzdan sökün eden duygular bizleri bir başka mecraya taşır mı taşımaz mı? Müthiş bir finalin ve sürprizlerin art arda yaşandığı filmi izleyin ve sizler karar verin. Unutmayalım, masum bir niyet kocaman bir çığlıktır.


Film Tayfası’nın elinden çıkan bu filmin yönetmenleri Zaim Güvenç ve Hakan Baykal, 10 yıldır kısa filmler üreten bir ekip. Çeşitli festivallerde ödüllendirilen filmlere imza atmışlar.

Yönetmen Zaim Güvenç’in de başrolünde olduğu filmin neredeyse tüm oyuncuları Film Tayfası Ekibinden.  İki kız kardeşin başından geçen olaylar üzerinden masumiyet duygusunun hayata olan etkilerini anlatan “Melek Yoksa Şeytan mı?” adlı film anlattığı öykülerle toplumumuzun fotoğrafını çektiğini ifade ediyor Film Tayfası.

Hayatın içinde iyinin kötüye kötünün iyiye dönüşebileceği savı ile yola çıkan film temelde süreç- sonuç ilişkisini sorguluyor. Başkahramanların yanı sıra ortaya koyduğu diğer karakterlerle ara renklerin göz önünde bulundurulmadığı takdirde hayatımızın oradan oraya savrulabileceğini bizlere anlatıyor. Böylesi bir zemin üzerinde doğal olarak kahramanlar kendilerini trajik veya komik olayların içinde buluyor.

Ankara’nın bir çok mekânında çekilen “Melek Yoksa Şeytan mı?” adlı film yaklaşık 100 kişilik kadrosu ile bağımsız sinema anlayışı ile çekildi.
Ekip çekilen filmle birlikte bir çığlık attıklarını dile getirirken bu çığlığa; içtenliğe ve masumiyet duygusuna önem veren tüm izleyicilerin ortak olmasını temenni ediyor.

Az çoktur anlayışı ile gerçekçilik duygusunu öne çıkaran film duru bir anlatımla kendisini ortaya koyarken; ritmi ile de heyecan duygusunu sürekli yükseltiyor.

Yine sanatsal dili her zaman ön planda tutan Film Tayfası Ekibi “Melek Yoksa Şeytan mı?” adlı filminde de bu görüşü ön plana çıkarıyor.

Filmin en büyük kozlarından biri de oyuncuları. Oyuncular birçok oyuncu arasından seçilerek uzun süren eğitimler sonucunda kamera karşısına geçmiş. Ortaya konulan bu emek filmin her planında gözlenmekte!

“Geçmişi özleyen geçmişi bugünle öpüştüren ve şu anın ruhunu yakalamak” isteyen herkes bu filmi izledikten sonra hayatına olumlu bir katkı yapacak. Tüm ekip bu fikir üzerinde özenle durmakta. Amaç içtenlik duygusunu hayatımızın her köşesine taşıyabilmek.


 (afsad.org ve terspiramit söyleşilerinden derlenmiştir)

1 Eylül 2014 Pazartesi

DİŞ HEDİĞİ PARTİSİ

Diş Hediği yaptık Uğur Bebeğe,
İlk dişleri çıkmış,
Annesi, babasi teyzeleri ve anneannesi de bu güzel geleneğimizi yaşatmak istemişler,
Buğday tanelerinin nohut ile birlikte haşlanması ve süzülmesi ile hazırlanan bir yiyecek Hedik..
Diş hediğinin yapılmasıyla ilgili bazı inanışlar var. Çocukları için diş hediği yapılırsa çocuğun dişleri daha kolay çıkarmış, diş hediği ne kadar çok dağıtılır ve yenirse bebeğin o kadar sağlıklı ve güzel dişlere ağrı çekmeden sahip olacağına inanılırmış.
Diş Hediği töreninde çocuk yere serilen örtünün üzerine oturtuluyor ve başından aşağı bu hedik dökülüyor, önüne konulan  makas, ayna, altın ve ekmek konuyor, çocuk bu nesnelerden hangisini seçerse ilerde çocuğun nasıl bir mesleği olacağı konusunda tahminde bulunuluyor .
Makas ve tarak, meslek erbabı olmayı; ayna süse meraklı olmayı; para ticareti ve zenginliği, kalem okur-yazar olacağı; ekmek ailesi için bereketli olacağı, hayatı boyunca bolluk içinde yaşayacağı gibi anlamlar taşıyormuş.

Uğur ve annesi Sibel çok hazırlanmışlardı bu partiye,
Papyon erkek çocuklarının yegane aksesuarıdır,
Fahir ve Ahmet Can'ı süslemek istediğimde ben de muhakkak takardım,
Lacivert, beyaz, turuncu, kırmızı papyonları vardı onların da,
Ne yapalım kızlar gibi şipşirin, süslü püslü giydirmek mümkün değil,
Papyonla bir sevimlilik katardım,
Uğur'a da çok yakışmış papyonu,
Küçük adam olmuştu,
 
 Bizim Uğur'un önüne koyduklarımız daha çağımıza uygundu. Laptop gibi :) Bir de ilaç kutusu koymuştuk, onu aldı ilk olarak ve bizler de onun ileride Doktor olacağına kanaat getirdik, sonrasında da makas alınca cerrah olmayı hak etmişti bizim gözümüzde!!!

Bu sevimli diş süslerden, hedikten ve böreklerden eve giderken yanımıza bile verdiler,
Ananenin lezzetli böreklerini, Uğur'un harika pastasını yedik,
Bol bol fotoğraf çektirdik, Uğur'u sevmeye doyamadık,
Bu sevimli ortamda bizler de mutlu olduk,
Nazar değmesin,
Allah Uğur'a sağlıklı, şanslı , güzel bir ömür versin,
Damatlığını da görelim inşallah,
Bu güzel parti için teşekkürler,
Çok eğlendik :))