23 Şubat 2012 Perşembe

KUMRULAR SOKAĞI


Kumrulardaki telaştan, akıp giden trafikten, insan yoğunluğundan kendinizi soyutlayıp, başınızı yukarı kaldırabilirseniz şayet, o sokağın güzelliğini fatk edebilirsiniz,
Asırlık çınarlar ve kestane ağaçları sıralanmıştır sokağın iki yanında,
Bunlar anıt ağaç statüsündeler, çok az kişi bilir bunu sanırım,
Güvenpark dolmuş durağının yoğun trafiği bu sokaktan akar,
Sokağın sağ tarafına dizilmiş olan sıra sıra dönerciler, kozmetik mağazaları, kuruyemişciler,
Sokağa daha bir yoğunluk katar,
Kaldırım üzerindeki ayakkabı boyacıları, seyyar satıcılar ise yürümenizi biraz güçleştirse de sokağa renk katarlar,
Toprak Mahsülleri Ofisi bu sokaktadır,
90'lı yıllarda yeşil mercimek stoğunun fazlalığından, çeşitli alternatif mercimek kullanımı tüketimi önerileriyle ünlü Ofisin önündeki büfeyi belki hatırlayınız olabilir,
Namık Kemal İlkokulu, bu sokağın diğer resmi binaları gibi sol tarafında yer alır...
Ankara'nın önemli mahallelerinden biri bu sokağı kesen sokaklardadır; Saraçoğlu Mahallesi
Eşimin çocukluğunun geçtiği mahalledir orası,
Onunla ilk tanıştığımız zamanlardan beri bizim için özeldir Saraçoğlu Mahallesi,
Oradan geçerken yaşadıkları evin, çocukluğunda top oynadıığı, düşüp dizini kanattığı yerlerin hala orada bozulmadan duruyor olması  ayrıcalıktır,
O kadar az kaldı ki, Ankara'da geçmişte olduğu gibi korunan eski binalar,
Geçmişin izlerini hala yakalıyor olmak mucize gibi...

"Saraçoğlu Mahallesi; üst düzey bürokrat ve askerlerin ikameti için 1940'larda planlanıp hayata geçirilmiş cumhuriyetin ilk toplu konut projesi. az katlı konutları, cetvelden çıkmışcasına düzenli sokakları ve alabildiğine yeşil bahçeleriyle zamana direnen bir yaşam alanıdır. 1945 yılında Alman mimar Paul Bonatz tarafından projelendirilen konut alanı 1946 yılında kurulmuştur."
 
Güvercinler takımından, güvercinden küçük, boz, gri renkli bir kuşolarak tanımlanıyor sözlükte KUMRU,
Birbirini çok seven ve birbirinden ayrılmayan kimseler.”İşte çifte kumrular geliyorlar.” derler ya,
Bence Kumrular da aşağıdaki bu kalabalığa şaşırıp, kaçıp gitmişler yıllar önce,
Yani ben bir kuşa rastlamadım oralarda,
Belki de sabahın ilk saatlerinin sakin huzurunda tadını çıkarıyorlardır o güzelim ağaçların,

Yaşadığımız kenti ne kadar tanıyoruz?
Yürüdüğümüz kaldırımlarda bir de başımızı kaldırıp ne var ne yok diye bakıyor muyuz?
Bu koşuşturmanın içinde es geçtiğimiz ne çok değer var Ankara'da,
Farkında bile değiliz malesef....

12 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Kumrular Sokağa bayılırım ve oranın daha asude, daha sessiz olduğu zamanları bilirim. Çok yakınındaki bir resmi dairede çalıştım 2 yıl. İş çıkışları şimdiki eşimle yürürdük oradan, anısı bende de çok fazladır ve iyi ki hala mevcut...

Maya dedi ki...

Ben lise zamanlarımda sonbahardayken Kumrular'a gidip çınar yaprakları toplardım düzgün olanlarından sonra da sevdiğim şiirlerden birkaç kelimeyi o yapraklara yazardım... Ne günlerdi :)

Elif'in Terazisi dedi ki...

Çok severim bu sokağı, hatta hatırlarsınız orada bir patlama yaşanmıştı. Anıt ağaçlara bir şey oldu diye çok üzülmüştüm.

nazpek dedi ki...

evet bende fark etmemişim orada yaşarken

Selcen dedi ki...

ne güzel anlatmışsınız Ulustayım ben de öğle aralarında keşfetcek ne çok yer vardır burada :) ben de keşif turlarına başlama isteği uyandırdınız :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Mavianne,yaşadığımız yeri ne kadar tanıyoruz kısmına ben de katılıyorum. Birçok insan ezip geçiyor ve sonra da aaa burası da neresi diyebiliyor.Ankara'ya geldiğimde plan yapmayacağım hiç,size bırakacğım kendimi :)

siboschh dedi ki...

ne ara çektin bu fotolsrı..ben nerdeydim? Esasında mekanda beraber dolanıyorduk ama???

Balkahve dedi ki...

Benim de sevdiğim bir sokaktır.
Adnan Ötüken Kütüphanesi bu sokakta benim en sevdiğim en çok vakit geçirdiğim yer idi.Mercimek ofiste çorba,köfte ve küçük ekmekcikler harikaydı, mercimekli dondurma çıkartılana dek:)
sonra bir patlama ne yazık ki
sokağa biraz gölge düşürdü.
Anımsatmalar için teşekkürler maviannecim:)Sevgiyle

Cocukla Cocuk dedi ki...

ankara, ögrenciliğimin cok guzel geçtiği bu yüzden benim için çok özel olan bir sehir..yeni ankarayı cok fazla bilemesem de her gittiğimde içime sindire sindire gezmeyi seviyorum benim zamanımdan kalan ankarayı

İlknurundünyası dedi ki...

Ankara'yı ve kumruları özlemişim. O sokağın sakinliğine ve düzenine hayran kaldığımı hatırlıyorum, bazen yolumu uzatsam da çınarların altından yürümek hoştu...
Kumruyu güvercine tercih ederim, inceceik boyunları kendilerine has ötüşleriyle daha güzel gelir bana üstelik güvercin gibi yüzsüz de değildir:)
Çok haklısın gündelik koşuşturmadan çevremize bakamıyoruz bile...Güzel bir yazıydı lütfen devam:))
Sevgilerimi, selamlarımı yolluyorum :)

didem dedi ki...

Mavi annecim maksat zaten o hengamede kafayi kaldirip etrafa, dogaya, gokyuzune bakabilmek. Cok guzelmis...

ufuk ozel dedi ki...

Ne kadar guzel anlatmissiniz tesekkurler. Ben de cocuklugumu burada yasadim, simdi de buradayim. Ama artik saracoglu mahsun ve mazlum duruyor. Cunku afet alani ilan edildi, neden.... burasi adi uzerinde kumrulara da sehirde bir barinak siginacaklari bir yuva. Sadece onlara degil o yesillikler o guzelim cinar agaclari, mese agaclari kestane agaclar yuzlerce kus icin birer yuva hic gormediginiz kus turleri, saka, papagan, agackakan ..... onlarda bundan sonra mahzun cunku sehrin icerisinde cennet iken belki bu ozgurluklerini kaybedecekler