31 Temmuz 2013 Çarşamba

TEBDİL-İ MEKANDA FERAHLIK VARDIR

Bundan tam 4 yıl önce işimle ilgili yer değişikliği yazısı yazmıştım (bir TIK),
Yine bir Ağustos günüydü,
Bu sefer bir talebim olmadı ancak, böyle uygun görmüş yöneticilerimiz ki, farklı bir birime geçiş yaptım,
Yeni bir oda, farklı çalışma konuları, yeni arkadaşlar, yeni amirler,
Yenilikler beni hiç bir zaman ürkütmedi,
Hayatımda farklı bir kapının açıldığını, herşeyin iyi olacağını kendime söyleyince herşey daha olumlu gidiyor,
Gerçi, insanın dört koca yıl alıştığı ortamı, dostlarını arkada bırakması kolay değil,
Uzağa gitmediğim ve sürekli iletişimde olacağımız için daha kolay alışacam sanırım bu yeni duruma,
Hayat bize neler getirecek önceden tahmin etmek zor,
Uyum sağlamak akışa, hep söylediğim gibi önemli,
Ama bu akış bizi yorarsa, üzerse pek de uyum sağlayamıyorsun,
Umarım benim yeni yolculuğum huzurlu ve rahat olur,
Şimdilik herşey yolunda görünüyor,
Her zaman şu duayı ederim "hakkımda hayırlısı ne ise o olsun",
İşte ben bugünlerde böyle bir ruh halindeyim....

27 Temmuz 2013 Cumartesi

İFTAR MÖNÜLERİ RESMİ GEÇİDİ

 
Benim için İftar Sofrası hazırlamak bir zevk,
Ramazan davetlerle güzelleşiyor bence,
Nasıl Olmuş?
Bu sorumu daha yemeği ağızlarına atıp çiğnemeye başlayınca soruyorum ya,
Mahocum ölüyor gülmekten,
"Daha insanlar lokmalarını yutmadılar "diyor,
Ama hoşuma gidiyor yaptıklarımla ilgili beğeni cümleleri duymak,
 Beğeni demişken, hünkar beğendi, çok beğenildi :))
Mahocumun patlıcanlı kebabı süperdi,
( Ramazanın başından beri yapıp da fotoğraflamayı unutmadığım mamalar bunlar)


Oooo unutmadan, aşağıdaki tavuklu sarma böreğini anlatmalıyım,
Gül,  tarifini verdi,
Tavsiye ederim,
4 yufka lazım bunun için,
Aralarını yağlıyorsunuz, ortasına tavuklu, cevizli içi koyuyor fırınlıyoruz,
Pişince 2 bardak tavuk suyu döküp yumuşayan böreği rulo yapıyor,
Üzerine yumurta sürüp tekrar fırınlıyoruz,
Dilimleyip serviz yapacağımız tabağa alıp, üzerine sarımsaklı yoğurt ve biberli yağ döküyoruz,
Tek kelime ile nefisti....
 (Sibel için aşama aşama fotoğraflanmıştır)

 Pişip de rulo yapılırken eliniz yanıyor biraz, sıcak sıcak aman dikkat !





 


 Biber sarma da çok şık görünüyordu,
İçine beyaz peynir koduğumuz közlenmiş biberleri sarıyoruz,
 Bu tarif de hazır baklava hamurundan kıvırma,
Görünüşü tam not aldı, ancak şerbeti fazla tatlıydı,

 kesme Maraş Dondurma ile ervis yaptık,
Kaşarlı, pastırmalı pide,
Kaşarlar fazla geldi,
Hamur da biraz kurudu fırında, ama sahurda sıcak sıcak yemek yine de güzeldi,

Yemek sitelerine teşekkürü bir borç bilirim,
O kadar güzel fotoğraflar ve tarifler paylaşıyorlar ki,
Duyarsız kalamıyorum,
Tariflerini alıp uygulamak için can atıyorum,
İlk kez denesem de her birini, değişik yemekler yapmak hoşuma gidiyor,
Sizi de bekleriz efenim İftar yemeğine,
Kapımız açık,
Bir akşam Tanrı Misafiri olarak gelin,
Çat kapı yapılan iftarlar daha sevap diye bilirdim ben çocukken :))

25 Temmuz 2013 Perşembe

YGS-YÜKSEKÖĞRETİME GEÇİŞ SINAVI VE GENÇLER

Çoğu genç için; özgürlüklerinin ilanı olacak bu sınavın sonucu,
Üniversiteli olmak,
Belki başka bir şehirde okumak, yurtta kalmak,
Tek başına yaşamanın hayallerini kurmak,
Yepyeni bilinmez bir maceraya yelken açmak...

Hepimiz genç olduk, 18 yaşında olan bu gençleri anlamak zor olmamalı,
Bizim şu andaki mantığımızla düşünmelerini beklemek,
Bizim doğrumuzu onlara kabul ettirmek için nasihat etmek,
Fikrini değiştirmesini istemek,
Konusunda ne kadar başarılı olabiliriz ki ?

Büyükşehirlerde yaşayan ailelerin genel sorunu,
Kendi şehirlerindeki üniversiteleri değil de, diğer kentlerdeki üniversiteye gitmek için can atan çocuklarını vazgeçirmeye çalışmak,
Diğer kentlerden Ankara'ya okumaya gelen gençler varken, neden benim çocuğum İstanbul'a gitmek istiyor ki?
Diye soran o kadar çok arkadaşım var ki,

Ebeveyn olarak düşündüğünde sonuna kadar haklı,
Yanında okuduğunda aklın onda kalmayacak, güvende olduğunu bileceksin,
Ayrıca, ekonomik açıdan da daha rahat olacak,
Ne yiyip ne içtiğini bileceksin,
Gözünün önünde senin kontrolünde olacak her şekilde.
Yani neymiş çocuk bu kontrolden sıkılmış,
Gitmek, kendi hayatını yaşamak, özgür olmak,
Kendi ayakları üzerinde durup duramayacağını göstermek istiyor,
Hayatına müdahaleden hoşlanmıyor,
Birey olarak kabul görmek,
Üniversite, hayatını kendince yaşamak istiyor.

Siz olsaydınız nasıl davranırdınız,
Gitmek isteyen bu delikanlı veya genç kız karşısında?

Ben fikrimi söyleyeyim hemen;
Ankara'da ve İstanbul'da üniversitede okumasının artıları ve eksilerini,
Hem onun açısından, hem de kendi açımızdan anlatırdım,
İstediğim şekilde hareket etmezse belki üzülürdüm ama,
Son karar onun olurdu,
O nasıl kendini mutlu hissedecekse o şekilde davranmasını isterdim ve kararına da saygı duyardım.

(Bu film bizim aile için gelecek yıl vizyona girebilir. Bakalım şimdilik Fahir ODTÜ'de Mühendislik okumak istiyor. Seneye kararı değişirse İstanbul'a gideceğim diye tutturursa da, bu yazıyı önüme alır düşünürüm :))

24 Temmuz 2013 Çarşamba

SU BÖREĞİ

Çocukken bize misafir gelecek olduğunda,
Annem hemen bir hamur yoğurur, onları bezelere ayırır,
Yere de hamur tahtasını koyar,
Eline oklavayı alıp bir güzel su böreği açmaya koyulurdu,
Ocağın üzerindeki tencerede bir yandan su kaynarken, annem hamurları incecik açar bir kenara koyardı ,
Sonrasında yufkaları önce kaynar suya daldırıp biraz bekletir,
Oradan aldığı yufkaları soğuk su dolu diğer tencereye atıp, hafifçe sıkarak tereyağı ile yağlanmış, su böreği tavasına alırdı,
Bu işlemi açtığı yufkalar bitene kadar yapar,
Araya beyaz peynir, maydonaz ikilisini koyar,
Üstüne de miss kokulu tereyağı eritip dökerdi,
Öyle fırına verilmezdi, uzun saplı börek tavasında ocağın veya sobanın üzerinde çevire çevire kısık ateşte pişerdi,
Ve ben bu çok zahmetli böreğin kolayca yapıldığını ve misafirlere ikram edildiğini sanırdım,
Tabi bizler de afiyetle yerdik,
Annem zevkle ve bir hammada ( çabucak anlamında bizim oralarda kullanılır) yapardı,
Ne zaman ki, Ankara'ya gelip de evli barklı oldum,
Hazır yufkadan börekler yaptım ve sanki çok emek vermiş gibi davrandım,
Hazır yufkadan börek yapanların, o böreklerini meth ede meth ede sunmalarını gördüm,
Anladım annemin ne kadar emekli bir iş yaptığını,

Nereden mi geldim bu konuya?
Bahsettiğim gibi yemek siteleri dolaşma ayım benim bu ay :)
Yalancı Su Böreği- Lazanya'dan tarifini dün akşam denedim,
Su böreğinin yalancısını yapmak için bu kadar uğraştım,
O anda annemin hamur tahtasının başına oturmuş börek yapması geldi gözümün önüne,
Neyse benimki de fena olmadı,
Misafire de yapılabilir,
Çaktırmazsanız, gerçek su böreği bile sanabilirler.
(Son Dakika Notu: Dün akşam iftar davetine gittiğimiz Gül Teyze bizim için Su Böreği açmıştı. Hem de Karadeniz usulü. Günlerdir su böreğine takmıştım. Akşam yemekte görünce çok şaşırdım)

22 Temmuz 2013 Pazartesi

ORUCU UYKUYA TUTTURMAK

Çocukken oruç tutabilmek, sahura kalkabilmek için yalvarırdım anneme,
O da sahura kaldırdığında, kedi gibi gözü kapalı birşeyler yerdim,
Ertesi gün de uyurdum genelde sanırım ki, annem "orucu uykuya tutturdun" derdi,
Bu ramazan ise; Gülşen'in şarkısı gibi "yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz" olduk,
Sabah işe gitmek uykulu gözlerle biraz zor geldi,
Haftasonları uykuya tutturdum ben de orucu :))
Bu arada neler yaptım;
Akşam iş çıkışlarında Gül ile birlikte, kalabalık metroya binmenin ve oturabilmenin ince tekniklerini geliştirdik,
Metro ile işe gelir giderken,
Yine gazetenin ilavesini okudum, o bitince kitabıma geçiş yaptım,
Hatta bugün, Nil Karaibrahimgil'in facebook veya twitterda fotoğraf paylaşanlar hakkındaki yazısını gülerek okudum,
Kulağımda müzik olunca, hayat daha güzel akıyor sanki,
Arka fonda çalan müzik, hayat filmimi daha da güzelleştiriyor.

Akşam yemek hazırlamak daha bir zevkli oluyor bugünlerde,
İnternette yemek sitelerinden, yeni tarifler denemek isteğine karşı koyamıyorum,
Dün, Halley Pastası yapayım dedim, kolay ve pratik, hiç fena olmadı,
O tariflerden Kalbura Bastı denedim,
Sahura ise, Pastırmalı,kaşarlı pide,
Fazla mayalandığı için hamur, şekli biraz bozuk oldu pidenin  ama, lezzeti iyiydi,
Eski razamanlarda yemek dergileri karıştırırdım akşamüzeri, onun yerini yemek blogları aldı,
Ağzımın suyu akarak, tarifleri almak da başka bir keyif :) (Mazoist miyim neyim?)
"Under the Dome- Kubbenin Altında" izliyorum,
1. sezon 5. bölüm salı günü yayınlanacak, dizi mag'dan izliyorum,
Televizyonun yaz ekranında kayda değer birşey bulamıyorum izlenecek,
Rastlarsam Bloomberg'de Kelime Oyununa bakıyorum,
Sahur ve iftar programları bence sınıfta kaldı bu yıl,
Bana hitap edeni malesef bulamadım.

18 Temmuz 2013 Perşembe

SBS LİSE PUANLARI-GENEL BAŞARI YÜZDESİ

Seviye Belirleme Sınavı (SBS) açıklandığından beri,
2012-2013 Lise yüzdelikleri ve puanları ile boğuşup duruyoruz,
Bu yıl sınav o kadar zordu ve puanlar 700 üzerinden hesaplandı, sonra okul puanları ile miks edildi, Çok iyi durumda olan çocukların puanı bile düşük geldi,
Bu yıl, yüzdelik sırası 2 olanlar yaklaşık 457 puan aldı,
Geçen yıl, %2'de alınan puan  474 civarı,
Çocuklar ve aileler üzüldü düşük gelince, ama bu puanın üzerine neredeyse 30 puan eklersek geçen yılın yüzdesine denk gelecek,
Ahmet Can 428.8 puan aldı,
Tabi çok üzüldü, hayal kırıklığına uğradı,
% 5. 4 genel sıralaması,
Bakalım nereye girecek,
Yüzdeye bakınca hiç de kötü değil,
Hadi hayırlısı,
Bugünlerde biz işyerinde birkaç velinin konuştuğu tek mesele puanlar ve liseler,
Umarım sonuç hepimiz için en iyisi olur,
Genel Başarı yüzdesine göre okul sıralamalarını yapıpacağız,

İşlemlerle ilgili takvim şu şekilde;

15-21 Temmuz'da tercih başvuru bilgileri formunu internetten doldurup okul müdürüne onaylattırılacak,
6 Ağustosta  yerleştirme sonuçları açıklanacak,
12-16 Ağustosta asıl  kazanılan okula kayıt yaptırılacak,
16 Ağustos saaat 19:00'da okullardaki boş kontenjanlar açıklanacak ve yedek kayıt dönemi başlayacak,
19-29 Ağustos tarihleri arasında yedek listeden kayıt yaptırabilecek öğrencilerin ilanı her gün saat 19:00'da açıklanacak,
Yedek listeden kayıt hakkı kazanan öğrenciler MEB 'den takip edilebilecek,

Umarım bu bilgiler SBS' zedelere faydalı olur :)
Gerçi hepsi Klavuzda yer alıyor,
Hayırlısı olsun diyorum,
Umarım istedikleri okula girer tüm çocuklar, emekleri boşa çıkmaz.

11 Temmuz 2013 Perşembe

2013 İFTAR SOFRALARI-DAVET YEMEKLERİ

(Fotoğraflar:geçmiş yıllardaki iftar sofralarımdan)
Sanırım Ramazanda çok bilmiş Google'a en çok "İftar Sofraları" ile ilgili arama yaptırılıyordur,
Ben de yaptım da ondan biliyorum :))
Davet edilecekler listesi kabarık olunca, aldı beni bir telaş,
Değişik, şöyle iftar sofrasına yakışır neler yapmalı ?
Bir menü çıkarmalı,
Günlük iftar menüsü veren birileri var mı acaba?
Benim favori çorbam;  kremalı mercimek çorbasıdır,
Çorba yetiyor bana kalsa,
Yaptığım diğer yemeklerin tadına bakmakla yetiniyorum,
Davete gittiğimde ise üzülüyorum yiyemediklerim için (nasıl ama),
Neyse dönelim menü konusuna,
Nohutlu pirinç pilavı veya domatesli, biberli bulgur pilavı,
Pilav olmayınca yemek öksüz kalıyor gibi geliyor bana,
Ana yemek bulmakta zorlanıyorum,
Et yapmalı ama nasıl?
Bir allengir olsun isterim illaki,
Hünkar beğendi olabilir,
Patates püresi üzerine salçalı  kuzu kaski,
Tatlı olarak dondurma ile servis yapılacak bir browniye ne dersiniz?
İlla ki güllaç veya şerbetli bir tatlı mı olmalı?
Bu nüansları pek bilemiyorum,
Börek, zeytinyağlı da yapmak lazım,
Ooooo!! gözümüz doysun önce değil mi ama,
Ramazan sofralarının bereketinden yapılanlar hiç eksilmez sanki,
Sonraki günler de yenilecek kadar artar yapılanlar,
Salata ve iftariyelikleri saymaya dahi gerek yok,
Nedense tulum peynirine ayrıca bir düşkünlüğüm vardır,
Sıcak pidenin içinİ açacaksın şöyleee,
Ünye tereyağı sürüp üzerine de tulum,
Ohh afiyet şeker olsun,
(Bu yazıyı okuyup da "orucum zedelendi, acıktım, oldu mu şimdi" diyenlerden özür dilerim)
ALLAH KABUL ETSİN ORUCUNUZU

OLMAK

"Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar, size yardım edecek, sizi incitecek, acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır" Lao Tzu

40'lı yaşlara gelince bu sözün ne kadar doğru olduğunu anlıyor insan.
"Olmamız gereken insan olmak" için hangi badireleri atlattığımız, onlardan nasıl dersler çıkardığımız önemli,
Onların bizi pişirmesi, kıvama getirmesi,
Nasıl ki, en basit bir yemeğin bile lezzetli olmasını içine kattığımız acı, tatlı, tuzlu bir sürü baharat sağlıyor,
İnsanoğlu da olgunlaşabilmek için "olmak" için acı tatlı herşeyi yaşamalı,
Hayata bu gözle bakarsak daha az üzülür ve  kendimizi akışa bırakırız...

10 Temmuz 2013 Çarşamba

ORUÇ DA ACIKIR


Bugün gazeteyi okurken Ahmet Hakan bir makaleden bahsetmiş, açıp okudum,  hoşuma gitti. Sizlerle paylaşmak istedim bir kısmını, tüm yazıyı okumanızı da tavsiye ederim.
 
 Bu vesile ile Hayırlı Ramazanlar diliyorum herkese.
 
"Oruç da susar, oruç da acıkır. Orucun susadığı ve âb-ı hayat gibi kanamadığı su, Kur'an sesi, acıktığı namaz, örtündüğü merhamet, kuşandığı giyindiği, Allah adının yükseltilmesi, yani cihattır."
Sezai Karakoç (Oruç da Acıkır)
 
Sıcak Ramazan günlerinde güneşte çalışmak zorunda kalıp oruç tutanlara kolaylık diliyorum. Ofiste olmak rahat bu yıl klima da olduğu için serin serin oturuyoruz. Eve gidince de yemek hazırlamaya mutfağa giriyorum vakit geçiyor. Şükür bu Ramazana da sağlıkla eriştik. Allah tekrarına erdirsin.
 
Elimden düşüremedim Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar'ını. Tatil dönüşü uğradığımız İzmir Optimumda cep boyunu aldım. 2008'de yayınlanan bu kitabı okumakta geç kalmışım. Mevlana aşkım depreşti yine. Ramazana da uygun bir kitap oldu bu anlamda. Tekrar o güzel felsefeyi okumak iyi geldi ve bloğumda gördüğünüz üzere yana iliştirdim. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.....
Keşke bu dizelerdeki gibi O'nun dediği gibi olabilsek. "Hoşgörüde deniz gibi ol, Ayıpları örtmede gece gibi ol" nasıl güzel öğretiler. Hiç değilse Ramazanda uygulasak bu güzel davranışları.

7 Temmuz 2013 Pazar

MERCAN'IN TATİL MACERALARI

 
Mercan, yazlıkta ilk hafta kendini emniyette hissetmediği için pencereden  dışarı bakmak ile yetindi.  İkinci hafta ise, artık evi benimsedi ve kaçış planları yapmaya başladı. Balkon kapısını açık bulması ile fırlaması bir oldu. Çatıları birbirine bitişik yanımızdaki evle bizim evin. Çatıda bir oraya bir buraya koşturdu.  Seslendiğimizi duyunca aşağı bahçeye atladı. Neyse ki, bahçede çiçeklerin arasında yakaladık yaramazı.
Araba yolculuğunda normalde hiç miyav sesini duymadığımız kızımız, miyavlamaları ile bize mini bir konser verdi :)
Kolay değil tabi bildiği alıştığı ortamdan yabancı bir yere gitmek ve kaç saatlik yolu arabada geçirmek,
Önce Ünye yolu, sonra Gümüldür yolu,
Onun için ilginç bir deneyim olduğu kesin,
Neyse alıştıktan sonra arabada taşıma kutusunda uyudu veya ayağımızın altında serin serin oturdu,
(Pembe kurdelalı yeni tasması da ona çok yakıştı, şıkır şıkır ses çıkararak dolanıyor)
Eve döndüğümüzde ise deli gibi evi dolaştı,
"Ohhh çok şükür döndüm yuvama" dedi sanırım,
Huzur içerisinde mırıl mırıl kıvrıldı ve uyudu....

5 Temmuz 2013 Cuma

FAHİR 17 OLDU


17 yıl önce annelikle ödüllendirdi Yaradan beni. Bana verilen hediye olarak gördüm ben oğlumu. Nasıl bir anne oldum ona sormak lazım.  Umarım hafızasında çocukluğuna dair güzel anılar yer etmiştir. O düşünce ile hareket etmeye gayret ettim. Çocuklarım bir gün evden uçtuğunda ve annelerini düşündüklerinde içlerine huzur ve mutluluk dolsun istedim. 18 yaşına bir adım kala, Fahir’in de kanat çırpışlarını görüp mutlu oluyorum. Kendi ayakları üzerinde durabilecek bir yetişkin olması, toplumda takdir edilmesi benim gururum olur. Allah güzel yazılar yazsın, doğru ve iyi insanlarla karşılaştırsın onu.  Yüzünün her zaman gülmesi, içinin olumlu düşüncelerle dolu olması, endişeleri bir kenara itmesi, istediği bir Üniversiteyi kazanması, sevdiği ile birlikte çok mutlu olmasını diliyorum bu yaş gününde. Seni seviyorum Fahir’im.

3 Temmuz 2013 Çarşamba

SEFERİHİSAR-SIĞACIK

Seferihisar Türkiye'nin ilk Cityslow'u ilan edilmiş. Biz de bu sakin şehre gidelim, yavaşlayalım, sakin bir gün geçirelim dedik. Sığacık sahilde küçük bir yer. Teos antik şehrinin olduğu, marinası ve kıyıda kalesi bulunan çok güzel bir yer. Bir de asırlık ağacı varmış, netten araştırdım, lokantadaki çocuk bilmiyordu ama sorup öğrendik nerede olduğunu. Taze balıklarımızı yedik, kalesini gördük, deniz kenarında çay içtik, ikindide gittiğimiz için pazarı açık değildi tabi, serinlikte akşam açılıyor sahil kasabalarında incik, boncuk ve hediyelik eşya satılan tezgahlar malumunuz. Çok seviyorum oraları gezmeyi her kadın gibi ben de. İğne oyalı kolyeler ve bileklikler her yerde, sanırım bu el yapımı takılar çok revaçta bugünlerde. İpek kumaşlar üzerine işleyerek yapılan bu takılar gerçekten de çok şık. 25’ten 125’e kadar çıkıyor fiyatları.  5 liraya korsan kitap satan tezgahlar gitmiş yerine, orjinali 20 lira olan kitapları 15’e orijinal kitap satan kitapçılar gelmiş. Güzel  bir gelişme değil mi ? Ben de bunu fırsat bilip, hala alamadığım Ayşe Kulin’in Dönüş kitabını aldım. Gizli Anların Yolcusu, Bora’nın Kitabı ve Dönüş. Üçleme yaparak İlhami, Bora, Eda ve Derya’nın hikayelerini her açıdan okumamızı sağlamış.
Mutsuzlukla ilgili betimlemesini çok sevdim. Diyor ki; “Tıpkı sigara gibi kötü bir alışkanlık mutsuzluk, tuhaf bir keyif veriyor tiryakisine, hayatını sinsi sinsi yiyerek, damarlarını tıkayarak öldürürken." Ayşe Kulin /Dönüş
Ne kadar doğru bir tespit, çok sevdim.

Ben tam tersini söylemek isterim;

Bulaşıcı bir hastalık gibidir mutluluk, neşeli ve güler yüzlü olduğunda daha iyi hissedersin kendini, başkalarını da sarar bu virüs ve kahkahalarla kendini ele verir.

Umarım neşe ve mutluluk gibi, hep güzel duygulara bağımlı oluruz hayat boyu.