28 Kasım 2013 Perşembe

ÜNİVERSİTELİ GENÇLER “BEYAZ BİR SAYFA” AÇIYOR

Elimizde “Beyaz Bir Sayfa” ODTÜ öğrencilerinin arasına karıştık Ankara'lı yazar Bahri ilee. Kitabı okurken öğrencilik günlerime bir yolculuk yapmıştım. Söyleşimizi de o atmosferde gençlerin arasında gerçekleştirdik ve amfilerin kokusunu soluduk. Bakalım siz de röportajımızı okuduğunuzda Üniversite havası soluyabilecek misiniz?
Fotoğraflar:Mahir Erdem
 Ankaralı yazar Bahri Gördebak, yeni kitabı "Beyaz Bir Sayfa" ile bizi, üniversite gençlerinin gelgitli hayatlarına götürüyor. "Olmayan" ve "Aynı Benzersiz Kişiler"'den sonra, yazarın üçüncü kitabı "Beyaz Bir Sayfa" okurları ile buluştu. Akıcı üslubu ve yalın dili ile rahat okunan bu kitapta, hayallerimizin ve dileklerimizin gelecekte gerçekleşebileceğini görüyoruz. Acaba, hayal ettiklerimiz gerçekleştiğinde her zaman mutlu olabiliyor muyuz? Masum gibi görünen bir yalan hayatımızı nasıl değiştiriyor? Bu soruların cevabı, Dilek, Merve ve Burhan'ın hikayesinde. "Beyaz Bir Sayfa" okunmaya değer bir hikaye..."

Üniversiteli gençlerin hayatından kesitler okuyoruz romanlarınızda. Bu konuda yazmanız onları çok iyi ve yakından tanımanızdan mı kaynaklanıyor?
Ben uzun yıllar mühendislikte okudum. Sonra orayı yarıda bırakıp Radyo-TV-Sinema Bölümü'nden mezun oldum. Bütün bunlar sırasında şimdiye kadarki hayatımın önemli bir kısmını üniversiteliler arasında geçirdim.
Bir de tabii insanın bu çağını çok etkileyici bulmamdan kaynaklanıyor bu. Hayalleriniz var, beklentileriniz var, ama gerçekleşmeme ihtimalleri de var. Bir yetişkinsiniz, ama sanki değil gibisiniz de. Bir yola girmişsiniz, doğru mu yaptınız, hayatınız boyunca yapmak istediğiniz bu mu, çoğu zaman bundan bile emin olamıyorsunuz.
Üniversite gençlerinin bazılarında yüksek derecede hayalcilik de görüyorum ve bu benim çok hoşuma gidiyor.
 YAZDIKLARIM BENDEN DAHA ÖNEMLİ
Kitabınızı elime aldığımda daha önceki kitaplarınız ve sizin ile ilgili bir açıklama göremedim. Gizemli bir yanınız var sanki. Özgeçmişiniz özellikle mi kitabın tanıtımında yer almıyor?
Kendimden bahsetmekten çok hoşlanmıyorum. Yani hoşlanıyorum tabii, ama bunu hikayelerimde yapmayı seviyorum. Yalanla karışık bir şekilde yani. Ben önemli değilim diye düşünüyorum. Yazdıklarım benden daha önemli sanki.
Bu kitapta, öğrenci evini paylaşan Dilek ve Merve’nin hikâyesini okurken, 2013 ve 2010 yılları arasında bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Üniversitede hedeflerimiz ve hayallerimizin gelecekteki hayatımızı nasıl yönlendirdiğini açıkça gözler önüne sermişsiniz. Hangi hedef ve hayalleriniz sizi kitap yazmaya yönlendirdi?
Hedefleriniz ve hayalleriniz hayatınızı şekillendiriyor elbette. Benim hayalim zevkle okunan kitaplar yazmaktı. Bunu başarabildim mi, bilmiyorum. Bunun dışında çok fazla hayalim yok bu konuda. Para ya da şöhret için yazmıyorum. Birkaç kişiye ulaşsam bile yeter bana.
Bunu da başardığımı sanıyorum. Birkaç kez, yazdıklarımı okuduktan sonra benimle tanışmak isteyen gençler oldu. Hepsine teşekkür ediyorum. Biraz da olsa hedefime yaklaştığımı gösteriyor bu.
 HAYALLERİME KAVUŞTUM, PEKİ MUTLU OLDUM MU?
2010’da öğrenciyken Dilek; “bir kanepemiz olsun. Bir kedimiz olsun. Simsiyah bir kedi. Adını da… Neyse, bir isim buluruz. Sen, ben evimiz, kanepemiz, kedimiz…”Televizyon izlemek. Evde havluyla dolaşabilmek mesela. İş falan istemiyorum ben. Pijamamla oturup televizyon izlerim ben. Sen akşam işten gelirsin, çok istiyorsan.” Tüm bu hayalleri üç yıl sonra gerçekleşip gerçekleşmediğini kitapta okuyoruz. O yaşlara dönüp baktığınızda sizi çok mutlu edeceğini düşündüğünüz hayaller nelerdi?
Dilek iyi bir öğrenci, ama benim için uzun öğrencilik yıllarından sonra mezun olmak çok önemli bir hayaldi. Oldum elbette. Roman yazmak istiyordum, yazdım. Bunların dışında da çok fazla hayalime ulaştım. Burada soru şu: Mutlu oldum mu?
Benim buradaki tezim şu: Böyle durumlarda mutlu olmak için geçmişi hatırlamak yeterli. Şu an içinde bulunduğunuz durumda olmayı çok istediğiniz zamanlar oldu belki. Onları hatırlayın. Büyümek isteriz, büyürüz, şikayet ederiz. Para kazanmak isteriz, para kazanırız, şikayet ederiz.
Doğru dileklerde bulunmak ne kadar önemli sizce? Hayatımızı ne kadar etkiliyor?
Ne dilediğimize dikkat etmemiz gerekiyor Yapabileceğiniz bir şeyi dilediğinizde, onu gerçekleştirmek için bir yola da giriyorsunuz. Bilinçaltınız istediğiniz şeyi yapacak doğrultuda yönlendiriyor sizi.
Aşk, dürüstlük olmayınca bitiyor mu yoksa herkese göre bu değişiyor mu?
 Aslında belki dürüstlük olmayınca değil de, dürüstlüğün olmadığı anlaşılınca bitiyor. 
YALANLA BİR GELECEK KURABİLİR MİSİNİZ?
“Beni sevsin diye bir sürü yalan söyledim, o ise beni yalan söylediğim için sevmiyor. Sence ironik değil mi?” Bu etkileyici cümleden ders çıkarılması gerek diye düşünüyorum. Yalanın çözüm değil sorun getirdiğini güzel anlatıyor. Yalanla bir gelecek inşa edilebilir mi sizce?

 Edilebilir belki. Ne kadar iyi bir yalancı olduğunuza ve yalanınızın ortaya çıkmaması için ne kadar ileri gidebileceğinize bağlı. Yalan üzerine kuracağınız bir geleceği gerçekten istiyor musunuz? Yoksa asıl istediğiniz yalana ihtiyaç olmadan kurulan bir gelecek de, henüz bulamadınız mı?

Bu hikaye ile gençlere vermek istediğiniz mesaj Üniversite bitince kendilerini görmek istedikleri yeri kurgularken veya dilerken iyi tartıp biçmeli diye düşünüyorum. Türkiye’de pek de hayalleri gerçekleşemiyor gençlerin değil mi? Siz ne söylemek istersiniz bu konuda?
Hayallerinize bağlı doğrusu. Bir arkadaşım İnşaat Mühendisliği'nde okurken, mezun olduktan birkaç yıl sonra üstü açık spor bir arabada güzel bir kızla gezeceğini sanıyordu. Gerçekleşebilirdi belki, ama gerçekten çok mucizevi bir durum olurdu bu.
Hayal kurarken gerçekçi olmak önemli diye düşünüyorum ben. Gerçekçilikte aşırıya gitmek de mümkün, ama bunun adı gerçekçilik değil, ümitsizlik olur.

6 yorum:

filiz dedi ki...

Cok guzel olmus kalemine emegine saglik canim

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Okumak isterdim bu kitabı sağol Maviannem :)

lale dedi ki...

Kitap çok iyi bir zamanlama ile geldi bence. Tam da üniversite gençliği, öğrenci evleri gibi konularla gündemdeyken. Henüz almadım, aylık kitap sipariş listeme koydum. ''OLMAYAN'' bu evin ilk hediyesiydi, postacıyı bizim eve ilk getirendi hatta eşyalarımızla aynı anda girmişti eve:))

Resimler ,atmosfer kitaba çok yakışmış.

Bahri Bey çok üretken bir yazar,kutluyorum onu...

deeptone dedi ki...

aaaaa hemen okurum ben bunu. odtülüler ha. röpörtac da iyiymiş he. :)

Mert dedi ki...

Aa mavi annemiz siz röportaj yapıyor muydunuz? Ne hoş :)

Tamamını okumadım ama okuyacağım

Heyyfi dedi ki...

Canım büyük bir keyifle okudum bu yazını da. Beyaz Bir Sayfa' yı bir an önce okumak isterim. Bahri Bey'i tebrik ederim. Darısı başıma artık :))
Sevgiler canım...