25 Temmuz 2013 Perşembe

YGS-YÜKSEKÖĞRETİME GEÇİŞ SINAVI VE GENÇLER

Çoğu genç için; özgürlüklerinin ilanı olacak bu sınavın sonucu,
Üniversiteli olmak,
Belki başka bir şehirde okumak, yurtta kalmak,
Tek başına yaşamanın hayallerini kurmak,
Yepyeni bilinmez bir maceraya yelken açmak...

Hepimiz genç olduk, 18 yaşında olan bu gençleri anlamak zor olmamalı,
Bizim şu andaki mantığımızla düşünmelerini beklemek,
Bizim doğrumuzu onlara kabul ettirmek için nasihat etmek,
Fikrini değiştirmesini istemek,
Konusunda ne kadar başarılı olabiliriz ki ?

Büyükşehirlerde yaşayan ailelerin genel sorunu,
Kendi şehirlerindeki üniversiteleri değil de, diğer kentlerdeki üniversiteye gitmek için can atan çocuklarını vazgeçirmeye çalışmak,
Diğer kentlerden Ankara'ya okumaya gelen gençler varken, neden benim çocuğum İstanbul'a gitmek istiyor ki?
Diye soran o kadar çok arkadaşım var ki,

Ebeveyn olarak düşündüğünde sonuna kadar haklı,
Yanında okuduğunda aklın onda kalmayacak, güvende olduğunu bileceksin,
Ayrıca, ekonomik açıdan da daha rahat olacak,
Ne yiyip ne içtiğini bileceksin,
Gözünün önünde senin kontrolünde olacak her şekilde.
Yani neymiş çocuk bu kontrolden sıkılmış,
Gitmek, kendi hayatını yaşamak, özgür olmak,
Kendi ayakları üzerinde durup duramayacağını göstermek istiyor,
Hayatına müdahaleden hoşlanmıyor,
Birey olarak kabul görmek,
Üniversite, hayatını kendince yaşamak istiyor.

Siz olsaydınız nasıl davranırdınız,
Gitmek isteyen bu delikanlı veya genç kız karşısında?

Ben fikrimi söyleyeyim hemen;
Ankara'da ve İstanbul'da üniversitede okumasının artıları ve eksilerini,
Hem onun açısından, hem de kendi açımızdan anlatırdım,
İstediğim şekilde hareket etmezse belki üzülürdüm ama,
Son karar onun olurdu,
O nasıl kendini mutlu hissedecekse o şekilde davranmasını isterdim ve kararına da saygı duyardım.

(Bu film bizim aile için gelecek yıl vizyona girebilir. Bakalım şimdilik Fahir ODTÜ'de Mühendislik okumak istiyor. Seneye kararı değişirse İstanbul'a gideceğim diye tutturursa da, bu yazıyı önüme alır düşünürüm :))

3 yorum:

annemahsustan dedi ki...

Çok zor bu tür kararlar, bir yanda annelik tedirginliği ve korumacılığı bir yanda da çocuklarımız özgür ve özgüveni olan bireyler olsun çabası: )
Ben de son kararı kendisine bırakırdım herhalde ama bu aşamaya kadar aile ortamının ona ne kadar güzel ve eğlenceli olduğunu hissettirecek şeyler yapardım ki ilerde yanımızda kalmayı seçsin: ))

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Offf Maviannem öyle zor ki bu konular ve sırayla çocuklarımızın da, bizim de başımıza gelecek...

Heyyfi dedi ki...

Canım, kitabımın şu sıralar yazdığım bölümleri annemden ağlayarak ayrılışım ve Ankara'ya okumak için geldiğim zamanlar. Bu yazınla da çok güzel denk geldi zamanlama...
Eğer ben, Ankara'yı kazanıp kendi yaşam mücadelemi vermeseydim, bugünki ben olmayacaktım. Annemlerin yanında kalsam ve orada okusam sonuç ne olurdu bunu hiçbir zaman bilemem ama, bildiğim şudur ki, annemin yanında kalsam, mücadele diye birşey olmayacak, her sıkıntım, her zorlanışım, arkamda beni tutmak için bekleyen annem tarafından halledilecekti. Şİmdi seneye üniversiteli olacak yeğenime tek şey söylüyorum...
Mutlaka yaşadığın şehirden uzakta bir okul yaz diye. Ankara'yı bile kazansa benimle değil, yurtta yada arkadaşlarıyla ortak bir evde kalmasını öneriyorum. Ama dediğin gibi son karar yine onun olacak...
Yani ben oyumu, yuvadan uçmaları ve hayatı öğrenmeleri için uzakta okumaları yönünde kullanıyorum...
Kişiliğin ve değerlerin oluştuğu bu yıllarda gençler bence kendilerini keşfetme fırsatı bulabilmeliler...
Çok güzel bir yazı olmuş canım, ellerine sağlık...
Sevgiler...