18 Ağustos 2012 Cumartesi

KURAN-I KERİM OKUMAK/ANLAMAK



Çocukluğumun geçtiği Ünye'de her Ramazanda evimizde "Mugabele" okutulurdu. Her gün belli bir saatte hoca gelir Kuran-ı Kerimden bir cüz okur, komşu teyzeler de ellerindeki Kuran-ı Kerimle takip ederlerdi. Ben de bir tarafında türkçe meali olan arapça Kuranımdan takip etmeye çalışırdım. Bu şekilde daha yeni öğrendiğim arap harflerinin doğru okunuşunu hocanın telaffuzu ile öğrenirdim. Arapça Kuran-ı Kerim dinlemek insana bir huzur ve ferahlık hissi verdiğini o zamanlar keşfetmiştim. Ancak çoğu kez, mugabele takip ederken, arapça yazının yanındaki meale gözüm kayar, onu kaçamak da olsa okumak çok hoşuma giderdi. Mugabele bitince hoca evde kalır, bana, abim ve kardeşime namaz dualarını çalıştırır, kuran okumayı öğretirdi. Ancak o zamanlar türkçe anlamını öğrenmenin de çok mühim olduğunu bize kimse söylememişti.

Kuran-ı Kerimi arapça okumak, dinlemek tabi ki önemli. Ancak önemli olan onun anlamını öğrenmek, ne yazdığını bilmek ve hayatına uygulamaktır. Yüce Allah (CC) biz onu okuyalım, anlayalım, ona göre kendimizi düzeltelim, onun istediği gibi bir kul olalım diye indirmedi mi? Şimdi düşünüyorum da, bize mugabeleye gelen o teyzelerden kaçı anlamını biliyordu Kuran-ı Kerimin. Türkçesini, ne yazıldığını kaçı merak edip okumuş ve o şekilde hayatını şekillendirmişti? 

Kısacık bir "Sure" var Kuran-ı Kerimde adı: Hümeze. En azından her Ramazan mugabelelerde arapçasını dinlemiş ve manevi duygularla tekrar etmiştir komşu teyzeler. Anlamını bilselerdi bu inançlı insanlar sizce beğenmedikleri bir kişiyi çekiştirir, onun hakkında konuşmak için can atarlar mıydı? Aşağıda bu surenin mealini okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. 
104-el-HÜMEZE
Hümeze, birini arkasından çekiştirmek, onunla alay etmek, kırmak ve incitmek manalarına gelir. Kıyamet sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 9 (dokuz) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1. Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline!
2. O ki, toplamış ve onu sayıp durmuştur.
3. (O), malının kendisini ebedî kılacağını zanneder.
4. Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır.
5. Hutame'nin ne olduğunu bilir misin?
6. Allah'ın, tutuşturulmuş ateşidir.
7. (Yandıkça) tırmanıp kalplerin ta üstüne çıkar.
8. O ,onların üzerine kapatılıp kilitlenecektir.
9. (Bu ateşin içinde) uzatılmış sütunlara bağlanmışlar.
Kuran-ı Kerim'i arapça dinlemek ve okumak  ruhunuza ve maneviyatınıza iyi gelebilir. Anlamını bilerek okumak ise, sizi daha iyi bir insan yapacaktır. Allaha (CC) ve Peygamber Efendimize layık bir kul nasıl olunacak okuyup anlamak ve hayatımızı bu şekilde düzenlemek bizi iyiye götürecektir.

3 yorum:

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Çok güzel bir şey yapıyorsun Mavi Annem.
Bayramın kutlu olsun bu arada, hep mutlu ol...

gülşah dedi ki...

Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Çevremde ki bir çok kişiye bende aynı şeyi söylüyorum. Kutsal kitabımızı bir de türkçe mealinden okuyun. Nasıl bir kul olmamız gerektiğini öğrenin diye.
Elbette Arapça okurken yayılan enerji farklıdır ama anlamadan okuduğumuzda da Yüce Allah'ın nasıl bir kul olmamız gerektiğini bilmeden yaşayoruz, o zamanda olmuyor....

DENİZ YILDIZI dedi ki...

Güzel Yürekli Arkadaşım,
Çok haklısın.. acaba kaç kişi Aziz Kur'an'ın anlamını, felsefesini yaşamına katıyor.
Zaten öyle olsaydı dünya cennet olurdu.
Maneviyatımızı Aziz Kur'an'ı, Mesneviyi anlayarak,yaşamımızın her anına katarak güçlendirmek,gelecek nesillere çocuklarımıza de iyi bireyler olmaları adına öğretmek bizim görevimiz diye düşünüyorum.