26 Eylül 2011 Pazartesi

HAFTASONUNUN ARDINDAN

Cumartesi günümüz vardı,
2 ayda bir olup yaz tatiline giren bir gün bu,
O nedenle de  birbirimizi çok özleriz,
Bir ağızdan konuşup, güleriz,
Yer içeriz ama 5 çeşitten fazla oldu, böyle de olmaz ki diye de söyleniriz,
Böyle söylenmemize bakan birşey yemez sanır ancak, masadakileri siler süpürürüz,
Yine çok neşeli, dostluk dolu bir gün geçirdik,

Pazar günü ilk İKEA seferimizi yaptık,
Biraz geç kaldık ama artık kusura bakmayacak,
Ankara'da öyle bir yerde ki git git varamıyorsun,
O kadar yani,
Eski mamak Çöplüğü,
Şimdi ITC'nin düzenli depolama alanının karşısı,
Nasıl kalabalıktı,
Fahire çalışma masası aldık,
Nasıl masaysa 3 tahta 6 ayak alıp geldik,
Çocuğun elinden geliyor o işler de, monte etti,
Ben tek olsam hayatta yapamazdım,
Çok dolaşınca acıktık, ünlü isveç köftesini yedik ama ben hiç de sevmiyorum bu köfteyi,
Laf olsun karnımız doysun diye oturduk,
Aşağıda bir de satış yeri vardı yeme içme reyonundaki isveç yiyeceklerinin satıldığı,
Millet nasıl alıyor o köftelerden soslu tavuklardan kurabiyelerden,
Hatta bir kadın "Hayatta böyle lezzetli köfte yemedim diyordu",
Minik bir un eleği aleti,  bardak, peçete, cam mumluk, mum,muffin kağıtlarından aldım ben de,
Eve kendimizi zor attık,
Yorulmuşuz...

Pazartesi ofiste haftasonu yorgunluğunu atmaya çalışan her ofis çalışanı fani gibi ben de esneyip, çok yorgunum deyip duruyorum şimdi :))

22 Eylül 2011 Perşembe

EYLÜL YAĞMURLARININ İLK GÜNÜ

Yazı severim ben,
Yaz insanıyım, güneşli, neşeli, hafif günleri severim,
Kasvetli, kapalı, bulutlu, yağmurlu havaları ve durumları sevmem,
Kış geldi diye de üzülmüyorum ama, hani daha geç gelse de fena olmazdı,

Bugün harika bir haber aldım ve harika bir buluşma yaşadım İKİ GÜZEL İNSANLA,
İyi ki, blog yazıyorum dediğim günlerden biriydi bu,
Öyle güzel dostlarım oldu,
Güzel şeyler paylaştım ki,
Çok mutluyum...

Zordur aslında insan ilişkileri,
Herkes farklı telden çalar,
Aynı notayı yakalamak göründüğü kadar basit değildir,
Bazen aykırı sesler çıkar,
Canımız sıkılır bu bozuk sesten,
Önemli olan tekrar notayı tutturmamız ve huzuru mutluluğu yakalamamız.

17 Eylül 2011 Cumartesi

BU AKŞAM SERTAP VE KENAN BİZDEYDİ

Biz gidemeyince onlar gelmiş,
Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz dedik bizler de onlara,
Ankara'da bizim sitenin yanıbaşına kurulan lüks Atlantis sitesi ve AVM'nin organizasyonu ile konser verdiler,


Sertap da Kenan da "süper süper"di,
Asıl şahane olan bizim semtin cıvıl cıvıl ve kalabalık olması,
Herkesin çimlerde yatması, dans etmesi, hep birlikte eğlenmesiydi,
Kenan Doğulu'yu ilk kez yıllar yıllar önce Mehmet Ali Erbil ve Çiğdem Tunç'un  piyano başında yaptıkları bir programları vardı,
Orada çıkmıştı at kuyruğu saçlıydı 1993'te
"Tak etti canıma gel yanıma, gül yüzlü yarim gülsene bana" diye bir şarkısı vardı hatırlar mısınız?
O zamanlardan severim kendisini,
Şimdilerde ise  "Şans Meleğim nerelerdeydin tam zamanında geldin, Süper süper" diyerek genç kızların yüreğini hoplatıyor,
Görmeliydiniz çığlıkları, coşkuyu,
Güzel bir akşam geçirdik sayelerinde,
Sağolasınız,
Yine bekleriz efenim....

16 Eylül 2011 Cuma

ÖLÜM NEDEN KONUŞULMAZ?

"Bir Yudum Cennet"i izledim,
Beğendim ben de diğer blogger arkadaşlarım gibi,
Düşündürdü beni bu film,
Bizler ölüme hiç hazır değiliz,
Ölümden kaçış olmadığını bilsek de yokmuş gibi yapmakta üzerimize yok,
Ölüm hastası olsa da karşımızdaki, inancımız onun iyileşmesi yönünde,
Bu filmde ileri safhada kanser hastası olan genç kadının ölümle yüzleşmesi ve ona adım adım yaklaşması var,
Belki de bizleri hep iyi olacağımıza odaklandıran şey inançlarımız,
Gerçi inançlarımız bir gün öleceğimiz yönünde gerçekler sunuyor önümüze,
Ama nedense hiç ölmeyecekmişiz gibi düşünüyoruz,
Haftasonu Ayşe Arman da bir onkolog profesörle röportaj yapmıştı,
O da diyordu ölüm bir gerçeğimiz ama kimse kabullenmiyor, herkes tedavi olmuştu neden kaybettik sorusunun peşinde,
Tedavi bir yere kadar diyor, 3 ay ömrü kalan için 3 yıl yaşamak bir şans,
Sonrasındaki ölüme şaşırmak ve doktora kızmak ise saçma diyor,
Vademiz dolduğunda gideceğimizi bilmemize rağmen hep bir erteleme söz konusu,
Bu filmde ölümü kabulleniş ve korkunun yerini huzurun aldığını görüyoruz....
Allah sıralı ve hayırlı ölüm nasip etsin.
Yine de herşeye rağmen herkese sağlıklı uzun bir ömür diliyorum....

14 Eylül 2011 Çarşamba

REENKARNASYON

Dizi oyuncuları ölümsüzlüğü keşfetmiş,
Bir dizide ölen biri başka bir dizide yeni bir karakterle karşımızda,
Kim demiş Reenkarnasyon yok diye,
Dizilerde oluyor,
Balıkçı gitmiş Al Yazmalımda oynuyor,
Vural'ın annesi ağlayıp duruyor ki oğlum öldü diye,
Kuzey ve Güney'i izleyerek özlemini giderebilir pek ala !

Elimdeki kitapları tatilde bitirdim,

Son zamanda okuyup da beğendiğiniz muhakkak okumalısın dediğiniz kitapları öğrenmek isterim,
Bu ara işlerim çokkk yoğun,
Tatilin acısı çıkıyor,
Napalım bu tempoya da alışacağız mecbur,

Okullu mini mini birlere başarılar diliyorum,
İlkokul öğretmeni çok önemli,
İnşallah çocuklarınız iyi ellere emanettir,
Dantel gibi işleyecek ilköğretmenleri onları,

Ankara'da akşamları serin olmaya başladı,
Montsuz çıkmamak lazım,
Dün akşam üşüdüm dışarıda,
Gündüz sıcakmış sanırım,
Ben ofisin klimalı ortamında pek de anlayamıyorum dışarıdaki havanın nasıl olduğunu.

12 Eylül 2011 Pazartesi

SELANİKTE SONBAHAR

Tuna Kiremitçi'nin kitaplarını okumayı severdim,
İki kitabını okumuştum,
Loğusa eşini terk edip de gamzeli ! bir ilişkiyle anılması ile diğer kitaplarını okumayı es geçmiştim,

Ne yapayım duygusal bir yaklaşımım var kitaplar ve yazarları ile aramda,
Kelebekte yazmaya başladığından beri sevdim tekrar kendisini yazılarından dolayı,
Tatilde elimdeki kitapları bitirmiştim,
Ne okusam diye düşünürken markette çıktı karşıma,
'Selanikte Sonbahar' iyi ki almışım, iyi ki okumuşum,
Çok sevdim,
Atatürk Samsuna çıkamadan bir suikaste kurban gidip de felç kalsaydı,
Halimiz nice olurdu?

Biz hala Osmanlı, İstanbul da Başkent,
Tabi içinde bir aşk hikayesi de var,
Bir eski pop starın, ölüm kisvesi altındaki 27 sinde ölen genç rock yıldızları ile konuşması var,
Paşanın mektupları içimize işliyor,
İyi ki diyoruz iyi ki Mustafa Kemal Paşa varmış,
Güzel bir kurgu ve hikaye,
Ben beğendim, tavsiye ederim...

11 Eylül 2011 Pazar

ANKARA ANKARA GÜZEL ANKARA.....

Yuvamıza döndük....
Bol bol kitap okudum,
Dinlendim,
Yüzdüm,
Bomba gibi enerji depoladık,
Tabi bu enerji bizi kaç hafta idare eder orası şüpheli :)
Biz iş başı yapacağız,
Çocukların dersanesi ve okulu başlayacak,
Yine bir maroton bizi bekliyor,
Napalım artık bu tempoya da uyum sağlayacağız ....

8 Eylül 2011 Perşembe

ANI YAŞAMAK-CARPE DİEM

Hadi itiraf edelim kaçımız bu anın tadını çıkararak yaşıyoruz?
Şu an bir sonraki adımı planlamayla zihnimizi meşgul mü ediyoruz?
Örneğin;
Yemek yerken yemek sonrasında ne yapacağımızı planlamak,
Denizdeyken akşama ne yiyeceğimize kafa yormak,
Mehtabı seyrederken de gece hangi diziyi seyredeceğimizi düşünmek,
Çok yorucu değil mi?
O anın tadı kaçmıyor mu?
Yiğenimiz Mehmetin öğretmeni onun deers çalışırken başka şeyler düşünmesini, dikkatini derse vermemesini görünce,
'Saçsa saç ' demiş,
Sonra açıklamış, saçını eline attığında saçınla ilgilendiğinde sadece onu düşün,
Ders yaparken de dersi,
Yani : saçsa saç !!!!
Ne kadar güzel değil mi?
Planlı programlı olmak tabi ki güzel ancak, dozunda,
O anı yaşamak, tadını çıkarmak, zevk almak önemli,
Sonrayı kafaya takıp o anın büyüsünü bozmamak lazım,
Bugün denizde yaşları 60 civarında yazlık komşularım bayanlarla yüzdüm ve sohbet ettim,
Yaşımın 42 olduğunu öğrenince 'daha çok gençsin' dediler ::)))
Biz bile yaşlandığımızı kabul edemiyoruz,
Hiç göründüğüm gibi hissetmiyorum dedi biri,
Ben de kayınpederimin (Allah Rahmet Eylesin) ' Ruh hiç yaşlanmaz, beden yaşlanır' sözünü söyledim,
Hak verdiler....

6 Eylül 2011 Salı

HAYATIMIZ DİZİ!!!!

'Kış gelince kuşlar sıcak yerlere göç eder' diye öğrenmiştim ilkokulda,
Şimdi yaz sezonunun kapandığını nasıl anlıyoruz?
Tabi ki yeni yayın dönemi dizilerinden :))
Eski diziler yeni sezonla yayınlanırken, yeniler kendini beğendirme arzusunda,
Bu kadar dizi arasında ne yapacağımızı bilmez vaziyette kalacağımızdan korkuyorum !
Dün akşamki yalancı bahar adlı dizi, aşkı memnudaki adnan beyin köşkünde çekiliyor,
Aaaa burası Firdevs hanımın odası, burası behlülün balkonu gibi saçmaladığımı fark ettim :)
Eski Türk flmlerinde merdivenli bir köşk vardı genelde her film bu köşkte çekilirdi,
Onu hatırladım bunu görünce,
Bir de aynı oyuncuları görmek her yıl farklı dizilerde inandırıcılığını kaybettirmiyor mu dizilerin?
Cemile zengin bir dul olmuş,
Mete artık gülüyor, ünlü bir şarkıcı,
Aylin hanımefendi,
Osman çok şeker ve aşık,
Hafize hanım yine melek kaynana,
Berrin acıların kadını,
Ali kaptan deli gibi birşey olmuş,
Yaniiii yine bizi zorlu bir dizi sezonu marotonu bekliyor,
Gülmeyinnn!!!!
Ne kadar zor bir bilseniz,
Hangi diziyi izleyeceğiz, hangi günlerde, kaçırmamak için ne yapacağız,
Ya da en güzeli hiç seyretmemek,
Tabi bu da bir seçenek....

3 Eylül 2011 Cumartesi

YAZLIK MESELELERİ


Yazlık,
yılda bir kez de olsa gittiğiniz,
bebekliğini bildiğiniz çocukların her yıl ne kadar büyüdüklerine şaşırdığınız,
akşam sıcaktan uyuyamadığınız,
komşudan gelen fasıl sesleri ile neşelendiğiniz,
okey taşlarının şıkırtıları,
deniz, kumsal ve duş şeytan üçgeninden çıkamadığınız,
her akşam yemeğinde mangalın olmazsa olmaz olduğu,
sabah gevrek eşliğinde kahvaltı,
gönlünce tembellik yapma hakkını kullandığınız.....