4 Nisan 2011 Pazartesi

GAZETECİ OLABİLME İHTİMALİMİ SEVDİM....

Haftasonu Yılmaz Özdil'in röportajı vardı Hürriyette yeni çıkan kitabı ile ilgili olarak,
O röportajdan söylediği şu cümleler çok hoşuma gitti;
"Gazeteler edebiyat, hukuk, felsefe tarzı okullardan yetişen arkadaşlar tarafından yapılıyor. Türkçeye dair bir meslek sanılıyor. Oysa gazetecilik matematiktir, mimaridir. Mühendisler gazeteci olsa, Türkiye’nin gazetecilik perspektifi en az 20 çıta yükselir. Sadece Türkçeyi bilmek, edebiyata hâkim olmak analitik düşünmeye yetmiyor."
Kendime pay çıkarmakta üstüme yoktur :))
Demek ki ben, gazeteciliği bu nedenle çok sevmişim,
Hala tadı damağımda desem yeridir,
Gerçekten de Gönüllü muhabirlikteki o 2 yıl benim için çok özeldi,
Unutulmazdı, harika anılar biriktirdiğim, kendimle gurur duyduğum zamanlardı,
Hürriyet Ankara Bürosunun o değerli yöneticileri ve muhabirlerinin sıcak yaklaşımını,
Jestlerini, inceliklerini, bana verdikleri değeri unutmam mümkün değil,
Yaşar Sökemensüer, Levent Seğmen ve Ateş Yalazan,
Hande ve Özün,
Onları tanıdığım için kendimi çok şanslı görüyorum,
2006 ve 2008 yılları arası yaptığım haber ve röportajları Ankara Hürriyet sayfalarına taşıdıkları için tekrar buradan teşekkür etmek istiyorum...

Gönüllü Muhabirlik sürecimde en çok da Röportajlardan zevk aldım,
Sizlere bir röportajın doğuş öyküsünü anlatmak istiyorum;

Gazetede, Ayşe Kulin'in Ankara'ya imza gününe geleceğini okuduğumda aklımda bir şimşek çaktı,
O zamanlar (2007 Aralık) Veda romanı yeni çıkmıştı,
Tabi ben alıp hemen bitirmiştim,
Kitabın ilk sayfalarında yer alan yayıncısının telefonu ve mailinden irtibat kurdum,
Sağolsun Ayşe Kulin, tüm zarifliği ile benim röportaj teklifimi kabul etti,
Tabi iş bununla bitmiyordu,
Netten onunla ilgili herşeyi araştırmaya koyuldum,
Daha önce yaptığı tüm röportajları herşeyi okudum,
Sıkı bir hazırlık sürecinden sonra sorularımı oluşturdum,
O'nun karşısına geçmek röportaj yapmak acaip bir keyif, inanılmaz bir tecrübeydi,
Yaptığım röportajın çözümlemesini yapmak da işin zor kısımlarından biriydi,
Sumru Yavrucuk Röportajını 3 saat hiç bilgisayarın başından kalkmadan çözümlemiştim,
Herşey bittikten sonra ise iş, gazeteye röportajı göndermeye ve sabırsızca bekleme sürecine girmeye düşüyor,
Heyecanla her sabah gazeteyi alıp acaba yayınlandı mı diye bakmak,
O yürek çarpıntısını her sabah yaşamak,
Gazetede röportajını fotoğraflarıyla gördüğünde ise, mutluluktan deli olmak,
Cepten herkesi arayıp gazete almasını söylemek,
Bir sürü gazete alıp eşe dosta dağıtmak,
Herşey mükemmeldi....

10 yorum:

Pino dedi ki...

Sizi ilk Hürriyet Ankara'da tanıdım ben:) Hep çok severek okudum yazdıklarınızı ve web sitesindeki haberlerinizi:D
Kocaman sevgileri:D

özlem dedi ki...

Mavi Anne'cim gerçekten heyecan verici bir duygu bence de:)
Sevgiler kocaman:))

Defne Soysal dedi ki...

Leyla Umar'ın gazetecilikle ilgili anılarını dinlerken mesleğini ne kadar çok severek ve saygı duyarak yaptığını hissetmiştim. Şimdi de sizin aynı tarzda hislerinizi yakaladım. Kim bilir sizin gibiler daha cesaretli dönüşler yapabilirler. Belki o zaman sadece gazetecilik değil diğer tüm meslekler saygın ve haketmiş olduğu konuma oturur.

beyaz gelincik dedi ki...

merhaba canım...severek okuyorum yazdıklarını...

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

Severek yapılan bir işin keyfi nerede var ki başka Maviannem.Sen hep yaz, biz de hep okuyalım:)

Burcu dedi ki...

ne kadar güzel bir anıymış :) tam da ben bu sıralar o kitabı okuyorum iyi mi :)) geçikmeli tabiki... sevgiler o mavi gözler becerikli her haliyle sevgiler ablacım :)

Syhn dedi ki...

en çokta sevdiğin birine merak ettiğin soruları yöneltmiş olmak güzeldir herhalde. severek merak ederek...

Cocukla Cocuk dedi ki...

Maviannecim, hatırladım o güzel röportajını. Gazeteciliğe çok yakışıyorsun inan ki, sevgiler

didem dedi ki...

Seni tatmin eden ve mutluluk veren
Bir isin olmasi ne guzel! Sanslisin. Ayse Kulin'e bayilirim buarada. Isinde basarilarin hep daim olsun Mavi anne!

nalan dedi ki...

Keşke bırakmasan ve devam etseydin mavişim ben de severek okumuştum ropörtajlarını.