29 Temmuz 2011 Cuma

PAZARTESİ RAMAZAN TOPU PATLIYOR

Haftasonu geldi çattı,
Pazar gecesi ilk Sahur,
Ramazan bu yaz günlerine denk geldi,
Çocukken iftarda karpuz yerdik diye hatırlıyorum,
Yaz aylarına denk gelmişti demek ki,
Klimalı ofiste oruç tutmak rahat olacak da,
Allah yaz sıcağında dışarıda, evde, tarlada, çalışan insanlara yardımcı olsun,
Ramazanda yemek dergileri karıştırmayı severdim eskiden,
Şimdi de yemek sitelerinde gezmek büyük zevk,
Açken herşey ne kadar da lezzetli görünüyor değil mi?
Sadece bedeni aç bırakmakla olmuyor pek tabi ki,
Ruhumuzu da arındırmalı,
Dedikoduyu, kalp kırmayı, olumsuz düşünmeyi de bir kenara bırakabilsek,
En azından 1 ay arındırabilsek kötülüklerden kendimizi,
Ne kadar harika olur,
Yeni tabiri ile Bedensel ve Ruhsal Detoks yapmanın zamanıdır dostlar,
Herkese Hayırlı Ramazanlar diliyorum,
Allah sağlıkla tekrarına erdirsin.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

HZ.MEVLANA ZİYARETİ

"Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir"cümlesi benim çok hoşuma gider,
Konya'ya giderken bu güzel manevi yerleri iyi bir rehberle gezme isteğim yüreğimdeydi,
Benim gönlü ve kendi güzel arkadaşım Rahime Konya'ya vardığımızda,
Hz. Mevlana'nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Hanımefendi'nin orada olduğunu söylediğinde gözlerim parladı adeta,
Rahimelerin de aile dostları olan Esin Çelebi Hanımefendi,
Bizleri Uluslararası Mevlana Vakfında kabul etti,
Ve Mevlana Müzesini onun eşliğinde Gül Bahçesinden başlayarak gezdirdi ve buraların tarihini anlattı,
Bu harika günü hiç unutmayacağım,
Cumartesi akşamı ise Sema Gösterisini onunla birlikte izleme fırsatını bulduk,
Açık havada izlediğimiz Sema Gösterisi tek kelime ile etkileyici ve çok güzeldi,









Yukarıdaki dairesel taş Mihenk Taşıymış,
Her şehirde bu taştan bulunurmuş,
Zamanında şehirden şehire mesafeleri ölçmek için kullanılırmış,





Allaha şükür Konya'da maneviyatımızı besleyip döndük...

22 Temmuz 2011 Cuma

ALIŞVERİŞ VE KADINLAR ÜSTÜNE MÜHİM BİR YAZI :)))

İndirim başladı ya,
%50-%70 indirim,
İhtiyacın olsun olmasın bu çok cazip bir çekim gücü,
Siz de bugünlerde AVM'lerden çıkamıyor musunuz?
Bu çekim sizi de etki altına aldı mı?
Çok fena!!!!!!
Aaaaaa 300 TL fiyatı olan bir ayakkabı 139 TL'ye inmişşş ne ucuzzzzzzzzzzz!!!!
Bu bluz 120 TL idi, 60'a inmiş,
Şu krem elbise 200 dü 144 olmuş,
Bunlar gözünüzün önünden geçiyor ve her öğlen soluğu AVM'lerde mi alıyorsunuz?
Arkadaşlarınızla aranızda şu muhabbetler geçiyorsa; "şekerim bu renk hırkam yoktu amaaaaaaaa, bu ayakkabının modeli farklı, bu eteğe aşık oldum"
Tehlike çanları çalıyor demektir :)))
Kredi kartına 6 taksit,
Biz 4'e bölüyoruz, banka 2 veriyor diyen tezgahtara hayır diyemiyor musunuz?
O zaman sizi güzel bir kredi kartı ekstresi bekliyor demektir,
Ne yapmalı bilmiyorum ama,
Sanırım en akıllıcası uzak durmak AVM'lerden :)))
Bunun pek mümkün olmadığına bizzat şahidim,
Burcu, Hale ve Sibel'in kulakları çınlamıştır sanırım .....

19 Temmuz 2011 Salı

AYAŞ-BEYPAZARI









Haftasonu Ayaş ve Beypazarı gezisi yaptık,
Ayaşta Dut, Kiraz,
Beypazarında gümüş, tarhana, erişte, bazlama,
Alışverişi yapıldı,
Çok renkli 2 gün geçirdik,
Beypazarının eski evlerinde kahvaltı yapın muhakkak,
Belediye çarşısındaki gümüşçülere uğrayın,
Ayaşta köy evlerinin bahçesindeki devasa dut ağaçlarından silkelenen dutlar ağaçların altına serilen yaygıların üzerine pat pat düşerken izlemeniz gerek,
Dalından koparılıp yenilen dutun lezzeti hiçbir şeyde yok,
Beypazarında ise, gümüşcülerden ve takıcılardan kendimizi alamadık,
Cam üzerine yapılan ebru kolyeler yöreye özgü,
Sergi açan kadınlar yapıyor,
Bol bol fotoğraflar çektim daha sonra ekleyeceğim onları,
Ayaşta eltimlerin bahçesinin kayısıları ise tam bir şekerpareydi, müthiş lezzetliydi,
( Bu arada dip not Mahocum aslen Ayaşlı)
Ankara'dan küçük haftasonu kaçamakları ile nefes almak güzel oluyor,
Gelecek haftasonları için planlar yapıldı,
Konya, Eskişehir seyahatleri önümüzdeki duraklar,
Kısmet olursa tabi...





16 Temmuz 2011 Cumartesi

19 yıl 8 ay 7 gün sonra atılan İMZA !!

Eveeeettttt başımız göğe erdi !!!
Geç geldi,
Kamera Şakası gibi,
Yıllarımız geçti,
Ne badireler atlattık,
Zor dediler,
Çalmadık kapı bırakmadık,
Olmaz dediler,
Boynumuzu büktük,
Peki dedik,
Çalıştık,
Razı geldik kaderimize,
Emeklilik hayalleri kurmaya başlamıştık ki,
Oldu dediler,
Nasıl yani dedim,
İnanmadım,
İddiaya girdim,
Olmaz dedim,
3 günde OLDU!!!!
Bakalım ne menem birşeymiş,
Bekledik,
Sabrettik,
Zararı olmasın da,
Faydasını görme umudum sönmüşken geldi,
KADRO'luyum artık.....

14 Temmuz 2011 Perşembe

FİLMLER, KİTAPLAR.

Çınar Ağacı ve İncir Reçeli filmlerini gecikmeli olsa da izledim,
Çınar Ağacında, Nurgül Yeşilçay'ın doğal oyunculuğunu bir kez daha çok beğendim,
Filmin sonlarında annesine koşup da özür dileme sahnesi beni bitirdi,
" 4 çocuk bir anneye bakamadı, anne tüm çocuklarına bakarken" söylemi yüzümüze tokat gibi çarpıyor,

İncir reçeli ise çok çok da sevdiğim bir film olmadı nedense,
Belki oyuncular beni içine alamadı,
Belki daha önce oynadıkları dizilerden o karakterleri arındıramadım,
Yani sorun bende!

D&R'a gittiğimde çocuklara kitap almak için,
Gülse Birsel'in kapağında karpuz olduğu yeni kitabı Yazlık gözüme takıldı,
Havuz başında okumak için eğlenceli olabilir diye aldım,
Gerçekten de eğlenceli bir gözlem kitabı,
Sevdim..

Televizyonda ise Dizimax'ta yayınlanan Nikita adlı ajan dizisine takıldık bu aralar,
Çocukların sevdiği tip bir film olduğu için izliyoruz,
Silahlar, casusluk, dövüş herşey var....

TV'de her kanalı yarışmalar bastı malumunuz üzere,
Huysuzla dans, star akademi, artiz mektebi,
Hepsine şöyle bir göz atıyorum,
Canlı yayın olmayan huysuz pek ilgimi çekmiyor,
Star akademi de ise öykü serterin zayıflığı sinir bozucu !
Artiz mektebinin jüri üyeleri ve yorumunu eğlenceli ve merak uyandırıcı buluyorum,
Haldun Dormen'in tepelerden bakışı da bana Hani Allah gecinden versin de,
Sanki ölmüş de tepelerden ruhu yarışmayı izliyormuş gibi hissettiriyor....

13 Temmuz 2011 Çarşamba

KARDEŞ HÜSEYİN BUGÜN DOĞDU

Bugünlerde kız babası olmaya hazırlanan Kardeş Hüseyin iyiki doğmuşsun,
Benim küçük kardeşim,
Akıllı, eğlenceli, neşeli, sosyal, yakışıklı, başarılı kardeşim,
Her zaman gurur duydum onunla,
Çok sevdim,
Daha 4 yaşımdayken gelen bu güzel mavi gözlü sarı saçlı güzel bebeği ilk gördüğümde ne hissettim pek hatırlamıyorum ama,
İlk hatırladığım; babamın "bak kardeşin sana ne getirdi" diye kundağından bir nestle çikolata çıkarması olmuştu,
Daha sonra onu ayağımda sallamak bana oyun gibi gelmişti,
Oyuncak bebeğimin yerine kanlı canlı bir bebek gelmişti,
Tabi papucum dama atılmış, ben bunun farkına vardığımda da iş işten geçmişti :))
Anneme düşkünlüğünü ise hiç kıskanmadım,
O benim için hep küçük kardeş olarak kalacak,
Baba da olsa, dede de olsa,
Allah sağlıklı, mutlu, başarılı bir ömür diliyorum sana,
Çok sevgili eşin Evren ve güzel kızınla birlikte daha nice yaşlar diliyorum,
Herşey gönlünce olsun,
Abla Fatma olmayı çok seviyorum....

11 Temmuz 2011 Pazartesi

ANKARA'DAKİ METRO VE ANKARAY ÜZERİNE

Toplu taşıma araçlarında insanları incelemek acaip keyifli,
Ankara'da Metro'ya Batıkentten binip Kızılaya gittiniz mi hiç?
Deneyin derim,
Hatta Kızılay'da Metro'dan inip, bir alt kattaki Ankaray'a geçip AŞTİ'ye de gitmelisiniz,
Batıkentten bindiğinizde koltuğa oturma şansınız yüksek,
Son durak Batıkent çünkü,
Haftasonu Ankarada acaip bir sıcak vardı,
Metro ise, 19 derece,
Sadece püfür püfür serinlemek için bile Kızılaya inilebilir :))
Yalnız benim gibi üşümekten korkanlardansanız bir şal veya hırka alsanız yanınıza iyi olur,
Metronun koltukları koridor boyunca karşılıklı sıralanmıştır.,
Arkanızda Metronun camları var ve sen karşıdaki koltuğa bakar oturursun,
Kapının hemen iki yanındaki ikişer koltuk beyaz diğerleri sarıdır,
Beyaz koltuklar, yaşlı, özürlü, gazi ve hamileler içindir,
Muhakkak gazete kitap okumalı bu kısa yolculukta,
Batıkent- Kızılay 20 dk. civarında,
Bu dakikaları boş boş ziyan etmemeli diye düşünüyorum,
Çaktırmadan çevreyi de izlemeniz mümkün tabi,

Metroda, beyaz koltuklar için bir tartışma yaşandı,
Ben de kulak misafiri oldum,
Hamile bir bayana yer vermeyen beyaz koltuk yolcusu kendini haklı göstermeye çalışıyordu,
Başka bir duyarlı vatandaş da; "bizler bu beyaz koltukta oturanlar, emanetçiyiz bunların sahibi gelince kalkmalıyız" gibi özlü bir cümle kurdu,

Kızılay'a vardığımızda ise kenardaki kapıdan inmeliyiz,
Yani şöyle oluyor,
2 metro hattı mevcut,
2 hattın ortasından yolcular, ya Batıkent istikametine ya da dikimevi istikametine gidecek olan vagona biniyor,
Kenar kapıdan inersek binenlere engel olmayız,
Ancak, orta kapıya hücum edenlerden metroya binmek bazen eziyet oluyor,
Ankaray'da ise klima çalışmıyor nedendir bilinmez,
Buz gibi Metrodan inip de Ankaraya bindiğinizde serin havanın aksi ile karşılaşıyorsunuz,
Burada oturma düzeni farklı, otobüslerdeki gibi sır tsırta koltukların yanısıra,
Karşılıklı oturduğumuz kişilerin dizlerinin bizimkine değmemesi için gayret gösterdiğiniz karşılıklı koltuklar mevcut,
Metro ve Ankarayda müzik yayını yok,
Bazen içerideki plazma ekranlardan sessiz reklam izliyorsunuz,

Evet dostlar Ankara'da Metro (batıkent- Kızılay-Dikimevi) ve Ankaray (KIzılay-AŞTİ) sadece bu hatlarda çalışıyor,
Ankaralı hala bir ümitle Eryaman ve Ümitköy hattını bekliyor,
Ulaşım sorununu pek de fazla yaşamadığımız Ankara'da,
Bu hatlar da hayata geçirilirse, değmeyin keyfimize :)))))))))

7 Temmuz 2011 Perşembe

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY SADECE DEĞİŞİMİN KENDİSİDİR

Ofisimin penceresinden bir otelin havuzu görünüyor,
Masamda otururken başımı çevirmem yetiyor,
Ah ben burada çalışırken bu havuzda kimler yüzecek diye arada bakıyorum ama,
Bir haftadır siftah yapmadı havuz :))
Sonunda dayanamayıp öğle arası yüzmeye gidersem şaşırmayın,
Gerçi Ankara'ya bu yıl yaz gelmek için naz yapıyor ama, bu iyi birşey,
Dün akşam yağmur yağdı nefes aldık,
Çok sıcak olunca da evde durulmuyor,
Tatil sonrası işe uyum fazla zor olmadı,
Bakanlıklar değiştiği için bizde de epey bir değişiklik öngörülüyor,
Bu ara beklemedeyiz,
Fırtına öncesi sessizlik,
Gelecek hafta dananın kuyruğunun kopacağını tahmin ediyorum,
Her zaman yeniliklere, değişikliğe açık bir kişilikte olduğum için,
Bunlar beni korkutmuyor,
Yeni bir bina, yeni çalışma arkadaşları, yeni yöneticiler,
En eski, biz zavallı mühendisler olacağız :)))
Hayırlısı bakalım,
Bekleyip göreceğiz...

5 Temmuz 2011 Salı

15 YAŞ

Bir delikanlı duruyor yanımda,
Boyu boyumu geçmiş,
Yakışıklı mı yakışıklı,
Sesi gür,
Kim acaba bu?
Ne zaman kucağımdaki bebek büyüdü?
Ne zaman beni eleştirmeye başladı?
Ne zaman kendi fikirleri, zevkleri, hayatı oldu?
Ne kadar çabuk geçti 15 yıl,
Daha dün gibi onu kucağıma aldığım, o güzel suratına baktığım gün,
Nasıl minik, nasıl yakışıklı görünmüştü gözüme,
Saçları yana taranmış gibi doğmuştu,
O capcanlı kara gözleri ile bakmıştı yüzüme,
O an aşık oldum ben bu bebeğe,
Hayatın anlamını fark etmemi sağladı,
Beni büyüten, olgunlaştıran, ANNE olmamı sağlayan oğluma teşekkür ediyorum,
Allah'a şükrediyorum,
İYİKİ DOĞDUN KEMAL FAHİR

1 Temmuz 2011 Cuma

SİDE ANTİK KENTİ


Side'de esnaf ve halk tarihle içiçe yaşıyor,
Kalıntıların arasına cafe yapmışlar aşağıdaki fotoğraftaki gibi,Etkilenmemek imkansız,
Yüzyıllar önce burada bir medeniyet yaşamış,
Çakıl taşları bir malzeme ile birleştirilmiş bütük taş bloglar oluşturulmuş ve inşaat malzemesi olarak kullanılmış,
Yerdeki mermer sutunların öylece durması ilginç geldi bana,
Sanki kumu kazsak altından eserler çıkacakmış gibi öylece duruyor,

Side; 'Nar' anlamına gelmektedir ki 'Nar' Anadolu'nun bereket sembollerinden olup Roma İmparatorluğu dönemine dek şehrin sembolü olarak Side sikkelerinde kullanılmıştır.






Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Romalı Komutan Antonius’un buluşup havuzunda yıkandığı yer olarak bilinen Side, eski Pamphylia’nın doğal limanıydı. Kentteki tarihi kalıntılar arasında Apollon Tapınağı’nın özel bir yeri var.
Sabah yürüyüşü için kumsaldan yürüyerek gittik Apollon Tapınağına,
Bir taşla iki kuş vurduk,
Hem spor hem de tarih gezisi oldu bizimkisi,
Fahir her ne kadar yorulsa da buraları görmek hoşuna gitti,
Ahmet Can'ı aquaparktan alamadık :)))







Bir haftalık Antalya tatilimiz yarın sona eriyor,
Pazartesi işbaşı,
Ankara'ya dönmek işe başlamak biraz zor gelecek bana,
iki haftadır iyiydi keyfimiz :))
Sizce bu yukarıdaki ne bitkisi,
Böyle beyaz beyaz çalıların üzeri çiçek gibi,
Bir ne ne görelim bunlar salyangoz,
Çok ilginç değil mi?
Bugüne kısmetmiş Murakami okumak,
Herşey kitap ismine uygun,
Sahildeyim,
Çevremde uçup duran çok ilginç bir karga var,
Fotoğrafını çekmeyi umuyorum,
Dolanıp duruyor çevrede, ben makinayı elime alınca uçuyor,
Gözümde güneş gözlüklerim elimde kitabımla mutlu ve mesudum !