31 Ağustos 2011 Çarşamba

BAYRAM DENİZ KUMSAL

Hiç bir bayramda Ankara'dan çıkmayan bizler,
Bu bayramı tatille birlikte zikretmenin hoşluğunu yaşıyoruz,
Gerçi bayramda annemizin yanına geldik ve el öpme harçlık alma seronomisini gerçekleştirdik,
Tatlı, çikolata gibi ayrıntıları da tabi ki es geççmedik,
Bunun yanısıra tabi hemen denize koştuk,
Denizdeki balıkların da bayramını kutladık :))
Ege denizi Ağustos sonu gayet serin ve temiz karşıladı bizi,
En keyiflisi de güneşin denize batışını izlemek,
Denizi olmayan bir kentte yaşayan bizler bu güzel ayrıntıyı kaçırmamak için çaba göstermekteyiz...
Sabah yürüyüşleri,
Uzun kahvaltı sofraları,
Deniz sefaları,
Kumsalda gazete ve kitap okumalar,
Daha ne olsun,
Nazar etme ne olur diyeyim ve huzurlarınızdan ayrılayım .....

25 Ağustos 2011 Perşembe

HAYAT BAYRAM OLSA, !!!

Bayram geldi çattı,
Biz Türkler Ocak 1 olduğunda alırız takvimi elimize, bayram günlerine bakarız,
Tatil ile eş anlamlı olan bu günler toplam kaç güne denk geliyor hemen hesaplarız,
Ankara'dan uzakta geçireceğim ilk kez bu bayramı,
Büyüklerimiz yaz dolayısıyla uzaktalar,
Biz de kaçıyoruz.....

Çocukluğundaki bayramları anlatır ya her bayram bizim gibi gençliğin yaşlılığında olanlar,
"40 yaş gençliğin yaşlılığı, yaşlılığın da gençliğidir "diye okumuştum geçenlerde,
Çocuk gözleri ile bakıyorduk çünkü hayata,
Masum ve saf,
Annemiz, babamız ve kardeşimizdi tüm dünyamız,
Bayramda verilen harçlıklar, şeker ve çikolatalar en büyük mutluluğumuzdu,
Ayağımıza giydiğimiz yeni ayakkabı ve bayramlık giysilerimizin beğenilmesi, başımızın okşanması bize yeterdi sevinmemiz için,
Anne ve babamızın bayram misafirleri ile hoş sohbet etmeleri,
El öpmeler,
Bayram gezmelerine gitmeler,
Samsun Lunaparkı, çarpışan arabalar, dönmedolap,
Amcamlara bayram ziyaretine gitmek için sabırsızlanmak,
Sabahın köründe zillerine basıp" bayramınız kutlu olsun" diye cıvıldamak,
Şahinde yengelerin evindeki kalabalık ve koşuşturmayı izlemek,
Kızların erkek kardeşlerinin kıyafetlerini yerde ütülemesini izlemek,
Mutfaktan gelen mis gibi su böreği kokuları, Ünye lokumu, baklavalar,
Bol köpüklü ayran....

BOL EĞLENCELİ, DİNLENMELİ, TADI YERLİ YERİNDE BİR BAYRAM DİLİYORUM HERKESE

22 Ağustos 2011 Pazartesi

RAMAZANIN İLK İFTAR DAVETİ

Ramazanlarda iftar davetleri eş, dost, akrabanın hep birlikte neşeli bir yemek yeme macerasıdır,
İftar daveti sofralarına daha bir özenilir,
Çeşit çeşit iftariyelikler, yemekler, tatlılar, salatalar, börekler,
Sofrada bir tabak konulacak yer dahi bulunamaz çoğu zaman,
En güzeli de; o sofralarda eskileri konuşmak, aramızda olmayanları yad etmek,
Birlikte olduğumuza şükredip en kötü günümüzün böyle olmasını dilemektir,
Yemek bittiğinde ise bakakalırım ben sofraya,
Pek de azalmamış görürüm hazırladığım herşeyi,
Çok bereketlidir ramazanda sofralar,
En zoru da yemek bittiğinde o kalan ve hiç dokunulmamış iftariyelikleri minik kaplara koyup buzdolabına yerleştirmek,
Bu aradai fotoğraf çekimleri hiç ihmal edilmemeli :)

Dün akşam eltimler ve görümcemler bizdeydi,
Yoruldum ama değdi,
Düğün çorbası,
Tandır,
Fırında patates,
Zeytinyağlı dolma ( Fırınlamayı unutmuşum telaştan :( )
Baklava hamurundan börek,
Kavun-karpuz,
Tatlı yapmadım misafirlerim dondurma getirdiler,
Salata, iftariyelikler,
Ramazanlarda aslında yemek bahane,
Önemli olan bir araya gelebilmek,
Keyifli, güleryüzlü zaman geçirmek,
Tüm yorgunluğa değiyor...
NOT: Fotoğraflar az sonra...
Malesef yükleyemedim olmuyor bir türlü :((((((

16 Ağustos 2011 Salı

MACERA DOLU İSTANBUL DESEM FAZLA MI RAFET EL ROMAN TAKILIRIM???

İstanbul,
Harika bir kenti nasıl da köyümüze çevirmişiz,
Siz hiç haftasonu Eyüp Sultana gitmeyi deneyip,
Feshanedeki insan ve araba kalabalığını görünce dehşete düştünüz mü?
Otoparkların dolu olması bir yana,
Kaldırımlar ve yollar da insanlarla doluydu,
Ramazan ayında kutsal yerleri ziyaret edelim diye çıktığımız gezimiz hüsranla sonuçlandı,
Ankara'nın sakin, huzurlu, tenha haline bir gün uzak kalınca özlem duyduk,
Sultanahmet, Ayasofya heryer insan seliydi,
Ankara'ya zor kaçtık :)))))
Kesinlikle Ramazanda İstanbul'a gidilemeyeceğini,
Gidilecekse de camilerden uzak durulması gerektiğini öğrendik,
O kalabalıkta insan maneviyat hissedeceği yerde günaha giriyor,
Söylenip durduk, Allah İstanbul'da bu curcunada yaşamak zorunda kalanlara yardım etsin dedim,
Biz dahil tüm Anadolu İstanbula yağmıştı sanki.....

Neyse efendim gelelim asıl olayıma,
Hatırlar mısınız 2010 Kasım ayında Canlı Para'ya başvuru yapmıştım,
Tamamen unuttuğum bir zamanda geçen hafta sms geldi telefonuma,
"partnerinizle mülakata gelin" diye,
Hemen kardeş Hüseyin arandı,
"Abla atla gel birlikte gidelim "dedi,
Ailemin erkeklerinden de olur çıkınca maaile İstanbul'a yola koyulduk,
Bebekte bir ajans,
Kapıyı çaldık,
Sanıyoruz ki randevu saatinde sadece biz olacağız,
Salonda 20 kişi vardı bekleyen,
Hemen bir form verdiler,
Oradaki soruları yanıtladık ve sıraya girdik,
2 saat kadar sonra odaya girdik,
Kamera ışıklar ve bir delikanlı karşıladı bizi,
Kameranın karşısındaki sandalyelere oturduk ve formdakine benzer sorular sordu bize,
Daha sonra ayağa kalktık ve yarışmadaymışız gibi davranmamızı istedi,
Sorduğu sorulara cevap vermemizi istedi,
Malesef Engin Altan sormadığı için soruları havaya giremedik !!!!
Sorduğu soruları çat çat cevapladık,
Sorular arasında şunlar vardı;
Türkiyede en uzun soluklu dizi hangisiydi? 3 şık arasından tabi ki Bizimkileri seçtik,
Fevkaladenin fevkinde deki fev 'in anlamı nedir? Cevabı üst olarak bildik,
Yılmaz Erdoğan'ın 3 filimini sayıp kronolojik sırayla sıralamamızı istediler,
15-20 dk süren mülakat sonunda biz sizi arayacağız dediler,
Muhtemelen 1 yıl sonra ararlar diye iyi niyetli bir düşünce içerisinde oradan ayrıldık...

11 Ağustos 2011 Perşembe

SÜRPRİZLİ BİR GÜN

Hayat sürprizlerle dolu olmasa bu kadar eğlenceli olur muydu yaşamak?
Fal baktırırız, rüyalardan geleceği görmeyi çabalarız,
Ancak hiç düşündünüz mü geleceğimizi bilsek yaşamak ne tatsız tuzsuz olurdu,
Sabah kalktığımızda yeni bir güne uyanmak,
Bilinmeze doğru yol almak,
Heyecanlandırıyor beni,
Umudu olmayanın hiçbirşeyi yoktur diye okumuştum bir yerlerde,
Umarım hiçbir zaman umudumuzu yitirmeyiz,
Etrafımızda her geçen gün kötü olaylar oluyor,
Bir sürü abuk subuk köşe yazıları okuyoruz her gün gazetelerde,
Haberlerde savaş, şiddet,
Ölümler, acılar,
Herşey mevcut,
Bol biberli ve baharatlı bir sos gibi üzerimize dökülüyor olaylar,
Bu ağır sosu üzerimizden sıyırıp, kendi küçük dünyamızı belki limonlu ferahlatıcı bir sosla belki de çikolatalı tatlı bir sosla renklendirmeliyiz,
Tabi kulak arkası edelim demiyorum , elimizden geleni yapmaya gayret edelim çarpıklıkları düzeltmek için,
Ama, elden birşey gelmiyorsa hayatımızı karamsarlıkla geçirmeyelim diyorum...

Bu akşam iş arkadaşlarım ile iftar programımız var,
Gideceğimiz yere daha önce hiç gitmemiştik,
Netten bulduk,
Hoşderede bir restaurant,
Umarım yemekleri fotoğraflardaki gibi muhteşemdir,
Şimdiden fenalaştık :))
Ramazanın en sevdiğim yanı bu!
Yemek muhabbetleri, sabırla iftarı beklemek,
Sahur ve iftarda özene bözene masa kurmak,
İftar davetleri,
Birlik beraberlik,
Zekat ve Fitre ile imkanı olmayanları sevindirmek,
hayır duası almak,
Daha ne olsun :)))

8 Ağustos 2011 Pazartesi

MAYMUNLAR CEHENNEMİ

Bu filmin 1968 yapımını izlediğimde son sahnesi beni çok etkilemişti,
Hayatımda belki de empati kurmanın gerekliliğini bu filmle daha iyi anlamıştım,
Hayvanların yerine kendimizi koymayı denesek,
Bir daha kötü muamele yapmayı aklımızdan geçirmeyiz,
Öyle değil mi?
2011 model Başlangıç filmi ise,
Diğer filmde pek de anlaşılamayan nedenleri ve niçinleri güzel anlatıyor,
Sıkılmadan izledik,
Devamı çekilecek film için iyi bir yerde nokta konulmuş.

TV'lerde yeni diziler birbiri ardına başlıyor,
"İstanbul'un Altınları" oyuncuları ile izlenebilir bir dizi olmuş,
Ancak, Demet Akbağ'ın güldürme çabasıyla zoraki replikleri beni bunalttı,
Dozunda bırakılsa daha sevimli olurdu gibi geldi bana,
"Seni Bana Yazmışlar"ı izlerken ise, şu hangi dizideydi, bu hangi dizideydi diye izledim,
Mete'nin İnci Öğretmeni çok şekerdi burada,
"Anneler ve Kızları"nda ise Halide ve Çiçek var :))))
"Bizim Yenge" başlayacakmış orada Meliha var :)))
Benim bir diziyi izlememin ilk nedeni oyuncuları,
Senaryonun izlettirmesi sonraki aşama,
Ayyy böyle sayınca da ne çok dizi oldu öyle,
Tabi her akşama bir dizi izleyecek halim yok ama,
Bu dizilere kaçamak bakmak da lazım değil mi ama!!!

Pazar günü haftaiçi iftarları için hazırlık yapmadan olmazdı,
Karnıyarık,
Zeytinyağlı semizotu,
Kabak kalve,
Hazırda olsun diye buzdolabina sıralandı,
Bu akşam için Ezo gelin çorba,
Kremalı tavuk yapılmak üzere tavuklar buzluktan çıkarıldı,
Öyle bereketli ki iftar sofraları,
Azalmıyor sanki artıyor...

4 Ağustos 2011 Perşembe

RÜYALAR

Baklava yufkasından börek yaptım akşam,
Yemek sayfalarında görüp çok beğenmiştim, deneyeyim dedim,
Güzel ve hafif oldu tavsiye ederim,
Yemek sitelerinde gezmek,
Tarifler almak güzel oluyor,
Geçen akşam da irmik helvası yaptım,
Dondurma ile fena olmadı,
Sütlü tatlı yiyin iftarda diyor uzmanlar,
Ağır tatlılardan kaçınmak lazımmış,
Zaten bir çorba içince doydum sanıyorum ben,
Ağır yemek yiyemiyorum,
Oruçluyken aklım fikrim yemekte gibi bir yazı oldu bu,
Neyse başka konulara geçeyim,

Rüyaların hayatımızdaki yeri ne?
Bizi ne kadar etkiliyor,
İyi veya kötü rüya nasıl etkiliyor bizi,
Tüm bunların cevabını merak ediyorum doğrusu,
Geçen akşam rüyamda ağlayacağım derecede kötü bir olay gördüm,
Rüyamda hıçkırarak ağlamışım,
Sabah kalktığımda ise gözüm kanlanmıştı,
Kan 2 gündür gözümü bürüdü :))))
Doktor korkulacak bir durum olmadığını elimle sertçe gözümü kaşıdığımdan olabileceğini, zamanla geçeceğini söyledi,
Ama ben inanıyorum ki,
O rüyanın etkisi ile kendimi sıkıp göz damarımı çatlattım :)))
Yaniiii bir rüya fiziksel ve ruhsal insanı derinden etkiliyor,
Keşke rüya tabirlerini iyi yapan çevremde birileri olsa derim çoğu zaman,
Sizler ne düşünüyorsunuz rüyalar konusunda???

2 Ağustos 2011 Salı

BUHARLAŞMA CİDDİ MESELE

Gece 1'de uyandım sanki kocaman bir fırının içindeyim,
Hemen soğuk sudan medet umdum,
Yatağa döndüğümde su buharlaşmıştı,
Uyuma denemelerim başarısızlıkla sonuçlanınca,
Tekrar lavobaya koştum,
Sahur saatine kadar git gel ıslan ıslan buharlaş olayı sürdü durdu,
Sahur programlarının senelerce aynı formatta tekrarlanması yeni bir açılım (!) getirilememesi olayına ne diyorsunuz?
Hep aynı yüzler, hep aynı sözler.....
Ramazan Pidesi'nin o mis gibi kokusu yok mu herşeye değiyor,
Aldığım bir pide gözüme az gelip de iftar ve sahurda bile bitirememe durumumuz var,
Açken insan herşeyi yiyeceğini,
Karnın tokken de hiç acıkmayacağımızı sanıyoruz,
Göz açıp kapanıncaya kadar geçecek olan bu günleri dolu dolu geçirmek en güzeli,
Ama eskiler gibi konuşayım,
Nerdeeeeeee o eski ramazanlar :))))

1 Ağustos 2011 Pazartesi

PUF BÖREĞİ VE SAHUR

Çocukluğumun sahurlarını düşününce, Nebahat Yenge'nin mayalı çöreklerinin kokusu gelir burnuma,
Nebahat Yengeler bizim 2 kat altımızda oturan kiracılarımızdı,
Sahurda balkondan sarkıttığımız sepete sımsıcacık mis kokulu mayalılardan koyar yukarı gönderirdi,
Sahura kaldırmayınca anneme çok kızar, kalkınca da uyanmanın mahmurluğu ile suratım asık otururdum masaya,
Babamın bizi neşelendirmek için yaptığı konuşmalarla kendimize bir nebze gelir,
O mayalıların kokusu ile büsbütün uyanırdık,
Bu akşam ben de Nebahat Yengeninki kadar olmasa da,
Çocuklara sahur keyfini yaşatmak istedim,
Erkenden uyanıp puf böreği yaptım,
Onun kızartma kokusu ile iştahları açılsın ve zevkle sahur yemeği yesinler diye,
Akşama iftar menümde ise, mercimek çorbası, fırında tavuk, patates ve pilav var,
Tatlı ne yaparım daha düşünmedim,
Yarın iftar yemeğim ise pazardan hazır etli biber dolması :)))
Pazar çok çalıştım, çok yoruldum :)))))