31 Ocak 2014 Cuma

LEYLAĞIM DOĞMUŞ BUGÜN



Blog yazmaya başladığım ilk günlerde bu iki güzel kadın bana yorum bırakıp, yazdıklarımın okunduğunu fark ettirdiler,
Sanal dünyanın, blog yazılarının da gerçek olduğunu,
Blog okuyarak birçok şey öğrenebileceğimi,
Paylaşımlar arttıkça dostlukların pekiştiğini,
Gönüldaşlığın nasıl birşey olduğunu ben onlardan öğrendim,
Hiç sesini duymadığım, yüzünü görmediğim bu entellektüel, samimi, hayatı dolu dolu yaşayan bu kadınlardan ben çok şey öğrendim,
Leylağımın bugün doğumgünü,
Hayatıma giren güzel insanlardan biri O,
Çok seviyorum seni "Örtmenim!"
Hayat yolculuğumda sizinle içtiğim bir orta şekerli kahve, bir tavşan kanı çayın lezzeti damağımda nasıl hoş bir tad bırakıyorsa,
Sizinle dostluğumda öyle bir tad bırakıyor dimağımda,
Bazen de kıskanıyorum bu "bacıları" ben,
Öyle güzel ki, ilişkileri,
İnsan gerçekten de arkadaşlarını seçebiliyor ve "bacı"lık mertebesine yükseltiyor,
Ne kadar güzel bir vesile ile birbirimizi bulduk,
Bloglarımızda yazmaya devam....

28 Ocak 2014 Salı

İĞNELER-SELGİN GB- YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

Selgin'in kitabı "İĞNELER"i bu öğle tatilinde Kızılay'daki Dost Kitabevinden aldım,
Yeni Kitaplar arasında görünce mutlu oldum,
İstanbul'daki Selgin için, Ankara'da Dost Kitabevinde satışa sunulan kitabını nasıl satışa sunulduğunu merak eder diye fotoğrafladım,
Umarım çok kişi alır ve okur kitabını,
Ben hemen başladım okumaya,
Bitince de onunla röportaj yapmayı çok isterim tabi kabul ederse,
Başarılar diliyorum kendisine, yolu açık olsun,


"İğne" deyip geçtiğimiz basit nesne bazen hayatımızı kurtarır, bazen kumaş parçalarını üstümüzde elbise olarak taşıyalım diye birleştirir, bazen yönümüzü gösterir, bazense bir pikabın üstünde sonsuzca dönerek etrafa yayılan nağmelerle kulağımızın pasını siler. Bir arının elimize batırdığı iğnesi çocukluğun uzak anılarından biri olarak kalırken iğneli bir sözün bıraktığı yara uzun yıllar sonra bile acıtmaya devam eder.

Selgin GB, "İğneler" adlı bu yeni kitabında öykü okurunu çetin bir yolculuğa davet ediyor. Bu öyküler içinizden çıkmayabilir
Kitaplara gözatan yaşlı bir Bey,
Benim kitabı fotoğrafladığımı görünce ,
"Sizin kitabınız mı hanımefendi" diye sordu,
Ben de "arkadaşımın" dedikten sonra ekledim, "umarım benim kitabım da  bir gün bu şekilde raflarda durur" dedim :)
 
Yazarın ilk kitabı;  Lezzetli Öyküler/Selgin GB,  Cinius Yay./2011

22 Ocak 2014 Çarşamba

"USTAM VE BEN"

Elif Şafak romanlarını sevenlerdenim ben,
Her ne kadar sevenleri ve nefret edenleri varsa da,
Anlattıklarını okumayı seviyorum,
Her romanı araştırma hissi uyandırıyor,
Merak ediyorum,
Bu bile önemlidir diye düşünüyorum,
Aşk'da Mevlanayı, Şemsi merak ettim,
Ustam ve Ben'de ise, Mimar Sinan'ın yaşadığı devri, eserlerini merak ettim,
Özellikle de; Mimar Sinan, Mihrimah Sultan'a aşık mıydı?
Yoksa bu kitapta anlatıldığı gibi kalfası mı aşıktı Sultan'a?
O nedenle mi Mihrimah Camii bu kadar güzel ve özenli bir eser?
Yazarın kitabın sonundaki notu da dikkate alınmalı zaten,
"Zamanı esnek, hızlı ve akışkan kullandım" diyor,
Anlattığı romanın sadece bir düş olduğunun altını çiziyor,

Kitapta hoşuma giden anlatımlar;

"Çünkü zanaatında ustalaşmak isteyen, yaptıklarını geride bırakmayı bilmeli. Eserinden ziyadesiyle memnun olursan öğrenmeyi kesersin. "Ben artık oldum" dersin. Oracıkta kalır, yerinde sayarsın. En iyisi her seferinde yeniden hevesle işe koyulmak, sil baştan."

"Etraflarına her dediklerine "evet"diyen dalkavuklarla dolduranlar, fikrini dürüstçe söyleyen adamı hain zannederler"

"...mürekkep,kağıt, tirşe, balmumu ve ekmek kokularıyla sarılı halde, bir kitaba burnunu gömerek herkesi ve her şeyi unutmanın, unutabilmenin verdiği hazzı hiçbir şeyden alamayacaktı. Aşk gibiydi okumak da. Neden, nasıl müptelası olduğunu, bilen zaten gayet iyi bilirdi; bilmeyene de anlatamazdın bir türlü.

"Vücut sarayını Rab inşaa eder, anahtarını bize teslim eder. " "Madem işimiz bina yapmak, insanı anlamalıyız. Zira beden de bir binadır. Merkezinde denge ve ahenk vardır. Daireleri dörtgenleri görüyor musun? Bak nasıl da tanzim edilmişler?" "Yüz, ön cephedir; gözler ise pencerelerdir; ağız kainata açılan kapıdır. Kollar, bacaklar da merdivenler."

"...şayet tembellik ve dedikodu denen iki kanat olmasaydı şeytan asla bu kadar yüksekten uçamazdı."

"Sinan'ın sırrı ne sertliğindeydi ne yıkılmazlığında, çünkü sert de değildi, yıkılmaz da. Onun sırrı değişikliklere ve aksiliklere uyum sağlama kabiliyetindeydi. "

"Ustamın malzemesi akan suydu. Ve ne vakit herhangi bir engel yolunu kapatacak olsa, bir şekilde, ya altından, ya üstünden, ya etrafından dolaşıyor, çatlaklardan bir yol buluyor, akmaya devam ediyordu."

"Bütün sevdiklerini gömüp nefes almaya devam etmek, lanettir."

"Mimarlık bir ilimdir. Üç ayak üzerine inşa edilmiştir.; firmitas, sağlamlık; ulitas, fayda;venustas, güzellik."

"Beraber yemek yediğin, ekmek ve su bölüştüğün birini sevmek de, anlamak da daha kolaydı."

"Belki de insan bir şeye ne kadar yakınsa o kadar az görebiliyordu. Yıldızlar gibi hayatın hakikatlerini keşfedilmek için de mesafe gerekiyordu."

"Bütün sesleri toplayan bir kubbe. İnsanlara bir Rab olduğunu ve onun korku ve ceza değil, merhamet ve sevgi saçtığını hatırlatacak kubbeler yapmalıyız. Kimseyi ezmeyen.İnsan ile Tanrı'yı yaklaştıran kubbeler."

"Öğrenme aşkı ile geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de.."

16 Ocak 2014 Perşembe

YAKIŞIKLI AHMET CAN'IM "15" OLDU

Boncuk projektör gözleri ile ilk karşılaştığımda minicik bir bebekti,
Bize Allah'ın ikinci hediyesini minnetle kucağıma aldım,
Kara saçları ve kara gözleri ile O'nun, dünyanın en güzel bebeği olduğunu düşünmüştüm her Anne gibi!
Büyüdükçe, enerjisinin yüksekliği, sevimliliği, yerinde duramayan hali ve sürekli gülen, mutlu bir çocuk olması herkes tarafından sevilen bir çocuk olmasını sağlamıştı,
Allah nazardan korusun tam 15 yıldır ailemizin en küçük üyesi O,
Abisi, anne ve babası olarak onu çok ama çok seviyoruz,
Benim hala "küçük kuşum" :)))
Boyu boyumu geçse de,
Herşey gönlünce olsun, yakışıklı oğlum,
Hayatta sevilen, iyi niyetli, alçakgönüllü, dürüst bir insan olmanı diliyorum,
Ne iş yaparsan yap sevdiğin ve mutlu olduğun bir iş olsun,
Seni seviyorum.....

13 Ocak 2014 Pazartesi

MİHRİMAH SULTAN'IN (ESRA'NIN) GÜN SOFRASI

Bu zarif sofra ev sahibinin zarifliğini ve güzelliğini yansıtıyordu,
Adeta seyirlikti,
Tadlarına bakmadan duramadık tabi ki,
Hepsi de fevkaladenin fevkinde olan bu enfes börekler, pastalar,salatalar,
Annesi ve Esra öyle bir döktürmüşlerdi ki,
Zeytinyağlı kuru biber, patlıcan dolması,
Patatesli yoğurtlu salata,
Patlıcan salatası,
Su böreği, Kıymalı börek,
Haşhaşlı Çörek,
Kabak tatlısı,
Padişah sarması,
Elmalı kurabiye,
Nilgün'ün enfes aşuresi,

Esra'nın evi o kadar süslü ve saray temalı ki,
O'nu Mihrimah Sultan ilan ettim :))
Yeni gelinimiz Esra'ya mutlu ve huzurlu bir hayat diliyorum sevdiğiyle birlikte,
Umarım herşeyin en güzeli olur hayatlarında,
Güzel yüzlü, melek kalpli arkadaşım,

9 Ocak 2014 Perşembe

CAFEMORİN'DE ÇAY SAATİ

 Mavianne'nin Lezzet Durakları :Cafemorin

 

Küçükesatta Bardacık Sokağa yolumuzu düşürdük arkadaşlarımla öğlen tatilimizde,
Bu sevimli dükkanı ziyaret edelim istedik,
Fotoğrafçılık Klübünden arkadaşım Sermin Hanım'ın kızı Özlem'in bu sımsıcacık ve şirin cafe'si bize farklı bir öğle tatili yaşattı,
Çayın yanında yediğim cheddar ve krem peynirli tost çok lezzetliydi,
Zeytinli poğaçası da çayın yanında çok güzel gitti,
Arkadaşlarımın bol neşeli sohbetini de söylemeden geçemeyeceğim,
Her yer o kadar renkli, oyuncaklı ve ayrıntılarla doluydu ki fotoğraflamaya doyamadık,
Facebook/Cafemorin sayfasını da takip edebilirsiniz ayrıntıları görmek için,
Özlem'in samimi sohbeti ile de renklendi günümüz,
Sermin Hanımı da görmek isterdik ama, başka bir programı olduğu için katılamadı bizlere,
Müjgan, Fatma ve Gül ile birlikte yeni bir yer keşfetmiş olduk,
Çay ve kahve sohbeti yapmak için ideal bir yer burası,
Ev yapımı kurabiyeleri ve poğaçalarını denemek lazım,
14 Şubat Sevgililer Günü haftası çok süslü ve farklı bir formatta olacağının tüyosunu verdi Özlem bizlere,
Biz de o hafta gitmek üzere sözleştik,
Yoğun bir tempo ile çalışan çoğu iş kadınının hayali emekli olunca, butik veya  cafe işletmektir değil mi?
Yani benim ve Müjgan'ın hayallerinde var en azından bu tarz şeyler :)
Yaptığın pasta ve börekleri arkadaşlarının dışında birilerinin beğenisine sunmak ve o işten para kazanmak güzel fikir aslında,
Özlem'e de Cafemorin'de başarılar diliyorum,
Bu şipşirin güzel dükkanı ona şans getirsin,
Çok sevdiğim Sermin Hanımla da orada bir kahve molasında birlikte olmayı istiyorum en kısa zamanda,
Hayatımı güzelleştiren mekanlara bir yenisini daha eklediğim için mutlulukla doldu yüreğim :)

6 Ocak 2014 Pazartesi

2014'DE "TEFLONİST" OLMAK İSTİYORUM !!!!

 
Osman Müftüoğlu diyor ki; "Tabii ki yeni yıl önerilerinin içine mutlaka ama mutlaka iflah olmaz bir ‘teflonist’ olmayı da eklemelisiniz. Bunun anlamı şu: Ne yapın edin, strese karşı bedeninizi ve ruhunuzu adeta teflon bir yalıtkanla zırhlayın. Eleştiriler, kıskançlıklar, çelme takmalar, ayak oyunları, nahoş bakışlar sizi mümkün olduğu kadar az etkilemesin. "
 
İyi demiş hoş demiş de bizim teflon tavalar fazla kullanınca yapıştırmaya başlıyor. Onu atıp yenisini almak gerekiyor. Biz ne yapacağız peki, yapışıp kalmasın diye bize olumsuzlukları?
 
 
Osman Müftüğlu çok güzel anlatıyor bu yazısında, sünger ve teflon kişilikleri.
İyi birşey teflon olmak,
İmalattan şanslı insanlar olarak tanımlıyor bu tipleri,
Ben de kendimi bu kategoriye sokmak istiyorum izninizle :)
Hayatımızı güzelleştirecek şeyleri daha öne çıkarmak elimizde aslında,
Sağlığımız ve biraz da paramız varsa, şükredecek çok şeyimiz var,
Diğer istekler zamanla olur,
Bir de iyi insanlarla karşılaşmak önemli hayatta,
Allah kötü niyetli, dedikoducu insanlardan korusun bizleri, (Amin)
 
Siboşumun kulakları çınlasın,
Yeni başlamıştı bizim orada, aynı ofisi paylaşıyorduk,
Bir gün dedi ki; "çok canım sıkıldı, bilmem kim bana şunu dedi"
Ben de ona; "hiç sıkma canını, o seni üzmek için söylemiş, sen de üzülmüşsün o da mutlu olmuştur. Hiç umursamasaydın, o söylediği laflar havada asılı kalacaktı ve bir daha benzeri şeyleri sana söylemeyecekti. Çünkü umursamıyorsun."
Benim için çok da mühim olmayan kişilerin söylediklerini tartarım, sadece beni üzmek için söylüyorsa, o lafları düşünüp de kendimi üzmem açıkçası. Geçer giderim, hiç üstüme yapıştırmam. Teflonumu ! cilalarım kayar gider üzerimden.
Ve bu şekilde huzurlu hayatıma geri dönerim. (Allahıma şükür)
Tavsiye ederim sizlere de....
 

3 Ocak 2014 Cuma

2014'ÜN İLK "KIZILAY" YAZISI

(Güvenparktaki çiçekçiler 4 dal nergisi 5 tl'ye satıyorlar. Çok sevmeme rağmen almadım, yazık 4 dal için 5 liraya dedim haksız mıyım?)
Ankara'da yaşayıp da yıllar sonra tekrar Kızılay'ı keşfeden Mavianne için,
Her öğle tatili bir maceraya adım atmaktı,
2012'nin son aylarında taşınmıştı işyerim buraya,
Her daim kalabalık bir yerdir Kızılay,
Memur kenti olan Ankara'da emekli, öğrenci ve işsizler büyük bir nüfusu oluşturuyor ki,
Mesai saatlerinde bile sokaklar dolu oluyor,
Kapalı AVM'lere alışkın bünyem, Kızılay'a uyum sağlamakta biraz zorlansa da,
Bu açık havada gezip Atatürk Bulvarı üzerindeki dükkanları kolaçan etmek hoşuma gitti,
Temiz havada gezmek gibisi yok,
"Temiz Hava" dediysem lafın gelişi,
Bulvarın trafiği malum,
Başbakanlık civarında olunca işyerim,
Sürekli sivil polislerle yüzyüze geliyorum,
Sabahtan akşama kadar, yaz kış demeden sokakta olan bu polislerin işlerinin hiç de kolay olmadığını gördüm,
Sinir sistemlerinin sağlam olması gerçekten de zor,
Olgunlardaki Kitapevleri test kitaplarının üzerindeki fiyattan %30 indirim yapıyorlar,
Karşı sıralarında yer alan korsan kitapçılarda ise, her yeni çıkan kitabı 5 TL'ye almak mümkün,
Korsana Hayır!! diyoruz tabii,
Ama alenen satılan bu kitapları görmüyor mu telif hakkı konusunda çalışanlar hiç ama hiç anlamıyorum,
Karanfil Sokakta sıra sıra dizili kafeler, restoranlar, Filiz Pastanesi uğrak yerlerimizden oldu, (Sibel'in kulakları çınlasın)
Kumrulardaki Cici Piknik'te kömür ateşinde yenilen dönerin tadı hiçbir yerde yok,
Küçücük bir dükkan burası, ayaküstü yenilen dönerin bağımlısı oluyorsunuz,
İzmir Caddesindeki Kardens de Karadeniz yemekleri için lezzetli bir durak,
Karanfil Pasajı ise, incik, boncuk, gümüş takılar almak için doğru adres,
Moda Çarşı, Kocabeyoğlu Pasajı ise aradığınız herşeyi bulabileceğiniz yerlerden,
Kumrulardaki Adanan Ötüken Kütüphanesi'ne muhakkak yolumu düşürüp kitapların kokusunu solurum,
Hatta yıllar sonra kütüphaneye kayıt olup, kitap alma keyfini de yaşadım,
Kızılay anlatmakla bitmez,
Üst geçitlerindeki dilendiler, çalgıcılar,
Güvenparktaki çiçekçiler,
Metro'nun Bakanlıklar çıkışında her sabah, merdivenlerin kenarında oturan çakmak ve kalem satan beyaz sakallı dede,
Herbiri ayrı bir yazı konusu olacak zenginlikte,
2 yıl önce benim için Kızılay sadece anılarda kalmış, zorunlu olarak gidilmesi gerekirse inilmesi gereken bir yerdi,
Bir gün sizlere de öneririm Kızılay turu yapmanızı....

1 Ocak 2014 Çarşamba

MERCAN DA YENİ YILA GİRDİ

 
Hoşgeldin 2014