30 Nisan 2012 Pazartesi

ADAB-I MUAŞERET

Çocukken evimizde sayfaları sararmış bir kitap vardı,
Adab-ı Muaşeret'ti sanırım ismi,
Sofra kuralları,
Bir topluma girdiğinde nelere dikkat edileceği,
Misafir karşılama,
Konuşma,
Oturup kalkma,
Yeme, içme konularında nasıl davranılması gerektiği ile ilgili bir kitaptı,
Benim çok ilgimi çekmişti nedense,
Hanımefendiliğin el kitabı gibi gelmişti bana o kitap,
Keşke Ünye'ye gittiğimde bulabilsem onu kitaplığımızdan,
Tam ismini ve kimin yazdığını hatırlayamıyorum.

Önemlidir bence belli bir nezaketle yaşamak,

İnsanın kendine saygısı varsa, diğer insanlara da vardır diye düşünüyorum,
Bir insanı tanımak için onunla yemek yemeniz yeterli olabilir,
Seyahatlerde de çıkar insnaların gerçek yüzü ortaya,
Çocuklarımıza da genel görgü kurallarını öğretmeliyiz,
Geleceğin yetişkinleri nezaketle hareket etmenin güzelliğini bilmeliler.
 Yaşlı bir beyefendi tanıdığımız vardı,
Asla yemeğe başlamazdı evin hanımı masaya oturmadan,
Ya da kaçımız biliyor misafir yemeğini bitirip masadan kalkmadan, ev sahibinin de masadan kalkmaması gerektiğini,
Misafirin yanında esnemenin ayıp olduğunu,
Misafir salondayken saatlerce mutfakta kalmanın hiç de hoş olmadığını,
Yardım istemeden ihtiyaç sahibi birine yardım etmenin güzelliğini,
Kimseyi eleştirmeden ve yargılamadan konuşmanın önemini,
Çoğumuz biliyoruz da,
İş uygulamaya gelince,
Adam sende! diyoruz,

28 Nisan 2012 Cumartesi

MEZUNİYET TEZİ

Çok sevdiğim arkadaşım,
Mezuniyet tezi için bir anket doldurmanızı rica ediyor,
Ben bloğumun sağ üst köşesine linkini verdim ancak, görmeyenler için bu yazıyı eklemek istedim,
Balkahvem çok önemli şeyler başarıyor,
Ona destek olalım...
ANKET AŞAĞIDAKİ LİNKTE

27 Nisan 2012 Cuma

ÜNYE ÇATOM ve Ordu Günleri

Ünye ÇATOM ( Çok Amaçlı Toplum Merkezi) Başkanı Selma Hasdemir ve arkadaşları Ordu Günlerinde açtıkları standda el emeği göz nuru ürünlerini sergilediler.

Ortayılmazlar Mahallesi Muhtarı Seyhan İhtiyaroğlu da oradaydı. her zaman verdiği destekle Ünyeli kadınların yanında olduğunu gösteriyor.

Başkan Selma Hanımdan aldığım bilgileri aktarayım;
13 Mayıs 2011 yılında kurulmuş Ünye ÇATOM, amacı da, kadının sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimi sağlamak.
Standda da yer alan el tazgahlarında kumaş dokuması yapılıyor.
Bu sanat Ünye'nin tarihsel geçmişinde önemli bir yer tutuyor.
Kumaşların üzerine işlemeleri yapan bir atölye ve  bunların dikildiği de tekstil atölyesi bulunuyor.
ÇATOM'da şu anda kayıtlı 300 kadın bulunuyor,
Ortayılmazlar mahallesinde tarihi bir evde faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Ayrıca, biber tuzu, su böreği, kıvırma gibi Ünye'nin mahalli mutfağının tadları da burada yer alıyor,
Mis gibi el açması su böreğinden ve bibertuzundan aldım,
Evde çocuklarla tadına bakacağız...
(Fotoğraflar bana mail ile geldiğinde yayınlayacağım malesef, benim makinamda sorun vardı o gün kendim çekemedim. Oradaki bir gence rica ettim. Şayet mail atarsa yayınlayacağım.)

Standda otururken bir hareketlilik oldu,
Ordulu milletvekilleri geldi,
Ne olduğunu anlamadan fotoğraflar çekindik kalabalık bir grup olarak,
Onlar suböreği yediler, nefes almadan, bayılarak,
Sonra kalktılar,
Oktay Ekşi de aralarındaydı,
Güleryüzlü babacan bir tavrı vardı....

25 Nisan 2012 Çarşamba

OLMAYAN

Romanı değil de Roman Yazarını tanıtacağım size,
Daha yeni fırından çıktı roman çünkü,
Daha okumadım,
Hemen sipariş verdim,
Kitapçılara birkaç güne kadar gelir,
İnternetten satın alabilirsiniz şimdi,
Kuzenim,  Roman Yazarı Bahri Gördebak,
Üniversite yıllarımı yanında, şefkatli kollarında okuduğum Mualla Teyzemin torunu kendisi,
İlk Romanı,
İlkler her zaman özeldir,
Eminim çok başarılı olacak,
Kitabı okuyunca yorumlarımla birlikte O'nunla da bir röportaj yapıp yayınlayacağım,
Bahri'yi tebrik ediyorum...
Bu linkten sipariş verebilirsiniz: OLMAYAN

Bu kadar çabuk ulaşacağını sanmazdım,
Dün verdiğim sipariş bugün elime ulaştı,


 Hemen okumaya başlıyorum.....

24 Nisan 2012 Salı

ÜNYE'DE 23 NİSAN BÖYLE KUTLANIR

Neşe Teyze ismine yakışır bir şekilde şen şakrak bir insandır,
Yıllardır görmedim kendisini ama,
Sanal dünya sağolsun,
İletişimimiz sosyal ağ üzerinden,
23 Nisan'da Ünye'nin Dünkü ve Bugünkü Çocukları Cumhuriyet Meydanında toplandılar,
Siyah önlük giyip beyaz yaka taktılar,
Neşe Teyze benim ricam üzerine kırmızı kurdele taktı yakasına,

İlkokuldayken okuma yazmayı sökenlere kırmızı kurdele takılırdı,
Sağolsun benim öğretmenim (Günay Canarslan) bana çok geç takmıştı veya ben biraz tembeldim :)
O kırmızı kurdele takıldığı gün nasıl soğuk bir hava ben yaka bağır açıkta koşa koşa eve geldim,
Yolda herkes kırmızı kurdelemi görsün diye!!
Yani içimde ukdedir,
Rica etmiştim Neşe Teyze'ye önlüğünün üzerine benim için kırmızı kurdele takmasını,
O da unutmamış takmış,
Teşekkürler....
 "Bilgin Hasdemir son olarak provayı toparlıyor ve herkese tek tek tenbihte bulunuyor, "stadda tören biraz uzun sürebilir, çişiyiz gelirse tutun pantolona işemeyin" diye. Çok şükür herkes tembihi tuttu kimse pantolona işemedi." Yaşar Karaduman
fotoğraflar Gazete Ünyeses'ten alınmıştır
Görüyor musunuz benim neşeli, her daim genç Ünyeli Hemşehrilerimi,
Orta Çarşı Çocukları,
Bayramda,
Şiirler okumuşlar,
Marşlar söylemişler,
Akşam da fener alayı yapmışlar,
23 Nisanın hiç yaşlanmayan çocuklarını kutluyorum,

Yorumun güzelliğine ve içtenliğine bakın lütfen;
oney dedi ki...
Ben Ünye Ortaçarşı çocuklarından Yaşar Karaduman, sevgili Fatma'ya bizi sitesine taşıdığı ve sizlere ulaştırdığı için teşekkür ederim. Biz çocuklukları içinde ölmeyen Ünye'nin mutlu çocuklarıyız. Gelecek yıl sizleri de bekleriz, içinizdeki çocuğu alın gelin..

İPEK KIZ

Bizde çifte bayram kutlandı haftasonu,
Kardeş Hüso'nun maviş kızı İpek elimizi öpmeye Ankara'ya geldi,
Doğumundan beri görmemiştim bu fıstığı,
Annesi öyle güzel bakmış büyütmüş ki,
6 aylık olan İpek tam bir lokum olmuş Maşallah,
Onun bebek kokusunu içime çektim,
Tombiş yanaklarını öptüm,
Maviş gözleri, düğme burnu ve minik ağzı ile,
Benim çizgi film kahramanım,
Hareketli, kanlı canlı bir şekilde yanımızdaydı,
Doyamadım koklamaya, sevmeye, fotoğraflamaya,
Oyuncak bebek gibiydi,
Bayıldı halası ona,
İpek de gülücükler yapıp halasının sevgisine karşılık verdi,
Allah güzel yazılar yazsın, sağlıkla sıhhatle büyüsün inşallah,
3 gün çabucak geçti ve onlar istanbul'a evlerine döndüler,
Bize de fotoğrafları ile avunmak kaldı...
 "Çocuklar Çiçektir ,Türk Bayrağı, Çiçek Deseni",
"Ahmet Can bak şunu yaptı" diye izledim Bayramı televizyonda :)
Yorgun argın geldi bizim bayram çocuğu eve,
Ama mutlu ve gururluydu bayramda görev almaktan,

Bugün salı iş başı yaptık,
Pazartesi sendromuna girmemek güzel,
Demek ki neymiş, 3 gün tatil iyiymiş !
Salıdan başlayınca haftaya daha mutlu oluyor insan,
Bir de Ankara'da güneş gülümsemeye başladı bize,
Bizden güzeli yok tabiii,
Özlemişiz güzel güneşli havaları,
Sizin havanız da hep güneşli olsun,
Keyifli, mutlu, huzurlu günler diliyorum....

20 Nisan 2012 Cuma

BİSİKLETLER DEPOLARDAN ÇIKSIN !!!!

Geçen yaz evin içerisinde durdu 2 bisiklet,
Yalvardım her gün,
"Bisiklete binin, dışarı çıkın",
"Bilgisayarın başından kalkın, hava çok güzel",
Bana mısın demediler,
Ben de inatla o 2 bisikleti tekrar depoya kaldırmadım,
Ne zaman ki havalar bozdu, ben de ümidimi kestim,
Tekrar depoya, tüm kışı geçirecekleri yerlerine geri döndüler boyunları bükük :(
Gençler, çocuklar mı değişti?
Biz mi değiştik?
Kuşak çatışması mı yaşıyoruz?
Sokak oyunları ile büyüyen bizim kuşak ve öncesi,
Annemizin "artık eve dön kızım/oğlum, yemek zamanı, hava karardı" seslenmeleri ile büyüdük,
Anne olduğumda hayatın tersine döneceğini hayal bile edemezdim,
Ofisten telefonla evi arıyorum "oğlum bisiklete binin, dışarı çıkın lütfen" diye,
Bizler bu çağın anneleri yalvarır olduk, açıkhavaya çıksın , bahçede oyun oynasın diye çocuklar,
Yaz tatilinde en az 1-2 saat açık havada olmaları güzel değil mi?
Merak ediyorum, evde televizyon ve bilgisayar başında saatlerini geçiren çocukların ileride sağlıklarını bu durum  nasıl etkileyecek?
Bizde genel anlayış;
Bisiklete çocukluk döneminde binilir sonra terk edilir,
Mesela kaçımız Bisikletliler Derneğinden haberdarız?
Avrupanın birçok ülkesinde özellikle de Hollanda'da bisiklet yolları var ve insanlar işlerine bisikletle gidiyorlar,
Orada takım elbisesi ile bisiklete binenleri görünce şaşırmıştım ben de,
Ankara'da bisiklet yollarının yapılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile anlaşma imzalandığını duydum haberlerde, sevindim,
Benim delikanlılar biraz da çocuk işi olduğunu düşündükleri için binmekten çekiniyorlar sanırım,
Hep birlikte bineceğiz bu yıl,
Eymir'e gidip bisiklet kiralayıp göl çevresinde tur atalım bakalım,
Belki yaz tatilinde depodan çıkan bisikletlerin boynu bükük kalmaz,
Hep birlikte bu etkinliği yaparsak onlar da heveslenirler :))
Güzel bir haftasonu diliyorum herkese...

18 Nisan 2012 Çarşamba

BURNUMU OYNATIP TATLI CADI OLSAM

Tatlı Cadı'yı çok severdim ben o yıllarda,
Burnunu oynattı mı herşey bir anda oluverirdi,
Bazen bende de böyle bir kabiliyet olsa diyorum,
Çalışan kadınların hepsi ister şöyle bir burnunun hareketi ile her işi halletmeyi,
İşte, tüm gün çalıştıktan sonra eve gidiyorsun bir de evde çalışıyorsun,
Anne olmak zor, 
Ev kadını olmak zor,
Çalışan anne ve ev kadını olmak katmerli zor,
Ne zaman dinleniyoruz peki?
Evde bize yardımcı eşlerimiz varsa ne mutlu!
Çocuklarınızı yardım konusunda eğitmişseniz de ne mutlu!
Yükünüz bir nebze hafifler,
Söylenmemeli anneler erkekler iş yapmıyor diye,
Onları da yetiştiren bir anne,
Kendi çocuklarımızı öyle yetiştirmeliyiz ki,
Kadının asli görevi olarak görmemeli ev işlerini,
Ortaklaşa yapılacak, yardımlaşarak daha kolay bitecek ve mutlu olunacak bir eylem olarak algılamalı,
Erkek çocukları ve kız çocuklarını eşit büyütmek çok önemli,
Mutfağa girmeli çocuklar, cinsiyet gözetmeden ev işlerini öğretmeliyiz,
Bu, biz yeni kuşak annelerin birinci vazifesi olmalı,
Kadınlar ve erkekler ev işlerinden dolayı birbirlerine söylenmezler bu sayede,
Ortaklaşa yapılırsa bu işler hayat daha da kolaylaşır,

Bugün nasihat günümdeyim sanırım :)
Bir de çocuklarımızı kendi uzantımız gibi görmemeliyiz,
Onları birey olarak kabul etmeliyiz,
Yetişkin olduklarında ise yakalarından düşmeliyiz,
Bizi yük olarak görmemeli, 
Hayatlarını kendi istedikleri gibi yaşamalarına karışmamalıyız,
Sorumluluğumuzu onlara yüklememeliyiz,
O zaman ne kaynana sorunu kalır ne de gelin!!!
Büyük konuştuğumu söylüyor arkadaşlarım ama,
Allah iyilerle karşılaştırsın tabi, kaynana olunca değişeceğimi pek sanmıyorum,
Aynı düşüncemin devam edeceğini düşünüyorum umuyorum...

17 Nisan 2012 Salı

23 NİSAN GÖSTERİLERİNE HAZIRLIK HEYECANI

Ahmet Can ilk kez Ankara'da Hipodromdaki 23 Nisan Törenlerine katılacak,
O ve okulu seçilmiş bu yıl gösteride renkli kartonları kaldırıp resim, yazı, şekil oluşturmak için,
Dün başladılar çalışmaya,
Heyecanı ve neşesi görülmeye değer,
Bakalım nasıl bir sonuç olacak,
Eminim çok renkli ve coşkulu bir 23 Nisan onu bekliyor...

Benim çocukluğum Ünye'de geçti biliyorsunuz,
Bizim oralarda bayramlar coşku ile kutlanırdı,
Aylar öncesinde gösteriye hazırlanırdık,
İlkokul 3.sınıfta Cumhuriyet Meydanında gerçekleşen bayramda halkoyunu oynamıştım,
Ne büyük bir heyecandı benim için,
Pelin, Özlem, bizim sınıfın diğer kızları ile Çepikli oynamıştık,
Birkaç fotoğrafım var o günlerden kalan,
Bayram coşkusunu günler öncesi içimde hissederdim,
23 Nisandan önceki akşam ise uyuyamazdım telaştan,
Ayakkabılar parlak olacak, siyah önlük jilet gibi, beyaz yaka bembeyaz olacak,
Resmi geçitte kalabalığın arasından ailemizi görüp çaktırmadan gülümsenecek,
Bando takımındakiler en havalı gruptu bence,
Hep trampet çalmak istemiştim,
Hele de önde yürüyen Major elindeki asayla artistlik hareketler yapardı,
Bazen kızlardan da seçilirdi,
Çok içe kapanık ve çekingen bir çocuk olduğumdan sanırım,
Öğretmenim bando takımına seçmemişti,
Lise de bir bayramda Flama tutturmuşlardı, tüm öğrencilerin önünde yürümüştüm,

Çokkk gurulandığımı ve sevindiğimi hatırlıyorum...

16 Nisan 2012 Pazartesi

KARDEŞLİK HAFTASI


Bu hafta Peygamber Efendimizin Kutlu Doğum Haftası nedeniyle  Kardeşlik Haftası ilan edilmiş,
Metroya bindim haftasonu,
Afişler asılmış Diyanet İşleri Bşk tarafından.,
"KARDEŞLİK, İNCİNSEN DE İNCİTMEMEKTİR" diyor birinde,
 Kaçımız yapabiliyoruz ki bunu,
Canımızı acıtana hemen karşılık vermek için pusuda bekliyoruz,
Sanırım olgunluk ve sakin kalabilmek önemli bu durumda,
Keşkeleri hayatımızdan çıkarmak için çevremizdeki insanlara hoşgörü ile yaklaşmamız lazım,
Bir günümüzü, kimseyi kırmadan gücendirmeden geçirdiysek bir artı ekleyebiliriz hanemize,
Üstüne üstlük birini de memnun ettiysek ve güldürdüysek de yıldızlı beşi hak ettik demektir,
Ülkemizde yaşayan Kürt,Türk, Laz, Musevi, Alevi,Gürcü, Çerkez hepimiz KARDEŞİZ;
Bunu hiçkimse değiştiremez,
Aramızdaki dostluk ilişkilerimizi zedeleyenlere pirim vermeyelim,
Dostluk ve kardeşlik dolu bir hafta diliyorum sizlere....

11 Nisan 2012 Çarşamba

ÜNYE YAZISI

 Memleketimin çocukları güneşi görünce Ünye'nin serin sularına kendilerini bırakmışlar,
Ahmet Abi çekmiş fotoğrafları,
Onun Bloğu için bir TIK,
Ünye'den haberler geliyor her sabah mail kutuma,
Ben de oralara özlemimi gideriyorum...

Bahar gelince Ünye planları yapmaya başlıyorum,
Hangi hafta gitsem?
Acaba festivale denk gelir miyim?
Kimlerle görüşebileceğim?
Nerede denize girerim?

Bu tür sorular kafamda dolaşır durur,
Cennet gibi memleketim var vesselam :))
Fotoğraf çekmeye doyamam ben oraya gidince,
Bu yıl ilk iş komşumuz olan MÜZE EV'e gitmek olacak,
Ünyeye ve değerlerine sahip çıkan abilerimiz ve ablalarımızın olması gurur verici,
Bu yıl Karadeniz Turu yapmayı düşünenleri Ünye'ye davet ediyorum,
Eminim pişman olmazsınız,
Çakırtepede Ünye Pidesi yersiniz,
Ünyeyi kuşbakışı  seyreder fotoğraflarsınız,
Sahilde gezersiniz,
Deniz kenarında bir çay içersiniz,
Ünye iskelesinde rüzgara karşı yürürsünüz,
Yemyeşil ve masmavi Şirin Ünyede yaşayanların ne şanslı olduğunu düşünürsünüz,
Sokaklarında karşınıza çıkan tarihi evlerine bakarak hayallere dalarsınız,
Ortaçarşıda Ünye'nin ileri gelen esnafına selam verirseniz onlar size Ünye Tarihini ve tüm mahalli tadları anlatırlar,
Benden de bir selam söylersiniz Ünye'ye ve tüm Ünye Sevdalılarına...

10 Nisan 2012 Salı

İKİNCİ BAHARDA MERAL OKAY

Senaryolar yazıyor,
Şarkılar besteliyor,
Dizilerde filmlerde oynuyor,
Ancak kendi senaryosunun nerede nasıl biteceğini bilemiyor insan,
Meral Okay'ı severdim ben ,
İkinci Bahar'dan beri,
Allah Rahmet Eylesin,
Kim olursan ol bir gün Ölüm gerçeği hepimize yüzünü gösterecek,
Bu fikir çoğu insan için korkutucu,
Bilmediği herşeyden korkar insan,
Ahlaklı, dürüst, iyi niyetli, adaletli, imanlı bir hayat süren bir insanın ölümden korkmaması sevinmesi gerek diye düşünüyorum ben,
Allah sıralı ölüm versin,
Hz. Mevlana'nın dediği gibi "kavuşma ve buluşma zamanı"olarak bakarsak ölüme belki içimiz ferahlar,
Tabi hiçbirimiz yakınlarımızın gitmesini istemiyoruz,
Onları bir daha hiç görememek düşüncesi bize üzücü geliyor,
Yüreğe düşen ateşi yatıştırmanın bir yolu da,
Onun orada mutlu, iyi ve huzurlu olduğunu düşünmemiz sanırım,
Allah Sabır Versin
Zaman herşeyin ilacı....

8 Nisan 2012 Pazar

DİET MEVZU, İNCE MEVZU

Bahar sarhoşluğu,
Alerjilerin başlama zamanı,
Uyuşukluktan kurtulma hali,
Bitkiye, çiçeğe, filizlenmiş ağaçlara hayran olma mevsimi,
Evden sokağa kendini atma heyecanı,
Güneşle kucaklaşma vakti...
 Dün tüm günü sporda geçirdikten sonra,
Bugünü doğayla başbaşa geçirme niyetindeyim,
Sabah muhteşem bir kahvaltı ile benzin deposunu fulledik,
Aralarda meyva ile atlatıp akşama hafif bir akşam yemeği yemeli,
Havalar ısınınca bende bir iştah düşüklüğü olur genelde,
Bu aralar kıyafetler hafifleyince,
Beni gören herkes "aaaa ne kadar zayıflamışsın" diyor,
Nedendir bilinmez ! genelde bu cümle olumsuz ifade ile kuruluyor,
Ya kardeşim siz değil miydiniz, "sanırım biraz kilo almışsın "diyen,
Şimdi n'oldu?
Dikkat ettim 5 kilo verdim bir yılda toplam,
Ama körü körüne bir diet değildi benimki,
Dengeli ve düzenli az yemek,
Zayıflamam dünyanın en kötü şeyi olmuş gibi söylemelerine çokkk şaşırıryorum,
Sanki çirkin ucube bişi olmuşum,
Hah hah hah,
Aksine ben çok memnunum,
Azm ettim başardım,
Ömür boyu diet nedir bimeyen ben, 35 ten sonra alduğım kiloları verdim,
Süperim,
Enerjim yüksek,
(Duvarlara vurun lütfen :))
Hiç bir yorum beni etkilemiyor artık,
Cevabım şu oluyor bu tarzda "aa çok  zayıflamışsın" diyene ; "sen kendine bak" 
Çek çekebildiğin yere,
Aslında öyle iğne ipliğe de dönmedim laf aramızda,
Sadece yıllardır 65-66 olan kilom 62 ye düştü, 67 leri görmüştüm tartıda,
Nasıl iyi hissediyorsanız o kilo en iyi kilodur,
Bunu anladım,
Herkes manken gibi olmak zorunda değil,
Ama herkesin kendini iyi hissettiği bir kilo vardır,
Buna erişmek için de azim ve irade lazım...
GÜZEL BİR PAZAR DİLİYORUM HERKESE

3 Nisan 2012 Salı

HOŞGELDİN BAHAR HANIM

Ankara uzun yıllardır en karlı kışını yaşadı bu yıl,
Yaz gelsin, güneş açsın diye diye geçirdik soğuk günleri,
Bugün bahar hanım bize göz kırptı,
Geleceğinin müjdesini verdi,
İçimize neşe ve umut doldu,
Güneş gülen yüzünü gösterince,
Refleks olarak insanlar da ona gülüyor,
Daha hafif, daha rahat insanlar görüyorum çevremde,
Osman Müftüoğlu yazdı insan bedenine ve ruhuna da düşüyor cemre diye,
Ne doğru bir söz,
Cemre kaçsın içimize biz de kışın ağırlığını, yükünü, kasvetini bir kenara atalım,
Yenilenelim, hafifleyelim,
Ruh ve beden sağlığımızı güçlendirelim...
Bugün çok hoş bir mekana gittik öğlen,
Minicik bir yer,
2 masa dışarıda 2 masa içeride,
Necatibey'de adı; Raye,
Bir ailenin evine misafirliğe gitmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi,
İçeri girdiğimizde mis gibi elmalı pay koktu,
Küçük tezgahın üzerinde ev kurabiyeleri, kekleri vardı,
Oturduk,
Hoşgeldiniz dedi bir genç kız,
Menüyü saydı,
Yarmalı, nohutlu nefis bir yoğurt çorbası içtik,
Mercimek köftesi, zeytinyağlı sarma, ıspanaklı ve patatesli börek sipariş verdik,
Hepsi nefisti,
Sanki arkadaşımızın evine çaya gitmişiz gibi oldu,
Üzerine de çilekli bir cheese cake yedik,
Daha ne olsun,
İşleten bayan işletme mezunuymuş,
Bu işi yapıyormuş,
Dedim ki, genelde bankacıların hayalidir böyle bir yer açmak,
Yoğun mesleğinden emekli olup keyifli küçük bir cafe açmak,
Herkesin bir hayali var emekli olunca yapacağı,
Umarım hayallerimizi gerçekleştiririz çok geç olmadan....

1 Nisan 2012 Pazar

ÖZLEM....

Sarı saçlı, mavi gözlü, enerji dolu,
Herkesi gıpta ile baktığı,
Samimi, zeki, sınıfın en çalışkanı,
Özlem,
Yıl: 1985 
Yer: Ünye Lisesi, 5 Fen A (Lİse 2 )
Bir tenefüste sıraya oturup poz veriyoruz,
Sol baştan, Zeliha, Özlem, Ben ve Songül,
Okul piknikleri, Ondokuz Mayıs Gösterileri, Doğumgünleri,
Biz liseliler için eğlenmenin, birikte olmanın en güzel etkinlikleriydi,
Özlem'in sınıfımızda ayrı bir yeri vardı,
O mavi gözlerinden zeka fışkırıyordu,
Neşeli, konuşkan,
Her sınıfın gözdesi olur ya öyleydi Özlem de,
Babası Avukat Hasan Amca da çok sevilirdi Ünye'de,
Ablası Sıla ve annesi Tuna Teyze ile birlikte deniz kenarındaki güzel evlerinde yaşarlardı,
Doğumgününde evlerine gittiğimizde annesi bize en güzel sunumları yapardı, çok eğlenirdik,
Ancak Liseden sonra yollarımız ayrıldı,
O Tıp Fakültesini kazandı İstanbul'a gitti,
Ben ise Samsun'da Çevre Mühendisliğini kazandım,
O zamanlar cep telefonları, facebook yoktu,
Koptuk,
Ta ki bu sabah Hürriyetin Kelebek ekini elime aldığımda,
Bu güzel yüzü ben bir yerden hatırlıyorum dedim önce,
Ayşe Arman'ın röportajının ilk cümlesini okuyunca içim aktı,
Nerede başlıyor hikayeniz?
Ünye'de ....
(Özlem Cankurtaran ...)
Hikayelerimiz aynı yerde başlamış,
Ancak farklı senaryoların oyuncuları olmuşuz,
Benim güzel lise arkadaşım ne hastalıklar çekmiş,
Ölümün kıyısından dönmüş,
Şimdi ise çok sevdiği, aşık olduğu kocası hastaymış,
"Ben onun iyi olacağını biliyorum" diyor Özlem,
Ben de ona sonuna kadar inanıyorum,
Bu aşkla iyi olmaması için bir neden yok,
Dualarım Cüneyt Bey'le,
Bir an önce iyileşip güzel Özleminin kolunda yine o gezilerine devam etmesini diliyorum,

Özlemciğim, senin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum,
Seninle görüşmeyi çok isterim,
Ankara'dayım İstanbul'a geldiğimde seni ziyaret etmek isterim,
Ünye'yi, çocukluğumuzu konuşuruz seninle,
Liseden sonraki hayatlarımızı paylaşırız,
Sana ve çok sevgili kocana sağlık ve mutluluk diliyorum...
Lise arkadaşın 
Fatma Canbulat (Erdem)