22 Temmuz 2012 Pazar

GÖZYAŞLARINI TUTABİLİR MİSİN?

Çok sevdiğim Mualla Teyzem ve Hümeyra Ablamla geçti benim Üniversite yıllarım,
Birlikte gece yarılarına kadar film izlemeye bayılırdık,
Hollywood müzikalleri, Türk Filmleri, Yabancı Diziler, Korku Filmleri,
Mualla Teyzem o engin hafızası ve kültürü ile tüm artistlerin isimlerini söyler,
Beni şaşırtırdı,
En çok da onun filmlerde ağlamasına şaşırırdım,
Tabi 18-19 yaşlarında olunca insan, gözyaşlarının bu kadar kolay akabildiğinden bihaberdir,
Ağlamak, o yaşlarda canın acıdığında yaptığın nadir bir eylemdir,
Filmlerin gerilimli sahnelerinde Hümyera Ablamın koluna sarılır, gerginliğimi azaltmaya çalışırdım,
Onlarla hiç konuşmadan film izlemek o kadar keyifliydi ki,
Mualla Teyzem bazen filmlerdeki kahramanları, tanıdığımız kişilere benzetirdi,
Bizler çok gülerdik bu benzetmelere,
Kadınları erkeklere, erkekleri kadınlara benzettiği de olurdu,
Ne tatlı sohbetler ederdik,
Anneannemin maceralarını dinlemeye bayılırdım,
Her biri fıkra gibi hikayelerdi.

40'lı yaşlara geldiğimde Mualla Teyzeme hak verdim,
Gözyaşları sadece canın yandığında akmazmış,
Sevindiğinde,
Üzüldüğünde,
Birine merhamet duyduğunda,
Çok ama çok özlem duyduğunda,
Bir film repliğinde,
Bir çocuk doğduğunda,
Bir genç askere gittiğinde,
Mezuniyet Töreninde,
Arkadaşının Düğününde,
Ölümde,
Oğlunun sünnetinde,
Her daim akmaya hazır ve nazır dururmuş,
Yaş almayla alakalı bir durummuş,
Şimdi bunu çok iyi anladım....
Mualla Teyzeme ve Hümeyra Ablama selam olsun....

20 Temmuz 2012 Cuma

GÜZEL GÜNLER, DEĞERLİ ZAMANLAR

"Yoğurdumu yediriyordu annem, bir de baktım Halam geldi, onu görünce mutlu oldum, hemen benim fotoğrafımı çekti, ben de gülerek poz verdim" İmza: İpek

Bu güzellik, oyuncak bebeğim bize neşe getirdi,
Doyamadık sevmelere, İstanbul'a evine döndü,
Oradan geliyor gün be gün fotoğrafları babası aracılığıyla,
Ayrıca twitt de yazıyor bizim küçük afacan,
https://twitter.com/ipek_canbulat
Fotoğraflarla anlatıyor dünyasını,
Çizgi film karakterim benim...

Ramazan ayının maneviyat dolu geçmesini seviyorum,
Bu değerli ayı layıkı ile geçirmeyi diliyorum,
En azından bu ayda öteki tarafı düşünüp yatırım yapalım değil mi?
İnşallah bu sıcaklarda rahat bir Ramazan geçiririz,
Allah tüm ibadetlerimizi kabul etsin.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

TÜM HAYATIMIZ: GÖZÜMÜZÜ AÇIP KAPAMA MESAFESİNDE


Hayatın tüm yükünü omuzlarında hissediyordu kadın. Ne zaman saçları beyazlamış, elleri bir ipek yumuşaklığına dönüşmüş? Dizlerindeki ağrılar, kalbinin teklemesi ve bir avuç ilaç içmesi ona garip geliyordu. Ne zaman yaşlanmış, ne zaman bu kadar hastalanmıştı? İnanamaz bir şekilde bakınıyordu çevresine. Bir hastane yatağında kablolara bağlı yatarken düşündü geçen ömrünü. Film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden, adeta yaşıyordu o günleri. Oğlu, kızı, gelinini, damadını görür gibi oldu, onların konuşmaları ona bir masal gibi geliyordu. O yarı açık yarı kapalı gözleriyle hayal ile gerçek arasında gidip geliyordu. 

“Benim mi bu aciz ve yaşlı vücut? ne zaman bu hale geldim. Çok gencim, daha yeni evlenmişim. Önümdeki uzun ve neşeli yılların hayallerini kuruyorum. Aşığım, çocuklarım, torunlarım olacak, çok sevdiğim kocamla bir sahil kasabasında yaşlılığın tadını çıkaracağım.

Şimdi hatırlıyorum. Çoğu hayalimi gerçekleştirdim. 2 erkek, bir kız çocuğun annesi oldum. Onların büyümesini güzel bir meslek sahibi olup, evlenip barklanmalarını, torunlarımı sevmeyi diledim. Çok şükür kızımın bir, oğullarımın iki oğlu oldu. Kayınvalidemin hastalığı ve yaşlılığında bakıp hayır duasını aldım. Hatta bana “kızım sen hastacanasın çocuklarından biri doktor olsun da sana baksın” dedi. Duası kabul oldu ve 2 çocuğum doktor oldu. Anneanne ve babaanneliği de yaşadım. Torunlarımı gönlümce şımarttım, sevdim. Kocam emekli olduktan sonra, bana vakfetti hayatını. Benim hastalıklarımla uğraştık, her şeye rağmen birlikte olmanın tadını çıkardık. Çocuklarım, damadım, gelinlerim ve torunlarımla birlikte olduğumuz anlar ise bir şölene dönüştü. Onların bizi el üstünde tutmaları, hizmet etmeleri, bir dediğimizi iki etmemelerini memnuniyetle karşıladık. Daha uzun yıllar var sanıyorduk önümüzde birlikte geçireceğimiz ama, bir ay içerisinde hastalanıp apar topar terk-i diyar etti çok sevgili can yoldaşım. Benim hastalıklarımdan ürkmüş olmalı benden önce göçmeyi diledi ve bu dileği gerçekleşti. Ben ise, kanadım kırık kaldım mı bir başıma. Beni hiç bırakmayan çocuklarım vardı çevremde, ama ben hep yalnızdım gönlümde. Hayat arkadaşımın yokluğunda biraz daha çöktüm sanki. 

Şu anda her yerim ağrıyor, hiçbir yerimi kımıldatamıyorum, farklı bir alemde yaşıyorum. Yanımda gözyaşı döken, Kuran okuyan evlatlarım bana huzur veriyor. Tüm ruhumda hissediyorum sevgilerini, üzüntülerini ve çaresizliklerini. Ama ben mutluyum, Allah bana böyle güzel bir hayat bahşetti neredeyse 80 yıl yaşadım. İmanla göçen bir insanın Sevgili’ye kavuşacağına dair inancım tam. O nedenle konuşabilseydim, çocuklarıma benim için üzülmemelerini hatta sevinmeleri gerektiğini söylerdim. Tüm bedeni ve dünyevi acılarımdan arınmaktır benim için göçmek. Ben orada, çok özlediğim, güler yüzü ve şefkatli kollarıyla beni karşılayacağını bildiğim Reco'ma kavuşacağım için çok mutluyum.
(Öğle arası hastane dönüşü, 6 Temmuz Cuma günü 16:00'da kaleme aldım.)

KAYINVALİDEMİ UĞURLADIK 
 8 TEMMUZ PAZAR GÜNÜ 
MEKANI CENNET OLSUN

6 Temmuz 2012 Cuma

SINAVDAYIZ


Hayatın bir sınav olduğunu düşünenlerdenim ben,
Sınavları yüzümüzün akıyla atlatıp atlatamadığımızı çok sonra anlayacağımız bir sınav bu,
Hayatın her sahnesinde olaylar karşısında aldığın tavır, söylediğin söz, çevreye yansıttığın enerji, ruhsal durumun, inancın, gücün, hep bu sınavın sonucunu etkileyen kriterler,
İşyerinde bir problem çıkar, işinizle ilgili veya bir iş arkadaşınızla ilgili,
Sizin veya sevdiklerinizin hastalanması,
Dışınızda olup, sizi direk etkileyen olaylar,
Tüm bu olaylar karşısında, sizin aldığınız tavır çok önemlidir,
O olumsuzluğu nasıl karşıladığınız,
Raketi karşı tarafa nasıl salladığınız, 
Kalp kırarak, yıkıp dökerek mi hallediyorsunuz meseleyi,
Yoksa, olgunlukla, ders alarak, kimseyi kırıp incitmeden mi atlatıyorsunuz bunu,
Hayatta başımıza gelen herşeyin bir anlamı olduğunu düşünerek,
Ders mi alıyoruz?
İsyan mı ediyoruz "neden benim başıma geldi ?"diye,
Bu basit hayat derslerini, sınavlarını nasıl atlatıyoruz?
Gücümüz yetiyor mu tüm bu yüklerin altından kalkmaya?
İç muhasebesi yapmalı, tartmalı,
İhtiyarlık gelmeden gençliğin,
Hastalık gelmeden sağlığın,
Kıymetini bilerek yaşamayı beceren insanlardan olmayı diliyorum.