28 Kasım 2012 Çarşamba

DALDAN DALA KONDUM!!! BENDEN HABERLER

PTT Kargo kullanın dostlar,
1 günde gidiyor Türkiye içerisinde her yere,
Vee diğer kargolara göre daha ucuz,
Kızılaya geldiğimden beri PTT Kargoyu kullanıyorum,
Daha önce Yurtiçi veya Aras Kargoyu  kullanıyordum,
En küçük pakete bile 13-14 TL alıyorlardı,
Aynı paketi PTT ,5.5 TL'ye gönderiyor,
Kargonuz kitap ise muhakkak söyleyin özel bir indirim yapıyorlar,
Aman aklınızda olsun....

 Haftasonundan itibaren hareketli günler yaşıyorum,
Cumartesi günümü anlattım arkadaşlarıma onlar dinlerken yoruldu :)))
Burcu'da -yeni gelin evinde- kahvaltı ile başladığım günümü,
Yalçınların yeni evini ziyaretle noktaladım,
İş arkadaşlarımla ayda bir evlerde yapacağımız günümüz ise pek keyifli başladı,
Ev hanımları dışarıya yöneldiler bu aralar biz ise evlere,
Özledik ev ortamını, gün yapmayı,
Öğle yemekleri bizi kesmez oldu :)
Fotoğrafçılık kulübünde ise röportajım panoya asılmıştı ve tebrikleri kabul ettim,
Bu da tabi ki çok hoşuma gitti...
İşyerim Kızılaya geldiğinden beri Metro ile gidip geliyorum işe,Servisi kullanmıyorum,
Ankara'nın trafik çilesinde boğuşmak ruhumu daraltıyor çünkü,
Metrodaki insan manzaraları ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyorum,
Çok malzeme var ,
Elinde kitap olan çok insan olduğunu görüp mutlu oluyorum,
Genç, yaşlı herkes kulaklıkla müzik dinliyor,
Metro fotoğrafları çekmek için sabırsızlanıyorum,
Onun için haftasonunu beklemem lazım,
İşe yetişmek için haftaiçi koşturuyorum...


Bu ara maymun iştahlı şekilde kitap alıp hepsine aynı anda başlıyorum,
Ofiste, metroda, yatakta okuduğum birbirinden farklı kitabım var,
Ayrıca, okumayı heyecanla beklediğim kitaplar da cabası,
Ne olacak benim halim ?
İzlemek istediğim filmler ise kocaman bir liste oldu,
Şu anda elimde;
Zülfü Livaneli'nin "Edebiyet Mutluluktur"
Kızlarının babalarına hitaben yazılan mektuplardan oluşan; İmza:Kızın,
J.D.Salinger'in "Çavdar Tarlasında Çocuklar"

Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi'nin "Amak-ı Hayal"i (çok eski bir baskı,kayınpederimin kitaplarının arasında buldum)

Dizilerle aramın nasıl olduğunu merak ederseniz şöyle açıklayayım :)))
Pazartesi Yalan Dünya'ya gülme çabası, eski cazibesini yitirdi benim gözümde,
Öyle Bir Geçer Zaman ki'deki ajitasyona dayanamama durumu ve izlemeyerek bu işe çözüm buldum,
Muhteşem Yüzyıl ve Kuzey Güney arasında zaplamakla geçen bir Çarşamba,
Genel bir boşlama var benim adıma dizi alemine karşı,
Pek de birşey kaybetmiş sayılmam değil mi ama ?

22 Kasım 2012 Perşembe

HÜRRİYET ANKARA EKİ-ANKARA'DAN DADAY'A



İşte bu!!!!!!
Yaşamdaki küçük mutluluklar bizi biz yapıyor,
Pazartesi Röportajı Gazeteye gönderdiğim zaman başladı benim içimdeki heyecan kıpırtıları,
Her sabah ilk işim, gazetem Hürriyet'i elime aldığımda Ankara ekine göz atmak,
Sonra da gizli bir umutla çıkmış mı diye bakmak oldu,
 Bu sabah bir çığlığımla koştu yanıma çocuklar ve Mahocum,
"Evet yayınlanmış",
Mutluluğum ve heyecanım görülmeye değerdi açıkcası,
Şu anda da ayaklarım yerden kesilmiş,
Gülücükler atıyorum çevreme :)
Müteşekkirim emeği geçen herkese,
Özellikle Hürriyet'in Ankara bürosunda çalışan çok değerli dostlara,
Röportajı birlikte yaptığımız Zeki Bey'e,
Ayrıca bu fotoğraflarla bloğumu süslememi sağlayan oda arkadaşım, can dostum Sibel'e,
Teşekkürler....
BİZE HER YER TRABZON
Trabzon Vakfı Fotoğrafçılık Kulübü’nün 09-10-11 Kasım 2012 tarihinde düzenlediği Ankara’dan yola çıktığımız Kastamonu-Daday-Azdavay gezisindeydim. Çatak Kanyonu, Valla Kanyonu ve Ilıca Şelalesinde, Pınarbaşı Köyünde, Ballıdağ Ormanında çekimler gerçekleştirdik. Kulüpte, birbirinden renkli, fotoğrafçılığa gönül vermiş insanlarla birarada olmaktan büyük keyif aldım. Fotoğrafçılık Kulübünde ders veren Zeki Güven ile Ilıca Şelalesinde, bol oksijenli, doğanın bin bir rengi ve güzelliği içerisinde keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Fatma Erdem (FE): Zeki Bey sizin fotoğrafçılık serüveniniz ne zaman ve ne vesile ile başladı?
Zeki Güven (ZG): 1984 yılında orman mühendisliği bölümünü kazanınca eniştem tarafından bana hediye edilen kompakt bir fotoğraf makinesi ile fotoğrafçılık serüvenim başladı ve o günden bugüne kadar makinemi elimden bırakmadım.
Trabzon Vakfında ders vermeye ne zaman başladınız? Her yaş grubundan her meslekten öğrencileriniz var. Sizin kulübe katılmak için ne yapmalı meraklılar.
Çalıştığım kurum olan Orman ve Su İşleri Bakanlığında 2006 yılından beri Fotoğrafçılık kursu veriyordum. 2007 yılından beri fotoğraf konusunda birlikte çalıştığım arkadaşlarım Özkan Akçay ve Ziya Karakelle ile birlikte Vakıf başkanımız Bilgin Aygün’e  fotoğrafçılıkla ilgili bu deneyimimizi Trabzon Vakfı  çatısı altında sürdürmek istediğimizi söyledik. Sayın Başkan vakfın bir dairesini sanat salonu haline getirip bizim hizmetimize sundu, bu vesile ile kendilerine teşekkür ediyorum. 2010 yılında başkanlığını benim, yardımcılıklarını da Özkan AKÇAY, Ziya Karakelle ve Emine Bodur’un yürüttüğü Trabzon Vakfı Fotoğrafçılık Kulübü kuruldu ve fotoğrafa gönül veren herkese kapımızı açtık. Bizimle yürümek, bizimle beraber fotoğraf üretmek isteyen herkes Ekim ayında başlayıp Mayıs ayında sona eren fotoğrafçılık temel eğitim kursuna tüm  fotoğraf severleri  kayıt yapabiliriz.
Fotoğraf:MAhir Erdem
  Fotoğrafçılığa meraklı ancak fotoğraf makinesi olmayan öğrencilerinize öncelikle ne öneriyorsunuz? Bu işe başlarken, ellerinde hangi özelliklerde bir fotoğraf makinesi  olmalı?
 Trabzon Vakfı Fotoğrafçılık kulübünde uygulamasının fazla olduğu bir temel eğitim vermeye çalışıyorum. Bunun için kulübe katılım sağlamak isteyen kişinin mutlaka bir fotoğraf makinesi olmalı. Eğitime başlarken katılım sağlayan fotoğraf severler öncelikle kendi ellerinde olan fotoğraf makinesi ile eğitime başlıyor. Katılımcılar daha üst düzeyde fotoğraf çekmeye başlayınca ve ellerindeki makineler yeterli olmayınca ve tabi ki imkanları ölçülerinde kendilerine makine ve özellikleri hakkında öneride bulunuyorum.
Fotoğraf:Zeki Güven
DOĞA FOTOĞRAFÇILIĞINDA TRİPOT ÇOK ÖNEMLİDİR
Bu gezide ben, en çok tripotumun yetersizliğinden şikayetçi oldum. İyi bir tripotla fotoğrafçıların harikalar yarattığını gördüm. Fotoğrafçılık teçhizatı alacaklar için önerileriniz nelerdir?
Fotoğrafçılığa yeni başlayan arkadaşlar temel fotoğrafçılık eğitiminde kendi imkanları ölçüsünde  bir fotoğraf makinesi taşıyabilecek bir üçayak (tripod) almalarını öneriyorum. Özellikle doğa fotoğrafçılığında tripod çok önemlidir. Örneğin bu gezimizde Ankara’dan  sonbaharın renklerini çalışmak için Kastamonu dağlarına geldik. Bunca emek ve zaman harcıyoruz. Sizinde gördüğünüz gibi bazen ışık koşulları elde fotoğraf çekmek için yeterli olmayabiliyor. Bizler her koşulda net ve istediğimiz fotoğraf çekebilmek için üçayak, önemli  fotoğrafçı teçhizatlarından birisidir. Özellikle arkadaşlara önerim üçayak olmadan doğa fotoğrafı çekmeye çıkmayın, emeğinize yazık olmasın.
 Altı aylık fotoğrafçılık kursunu bitirenler, fotoğrafçılık alanında kendilerini hangi seviyede bulacaklar?
Trabzon Vakfı Fotoğrafçılık Kulübü olarak kursiyerlerimize biz yol gösteriyoruz. Yapılması gerekenleri, fotoğrafçılık kurallarını anlatıyoruz. Bu anlatımın arazi uygulaması çok önemli, bunun için eğitim süresini uzun tutup, bolca uygulama yapmak istiyoruz. Burada en önemli görev kursiyer arkadaşlarımıza düşmektedir. Bolca fotoğraf çekmeleri fotoğrafçılıkla ilgili dergi, kitap ve görsel yayınları takip etmeleri ve çektikleri fotoğrafları yorumlatmaları gerekiyor. Bunun için eğitimimizin bir saati kursiyerlerin fotoğraflarını yorumlamaya ayırmışızdır.
 Sizlerin her gezide yaptığınız gibi bu gezide de “Bize Her Yer Trabzon” sloganını fotoğraflaştırdık. Horon oynayıp kanyonda poz verdik. Bu fikir nereden doğdu?
Bu konuda öncelikle şunu belirtmeliyim “Bize Her Yer Trabzon” sloganı bana göre yüz yılın sloganıdır. Bu sloganda sevgi vardır, hoşgörü vardır, paylaşım vardır. Bunun için Trabzonlu olmayanlar tarafından da benimsenmiştir. 2010 yılında yaptığımız ilk gezimizde gittiğimiz yerleri Trabzon Vakfı Fotoğrafçılık Kulübü olarak nasıl belgeleriz diye düşünüyorduk. Bu kapsamda Horon, Trabzonluların önemli kültürel özelliği, bu horonu fotoğrafla belgelemek bizim işimiz, üzerine bir de “Bize Her Yer Trabzon” sloganını yerleştirince bu çalışma gerçekleşti ve artık gelenekleşti. 
 Öğrencilerinizin çektiği fotoğraflardan, kurs bitiminde bir sergi açmayı planlıyorsunuz. Daha önce yaptığınız sergilerden bahseder misiniz bizlere?
Kursiyer arkadaşlarımızla yıl içersinde yaptığımız gezilerden veya kendi imkanları ile çektikleri fotoğraflardan yıl sonunda Trabzon Vakfı Sanat Salonunda sergiye çıkıyoruz. Sergiye katılımla ilgili bir bilgi vereyim. İlk yılki sergimizin açılışına yaklaşık 200 kişi, basınımızın değerli temsilcileri katılım sağladı. İkinci yıl sergimizin açılışını Sayın Bakanımız N. Faruk Özak yapmıştır. Açılıştaki katılımcı sayısı yaklaşık 500 kişi civarındaydı. Biz Trabzon Vakfı çatısı altında büyüyoruz, gelişiyoruz ve en önemlisi de Fotoğraf üretiyoruz.
EN İYİ FOTOĞRAF,  HENÜZ ÇEKMEDİĞİNİZ FOTOĞRAFTIR
 Günümüzde düğün ve doğum fotoğrafçılığı farklı bir boyuta ulaştı. Hikaye fotoğrafçılığı hakkında fikirlerinizi alabilir miyim?
 Fotoğrafın temel eğitimini tamamladıktan sonra fotoğraf severler kendilerini gerek ticari gerekse kendi sevgileri doğrultusunda doğa fotoğrafı, soyut fotoğraf, mimari fotoğraf gibi alanlarda kendini geliştiriyor. Bu konuda fotoğraf üreten herkese saygı duyarım. Bizim fotoğrafçılık kulübümüzde bu yıldan itibaren temel eğitimi bitiren arkadaşlarla proje bazlı çalışmaya başlıyoruz. Belki de kulübümüzde bir düğün fotoğrafçısı veya sizin gibi birkaç gazeteci çıkacaktır.
 Derslerde öğrencilerinizin çektiği fotoğrafları yorumluyor, yapıcı eleştiriler getiriyorsunuz.  İyi bir fotoğraf nasıl olmalı, hangi kriterler bir arada yer almalı?
Daha öncede söylediğim gibi, bir saat bazen bir bucuk saatimizi kursiyerlerimizin fotoğraflarını yorumlamaya ayırıyoruz. Eğitimimizin bir parçası olan bu çalışmalara ilgi çok üst düzeyde. Tüm kursiyer arkadaşlarıma buradan teşekkür ediyorum, onlar ürettikçe biz yol alıyoruz. Bunun için uygulamalı eğitime inanan ve uygulamaya çalışan biriyim. Aslında İyi bir fotoğrafın üst sınırının olduğunu düşünmüyorum, aksi halde o sınırı yakalayancı sanat biter. Aslıda bu gezimizde yolda sizin de şahit olduğunuz gibi, iyi bir fotoğraf kavramını yol süresince arabada tartıştık. Bu konuları eğitim süresince bolca konuşup tartışıyoruz ve çok güzel fikirler ortaya çıkıyor. Kursiyer arkadaşlarımız iyi bir fotoğraf kavramını eğitim süresince gördüğü ve aklında yer ettiği fotoğraflarla açıklıyor. İyi bir fotoğraf; Akılında yer eden unutamadığın fotoğraftır. Unutmayın, En İyi Fotoğrafın Henüz Çekmediğin Fotoğraftır.
Yardımcınız Emine Hanımın söylediği “Işığınız bol, vizörünüz açık olsun” sözleri ile söyleşimizi noktalamak isterim.

19 Kasım 2012 Pazartesi

İMZA:KIZIN

Blogcu arkadaşlarımın da yazılarının olduğu bu kitabı almanızı tavsiye ediyorum,
Ben de bu kitapta yer almayı çok isterdim,
Nasıl olmuş, kaçırmışım, hiç duymamışım yazım aşamasında,
Kısmet değilmiş,

"Kitapta mektubum yok diye üzülmeyin, babanıza mektubunuzu gönderin. burada yayınlayalım." diyorlar ... imzakizin@gmail.com  www.facebook.com/ImzaKizin  twitter.com/imzakizin
Kitapta yazıları olan laleyi, asisi, leylağı kutluyorum,  Ve diğer arkadaşlarımı, Tebrikler...

13 Kasım 2012 Salı

KASTAMONU-DADAY-AZDAVAY GEZİSİ


 Haftasonu süper bir grupla muhteşem yerlerdeydik,
Hayatımızda bol oksijen be doğayla hiç bu kadar başbaşa kalmamıştık,
Fotoğrafçılık Kulübü ile gittiğimiz bu gezi bizi gençleştirdi :))
Tül etkili bir şelale fotoğrafı mı istersiniz,
Yağmur damlası fotoğrafları, mantar detayları,
Köy dokusu, kanyon, şelale çektik,
Çok da keyif aldık,
 Beden olarak yorulsak da,
Ruhen dinlendik,
Enerji depoladık,
Umarım çektiğimiz fotoğrafları hocamız beğenir,
Haftasonunu bekliyoruz göstermek için :))
GÜZEL VE BOL HAREKETLİ BİR HAFTA DİLİYORUM SİZLERE

8 Kasım 2012 Perşembe

YAĞMUR YAĞIYOR-YAĞ YAĞ YAĞMUR

Çok yumuşak G'li bir başlık oldu,
Sevdim bunu :)),
Bu sabah şakır şakır yağmur vardı Ankara'da ve hala devam ediyor,
Dünkü günlük güneşlik havadan sonra havanın bugün birden soğuması kışın habercisi oldu,
Kızılayda, altı su dolu kırık kaldırım taşlarına basmama gayreti ile yürüdüm,
Başbakanlığın önündeki yol, benim metrodan çıkıp, işe gelip gittiğim güzergah normalde,
Birkaç gündür Başbakanlığın önünde yaşanan olayların sıcaklığı ile korumalar yolu kapamışlar bulvardan gitmemi salık verdiler,
Bunun üzerine, duramadım, "nasıl oluyor da vatandaş gaz dolu bidonla gelip burada kendini yakıyor" dedim,
Koruma da sakin bir şekilde, "bidon değil, pet şişeye koymuş, paltosunun içine gizlemiş zaten alev alması ile müdahale ettik, hafif atlattı" dedi,
Olayların göbeğinde yaşamak böyle birşey!
Korumaları görseniz Matrix filmindeki tipler gibiler,
Neyse ben konuma geri döneyim,
Yağmur ve Ankara bir başka oluyor,
Yakışıyor bence Ankara'ya yağmur,
O gri hava,
Ben ki, güneşli havaların insanıyım,
Ankara bence sonbahar şehri,
Sonbaharda güzelleşir,
Yaprakların sarısı, kırmızısı bir başkadır,
Yağmurla birlikte parlar herşey sanki cilalanmış gibi,
İşiniz yoksa alın şemsiyenizi dışarı çıkın,
Yağmurun tadını çıkarın....

6 Kasım 2012 Salı

BİBER GAZI


"Her Canlı Ölümü Tadacaktır" formatında bir söz geliştirecek olursam;
 "Her Vatandaş Biber Gazını Tadacaktır"
Cumartesilerimizi  Kızılaydaki bir "Fotoğrafcılık Klübünde" geçiriyoruz bir süredir Mahocumla,

Geçen haftasonu ders bitimi çıktık ve Sakarya'dan metroya binelim dedik,
Oradan da  birkaç şey alıp eve yollanırız diye düşündük,
Sakaryadaki balıkçıların bitimindeki Peynirciye adım atmamla gözlerimin yanması bir oldu,
Dükkanda kimse yoktu çevreme bakındım hızla,
Sanırım tuzruhu falan döktüler dükkana diye düşündüm,
Kendimi dışarı attığımda ise, tezgahtarın kıpkırmızı gözleri ile karşılaştım,
N'oluyo niye gözüm yanıyor, genzim ve burnum da ona eşlik ediyor,
Meğerse bir grup YÖK Protestoundaymış ve polis biber gazı atmış 5 dakika önce,
Herkes dağılmış ama biber gazının etkisi hala devam ediyormuş,
Oradan hızla uzaklaşırken esnafın gözü kıpkırmızı,
Bana da limon yok mu limon sürün dediklerini duyuyorum,
Artık Kızılaya inerken cebime bir limon atmam gerektiğini anlıyorum bu olaydan,
Biber gazını tadınca, kimyasal bir savaş senaryosu kurdum aklımda,
Ne korkunç birşey farkına bile varmadan solumak ve ölmek,
Biber gazından farklı bir yol bulamaz mı acaba polis olaylara müdahale etmek için,
Bu yoldan vazgeçilmezse yakın bir gelecekte gaz maskeleri ile gösteri yürüyüşü yapanların çoğalacağını düşünüyorum.

2 Kasım 2012 Cuma

CADILAR BAYRAMI VE KORKU TÜNELİ

 Antalya Belek'te bizim kurumun hizmetiçi eğitimindeydim bu hafta,
İllerden gelen arkadaşlara sunumlar yaptık,
Çalıştığımız konularla ilgili bilgiler verdik, sorularını  yanıtladık,
Gündüz dışarıda harika bir güneş, herkes havuzda denizde, biz ise toplantı salonunda pek de eğlenceli değildi,
 Ancak 31 Ekim gecesi Cadılar Bayramı münasebeti ile otelde hazırlanan Korku Tünelinde çok eğlendik,
Normalde korkmamız gerekiyordu değil mi :))
Fotoğraflardan görüleceği üzere hemen uyum sağladık,
Bu oyunun bir parçası olduk,
 Tüm korku filmi karakterleri sardı bir anda etrafımızı,
Çok başarılı makyajları ile bizleri hayrete düşürdüler,
Aşağıda "Jem Bey" Fredynin pençeleri altında, zevkten dört köşe :)))
 Ben ise gönüllü olarak Testereye kolumu uzatmış kesilmesini bekliyorum !
 Bu kan içindeki hemşire gerçekten iğrençti,
Çünkü elime kan hissi veren bir sıvı bulaştırdı,
Yüzümdeki tiksinme ifadesi herhalde olayı tüm çıplaklığı ile gösteriyor,
 Bu tabuttaki arkadaşı ben de bir vampir edası ile boğazlıyorum !
 Cem kuyudan çıkan kızın hangi filmden fırladığını düşünmekle meşgul,

 Boğazıma bir bıcak dayalıyken bile kameralara poz vermeyi ihmal etmem :))
 Bu sofradan meyve yemek epey kanlı olurdu,
 Beter Böcek ise hiç peşimizi bırakmadı,
 Evet bu masklardan daha korkunç olduğum doğru!!!
 Aman Jem Bey siz bize lazımsınız, yarın sunumu kim yapacak,
Balta ile doğranmayın lütfen,
Bu çığlık atan kızlarla ben de çığlık attım,
Kızların görevi çığlık atıp atraksiyon yaratmak,
Ellerindeki şekerlemeleri de ikram ediyorlardı
Kan Kokteyllerinden ikram eden vampirle korku tüneli serüvenimiz son buldu .