30 Aralık 2013 Pazartesi

"DAVET SOFRALARI-GÜN MENÜSÜ" 2013'ÜN SON GÜNÜNDE


"2013 Dilek Listem" geçti geçende elime,
Çok güldüm,
Gerçekleşmiş çünkü,
"Yeni evime taşınmak ve misafir ağırlamak" demişim,
Hah hah hah :) :) :)
Misafir ağırlamayı dilemişim,
Sağolsun dostlarımla birlikte güzel sofralarda birlikte olduk bu yıl,
Mutlu oldum,
Börekler, çörekler, tatlılar,neler neler yapmışım,
Mutfakla uğraşmak benim için bir zevk,
(Dilber Dudağı;annemin incilerinden)
2013'ü de bu bereketli sofralarla kapamak istedim,
2014'te de gerçek dostlarla ve  güzel sofralarda buluşmak dileğiyle..
Yukarıda fotoğraflarını gördüğünüz Gül Poğaça,
Çok şık oluyor tavsiye ederim,
Çok bilmiş Google'a yazınca bir sürü tarif çıkıyor,
Onlardan birini uyguladım,
Sonuç güzeldi...
Yukarıdaki bu güzellik ise, ıspanaklı, pastırmalı kol böreği,
Annem sağolsun,
Börek açma işleri ondan sorulur bizde,
İçini hazırlamak bana, incecik hamur açmak anneme ait...
Tabi yaprak sarma da annemin ellerinden çıkma,
Kırmızı pancar salatasını ilk kez denemiştim,
Çok beğendim,
Artık sık sık yaparım,
Kolay da,
Haşlayıp, rendeledim, içine dereotu ve salatalık turşuu ekledim,
Sarımsaklı yoğurt ile karıştırıp servis yaptım,
Cevizli kalpli kereviz salatasını biliyorsunuzdur,
Çiğden rendeleniyor,
Tavuk göğü  haşlanıp ekleniyor,
Ceviz sarımsaklı yoğurt, 3 kaşık mayonez ve 2 kaşık ketçap ile karıştırıp afiyetle yeniyor,
Frambuazlı Chesee Kek ve Browni ise tek geçtiğim tatlılarımdan oldu bu yıl,
 
2014 ağzımızda; hoş sohbetlerin, güzel sofraların tadını bıraksın,
Herkesin dileklerinin gerçekleşeceği bir yıl olsun,
"2014 Dilek Listesi" yapmayı unutmayın,
Yılın son günü alıp göz atın bakalım ne kadarı gerçekleşmiş :)))
MUTLU YILLAR DİLİYORUM

25 Aralık 2013 Çarşamba

KAR KÜRESİ İÇERİSİNDE BİR YAŞAM

Kar küresini sallayıp, seyre koyulduğumda güzel duygular oluşur içimde her zaman,
Hayal kurarım,
Bir kürenin içinde yaşıyoruz aslında hepimiz,
Bazen biri de bizi sallıyor arada kar küresi gibi,
Kendimize gelelim diye sarsılıyoruz,
Şanslıysak daha dengeli durmayı başarıyor ve yolumuza devam ediyoruz kendi küremizin içerisinde  :)
2014 hayallerimiz var değil mi?
Acaba 2013'te yakaladık mı hayal ettiklerimizi,
Geriye baktığımızda neler görüyoruz, pişmanlıklar mı fazla, güzel anılar mı?
2014'ten benim beklentim nedir diye soracak olursanız,
1 Ocak sabahı daha huzurlu ve umut dolu bir Türkiye'ye uyanmak derim,
Dürüstlük,
Alçak gönüllülük,
Kibarlık,
Nezaket,
Vefa,
Tok gözlülük,
Hoşgörü,
Bu güzel insani özelliklerimizi unutmadığımız bir yıl olsun,
2014'ün son günlerini ise, yurtdışında cıvıl cıvıl renkli, ışıklı sokaklarda, sağlıkla ve neşe içerisinde Mahocumla geçirmek istiyorum,
Üniversiteli (ODTÜ'lü) bir gencin annesi ünvanına erişmek istiyorum,
Anne ve babamın sağlıklı ve yanımda olduğu bir yıl geçirmeyi diliyorum,
Kardeşlerim ve yeğenlerim için başarı, para, sağlık ve huzur diliyorum,
Arkadaşlarım, dostlarım için gönüllerindeki muradların olmasını diliyorum,
Okuyacağım çok kitap, dinleyeceğim çok müzik, yazacağım çok yazı, izleyeceğim çok film var daha,
"Allah hakkımda hayırlısını versin" diye dua ediyorum,
Tabi siz beni okuyan dostlarım, "herşey gönlünce olsun" yeni yılda....

23 Aralık 2013 Pazartesi

HEDİYE SEÇİMİ-YENİ YIL IŞIKLARI

Işıltıya bayılıyorum,
Her yer ışıl ışıl olsun,
Rengarenk, parıltılı,
İçim açılıyor, yaşam sevinci katıyor bana,
Pencerelerde renkli ışıkların yanıp sönmesi,
Beni mutlu etmeye yetiyor,
Mutfağımın penceresi de akşamları böyle ışıldıyor,
Ben mutfaktayken her gözüm takıldığında mutlu oluyorum,
Bu fotoğraflar temsili :))
Bir türlü güzel fotoğrafını çekemedim benim mutfak penceremin,
Yeni yıla coşkuyla, umutla girmeyi diliyorum,
Umarım tüm bu oynanan tiyatro oyununu  istediğimiz gibi sonuçlanır,
Fazla girmek istemiyorum bu hususlara,
Sosyal ağlardaki zeki espirilere ve karikatürlere ilk günden beri gülüyorum,
Yani ağlanacak halimize gülüyoruz,
Ne yapalım ...

Her zaman bir bahanem vardır benim hediyeleşmek için,
Bayılırım dostlarıma hediye almaya,
Şaşırtmak hoşuma gider,
Bir küpe, mum, müzik kutulu bir kupa, küçük bir biblo,
Herşey olabilir aslında,
Yeni yılın geldiğini hatırlatan herşey olabilir,
Kırmızı olsun mümkünse :))
Kırmızı ve yeşil ne çok yakışıyor değil mi, bu aylarda aksesuarlara..
Yeni yıl menüsü düşünmeye başladım şimdiden,
Hindi etinin göğüs kısmı yenilmiyor bizde,
But olarak satıldığına da pek rastlamadım,
Ne yapsam bilemiyorum,
Belki de tavuk doldururum hindi niyetine,
Şöyle kestaneli iç pilavlı :)))
Sizin menünüz nedir yılbaşı yemeğine?
"Fırdöndü"müz vardı çocukken bir de bizim,
çevirirdin onu hangi tarafı çıkarsa orada yazanı yapardır,
Bir al hepsini al, 2 koy,birer koyunuz gibi talimatlar olurdu,
Oyun başlarken ortaya 1-2 lira koyardı her oyuncu,
Sonra da bu talimatlara göre oyun devam ederdi,
Çok severdim fırdöndü oynamayı,
Tombalalar hazır mı?
Bu fotoğraflar da bizden;




17 Aralık 2013 Salı

KARADENİZDE SOBADA FINDIK KABUĞU YAKILIRDI

Ünye'de fındık kabuğu yakardık sobada,
Kış gelmeden alınırdı kabuk,
Kömürlüğü olur ya evlerin,
Bizim kömürlüğümüzde, daha çok fındık kabuğu olurdu,
Çıtır çıtır yanar fındık kabuğu,
Hemen tutuşur,
Kömür ve odunu ise hava çok soğuksa, sobanın daha uzun ısıtması için takviye edersin,
Üzerinde bir çaydanlık su kaynar her zaman,
Annem, uzun saplı börek tavasına döşediği su böreğini pişirirdi,
Onun lezzeti daha sonra hiç tadmadım,
Soba borusuna ise yuvarlak, metal bir askılık takardık, adı neydi bilmiyorum demirleri vardı açılan, oraya çamaşır aslılırdı kuruması için,
Fındık kabuğu kor olduğunda ise bizim için eğlence başlardı,
Kah, şişe batırılmış bir ekmek kızartılır,
Kah, sucuk pişirilirdi,
Sobalı evde yaşıyorsanız eğer,
Odanın kapısını açık bırakmak yasaktır,
Hemen "kızımmm kapıyı kapa" diye seslenirdi biri,
Odadan dışarı çıkarken hırka, patik, şapka hatta eldiven dahi takabilirdiniz,
(Şimdi koloriferli evlerinizde, dışarıda kar yağarken evde dekolte bir kıyafetle arzı endam edebiliyorsunuz :)
Evin diğer bölümlerinde soba yanmıyorsa eğer, kendinizi buz gibi odalarda "ışşşş veya bırrrr" sesi çıkarırken yakalayabilirdiniz,
Gece yatağa girmeden yarım saat önce elektrikli battaniye ile yatağı ısıtmak çok modaydı o yıllarda,
Yattığınızda elektrik fişini çıkarmadıysanız hafif elektrik kaçaklarınıza maruz kalabilirdiniz,
Bereyle uyumak da hiç şaşılacak bir durum değildi o zamanlar,
Sobadan kalorifere geçen büyüklerimiz bir türlü sırtlarını ısıtamaz,
Yere oturup sırtını kalorifere dayarlardı,
Odanın kapısının açık olması fobisinden ise, zor da olsa kurtuldular,
Bu soğuk günlerde soba nostaljisi yapmak geldi içimden,
Ayşe Arman her konuda yazıyor ve benim bu çok hoşuma gidiyor,
Okurken bazıları "ne var ki yazdıklarında, ben de yazarım" diye düşünüyorlar belki,
Ama, yazdıklarının zevkle okunması, o kadar kolay bir meziyet değil,
Yazmak güzel ama, okunabilecek bir şekilde yazmak gerçekten marifet,
Ayşe Arman bana ilham verdi bu konuda,
Seviyorum ben o çılgın kadını,
Çalışan, çabalayan, üreten  her kadının benim başımın üzerinde yeri var,
Hele de işini AŞK ile yapıyorsa,
-5 derece olan Ankara akşamından sizlere hoşçakalın diyorum....

13 Aralık 2013 Cuma

BEREM OLMADAN ÇIKMAM

Soğuk kış günlerinde bayılırım şapka veya bere takmaya,
Üşümekten korkan biri olarak onlarsız sokağa çıkmayı düşünmem bile,
Bu hafta annemden kırmızı bir bere örmesini istedim,
"Benim kırmızı berem yokmuş", deyince hemen "sen ip al, istediğin renkte ben örerim" dedi,
Sağolsun anneciğim, örgüyü çok sever,
El emeği göz nuru ördüğü kazakları ile büyüdüm,
Envai çeşit modeller yapardı, şimdilerde genelde bebek hırka, yelek, patik, şapka örüyor,
Eşe dosta hediye götürmeyi seviyor,
En son benim Siboşumun Uğur bebeğine örmüştü güzel ciciler,
Annem ördüğü için midir nedir ben örgüye hiç el atmadım,
Ama yapanı görünce de imrenirim,
Ne güzel şeyler örüp giyerler,
Becerikli hanımların ellerinden öperim,
Onların emeklerinin karşılığı yok,
Geçende beremin ipi için Kocabeyoğlu Pasajının alt katındaki yüncüye girdim,
O kadar şaşırdım ki,
5-6 kadın birarada montlarıyla falan oturmuşlar örgü örüyorlar,
Ne oluyor burada, napıyorlar diye şaşkınlıkla sorduğumda,
Onların her gün gelip model çıkardıklarını öğrendim,
Modeli öğreniyorlarmış oradaki bayanlardan, bir nevi kurs, hizmetiçi eğitim !
Haftaya bunun haberini yapmak için oraya gideceğim,
Bakalım izin verecekler mi, footoğraflarının çekilmesine,
Sizlere de onları göstermeyi çok istiyorum,
Güzel bir haftasonu diliyorum herkese,
Sevgiler ve öpücükler....

12 Aralık 2013 Perşembe

2 YIL GARANTİLİ FAL BAKILIR

Bizim millet çok alem vallahi,
Nereden bulurlar bu cümleleri,
Karanfil sokaktan geçerken iki adımda bir, "kahve ve  fal 5 tl "diye gençler sizi kafelerine davet ederler,
Son günlerde biri ise, "fal bakılır 2 yıl garantili" diyordu,
Hatta bir diğeri "fal bakılır kısmet açılır" diye sesleniyordu sokaktan geçenlere,
Gülüp geçiyoruz her seferinde,
Özellikle de, bugün hangi değişik çağrı cümlesi kuracaklar diye de merakla adımlarımı yavaşlatıyorum geçerken,
Fal merakı en çok kaç yaş civarında vardır,
Ben hatırlıyorum da üniversitedeyken bir ara arkadaşlarla kahve fallarına, falcılara merak duymuştuk,
Bir arkadaşımız kara sevdaya tutulmuştu,
Acaba şu çocuk falımda çıkacak mı? O da bana aşık olacak mı? diye sürekli kahve içip fal baktırırdı,
Ben ise üniversiteyi bitirdiğim günlerde,
Fala meraklı arkadaşımla onun memleketindeki ün yapmış bakla falı bakan bir kadına gitmiştim,
En çok da işe girebilecek miyim diye meraktaydım,
Yere bağdaş kurup oturmuş olan kadın baklaları elinde şöyle bir tuttu ve yere açtığı mendilinin üzerine fırlattı,
Bir müddet onlara dikkatlice baktıktan sonra,
Bana dönüp, "sen güzel bir işe gireceksin, devlet kapısında" demişti,
İşe girersen bana tatlı getirmeyi unutma diye de tembih etmişti,
Ben gülüp geçmiştim,
Daha sonra unutup gittim tabi bu falcının kehanetini,
Karanfilde kahve falına davet eden gençleri görünce hatırladım o falcı kadını,
İlk ve son profesyonel fal deneyimimdi,
Güzel bir şey söylemişti ve gerçekleşmişti ancak, ya kötü bir kehanette bulunsaydı,
Bu hayatımı etkileyebilecekti belki de,
O nedenle hep korkarım faldan ve falcılardan....

11 Aralık 2013 Çarşamba

O SES "METRO"

(Fotoğrafı nı yayınladığım genci ben Eylülde de çekmişim :)
şimdi fark ettim)
Ankara Metrosunda müzik yapan gençlerden bahsetmiştim geçenlerde,
Akşam iş çıkışı 18:00 civarı metroya Bakanlıklardan bindiğimde genelde son vagona denk düşüyorum,
Kızılay'dan Batıkent son durağa kadar kısa yolculuğumun yarısında biniyorlar,
Her akşam farklı bir grubu veya tek başına müzik yapanı dinliyorum,
Gitar çalıp şarkı söyleyen, bağlama çalan, akordiyon ile müzik yapan çeşitli tarzları dinledim,
Dün akşam yine "arkadaşlar, müzik yapmamızın mahsuru var mı?" sesini duydum,
Acaba bu akşamki kim diye bakınırken,
Yukarıdaki bu arkadaşı gördüm,
Geçenlerde yanındaki meraklı teyzenin sorularına muhatap olan bu gencin Sivaslı olduğunu duymuştum,
Akadaşı ve kendisi saç baş birbirine karışmış, hırpani tipler,
Ancak, diğerlerinden farklı daha güzel söylüyor ve çalıyorlar,
Jüri üyesi olduğumuz ! O Ses Metro'da Gül ile benim favorim bu Sivaslı Genç,
Dikkat ettik dün akşam Batıkentte indiler, biraz oyalanıp tekrar vagona binip Kızılay yönüne doğru yola çıktılar...

10 Aralık 2013 Salı

NESFİT YİYEN GÜVERCİNLER

Ankara'nın soğuk kış günlerini yaşamaya başladık,
Sabah ofise geldim ve pencereme konan güvercinlerin benden birşeyler istediğini fark ettim,
Acıkmışlardı ve camıma konmuşlardı,
Masamın çekmecelerinde sadece sabah yediğim Nesfit paketi vardı,
Acaba yerler mi diye içimden geçirip,
Pencereyi açtım ve bir avuç ufaladığım Nesfiti koydum, içindeki üzümleri yiyemeseler de büyük bir coşku ve itişme ile karınlarını doyurdular,
Bana da göz kırpıp teşekkür ettiler,
Ben de onlara teşekkür ettim gülümseyerek, sabah sabah bana bu fırsatı verdikleri için,
İçime bir sıcaklık yayıldı,
Bunun adı her canlıya duyulan Sevgi'ydi sanırım,
Bakmak sadece yeterli olmuyor hayatta,
Baktığımızı görebilmek çok önemli,
Görmek ve ona göre davranmak,
Bakıp geçip gitmek değil de, bir mola verip gördüğümüzü yorumlamak ve ona göre yön belirlemek,
girişimde bulunmak,
Hayatımıza dokunan insanlar için, hayvanlar, kentler ve bitkiler için de geçerli bu "Görebilmek"...

6 Aralık 2013 Cuma

İLK TOZU 7 YIL ÖNCE YUTTUM

Bilirsiniz tiyatro sahnesine çıkan ve o sahne tozunu yutan kişi artık geri dönülmesi zor bir biçimde o sanata ve sahnede olma duygusuna sevdalanır.
 
Ben de benzerini gazetecilikte yaşadım.
 
2006 yılının kasım ayında ilk haberim Hürriyette yayınlandı. O sabah Ankara ekini elime aldığımda, Ankara'da düzenlenen ve Ahmet Can'ın da katıldığı satranç turnuvası ile ilgili haberimi görünce resmen ayaklarım yerden kesildi. Gönderdiğim haber ve fotoğraf gazeteye basılmıştı. Artık çevreme başka bir gözle bakmaya başlamıştım. Haber değeri olabilecek ne var ne yok gözüme çarpmaya başladı. Algıda seçicilik bu olsa gerek. Herkesin başını çevirip geçtiği bir çok şey benim için haberdi!
 
Başta küçük haber ve fotoğraflarım gazetede yer kapmayı başardı daha sonra yaptığım röportajlar kendine geniş  alanlar yarattı. Öte yandan benim içimdeki muhabirlik aşkı, gazetede haberlerimin kapladığı alanı çoktan geçmişti.

Ankara Bürosunun da bana desteği ile gönüllü muhabirlik maceram devam etti.
 
 
Sevgiyle, tutkuyla ve azimle yapılan herşey sonunda mükafatını buluyor. Gazetede haberimi okurken bir sonraki röportajımın hayallerini kurarken buluyorum kendimi.  Yeni heyecanlar kattı bana bu ilgi alanım. Blogger olmamla başladı benim yazma sevdam.
 
Mavianne olmayı sevdim,
İyi ki blog yazmaya başladım,
Farklı kapılar açıldı ve ben o kapılardan cesaretle girdim,
Her açtığım kapı beni zenginleştirdi,
Yeni cevherlerle tanıştım,
Bu cevherler kendi alanlarında başarılı, bloggerler, yazarlar, TV programcıları, hocalar, gazeteciler, sanatçılar, ev hanımları, emekliler hepsi hoş ve kaliteli insanlar,
Yazılacak çok yazı, yapılacak çok röportaj, açılacak çok kapımın olduğunu hissediyorum önümde,

Umarım 2014 hepimiz için güzel bir yıl olur....

1 Aralık 2013 Pazar

'İMZA KARIN'YAZARLARININ ANKARA'DAKİ İMZA GÜNÜ HOMER KİTABEVİNDE

 
 
  
Bu kitabın mimarı Banu Tozluyurt, bizleri onurlandırdı Ankara'da imza günü düzenleyerek,
İstanbul'dan İlkim Karaca ile birlikte gelmişti,
O masmavi gülen güzel gözleri, pozitif enerjisi ile İlkim, çok ama çok samimiydi,
Barış TV'deki Mavi Liman Programını yapıyor,
Cem Karaca'nın müzikleri ile kitap imzalamak da keyifliydi,
 
Banu'nun  bu pembe tüylü kalemi çok popülerdi,
Herkesi mest etti
Bunun bir eşi de Hürriyet yazarı Yonca Tokbaş'taymış,
Bir ara ele geçirdim ve kitap imzaladım :))
 Homer Kitapevi güzel bir ev sahipliği yaptı bize,
Zarif sahibi ve çalışanlarının güleryüzlülüğü ile harika bir atmosferde iki saat geçirdik,
 Blogdan tanıyıp, imza karın ile tanıştığımız yazar arkadaşım Hafize ile bugün de birlikte olmaktan mutluluk duyduk,
Mualla Teyzemin gelini Filiz Ablam da Salih Abi'ye yazdığı o güzel mektupla imza karın'da yer alıyor, Onunla bu kitapta birlikte olmak ortak bir güzelliği paylaşmak süper,
 Kitap yazarlarından, Arda'nın Annesi Bahar, Şengül Hablemitoğlu Hocamız imza gününe katkı sağlayanlardan,
 Mahocum benim yakışıklı kocam ise fotoğraf sanatçılığını konuşturdu ve bu güzel kareleri çekti,
 Yüreği de yüzü kadar güzel, sevgi dolu, gerçek manada DOST Sevinçcim beni yalnız bırakmadı ve mutluluğuma ortak olmak için geldi,
O kadar sevindim ki, anlatamam,
 Mehmet Can, görümcem Rana Ablamın oğlu, çok severim kendisini,
Onu görünce çok şaşırdım ve mutlu oldum,
 Yazarlardan Zeynep de çok zarifti, "mavianne'yi biliyorum ben" deyince şaşırdım ve sevindim,
İmza günü şu şekilde gelişti;
Uzatılan kitabı aldım,  kendi mektubumun olduğu 149.sayfanın altına bir kaç cümle yazıp, imzaladım,
Ve imzalattıran o güzel okurlara teşekkür ettim,
Onlar da bana....


Emel Hanım da geldi sonradan kitap yazarlarından,
128 kadından sadece 9'umuz Ankara'daydık,
Keşke diğer yazarlar da bizimle olsaydı,
Gerçi güzel dileklerinin bizimle olduğunu hissettik
 
 

Umarım İmza:Ben Kitabında da yazar olarak yer alırım ve bu güzellikleri onunla da yaşarım,
Emeği geçenleri kutluyorum ve herşey için teşekkür ediyorum,
Özellikle Banu'ya sevgilerimi gönderiyorum...