23 Kasım 2014 Pazar

AYŞE KULİN İLE "HANDAN" RÖPORTAJI

HALİDE EDİP ADIVAR’IN 93 YIL ÖNCE YAŞAMIŞ OLAN HANDAN’I

AYŞE KULİN’İN HANDAN’INA KARŞI

Ayşe Kulin, yeni romanı Handan ile vatanı kurtarmaya koşan, kadın haklarını savunan Halide Edip Adıvar’ın 1921’de yayınlanmış Türk Edebiyatında kadın psikolojisini anlatan ilk eseri olan Handan’ı sayfalarında buluşturuyor. Osmanlı’nın son dönemindeki kadın figürü ile maceralı ve aşk acıları ile dolu bir hayat yaşamış günümüzün Handan’ı arasında köprüler kuruyor, karşılaştırmalar yapıyor. İstanbul’un en hareketli, en karmaşık, en tehlikeli ve “en gazlı” günlerinin ortasında da kalıyor Handan, okurlar da bu sayede Gezi Parkı Olaylarını Handan’ın gözünden görüyorlar.

Fatma ERDEM: “Herkesin yazgısını yazan bir kalem mutlaka vardır” diyor, 1921’lerden koşup gelen Handan.  Bu sözün üzerine sorgulamaya giriyor günümüzün Handan’ı “bize yazılan senaryoyu mu oynuyoruz hayat denen sahnede, yoksa kendimiz mi yazıyoruz alınyazımızı?” Bunu fark etmek kadınların hayatını nasıl etkiliyor?


Ayşe KULİN: Her şeyi kadere bağlayarak, bize yazıldığı farz edilen senaryoyu oynamak elbette daha kolay. Kendi yazgımızdan sorumlu olmanın getirdiği davranış biçimleri var. Eğitimli olmak, çalışkan olmak, vizyon ve hedef sahibi olmak gibi. Ben, Ayşe Kulin olarak, ikinci şıkkı tercih ederim kendi hesabıma. Benin tercihimden yana olanlar, hayatlarına bir dereceye kadar hakim olabiliyorlar.

(2007'de Veda ile başladı bizim röportaj ve imza günü maceralarımız)

KOCASINI BİR ERKEĞE KAPTIRMIŞ KADIN NE HİSSEDER?

F.ERDEM: Romanın başkarakteri Handan’ın “Gizli Anların Yolcusu” kahramanlarından biri olduğu gerçeği, çarpıyor okuyucuyu. Bora, Derya ve şimdi de Handan için birer kitap yazdınız. Gizli Anların Yolcusu kitabının izlerinin devam etmesinin özel bir nedeni var mı?

A.KULİN: Bora’nın Kitabı, bu serinin ilki olan GİZLİ ANLARIN YOLCUSU’ndan sonra bana eşcinsellerin reva gördüğü Homofobi Ödülüne meydan okuma arzumdan dolayı yazıldı. DÖNÜŞ erkek sesiyle yazdığım iki kitaptan sonra, kadın sesini özlemiş olmamın sonucuydu. Kocasını bir başka kadına kaptırmış bir kadının neler hissedeceğini biliyordum da, erkeğe kaptırmış bir kadının ne tepki vereceğinden haberim yoktu. Yazarken öğrenmiş oldum. Çok sevdiğim bir yazar arkadaşım Murat Somer, İlhami’nin karısını ve kızını Dönüş’te anlattın, şimdi sıra sevgilisine geldi, bence onu da yazmalısın deyince, neden olmasın diye düşündüm ama Handan’ın hayatındaki en önemli olayı, İlhami olmamalıydı. Defne’yi ve Gezi Parkı’nı romana katarak sanırım bunu başardım.  

(Hediye ettiğim şal ile poz verdi Ayşe Hanım)

F.ERDEM- Şenay’ın “Şu dünyadaki en bilge kişi kendini bilendir” şarkısının sözleri otuzlarına yaklaşan Handan’a yol gösteriyor. Aynı duygusal gelgitler yaşamış Handanların pişmanlıklarından, yaşadıklarından günümüz gençleri nasıl o yıllardan nasıl tecrübeler edinebilirler?

A.KULİN: Şenay’ın o şarkısının tüm sözleri başlı başına bir hayat dersidir bence. Arkası da, bu dünyadaki en mutlu kişi mutluluk verendir diye gelir. 1970’lerin şarkı sözleri çok anlamlıdır ve hayat dersleriyle doludur. Çünkü gençlik çevreye, adalete ve özgürlüklere duyarlıdır ve yeni arayışlar içindedir. Bu günlerde ne yazık ki şarkı sözleri de bir çok şey gibi ucuzladı.

 (Nefs-i Suret çekmeden olmazdı)
 

 GEZİ’NİN DOĞRUSUNU  EDEBİYAT YOLUYLA ANLATMAK İSTEDİM

F.ERDEM: Handan, romanın sonlarına doğru kendini Gezi Olaylarının ortasında buluyor. Romanın son sayfalarında bahsettiğiniz Barbaros Altuğ’un “Biz Burada İyiyiz” kitabı size bu olayları anlatmanızda yol gösterici oldu sanırım. Gezi’de demokrat ve özgür bir Türkiye hayali ile yola çıkan Gezi Parkı Gençlerini ve olayları Defne ve Handan’ın gözünden anlatıyorsunuz. Çok okunan kitapların yazarı olarak daha çok kesimin bu olayları daha net görmesini sağlıyorsunuz bu sayede. O gençlere bir gönül borcu mu bu satırlar?

A.KULİN: Hem o gençlere ve çocuklarının arkasında duran annelerine, babalarına bir selam hem olaylar sırasında çocukları sakatlanan ve ölen anne-babalara vefa borcum. Barbaros Altuğ’un kitabına gelince, kitap piyasaya çıktığında ben kendi kitabımı bitirmiş, son okumasını yapıyordum. Sonunu değiştirip, o kitaba da yer verdim ki, kitaptan haberdar olmayanlar böylece öğrensinler, onu da okusunlar diye. GEZİ’nin sosyal ve siyasi tarihimizde çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum. Günümüzün resmi tarihi GEZİ’yi çarpıtarak  yazacak.  Bari doğrusu edebiyat  yoluyla anlatılsın. 

Armada D&R'da imza günündeydim bugün,
Yarın da Tunalı D&R'da Ayşe Kulin,
Hayranlarına duyurulur,
Yine samimi ve dostça bir karşılaşma oldu ,
En orjinali ise, yukarıda fotoğraftaki Üniversite Öğrencisi Eren'in beni tanıması oldu,
"Bloğunuz var değil mi sizin? Son röportajınızı beğenerek okumuştum" dedi,
O da benim gibi Ayşe Kulin okuru ve seveniymiş,
Fotoğraflar için Mahocum'a çok teşekkür ediyorum,
 O olmasa bu kareler olamazdı,
Sağolsun beni sabırla beklediği, tüm nazımı çektiği için  Ona minnettarım,
Ayşe Hanım'ın zerafeti ve hassasiyetini her zaman takdir ediyorum,
3 saat boyunca yorulmadan herkesin kitaplarını uzun uzun, özel notlarla imzalaması ve hepsi ile fotoğraf çektirmesi  harika,
Röportaj talebimi hiç geri çevirmedi şimdiye kadar ve beni çok ayrıcalıklı hissettirdi,
Mütevazi insanları çok seviyorum.....

8 yorum:

lale dedi ki...

Gezi edebiyat yoluyla anlatılsın nasıl güzel bir cümle...

Kankim ne desem az gelecek yine şahane bir iş çıkarttın. Kutlarım seni...

Heyyfi dedi ki...

Yine Mavianne farkı ile muhteşem bir röportaj olmuş. Büyük bir keyifle okudum. Okurken de bu imza günlerini kaçırdığım için kendimi yedim bitirdim.
Tebrik ediyorum canım...
Sevgiler gönderiyorum...

Adsız dedi ki...

Handan, basit bir Türkçe ile anlatılmış tamamen kurguda ibaret anlatım dili sokak dilinden ibaret olan basit bir roman. Edebi eser diyemiyorum çünkü edebi eser ile hiç alakası yok. hayali bir masal anlatımını içeren roman.

Adsız dedi ki...

handan mı, basit, hayal ürünü kurgulanmış uslübsuz yazı.

Cocukla Cocuk dedi ki...

Tebrikler Mavianne, kitabı henüz okumadaım , röportaj sayesinde ön bilgi oldu. Tarihi çarpıtmadan bırakabilsek ileri nesillere, bize de öyle bırakılmış olsaydı keşke

Handan dedi ki...

Enerjisini, insan sevgisini, doğallığını seviyorum:-) Ne güzel bir röportaj olmuş, imza günü arkadaşı imzasına da bayıldım:-)

defne Güneş dedi ki...

Kıtabı bır heycanla aldım okumaya basladım ıyı baslayıp sonu guZel getırılemeyen okurlarına hayal kırıklıgı yasatan bır kıtap olmus

La Tahzen dedi ki...

Çok teşekkür ederim yazı için ayrıca sitemi ziyaret etmeyi unutmayın http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/