31 Mart 2011 Perşembe

HOŞGELDİNİZ ALERJİLERİM!!!!!

Bu haftaki durumum içler acısı,
Polenleri belki sizler alerji sorunu olmayan insanoğulları fark etmiyor olabilirsiniz .))))
Hepsi benim burnumun, gözümün, boğazımın içinde,
Burnum tıkalı, bademciklerim biz burdayız diyor,
30 yaşından sonra ziyerete başladılar beni,
Ondan öncesinde alerji nedir bilmezdim,
Her akşam XYZAL (Zaysıl) atıyorum ağzıma,
İlaçlı halim böyle ise, ilaçsızı hayal etmek istemiyorum,
Haziran gibi son buluyor bu sıkıntılı durum,
Öğle arası yürüyüşleri, haftasonu Eymir yürüyüşleri benim için bir hayal olarak kalıyor...

Arkadaşlar Hürrem'i özellikle mi çirkinleştirdiler diye merak ediyorum,
İlk bölümlerde ne kadar güzeldi,
Mahocum dediki "kadın 2 çocuk doğurdu tabi :)))"
Sanırım ilk bölümden bu yana 10 kilo aldı,
Hatice Sultan ile Pargalı aşkı da içime fenalık getirdi artık,
Söyle bitsin gitsin değil mi ama,
Ben o dönemlerde yaşasaymışım, konuşamamaktan ince hastalığa tutulurdum sanırım :)))

"Serenad" öyle güzel gidiyor ki,
Bir çok tarihi bilgiyi de öğrenmiş oluyorum bu sayede,
Çocukların bu hafta sınavları yok önümüzdeki 2 hafta ise her gün sınav var,
Bir maratondur gidiyor,
Yarın 1 nisan !!!
Nisan 1 Yalan 2,
Her öğrencinin yaptığı gibi sınıflarımızı değiştirir öğretmeni şaşırtmaya çalışırdık,
Öğretmenler de her sene aynı şakayı yapan öğrencileri hiç bozmazlar ve birlikte eğlenirdik,
Çocukluk ne güzeldi...

30 Mart 2011 Çarşamba

ÇILDIRMAYA AZ KALDI !!!!

"Oynatmaya az kaldı doktorum nerede,
Bir güzel kız yüzünden çıldıracağım"

Fatih Erkoç'un yıllar önce bir şarkısı vardı hatırlarsanız,
Şimdilerde sadece bir güzel kız yüzünden değil,
Katiller, şiddet uygulayanlar, sapıklar yüzünden çıldıracağım,
Haberleri izleyemiyorum, gazeteleri okuyamıyorum,
Ne oldu insanlara,
Biz ne zaman bu kadar aklımızı yitirdik,
Vicdanımızı, inancımızı yitirdik,
Seyirci kalmak tüm bu vahşete ne kadar zor,
Hele de o çocukların fotoğrafları boy boy heryerde, isimleri aileleri,
Ama o katil sapığın ismini bile söylememeler,
Nedir bu?
İnsan hakları mı?
Nerede O çocukların ve ailelerin hakları,
Bundan sonra hayatlarını nasıl sürdürecekler,
Böyle bir acı ve travma ile yaşamak nasıl olacak?
Tüylerim diken diken izliyorum,
Ne acı...

Birkaç gündür ise, Ayşe Arman aile içi şiddete mazruz kalanları yazıyor,
Mor çatıyı anlatıyor,
Ne hikayeler var,
İnsanın içi eziliyor,
Erkekleri eğitmenin, vicdan aşılamanın yolu yok mu?
Evde şiddete tanık olanlardan mı çıkıyor bu caniler ?
Kadına kalkan eller kırılsın !!!

25 Mart 2011 Cuma

MELEKLER VE BAHAR

Baharın İlk Sabahları

Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!"
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.

Orhan Veli Kanık

Tüyden hafif oldum bu öğlen ben de,
Şöyle bir yürüdük arkadaşlarımla,
Çimen daha bir yeşildi mis gibi kokuyordu,
Yeni uyanmıştı sanki doğa kış uykusundan,
Hava mis gibi limonata serinliğinde,
Gülüp konuşup yürüyüş yapmanın da tadı bir başka...

Melekler oluyor benim çevremde her zaman,
Ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum onları görünce,
Allaha şükrediyorum,
Hayatımda hep cıvıl cıvıl, aynı dili konuştuğum, sevdiğim dostlarım oldu yanımda,
Uzağa gitseler de onları hep yanımda hissettim,
Hayat tek başına çekilmez olurdu oysaki,
Ben kalabalıklarla mutluyum,
Bana enerji veren sevdiklerim çevremde olduğunca benim de enerjim artıyor, mutlu oluyorum...

23 Mart 2011 Çarşamba

BEBEK KOKUSU

Dünyanın en güzel kokularını sıralasak en yukarılara bir bebeğin kokusunu yazmamız gerekir,
Mis kokulu bebeğimiz, güzel, saf, temiz ve yumuşaktır,
İnsanın doğduktan sonraki en küçük formunu göğsüne bastırırsın,
O minik kafanın sıcaklığını hissedersin,
O ise meraklı gözlerle sana bakar,
Hele de o şeker bebek senin göğsünde uyursa değmeyin keyfinize,
Bugün arkadaşımızın 40 günlük bebeğini görmeye gittik,
Gökçe bebek nasıl şekerdi,
Yukarıdaki olayı yaşattı bana,
Kucağımda uyuyuverdi,
Minicik bebeğinin, yıllar sonra senin boyunu da geçecek bir genç kıza veya delikanlıya dönüşmesini izlemek,
Bir tırtılın kelebeğe dönüşmesini izlemek gibi,
Benim oğlanların bebekliklerini, zorluklarını, uykusuz gecelerimi, ağlama krizlerini geride bıraktığıma şükrettim,
Kız çocukları bir nebze daha akılllılar sanki,
Allah hepsine sağlıklı ömür nasip etsin...

Gelelim dizi yorumlarına :)))
İnci öğretmen kocasının ihanetine uğrayacak yaklaşık 5 yıl sonra boşanacak,
Mete bu arada plak çıkaracak ve ünlü olacak,
Sonra birbirlerine karşı olan aşkları hala devam ettiği için birliktelik yaşayacaklar,
Nasıl ama,
Buraya yazıyorum,
Mavianne söylemişti dersiniz !
Cemilenin ise balıkçı ile evlenmeye niyeti yoktu ama, Ali Kaptan tüm hırboluğu ile ortaya çıktığı için Ona inat evlenme teklifini kabul edecek....

21 Mart 2011 Pazartesi

STRESSİZ BİR PAZARTESİ

Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, dinlediğim müzikler,
Hayatımı zenginleştiren ayrıntılar,
Elimde İnci aral'ın Safran Sarı kitabı vardı,
Ama Zülfü Livaneli'nin Serenad'ını görünce dayanamadım aldım,
2 gündür elimden bırakamadım,
Bu sefer bir kadın ağzından anlatıyor hikayeyi,
Erkek bir yazarın kadın kimliğinde olayları anlatması ilginç geldi bana,
Sürükleyici bir kitap,
Mutluluk'u okurken de aynı şeyi düşünmüştüm,
Kitabın hemen sonuna gelmek istemiştim,
Bitince de keşke bitmeseydi demiştim,
Daha ortalarındayım kitabın...

Hafta sonu Nilüferin 12 düet albümünü aldım,
Arabada albüm dinlemek gibisi yok,
Rock albümü gayet başarılı,
En çok da Hayko Cepkin'in o kendine has yorumuna bayıldık,
Sonuna kadar açıp onun bağırmasını ! dinledik ve çok eğlendik çocuklarla..

İnsan yaşlandıkça kaplıcanın o sıcak gevşetici etkisini daha çok sever olurmuş, bilmezdim,
Annem Mualla Teyzemle her yıl Terziköy Kaplıcasına giderdi,
O sıcak havuz ve hamamdan ne anladıklarına anlam veremezdim çocukken,
Haftasonu kendimi Afyon kaplıcalarının sıcak ve mineralli sularına attığımda anlatılamaz bir huzur ve mutluluk duydum,
Demek ki, neymiş yaş kemale ermiş :)))

Pazartesi olmasına rağmen bende stres ve yorgunluktan eser kalmamıştı,
Umarım bu hafta çok güzel geçer,
Pazartesileri artık "Herşeye Rağmen" dizisini izler oldum,
Bir de dönem dizilerine ilgim arttı nedense :))
Ama onu izlerken mutfakta akşam mesaisi yapmalıyım,
Haftasonu evde olmadığımdan buzdolabı tamtakır,
Bakalım Allah ne verdiyse börek, kek, zeytinyağlı bir şeyler yapmalı...

18 Mart 2011 Cuma

ÇOCUKLUK ARKADAŞLARIM

Geçmişim, çocukluğum,
İlkokul, ortaokul, lise yıllarım,
Hatırlamak istiyorum,
Bazı kareler canlanıyor gözümde,
İsimler, resimler, kesitler,
Ama net değil hiçbiri,
Beni facebook'tan bulan Sema, Nilgün ve Şule ile buluştum dün,
Çocukluk arkadaşlarım,
Onlar anlatıyor, ben dinliyorum,
Şunu hatırladın mı, bunu hatırladın mı?
Ben boş gözlerle bakınca bir kahkaha patlıyor :)))
Bazen bir isim, bazen bir yüz canlanıyor hafızamda,
Onlar gibi herşeyi hatırlayamadığım için de kendime gülüyorum,
"Kızlarrrr ben üniversiteden arkadaşlarımı bile zor hatırlıyorum" diyorum,
Geçenlerde bir bey geldi, ben filancayım hatırladın mı dedi,
Aynı sınıfta okumuştuk ünv.de,
Ama o zayıf kıvırcık saçlı genç gitmiş,
Yerine kilolu kerli ferli (kelli de diyebiliriz :) bir adam gelivermiş,
Nasıl hatırlayabilirim ki,
Bazılarımıza seneler pek de iyi davranmamış malesef,
Ama benim arkadaşlarım maşallah 25 yaşında sabitlenmiş gibilerdi,
Yıllar onlara iyi davramnış,
Güzelliklerinden içtenliklerinden hiçbirşey kaybetmemişler,
Kızlarla çok hoş saatler geçirdik,
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık,
Herkesin kulağını çınlattık,
Bir sonraki buluşmayı ayarlayıp, birbirimize doyamadan ayrıldık ...

ANNEM

Güzelim yeşil gözlerine siyah kalem çeker, rujunu sürer, o zamanların modası permalı kısa saçlarını düzeltir, en güzel kıyafetlerini giyer, parfümünü sıkar kabul gününe gitmek için hazırlanır, ben de onu hayranlıkla izlerdim. Çocukluğumu düşündüğümde bu film karesi gelir gözümün önüne.

Anneee kapıyı açççç!!! Bizim için bu doğal bir seslenişti. Şimdi düşünüyorum da benim çocuklarım okuldan gelince bana hiç böyle seslenemediler. Ev hanımı bir annenin çocuğu olmanın ayrıcalığını yaşadım ben. Okuldan geldiğimde mutfaktan enfes kokular gelirdi. Bazen de kahkahalar ve parfüm kokuları. Ben en çok da bunu severdim. Komşu teyzeler şık şıkıdım, çaylar içer, pastalar, börekler yerlerdi annemim gününde. Okuldan geldiğimde onlara hoş geldin demek için salona geçer, tek tek ellerini öperdim. Ruj izleri yanağımda odadan çıkarken, “ ayy nasıl da büyüdü, pek de güzel” sözlerine hem utanır hem de sevinirdim.

Annem, benim için dünya güzeli bir insandır. Hem içi hem dışı güzeldir onun çünkü. Güleryüzlü, sevgi doludur her zaman. Kimseyi kırmaz, fedakar, iki eli kanda da olsa herkesin yardımına koşar, kendinden çok başkalarını düşünür. Hassas ve kırılgandır. Herkesi kendi gibi sandığı için de üzüntüleri büyük olur. Hiç ummaz çünkü, insanların kötü olabileceğini hiç düşünmez. Herkesi kendisi gibi saf ve temiz sanar.

Cennetin ayaklarının altında olduğuna inandığım yegane insan annemdir. Her anne için söylenir biliyorum ama, bence bu sıfatı hak edenler sadece saf, temiz ve iyi niyetli insanlardır. İçinde hiç kötülük, kin olmayan anneler için cennetlik derim ben.

Benim annem cennetliktir.

Onu çok seviyorum.

17 Mart 2011 Perşembe

HAFİFLESEK

Bahar gelince;
Yüklerimizden kurtuluyoruz,
Paltoları, kazakları, çizmeleri atıyoruz bir kenara,
Bedenimize ağır gelen eşyalardan incecik hafif giysilere geçiş yapıyoruz,
Bu bahane ile,
Ruhumuza ağır gelenlerden de kurtulmaya ne dersiniz,
Hafiflesek şöyle bir,
Tüy gibi yumuşak, yalın ve sade olsak,
Ağzımızdan çıkan her söz daha hafif, daha zarif olsa,
Kırmasak kimseyi,
Gülsek herşeye,
Eskiye dair kırgınlıklarımızı, öfkemizi taşımasak artık,
Bıraksak denize,
Açılsa engine,
Ruhumuz ferahlasa,
Hafiflemiş başlasak yeni bir bahara,
Zor değil hem de hiç....

14 Mart 2011 Pazartesi

BABAM

Hayat bir tiyatro oyunu,
Dünya onun sahnesi,
O ise başrol oyuncusu,
Her ortamda her oyuncu ile karşılıklı oynamaktan büyük zevk alır,
Tüm rolleri büyüktür,
Kocaman ve sesli oynar,
Herkes onu izlesin, duysun ister,
Konuşmayı, muhabbeti çok sever,
Her ortamda muhakkak birileri ile iletişime geçer,
2 dakika hayatına değen herkesle "Nerelisin?" ile başlayan derin bir muhabbete dalabilir,
Çok okur, gazeteleri hatmeder,
Tiyatroyu, sinemayı sever,
Gezmeye bayılır,
Çocuklarına çok düşkündür,
Hanımına nazlanır, huysuzlanır ama onsuz yapamaz,
İncedir, hassastır, ayrıntıcıdır,
Hayatı listelerle yaşar,
Yapacağı her şeyi yazar, listeler,
Planlı, programlıdır,
Torunlarını başının üstünde taşır,
Tek kusuru; önemsiz ayrıntıları fazla kafaya takması,
Teferruata girmesi ve aklından her geçeni konuşmasıdır,
Bunlar da onun temiz kalbinden dolayıdır,
İçi dışında denilen insanlara en güzel örnektir O,
O'nun 3 çocuğundan 2. si,
Tek kız çocuğu olmamın ayrıcalığını hep hissettirdi bana,
Kız çocukları babaya düşkündür,
Ben bunu pek hissettiremesem de,
Onu eleştirsem de,
Çok benzerim Babama,
Allah sağlıklı ömür versin,
Şimdi Umredeler annem ile birlikte,
Allah kabul etsin Umrelerini,
Onları çok seviyorum...

13 Mart 2011 Pazar

ANTALYA FOTOĞRAFLARI

"





Antalya yazısını aşağıda okumuştunuz :))
Fotolar gecikmeli olarak burada

11 Mart 2011 Cuma

KARDA SUCUK PARTİSİ

Fotoğrafları ekleyememem sizler için iyi oldu bence :))
Yoksa feci bir şekilde canınız çekebilirdi,
Benim eski çalıştığım birimdeki arkadaşlarım,
Karda mangal partisi organize ettiler,
beni de davet ettiler,
Herşey mükemmeldi,
Öğle aramız neşeli geçti dün bu sayede,
Sünter yurtdışındaki kara karşı insan hallerini ve Türkiye'yi kıyasladığı esprili yazısında şöyle diyor;
SÜNTER
"Gencler (leylakdali, mavianne gibi mesela:) kardan adamlar yapiyor hatta bahcelerde mangal partileri yapilyor."

Çok sevdim bu yazıyı okumanızı salık veririm :)))

Kar yağışı Ankara'da kesildi,
Hava da yumuşadı,
Kaldırımdaki karları da Ankaralılar olarak yaladık tuzlu değil !
Bu nedenle bayağı geç erir diye düşünüyoruz,
Ne kadar beyefendi bir başkanımızın olduğunu da herkes görmüş oldu,
Ne güzel konuştu değil mi kar yağışı sonrası :))))

Benden bu kadar güzel bir haftasonu diliyorum herkese,
Haftasonu karlar erimezse ve Ahmet Can'ın öksürüğü geçerse kar topu oynamaya bekleriz bahçeye....

10 Mart 2011 Perşembe

kar tipi ve herşeye rağmen tiyatro

Dün göz gözü görmez bir şekilde tüm gün kar yağdı,
Ben ise elim yüreğimde akşam gideceğimiz tiyatronun iptal edilmemesi için dua ettim :)
Bu da komikti ya neyse,
Nasıl gidecektik, gecenin o vakti nasıl dönecektik?
Pek düşünmüyordum bu ayrıntıları,
Ben sadece 3 hafta önce aldığım tiyatro oyununa odaklanmıştım,
Öyle Bir Geçer Zamanki'nin Soner'i,
Yaprak Dökümünün Ferhundesi,
Benim Annem Bir Melek'in gelini,
Diğer iki oyuncu da çok tanıdıktı,
Onlar taaa Ankara'ya gelmiş gitmemek olur mu?
CAM izlemeye değer bir oyun,
Kadın ve erkeğin aynı olay başlarına geldiğinde nasıl da farklı tepkiler verdiğini gösteriyor,
Deniz Çakır nasıl zayıf,
Soner nasıl genç,
Dolunay nasıl güzel,
Tüm oyuncular çok başarılıydı...

Merak edenler için bir TIK
Tiyatroya gidiş ve gelişimiz sorunsuz gerçekleşti...

Güzel kar fotolarım var ama ekleyemiyorum,
Neyse yazıyorum ya buna da şükür,
Dün tunnelden girdim bloglara,
Oradan da yorum yazılamıyor,
Sadece okuyorsun,
Ne zaman düzelecek bu durum acaba?

9 Mart 2011 Çarşamba

ANTALYA SONRASI BAKTIM Kİ BLOGLAR KAPALI !!!

şOK şOK şOK!!!
Dokunmayın bizeeee,
Bloglarımıza,
Ceza ise, suç işleyene kesin kardeşim,
Herkesi neden cezalandırıyorsunuz ki?
Anlaşılır gibi değil,

"BLOGLAR HAYALLERDİR, MİLLETİN HAYALLERİNE DOKUNMAYIN"

Birkaç gündür Kelebekte Tuna Kiremitçi "İncir Çekirdeği" sözlerinde bize destek oluyor,
Teşekkürler buradan Tuna Kiremitçi'ye....

"BLOGLAR DÜŞÜNEN İNSANLARIN OKSİJENİDİR, OKSİJENLERİNİ KESMEYİN"

Otel Kemerdeydi,
Oteldeki yaş ortalaması 70'di,
Hayran kaldım bu turistlere,
Amcam kırmızı pantolonunu çekip, her akşam dans ediyordu,
Gençliğimizden utanalım biz :)))
Yaaa dedim,
Taaa nerelere gelmiş amcam hayatın tadını çıkarıyor,
Bravo!!!

Otelde kediden bol birşey yoktu,
Tam bir kedisever oteli,
Kedi evi bile vardı,
Yemekleri dışarıda yerken etrafınızı en az 15 kedi sarıyor,
Bu şekilde yemek yiyen babayiğit iseniz ne ala....

Çiçekler, deniz, hava, turunçlar,
Harikaydı!!!

Gitme nedenimize uygun sunumumuzu da yaptık tabi,
Yoğun bir program oldu,
Antalyanın güzel bahar havasını yaşayıp da Ankara'nın buz gibi havasına dönmek çarptı biraz beni,
Hele de bugün nasıl kar yağdı görmeliydiniz,
Kış gitti derken bize yüzünü gösterdi....

Hele de dün akşam 15 km lik mesafeye 2 saatte gittik,

Ankara kar tipi,

2 gündür yağğıyor hiç durmadan...

NOT: Aslında bu yazım güzel Antalya fotoğrafları ile süslüydü, Ancak fotoğraflı post yayınlayamıyorum nedense :((