29 Haziran 2012 Cuma

DALDAN DALA KONDUM

 Ankara'da sıcak havada klimasız bir ofiste çalışıyorsanız size kolay gelsin,
Bu yıla kadar 6-7 yıl klimalı ofiste şımararak, "aman da soğuk oldu, şu klimayı biraz kısın" diye çalışıp durdum,
Şimdi ise bu sıcakları, tarihi binamızda  klimasız ofisimizde geçirmekteyiz,
Patronlara" çalışma performansımız düştü, klimasız çalışamıyoruz "dedik demesine de takılması için tadilattaki binamızın tadilatının bitmesi bekleniyor,
Bu nedenle güneş içindeki sımsıcacık odamızda çalışıyoruz tatil hayalleri kurarak,
Şunu bilir şunu söylerim; hayatta hiçbirşeyden şikayet etmeyeceksin, senden kötü durumda olanları düşünüp şükredeceksin,
Ben ne yaptım, klimalı ferah ofisimde bile söylenecek birşey buldum :))

Babam ve kayınvalidemin hastalığı, amcamın vefatı şu 1 ay bizim için bir sınav ayıydı sanki,
Bu sınavdan hayırlısı ile çıkmayı diliyorum,
Sürekli sağlık ve sıhhat vermesi için Allaha dua ediyorum,
Sağlığı kaybedince anlıyoruz ya kıymetini,
Kaybetmeden anlayalım, arada hastane ziyareti yapmak da fayda var.
Güzelim, oyuncak bebeğim İpek'imin ilk dişi çıkmış,
Çok mutlu oldum,
Her gün babasının gönderdiği fotoğraflara bakıp mutlu oluyorum,
Güzel yeğemin benim,
Bana mutluluk katıyor onunla ilgili haberler ve fotoğraflar,
Canım ona güzel bir ömür diliyorum.

"Annem uyurken", beğendiniz mi?
Ben Hümeyra'yı çok severim,
O nedenle ilgi ile izledim,
Bu akşam "Yalan Dünya"nın sezon finali var,
Bence;
Rıza düğünden kaçacak gibi görünüyor,
Denizle Rıza'nın aşkı tekrar başlayacak,
Tulay Selahhattine dönecek,
Açılay ile Emir ayrılacak,
Bu kadar tüyo yeter....
Çocuklar tüm hafta evde bilgisayar başında tatillerini ifa ediyorlar ,Onlar çok memnun hayatlarından,
Memnun olmayan benim,
Akşam gidince gözlerinin kanlandığını, ve sadece yemek için bilgisayar başından kalktıklarını bilmekten ötürü çok mutsuzum,
Yalvarıyorum bisiklete binin, dışarı çıkın, parkta yürüyüş yapın diye,
Bana mısın demiyorlar,
Neyse ki, haftasonları tenis dersine başladılar,
En azından hadfta sonu evden çıkarabiliyoruz,
Buna da şükür...

23 Haziran 2012 Cumartesi

TANER KUNT İLE BİSİKLET RÖPORTAJI


(Çok sevdiğim eski dostum Müjgan'ın eşi Taner Bey'in röportaj teklifimi kabul etmesi sonucunda aşağıda okuyacağınız söyleşi çıktı ortaya. Umarım beğenirsiniz. Taner Bey'e ve Müjgan'a teşekkür ediyorum.)
EKONOMİST TANER KUNT
30 YILLIK BISIKLET SEVDALISI
 BISIKLETIN KENDINE HAS BIR FELSEFESI OLDUĞUNA INANIYOR
Fatma Erdem: Gökova Bisiklet Turunun 5.si gerçekleşti bu yıl. Kaç kişilik bir gruptunuz? Nasıl bir rota çizdiniz, kaç km pedalladınız?
Taner Kunt:  Gökova Bisiklet Turu (GBT), Muğla Bisiklet Derneği’nin organizasyonunda her sene düzenleniyor. Dernek tamamen gönüllü olarak, hiçbir kar amacı gütmeksizin bu organizasyonu yapmakta. Bu yıl düzenlenen Tura yaklaşık 200 bisiklet sever katılım sağladı. Türkiye ile Hollanda diplomatik ilişkilerinin 400’üncü yılı olması nedeniyle Hollandalı bir grup bisikletçinin yanı sıra, Yunanistan, Macaristan ve İngiltere’ den de konuk bisikletçiler aramızdaydı. Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Edirne, Aydın, Bursa, Zonguldak, Eskişehir gibi Türkiye’nin çeşitli İllerinden kendi imkânlarıyla Muğla’ya gelen katılımcılar, buradan Derneğin daha önceden belirlediği rotayı takip ederek Turu tamamladı. Bu yılki Tur 16 Mayıs günü Muğla Merkezinde başladı ve sırasıyla Ula, Akyaka, Ören, Mumcular, Bodrum, Datça’dan devam ederek 20 Mayıs günü Marmaris’e ulaşılmasıyla sona erdi. İnişli çıkışlı toplam 253 km yol pedalladık. Tabi parkurun zorluğu kişilerin kondisyonuna ve hava koşullarına göre değişse de parkurun ve kamp alanlarının doğal güzellikleri, arada konakladığımız mekânlardaki yerel halkın konukseverliği, tur boyunca kurulan dostluklar ve dayanışma bütün yorgunluklarımızı alıp götürüyordu. Bisiklet Derneğinin organizasyonu ve Muğla Valiliği’nin bisikletçiler için aldığı güvenlik önlemleri de takdire şayandı.
Her isteyen tura katılabilir mi? Özel kriterler var mı katılım sağlayabilmek için?
-Evet, bu parkuru tamamlayacağına güvenen her bisiklet sever bu tura katılabiliyor. Dernek, organizasyonun kontrol edilebilir olması, yol ve bisikletçi güvenliğinin sağlanabilmesi için bu sayıyı 200 bisikletçiye sınırlamakta. Biz eşimle bu yıl katılım başvurumuzu internet üzerinden yaptık. Katılım sağlamak isteyenlerin başvuru süresi içinde doldurmaları gereken bir başvuru değerlendirme formu var. İnternet üzerinden de doldurulup gönderilebilen bu form, temel bilgilerinin yanı sıra tur deneyimlerine, teknik ve fiziksel kondisyona dair soruları da içeriyor. Başvuru kabulleri, İl kontenjanına göre Dernek tarafından yapılıyor.
Gökova Bisiklet Turuna katılan bisikletçilerin yaş ortalaması neydi? Tura başlayan herkes rotanın sonunu getirebildi mi?
-Bisiklet sporunun en güzel yanı da yaş sınırının olmaması.Bu Turda bunu çok net görmeniz mümkün. En gencimiz 14 yaşındaydı ve 70 li yaşlarında olmak üzere her yaş grubundan bay ve bayan bisiklet sever vardı. Sağlık ve mekanik sorunu yaşamayan katılımcılar tüm yorgunluklara rağmen Turu mutlu bir tebessümle bitirdiler.
BİSİKLET TURU BOYUNCA SÜREGELEN BİR TAKIM RUHU
Bisiklet turuna katılmanın kendine özgü edep ve tavrı olsa gerek, bunlar nelerdir?
- Çok farklı karakterde ve tecrübedeki insanları turda bir araya getiren tek hedef: bisiklete binmek.  Söylediğim gibi Tur tamamen gönüllülük esasıyla birkaç arkadaşın katkılarıyla gerçekleşiyor. Bu nedenle böylesine kalabalık bir grubun oluşturduğu etkinliğinin sağlıklı ve güvenli geçmesinin katılımcıların takım ruhunu sağlamasına bağlı olduğunu düşünüyorum. Bu da dayanışma, yardımlaşma ve destekle olabilir. Bagajların yüklenmesinden, yemeklerin servisine, çadırların kurulmasından, duşların kullanımına kadar herkesin elinden geleni yaptığını ve birbirine saygı ve destek verdiğini söyleyebilirim. Benzer kişilik özelliklerine sahip, bazen aynı ilden gelmiş olan kişilerin bir şekilde birbirini bulup, grup oluşturup, birlikte zaman geçirmekten zevk aldığını deneyimledik. Aynı zevklere sahip olduğumuzdan olsa gerek, birbirimizden habersiz aynı yere çadır kurar olduğumuzu gördük. Kısaca Tur boyunca hepimiz her işin bir ucundan zevkle tuttuk.
Yol rotanız üzerinde karşılaştığınız halktan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
-Bisiklet bir yaşam biçimi aslında. Ancak bizdeki geleneksel algı ya çocuklar ya da arabaya sahip olacak geliri olmayanların bisiklete bineceği şeklindeydi. Bu algı giderek değişiyor. Ben bundan yaklaşık 25 yıl önce ilk kaskımı ve bisiklet kıyafetimi yurtdışından aldım, çünkü bulmak mümkün değildi. Bu şekilde şehir içinde işime gidip gelirken komşularımız dahil yadırgayan bakışları hatırlıyorum. Sürücüler daha az dikkatliydi ve bisikleti araç yerine koymuyordu. Birkaç arkadaşımız trafik canavarına yenik düştü. Trafikde sayımız arttıkça bu algının da zamanla değiştiğine inanıyorum. Artık herkesin bütçesine ve talebine uygun bisikletlere, donanımlara, kask ve formalara ulaşmak mümkün. Şehir içinde gruplar halinde turlar düzenleniyor. Sohbet grupları çoğaldı. Muğla Bisiklet Turu özelinde konuşmak gerekirse, geçtiğimiz yollar köy yolları, köy kahvelerinde durup soluklanıyorsunuz, yerel halkla iç içesiniz, farklı bir mekanda ya da köyde yemek molası veriliyor, kamp alanı her gün farklı. Sürekli yerel halkla bir aradasınız. Zaten Turun amaçlarından biri de bölgenin bisiklet turizmini geliştirmek, doğal güzelliklerinin yanı sıra yörenin konukseverliğini de tanıtmak. Bu anlamda Hollanda Türkiye dostluğuna da bu seneki Turun çok şey kattığına inanıyorum. Turu düzenleyen arkadaşlarıma bu vesileyle buradan da bir kez daha teşekkür ederim.
ASFALTA BAKARAK DEĞİL KUŞLARI İZLEYEREK YOL ALMAK
Sizin bisiklet tutkunuz ne zaman ve nerede başladı? Bu tutkunuz size hayatta neler kazandırdı?
-Bisikletle zaman geçirmeyi hep çok sevdim. Lise yıllarında o zamanki imkânlar içinde iyi bir bisiklete sahip olmak ve ona hakkını vererek kullanmak fikrindeydim ve bunu  gerçekleştirdim. Yani yaklaşık 30 yıl önce. Bisikletin de bir felsefesi olduğuna inananlardanım. Gelip geçici bir hevesten ziyade bir yaşam biçimi. Kızım da bunu görerek yaşamının bir parçası haline getiriyor. Bisiklet yaşamıma hep renk kattı, sağlık ve huzur getirdi. Yollarda asfalta bakmak yerine kuşları da görerek gitmeyi sağladı. Bir dönem bisikletin ve bisikletçilerin olduğunu göstermek amacıyla yarışlar düzenlendi. Çeşitli İllerde düzenlenen bu yarışların olabilmesi için kalabalıkların oluşmasında bazen yarışçı bazen seyirci olarak zevkle katkı sağladım. Yarışların gerek organizasyon açısından gerekse sporcu açısından çok zor ve meşakkatli bir iş olduğunu, başarıların çok büyük özveri gerektirdiğini deneyimledim. Bu işi profesyonelce yapmaya gayret eden genç arkadaşların desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.
YOĞUN BİR ÇİÇEK VE İYOT KOKUSU İÇİNDE DAĞ TEPE BİSİKLETE BİNMEK BEDENSEL YORGUNLUĞUNUZA RAĞMEN RUHEN DİNLENDİRİCİ
Bisiklet turlarının beden ve ruh sağlığına olumlu katkı sağladığını düşünüyor musunuz? Pedallarken bisikletçiler, tüm ünvanlarından sıyrılıp özüne mi dönüyor?
- Gökova bisiklet turu deneyimimiz üzerinden konuşmak gerekirse, şehir ortamından, yoğun trafiğinden uzaklaşıp, 5 gün boyunca yeşillikler içinde, zaman zaman deniz kenarında, enfes manzaraların bir parçası olarak,  yoğun bir çiçek ve iyot kokusu içinde dağ tepe bisiklete binmek, yağmuru, soğuğu,  sıcağı aynı gün içinde yaşamak, kas yorgunluğunu cam gibi denizlerin serinliğinde atmak, yerel halkla sohbet etmek, yeni arkadaşlar tanımak, paylaşmak, çatısı gökyüzü olan bir ortamda günü geçirmek, pedallamakdan başka bir sorumluluğunuzun olmaması, günün sonundaki tüm bedensel yorgunluğunuza rağmen ruhen dinlendirici. Zaten 200 kişinin tek ortak hedefi o günkü parkuru en keyifli ve güvenli şekilde tamamlamak.
Birçok bisiklet derneği var Ankara’da siz bunlardan birine üye misiniz? Üye olmak gerekiyor mu etkinliklere katılım sağlamak için?
-Bisiklet Derneği oluşumları bundan 24-25 yıl öncesine dayanır. Ankara Bisiklet Derneğinin ilk kurulma denemesini bildiğim için kurulması aşamasında özveride bulunan arkadaşlarımızın olduğunu söyleyebilirim. Şu anda iletişim teknolojisinin de gelişimine paralel farkındalık arttı ve çok topluluk var. Bu olumlu bir gelişme. Üniversite grupları var, yerel, bölgesel ve uluslararası gruplar var. Bunları İnternet ortamında izlemeniz, organize olmanız ve bir etkinliğe katılmanız çok daha kolay. Takip edebileceğiniz çok çeşitli bloglar var. İlk aklıma gelenler Critical Mass, Perşembe Akşamı Bisikletçileri (PAB), 350 Ankara ‘’İklim Meselesi Hepimizin Meselesi’’ sloganıyla iklim değişikliği ile mücadelede çevreye dost bisiklete ve karbon ayak izine dikkat çeken bir topluluk, Pedal Sesi..bunlar  ilk aklıma gelen birkaç örnek. Bu grupların çoğu sosyal paylaşım siteleriyle irtibat kurulabilen herkese açık topluluklar.
BİSİKLETE YENİ BAŞLAYACAKLARIN  VÜCUT YAPILARINA VE KULLANIM AMAÇLARINA UYGUN BİSİKLETLERİ TERCİH ETMELERİ LAZIM
Bisiklet severlerin doğa ile barışık, mutlu insanlar olduğunu düşünüyorum bu fikrime katılıyor musunuz? Bisiklete meraklı olanlara, yeni başlayacaklara önerileriniz nelerdir?
-Genelleme yapamam ancak kendi deneyimimden bahsedebilirim. Bisikletle yol alırken çiçek kokularını kuş seslerini duyar, arada cam olmaksızın gerçek renkleri algılayabilir, arabayla ulaşamadığınız pek çok yere ulaşabilirsiniz. Bisikletle yol almak fotoğraf çekmek için de güzel bir imkan. Otomobille giderken göremediğimiz ayrıntıları bisikletle pedallarken görmek mümkün. Bazı arkadaşlarımız bisiklet üzerindeyken fotoğraf çekimi yapıyor veya bisiklete sabitledikleri özel donanımlı video kameralarla görüntü alabiliyorlar. Ben hafızama kayıt yapmayı tercih edenlerdenim. Bu şekilde zamanla kuş gözlemine ve onları tanımaya da merak sardım. Bisikletle diğer ulaşım araçlarıyla gidemeyeceğiniz yerlere ulaşabilir, yeni ve farklı parkurlar keşfedebilirsiniz. Doğa ile iç içesiniz. Bu da insana olumlu enerji veriyor. Bisiklete yeni başlayacakların öncelikle kendi vücut yapılarına ve kullanım amaçlarına uygun bisikletleri tercih etmeleri lazım. Dağ bisikletini mi, yol bisikletini mi seçecekleri, hangi vites türünü seçecekleri gibi bazı temel unsurlar bisikletçinin amacına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Doğru mekanik ve güvenlik donanımlarına sahip olmalılar. Mutlaka kask ve eldiven kullanmalılar. Trafikde biniliyorsa özellikle ülkemizde çok dikkatli olmalılar. Ne yazık ki bilgi kirliliği her konuda olduğu gibi bisiklet sporunda da var. Bisikleti spor değil de eğlence aracı olarak bile kullansanız doğru bilgiye erişmek ve doğru donanımı seçmek gerek. En çok gözlemlediğim bisiklete yeni başlamış arkadaşların internet üzerinden kolay bilgiye ulaşma çabası ve bu ortamda çok deneyimi olmaksızın fikirlerini paylaşanlara sanki bunlar yasaymış gibi inanmaları. Sanırım en doğrusu, her bisikletlinin kendi deneyimini yaşayıp, zaman içinde kendi birikimini oluşturması.

21 Haziran 2012 Perşembe

HAKKI AMCAM

Fotoğraf:Şubat 2011/ÜNYE
Ben kendimi bildim bileli Hakkı Amcam, hayatımın önemli bir yerini kaplar,
Çocukluğumun en güzel günleri Amcamlarla birlikte olduğumuz günlerdi,
Evlerimiz yan yana olduğu için her fırsatta hep bir aradaydık,
Her yılbaşı ya onlarda ya bizde toplanırdık,
Birlikte yemekler yer, eğlenirdik, fırdöndü, tombala oynardık, TV izlerdik,
Onu her zaman birşeyler okurken hatırlarım,
Babamla hararetli siyasi tartışmalar yaparlardı,
Onların yaz akşamları balkonda yaptıkları sohbeti duyan komşular kavga ediliyor sanarlardı,
Bizim sülalenin erkekleri yüksek volümlü konuşurlar,
Çok iyi bir şofördü, mesleği ile ilgili anlattığı çok ilginç maceraları vardı,
Okusaydı çok başarılı bir elektrik mühendisi olurdu kesin,
Televizyon, ütü, fırın, çamaşır makinası her türlü elektrikli cihaz bozulduğunda aklımıza ilk gelen Hakkı Amcam'dı,
Hatta Ahmet Can küçükken evde birşey bozulduğunda hemen "Hakkı Dede bapar" derdi,
Hacca gittikten sonra bıraktığı sakalıyla çok daha yakışıklı olmuştu,
Yüzüne bir nur inmişti sanki,
O'nun elini öpüp, kucaklamadan, yengemin lokumunu yemeden bayram başlamazdı benim için,
Çocukluğumun hiçbir bayramı Amcamlarsız geçmedi,
Kızkardeşim yoktu ama, Amcamın kızları sayesinde kızkardeş ve abla sevgisini yaşadım,
Havva, Hatice Ablalar, Hülya ve Murat ile  birlikte büyüdüm,
Ortak anılarımız bizi birbirimize güçlü bağlarla bağladı,
Amcamı kaybettiğimiz gün yüreğimize düşen kor hala yanıyor,
Ama, onun mekanının cennet olacağına dair güçlü inancımız içimize su serpiyor,
Çünkü O, çocukların, şekerler, sakızlar dağıtan dedesiydi,
Herkesin gönlünü almayı bilirdi,
Kimseyi kırmazdı, büyük küçük herkesin sevgisini kazanmıştı,
Allah imanla ölmeyi nasip etti,
O'nun bu güzellikler içerisinde gidişi, geride kalan bizlere sabır ve güç verdi,
Allah yengeme, çocuklarına ve torunlarına slıklı uzun bir ömür versin.

16 Haziran 2012 Cumartesi

SİGARANIN DUMANI DA DUMANI !!

Hastalar, hastaneler, bir oraya bir buraya kendime gelemedim 2 haftadır,
Neyse ki, hastalarımız iyileşme yoluna girdiler,
Biz de bir rahat nefes alacak gibi olduk,
Ama, kafamızı kaldırmaya korkar olduk,
Allah sağlık ve sıhhatten ayırmasın,
Kimseyi de hastanelere düşürmesin,
Zor iş......
Keyifle bir sigara yakan arkadaşlaırm sizleri çok sevdiğim için yazacağım aşağıdaki satırları,
Sanatoryumda yattı babam akciğerindeki rahatsızlıktan dolayı 1 hafta,
Orada oksijen tüpü ile yaşayan hastaları görünce,
Rahat nefes almanın bile ne kadar büyük lütuf olduğunu fark ettim,
Büyük çoğunluğu 30-40 yıl boyunca sigara içen insanlar,
Televizyonlarda da kamu spotu adı altında gösteriyorlar,
Ancak, yakından görünce çok etkilendim,
O hastalara acil şifalar diliyorum...
Ben öyle sigara içenleri yolda durdurup da nasihat eden biri değilimdir,
Yanlış anlaşılmasın,
Kimseye ahkam kesmek benim tarzım değil,
İsteyen istediği şekilde yaşamakta özgür,
Sadece gözlemimi aktarıyorum,
İnşallah hepimiz sağlıklı yaşlanırız,
Çok zor başka türlüsü...
(Kaybedenler klübünü de çok sevmiştim bu arada, Asu Maralman'ın sesinden Sigaramın Dumanı'nı dinlemek güzeldi)

8 Haziran 2012 Cuma

HAYAT SAHNESİ

Hayat sahnesinde her rol bizim için yazılmış,
Hangi rolü ne zaman oynayacağımız senaryoda var,
Sahneye çıkıyoruz doğduğumuzda,
Ölüme kadar da o sahnedeyiz,
Her zaman bizim için, mutlu, sağlıklı, huzurlu, ışıltılı roller yazılmıyor malesef,
Bazen de mutsuz, hüzünlü, sıkıntılı rolleri oynamamız gerekiyor,
Aynı sahnede bize eşlik eden kişilerin üstlendiği rollerin durumları da bizleri etkiliyor ve ruhsal durumumuz değişiyor,
Bu hafta benim rolüm pek de içacıcı değildi,
Bu nedenle yazamadım, elim gitmedi,
Umarım herşey yoluna girer,
Babacığım bir rahatsızlık geçirdi şimdi hastanede,
Tedavisi devam ediyor,
Dualarınız bizimle olsun,
Sağlığına kavuşmasını ve eski hareketli, enerjik, yerinde duramadığı günlerin geri gelmesini diliyorum,
Korkulacak birşey yok ama bizler onun enerjisine her zaman hayran olduğumuz için,
Onu hastanede görmekten dolayı üzüldük,
Şimdiden geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ediyorum,
Keyifli günler geldiğinde yazılarıma devam ederim,
Hoşçakalın....

3 Haziran 2012 Pazar

GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL


GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL


Çiçeklerle hoş geçin, 
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.


Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
‘Ya hayır de, yahut sus,’
Dili incitme gönül.


Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.


Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül


Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.


Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül.

Bestami YAZGAN

Benim güzeller güzeli,
Kültürlü, çok okuyan, çok bulmaca çözen,
Ezberinde çok sayıda şiir barındıran,
Gönlü zengin,
Kalbi temiz, güleryüzlü
Bir tanecik Mualla Teyzem,
Gazetede bir köşe yazısında okuduğu bu şiiri çok beğenmiş ve ezberlemiş,
Bana okudu ben de bayıldım,
Herkes Yunus Emre şiiri sanıyormuş ancak,
İnternette araştırınca başka bir şairin olduğu bilgisine ulaştım,
Ne kadar anlamlı sözleri var değil mi?

1 Haziran 2012 Cuma

BİLGİ ANADOLU LİSESİNDE PİLAV GÜNÜ

Gençler çok eğleniyordu,
Gruplar sahne aldı, oyunlar oynandı, satandlarda yiyecekler satıldı,
12'den sonra başlayacak dedikleri şenlik 12'ye doğru başlayınca bizler Fahir'in Grubu Paranormal'in sahne performansını kaçırdık,
Aşağıdaki videodan izledik neyse ki,
Çok kısa bir çekim ama 031'den başlıyor,
Gitar çalışını çekmişler,
Tabi bizler de çok mutlu oluyoruz izleyince,
Umarım sahnede de izleme şansımız olur,
Daha büyük ve güzel bir organizasyonda,
Gençlerle birlikte genç oluyor insan,
Fahir yine istemedi fotoğraf çektirmeyi,
Ama annesinden kurtuluş olmayacağını bildiğinden el mahkum razı geldi :)))
Emre, Fahir ve Ahmet Can'ı fotoğraflamayı başardım !!

Evde çalımak pek keyifliymiş,
Nazar değmesin :))))
Bu arada evde bel fıtığından hasta bir koca,
Sınavlardan yorgun düşmüş 2 erkek çocuk var,
Tam zamanında tadilata girmişiz,
Herkesin bana ihtiyacı olduğu sırada,
Rapor veya izin almalıydım yoksa,
Bu arada hem iş yapıp hem onların gönüllerini etmeye çalışıyorum,
Güzel ve bol güneşli bir haftasonu olacakmış şükür,
Herkese güzel bir haftasonu tatili diliyorum...