30 Aralık 2011 Cuma

2011'E VEDA

2011'in son gecesinde ne düşünüyorum?
Kocaman bir yılın yine yaşanıp bittiğini,
Güzel-kötü,
Neşeli-hüzünlü,
Eğlenceli-sıkıcı,
Bir sürü duyguyu yaşadığım bir yıl olduğunu düşünüyorum.
Yılların akıp gidişine her zaman şaşırıyorum,
Ne çabuk geçiyor günler, aylar,
Ne zaman yaşandı bunca şey,
Sonra kendimce tartıyorum eski yılı,
Bu yıl da güzellikler biriktirebildiysem ne mutlu bana,
Kardayım diye seviniyorum,
Sıkı dostluklarım devam ediyorsa,
Kimseyi kırmadıysam,
Vicdanım her konuda rahatsa,
Hesaplaşacağım kimse yoksa,
Mutlu oluyorum....

Bu yıl beni kıran, beni yanlış anlayanlar oldu, ÜZÜLDÜM....
Herkesin beni sevmesi gerekmediğini anladım, BURULDUM...
Gerçekten sevgimi anlayan , benim ard niyetsiz olduğumu bilenlerin çevremde bulunduğunu bilmekten ise MUTLULUK duydum,
Çocuklarıma bazen sesimi yükselttim, suçluluk duydum, ÖZÜR DİLEDİM...
Hayat arkadaşımın aşkını yüreğimde yine hissettim, ŞÜKRETTİM...
Hayırlı evlat olmanın önemini yaşlandıkça daha iyi anladım, KIYMET BİLDİM,
Kötü insanların da olduğu gerçeğini unutmamak gerektiğini hatırladım, SİNİRLENDİM,
İyilikten maraz doğar sözüne inandım , AKILLANDIM....

Herkese 2012'de bol şans diliyorum her konuda,
Aşk isteyen aşk bulsun,
Çocuk isteyen çocuk,
Para isteyen para,
Mutluluk isteyen mutluluk,
Sağlık isteyen sağlık,

Hepsi olsun diyene de ses etmem tabi :)))
YENİ YILINIZ KUTLU, MUTLU VE UMUTLU OLSUN

23 Aralık 2011 Cuma

TAŞINMANIN BANA DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Koliler cırt cırt bantlanırken çıkan o ses,
İnsanların telaşlı hareketleri,
Kolilere yapıştırılacak isim kağıtları,
Üst üste sıralanan koliler,
Hepsi ama hepsi Hüzün verdi bana,
5.5 yıl önce bu binaya taşınırken güle oynaya gelmiştik,
Bu sefer yıllardır birlikte çalıştığımız bir grup arkadaşımızdan da ayrılıyoruz,
Bu nedenle hüzünlü,
Gözden  uzak olan gönülden de uzak olur derler ama,
Ben bu sözü üzerime alınmıyorum,
Dostlarım her zaman kalbimdedir, yakınımda....

Öenmli olan çalıştığın ortamda huzurlu olman,
Çalışma arkadaşlarınla aynı dili konuşman,
'Güler yüz, tatlı dil' derler ya,
Sonuna kadar bu sözün arkasındayım,
Bir de iyi niyetli olmak,
Yalan, dedikodu, kötü niyet yoksa,
Hiç korkmam,
Dünyanın neresi olursa olsun bu ortamda yaşayabilirim,
Umarım yeni çalışma mekanımda da eski huzurlu ve güvenilir ortamımı bulurum...
Gökyüzünden bize minik beyaz hediyeler yağıyor bu sabah,
Sanki yollarını kaybetmişler,
Bir oraya bir buraya dağılmışlar,
Uçuşuyorlar,
Yeryüzünün kirini pasını örtmeye geliyorlar belki de yılın belli zamanlarında,
Bir nebze günahlarımızdan arınıp,
Bembeyaz nasıl göründüğümüzü  fark edelim diye,
Yukarılardan gönderiliyorlar bizlere...

20 Aralık 2011 Salı

ÇITIR EKMEK

Fırından yeni çıkmış çıtır ekmeğin üstüne tanımam,
Çıtır çıtır ekmeğin ucunu koparacaksın eve gitmeyi bekleyemeden,
Ağzına atıp onun nefis tadını hissedeceksin,
Bir de tulum peyniri, tereyağ varsa yanında değme davet yemeklerinn yerini tutabilir bence,
Diyetisyenler neden ekmeği yasaklarlar ki,
Neden en zevkli en lezzetli yiyecekler zararlıdır,

Bu yazdıklarım akşam yemeğinde yediğim neredeyse yarım çıtır ekmek nedeniyle bir suçluluk psikolojisi ve ekmek güzellemesidir :)))

Koliler yapılıyor, dolaplar boşaltılıyor, koliler bantlanıyor, üzerine isimlerimiz yazılıyor,
Taşınma telaşnıa girdik,
Yeni yıla yeni bir ofiste başlayacağım,
İş yerim taşınıyor,
İnsanın alıştığı düzenin bozulması zor oluyor,
Umarım yeni ortama uyum sağlarız kolayca,
Arkadaşlardan ayrılmak zor olacak,
Farklı binalara gidiyoruz birkaç yıllığına.

Evde olmak gündüz programları izlemek keyifliymiş,
Birkaç gün evdeyim hafif bir gribal durum geçiriyorum,
Yan gelip yatmak, ıhlamurum elimde deryalı günleri, bugün ne giysemi izlemek,
Nette dolaşmak iyiymiş,
Arada hasta olup yatmak mı lazımmış yaniiii :))))

19 Aralık 2011 Pazartesi

ÜNYELİLER İSTANBULDA !!!!

Ünye de Fatsa Arası Belgeseli için İstanbulda anne ve babam,
Bu akşam Beyoğlunda Atlas Sinemasındaki Galasına katılacaklar,
Çok heyecanlılar,
Abim (İsmail Canbulat) belgeselin yapımına emek verenlerden,
Ailece bu etkinliğin içine dahil olmaktan mutluluk duyuyorum,
Ben de yazılarımla bu belgeselin tanıtımına katkıda bulunduysam ne mutlu bana,
Dün akşam da NTV'deydi yönetmeni filmin Esra Alkan buyrun izleyin;
Ünye Lokumu yemek isteyen hemşehrilerimizi Atlas Sinemasına davet ediyor :))

14 Aralık 2011 Çarşamba

HEBERLER !!!!

Beni bu sabah en fazla şaşırtan  "Boşanacağı eşinden verdiği böbreğini istiyor" haberi oldu,
Nasıl yani dedim, para pul, ev, araba değil de,
Bir zamanlar sevdiği kocasına hastayken verdiği böbreğini istiyor,
Nasıl bir kopuş oldu acaba da bu denli hayati birşeyi geri istiyor,
İlişkiler neden bir süre sonra çıkmaza giriyor acaba?
Bir yerde okumuştum,
"Egoist insanların evliliği yürümez" diye,
Yürümesi için karşılıklı taviz, karşılıklı anlayış olmalı,
Tek taraflı yürütmek gerçekten zor olabilir...

" Dedemin İnsanları" filmini ben de çok sevdim çoğunluk gibi,
Son sahnelerde gözlerim sulandı,
Oyuncular tabi ki süperdi,
Oskarlıktı bence,
Ezgi Mola ve Mert Fırat son yıllardaki favori oyuncularım....


"Sinek Isırıklarının Müellefi" bir solukta okundu,
Leylağımın ve Lalemin önerisi ile,
Hikayenin kahramanının Ankara'da Eryaman'da yaşaması,
Metroya binmek için Batıkente gelmesi,
Bana farklı bir duygu yaşattı,
Metroda gördüğüm onlarca kişiden birinin Cemil olma ihtimali orjinal geldi,
Kimbilir çevremizdeki evlerde, o ışık yanan odalarda kimler yaşıyor,
Hangi hikayelerin kahramanı onlar?
(Yazıyla hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen 
Bu fotoğrafın bana pozitif bir etkisi oldu, neşe, iştah ve mutluluk verdi
Size de versin !!! Görsel)

"The Big C" internetten online izlediğim,
Bu aralar beni acaip saran bir dizi,
42 yaşındaki kahramanımızın ailesi ve teşhis konulan hastalığı ile mücadelesi,
Yaşama farklı bir gözle bakmasını anlatıyor,
Güzel dersler veren bir dizi,
Ya bizim de kısa bir süremiz olsaydı yaşamak için, hangi alışkanlıklarımızdan vazgeçerdik,
Neleri yapmak isterdik,
Tüm bunları traji komik bir dille ve görsellikle anlatıyor....

"Göge Selam" albümünü zevkle dinliyorum,
Barış Manço parçalarını seslendiriyor sevdiğim sanatçılar,
Hayko'nun sesinden dinlemek çok hoşuma gitti özellikle...

İşyerinde de hareketli günler yaşıyoruz,
Sabah kapının önünde eyleme gelen bir grup vardı,
Ellerinde dövizlerle,
Grup 10 kişi falan olmasına rağmen,
Çevik kuvvet tam 4 minibüs gelmişti :)))

10 Aralık 2011 Cumartesi

ÜNYE'DE FİLM ÇEKİLDİ

Ünye'de çekilen bu filmin oyuncuları arasında babam da var,
Galası yapılacak İstanbul'da haftaya,
Babam heyecanlı annemle birlikte gidecekler Galaya,
Bizim ailenin medyatiik bir yanı her zaman oldu :)))
Seviyoruz ailece sosyalleşmeyi, sahnede olmayı,
Ben de çok merak ediyorum ancak, haftaiçi olması dolayısı ile gidemeyeceğim,
İpek bebeğimiz de büyüdü onu da görecekler,
Allahtan birşey olmazsa İstanbul yolu göründü onlara,
Ben de babamdan dinlerim, Yaşar Amcadan okurum galaya ait notları,

“Ünye’de Fatsa Arası”
Galası belli oldu.
Belgesel yapımcısı Esra Alkan’ın iki ay kalarak, Ünye ve Fatsa’da çektiği, Ünye ve Fatsalıların rol aldığı “Ünye de Fatsa Arası komedi belgeselin, İstanbul’da yapılacak galasının tarihi adresi ve salonu açıklandı.
Gala 20 Aralık Salı Atlas Sineması İstiklal Caddesi-Beyoğlu-İst.
İkram saati 20.30, Film gösterim 21.15 tedir.
Detaylı bilgiler yerel ve ulusal basından izlenebilir.
Yaşar Karaduman-İstanbul

7 Aralık 2011 Çarşamba

BE HAPPY!

Başkasının tecrübesinden ders almak mümkün mü?
Mümkün olsaydı şu anda Dünya kusursuz olmaz mıydı?
Herkes annesinin babasının hatalarını tekrarlamaz VE,
böylece ideal, hatasız, tecrübelerden aldığı derslerle mükemmeli yakalayan insanlar olurduk....

Herşeye rağmen mutlu olmaya,
Huzurlu olmaya bakıyorum,
Hayatımı tekrar dengede tutmaya gayret ediyorum,
Eksik olanları değil, var olanları düşünüp şükrediyorum,
Benim en büyük hazinem, bana her zaman gönlünü açan, destek olan, sımsıcacık sarılan dostlarım sizlersiniz,
Bu dünyadaki en değerli mücevherlere sahibim,
İyiki varsınız....

4 Aralık 2011 Pazar

İÇİMİZDEKİ IŞIK HEP PARLASIN

İnsanlar;Vitraylı pencere gibidirler.
Güneş çıkınca ışıl ışıl parlarlar ama karanlık çöktüğünde gerçek güzellikleri, ancak içlerinde bir ışık varsa belli olur.
Elizabeth Kübbler-Ross
Başımıza gelen iyi yada kötü herşeyin bir nedeni olduğuna inanırım,
Olumsuz olaylardan kendime ders çıkarmaya çalışırım,
Yine de şükredecek birşeyler bulmaya yönelirim,
Ama bazen hayat hiç ummadığın zamanda seni gafil avlar,
O zaman ne yapacağını nasıl davranacağını bilemezsin,
Yıllardır biriktirdiğin , özenle kulandığın, severek yerlerine yerleştirdiğin anıların,
Bir nevi geçmişin,
Hoyrat eller tarafından çalınması karşısında şok yaşarsın,
Umarım bu talihsiz olayı unutturacak başka bir felaketle karşılaşmam,
Ailece kendimize gelmeye çalışıyoruz,
Kısacası evimize hırsız veya hısızlar girdi,
Alyansım hariç tüm takılarım onlarda şimdi,
Alyansımı da benimle birlikte olduğu için alamadılar,
Neyse bize ve çocuklara bir şey olmadığı için şükrediyoruz,
Biz evde yokken gerçekleşmesine seviniyoruz,
Birkaç gündür yoktum merak etmişsinizdir diye yazmak ihtiyacı duydum,
Sizleri meraklandırmak değil maksadım,
Şimdiden desteğinize ve ilginize teşekkür ediyorum dostlarım...

1 Aralık 2011 Perşembe

RUHUNUZU NASIL BESLİYORSUNUZ?


Osman Müftüoğlu diyor ki,
"Sağlıklı bir hayatın yolu her şeyden ama her şeyden çok bedeni ve ruhu doğru birlikte beslemekten geçiyor.
“Keşke, ruhumuzu nasıl daha iyi ve doğru besleyebiliriz” tartışmaları da bir an önce başlasa."

Tartışmayı bloğumda başlatmak istiyorum !

Peki ben ruhumu nasıl besliyorum?

Bana verdiği güzellikler için Allaha şükrederek güne başlıyorum,
İşe geldiğimde gülümseyerek herkese kocaman bir "GÜNAYDIN" diyorum,
Arkadaşlarıma bugün ne kadar güzel ve hoş göründüğünü söylüyorum,
İşimi yaparken kulaklığımdan sevdiğim müzikleri dinliyorum,
Öğle araları dostlarımla birlikte güle söyleye yemek yiyorum,
Onlardan aldığım güzel enerjiyi yansıtıyorum, karşılıklı mutlu oluyoruz,
Doğumgünlerinde sürprizler yapıyorum hiç karşılık beklemeden,
Özlediğim uzaktaki dostlarıma sırf "seni özledim, sesini duymak istedim" demek için telefon açıyorum,
Aile büyüklerim için yemek yapıp onları davet ediyorum,
Bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyorum,
Karşılıksız yapılan her güzel eylemin ruha iyi geldiğini biliyorum,
Negatif düşünceleri, beni mutsuz edecek insanları kendimden uzak tutmaya gayret ediyorum,
Kendime vakit ayırıyorum,
Kitap okuyorum, film izliyorum,
Ailemle birlikte güzel vakit geçirmek için her fırsatı değerlendiriyorum,
Öncelikle kendini seveceksin ki başkalarını da sevebilesin,
İnsanın kendinden memnun olmadığında, başkalarını da memnun edemeyeceğine inanıyorum.


Peki siz ruhunuzu nasıl besliyorsunuz?

29 Kasım 2011 Salı

30 KASIM 1966

1966 yılının 30 Kasımında dünyaya merhaba demiş ABİM,
Annem ve babam daha 1 yıllık evlilermiş,
Annem 20'sinde babam 25'inde,
O zamanlar bu yaşlar hiç de genç değilmiş çoluk çocuk sahibi olmak için,
Şimdilerde olsa "aaa çocuk yaşta çocuğu olmuş" tepkisi verilir,
Abim gelince mutlulukları daha da artmış,
Babam üstüne titremeleri ile annemi biraz bezdirmiş ama, "yumurta içi" oğulları çok yakışıklı ve akıllıymış,
3 yaşında zehir gibi bir erkek çocuğu olarak evde saltanat sürerken,
Ben aileye katılmışım,
Kendinden emin bir çocukluk yaşayan abimin beni kıskandığına dair bir hatıram bulunmuyor,
Aksine ben onu kıskanırdım her zaman,
Okulun en başarılısı,
Mandolin çalar,
Halk oyunu oynar,
Bilgi yarışmalarına katılır,
Tiyatro yapar,
O kadar çok yönlüydü ki,
Tüm okul hayatım boyunca onu gıptayla izledim,
Ne zaman ki, üniversiteyi kazanıp İstanbul'a göç etti,
İşte o zaman özlem duydum, ben de kazanmalıydım üniversiteyi İstanbul'a gitmeli ve onun okulunda okumalıydım,
Hep bunu istedim,
O inşaat mühendisliği okuyordu,
Ben ise mimar olmalıydım,
Hayat bizleri ayrı yerlere savurdu,
Kısa bir süre için Ankara'da buluşturdu,
Sonra bir rüzgar esti ve onunla yine ayrıldık,
Her zaman bir abim olduğu için gurur duydum,
Onun  başarıları ile övündüm,
Uzakta olsak da birbirimizden, 
Kardeş olmak gönül bağımızın hiç kopmayacağını bilmek ayrıcalıklı bir duygu,
Abicim iyiki doğmuşsun,
Senin kardeşin olarak doğduğum için çok şanslıyım,
Senden çok şey öğrendim,
Ailenle birlikte çok mutlu olmanı diliyorum,
Allah herşeyi gönlüne göre versin,
Sen herşeyin en iyisine layıksın,
İMZA: Kızkardeş

26 Kasım 2011 Cumartesi

BATI KARADENİZİ GÖRÜP GELDİM

Kağıt Fabrikasındaydım cuma günü
Ormandan gelen odunlar fabrikaya giriyorlar
Bir sürü işlemden geçiyorlar,
Sonuç olarak,
Odun olarak girdikleri fabrikadan kağıt olarak çıkıyorlar,
Şöyle bir düşündüm de,
Bu dünyaya odun gelip odun giden ne çok insan evladı var,
Ne yazık,
İnsanın kendini yontması, törpülemesi,
Güzel bir kağıda dönüşmesi o kadar zor mu?
Bence hiç de zor olmamalı,
Azimle ve çalışmayla insan kendini eğitebilmeli...

Zonguldak, Çaycuma, Filyos,
Havasını soluyup döndüm,
Karadenizin gri ve dalgalı denizine baktıkça bakasım geldi,
Zonguldağın dağlara dizili evleri,
Kömür rayları,
Beni hüzünlendirdi, kasvetli geldi bu şehir bana,
Madencilerimizin acıları aklıma geldi,
Üzüldüm,
Filyosta deniz kenarındaki lokantada balık yedik, harikaydı,
Çaycuma'ya giderken Ankara'dan yerel bir otobüse binmiştik,
Otobüs öyle eskiydi ki o atmosfer beni 90'lı yıllara götürdü,
Sanki zaman tünelinden geçip geçmişe döndüm,
Muavinin saçı bile  o yıllardan kalmaydı sanki,
Nostaljik bir yolculuk oldu....

23 Kasım 2011 Çarşamba

ÇEYİZ SANDIĞIMI AÇTIM

2005 Aralık ayında blog yazmaya başlamıştım,


İlk o zamanlar blogcu ile ortaya çıkmıştı,
Dün eski bloğumu ziyaret ettim,
3 yıl aralıksız yazmışım orada,
Burada da bu yıl 3. yılımı dolduruyorum,
Ne anılar biriktirmişim,
Tarihe not düşmüşüm,
Ne fotoğraflar eklemişim,
Okudukça, gezindikçe gezindim o yıllarda,
Vee,  ne fark ettim biliyor musunuz?
Yıllar o kadar çabuk akıyor ki,
Yakalamamız mümkün değil,
Sadece güzel geçirmek günleri önemli,
Dostluklar, ilişkiler, almalar, vermeler,
Herşey ama herşey en içten, gönülden,
İyi niyetle yapılınca güzel,
Yüreğini güzel tutmak, yardım etmek, sevgi vermek,
Çevrendekilerin nasıl olmasını istiyorsan senin onlara öyle davranman,
Biriktirdiklerimi çok sevdim,
Çeyiz Sandığımı açmış gibi hissettim kendimi,
İçinden renkler çıktı,
Sürprizler çıktı,
Dostluklar çıktı,
Değerli anılar çıktı,
Mutlu oldum :)))

22 Kasım 2011 Salı

KONUŞMAK-YAZMAK

Hayattan kesitler,
Kısa yazılar,
Meramını birkaç kelime ile bir kaç cümle ile anlatma,
Uzun uzadıya konuşmak ama bir türlü ne dediğini anlayamamak,
O daldan bu dala konarak konuyu dağıtmak,
Çeşitli meramını anlatma şekilleri var ,
Ben blog yazılarımda kısa yazmayı tercih ediyorum,
Uzun yazarsam sihri bozulacakmış gibi geliyor yazılarımın,
Sanki kısa yazılarla meramımı anlatmam daha okunası oluyor gibi geliyor bana,
Çok isterdim sizleri de sıkmayacak uzun yazılar yazmayı,
Köşe yazarlarının nasıl yazı yazdıklarını ise çok merak ediyorum,
Her gün belirledikleri bir konu hakkında düşünüp kurgulayıp mı yazıyorlar ?
Yoksa akıllarına o an gelen konuları mı kaleme alıyorlar?
Konuşurken de kendini ifade edebilmek önemli,
Bazen insanlar konuşur, anlatır da anlatır ama ben ne anlattıklarına vakıf olmak için bayağı zorlanırım,
Çok konuşan insanları severim yanlış anlaşılmasın lütfen,
Ama gereksiz açıklamalar, daldan dala konmalar bizi konudan uzaklaştırırsa ben sıkılırım,
Diyoloğun monoloğa dönüşmemesi sanırım buradaki püf nokta,
Karadenizli bir aileden geldiğim için alışığım yüksek sesli  muhabbetlere,
Hele de babam ve amcam terasta konuştuklarında yokuş yukarı çıkan insanların " vayy bu evde kavga var" diye düşündüklerini bilirim  :)

18 Kasım 2011 Cuma

YARIŞMALARA KATILMAYA BAYILIYORUM !!!!


12 – 20 Kasım 2011 tarihleri arasında www.facebook.com/bilkom adresinden yarışmaya başvurabilirsiniz.

Yarışmanın konusu ise hayli ilginç;
- Dostoyevski gibi bir yazar blog tutar ya da tweet atar mıydı?
- Bloğu olan konuşuyor! Herkesin blog yazabilmesi iyi bir şey mi, kötü mü? 

- Ellerine mürekkep bulaşmayan yazar, dizi kanamayan çocuğa mı benzer?

Bu konulardan biri hakkında yazı yazacaksınız. Site takipçileri tarafından en fazla beğenilen yazı kazanacak.

Ben ne yaptım? Hemen katıldım bu yarışmaya :))

Buraya bir  TIK yaparsanız yazımı okuyabilirsiniz.

Beğenirseniz like butonuna basmanız yeterli,
Haydi bakalım yeni bir mecrada bilek güreşinde ne yapacağım,
Bekleyip görelim,
Destekleriniz için şimdiden teşekkürler dostlarım.

16 Kasım 2011 Çarşamba

THE END

Naz Elmasın dizisi pazar akşamı çok komik bir son bölümle final yaptı,
Ay Tutulmas'nın finali bana beyazın 2 dk.lık yaprak dökümünü hatırlattı :)))
İzlemeyenler için buraya ekledim,
Ben gülmek istediğimde izliyorum, tavsiye edilir,
15 dakikada halolacak meseleler için bazen yıllarca izliyoruz diziyi,
Saatlerimizi boş yere heba ederek,
Bu düşüncelere gark oldum ve hemen TV'yi kapatıp müziğimi açtım, kitabımı okumaya başladım,
Bu diziler uyuşturucu etkisi yapıp bizi 3 saat tv karşısına bağlıyor ya sinir oluyorum,
Ama izliyorum da,
Elimde kitabımla izlemeyi tercih ediyorum,
Reklam arası, saçma sapan diyologlar derken ben aslında diziyi kitabımla aldatıyorum !!!

15 Kasım 2011 Salı

AHMAKLIĞIN VASIFLARI !

Geçen gün maillerime bakarken abimden gelen aşağıdaki yazıya rastladım,
Çok hoşuma gitti,
Tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne,
Bu alametler bizde yoksa ne ala!
Varsa da biran önce kurtulmanın yollarına bakmalıyız,
Hem kendimiz hem çevremiz için,
Buyrun okuyun siz ne düşünüyorsunuz?


"ahmaklığın dört alâmeti vardır. 

1. kendi ayıbını görmeyip de başkalarının kusurunu aramak.
 

2. gönlüne cimrilik tohumu saçtığı halde cömertlik ummak.

3. huyu ile halkı hoşnut etmeyen kimsenin tanrı kapısında hiçbir
değeri yoktur.
> adeti huysuzluk olanın işi daima nefret kazanmaktır.
> kötü huy, tende canın belâsıdır.
> huysuz kişi insandan sayılmaz.


 
4. cimrilik cehennem ağacından bir daldır.  

(nişaburlu mehmet feridüddin-i atar, "pendname")

12 Kasım 2011 Cumartesi

GİZLİ ANLARIN YOLCUSU

Ayşe Kulin'in son romanı elimde,Bu sefer roman kahramanı İlhami anlatıyor,
Daha başındayım,
Birkaç günde bitireceğimi düşünüyorum,
Her zamanki gibi elimden bırakamadan okuduğum bir yazar Ayşe Kulin,
Müzik eşliğinde kitap okumak gibisi yok,
Leylak Dalı'nın kulakları çınlasın,
Haftanın okuyanı tadında bir fotoğrafımı çekti fahir,
Bakalım bu fotoğrafı nasıl yorumlayacak ?  :))
Ben ise romanım bitince yeni bir yazı ile düşüncelerimi sizlere ileteceğim,
Güzel bir haftasonu diliyorum...

10 Kasım 2011 Perşembe

ATA'YA TEŞEKKÜR

Önemli olan öte dünyaya göçtükten sonra geride bıraktıkların,
İnsanlık için iyi şeyler yapmış mısın?
Arkandan güzel söz söyleyenlerin var mı?
En büyük miras bunlardır,
Atatürk'ün bize, biz kadınlara bıraktıkları o kadar çok ki,
Ne kadar minnet duysak az,
Allah rahmet eylesin,
Mekanı cennet olsun,
Cumhuriyet çocuğu olmak büyük ayrıcalık,
Hele de Cumhuriyet kadını olmak özgürlük,
Atam sana çok teşekkür ediyorum...

6 Kasım 2011 Pazar

HERKESE Mİ BAYRAM ?

Sadece bizim bayramı bayram gibi yaşayacağımızı bilmek,
Van'da sevdiklerini kaybedenlerin gözyaşlarının dinmediğini bilmek,
Çocukların soğukta o çadırlarda bayram geçireceğini bilmek,
Şehit ailelerinin gözleri yaşlı, oğlunun, eşinin, babasının fotoğrafına bakacağını bilmek,
Tüm bunları bilmek acı veriyor,
Keşke diyorsun,
keşke bu acılar hiç yaşanmamış olsa,
Herkes bayramı bayram gibi yaşayabilse,
O nedenle çok da tadında yaşayamıyorum bayramı,
Yaşanılan acıların tekrar etmemesini dilemekten başka yapacağımız birşey var mı?
Tabi yardımlarımızı yaptık, yapacağız,
Dualarımız hep onlarla olacak,
Bayram günleri bir nebze herkese acılarını dindirse,
Güzel günlere dair ümitlerini artırsa,
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

2 Kasım 2011 Çarşamba

ESMER ŞEKERE KANMAYIN !

Ankara Şeker Fabrikasındaydım bugün,
Üretim yani kampanya döneminde fabrika,
Bizlerde bunu görmeye gittik,
Nasıl harika bir şey bilemezsiniz,
Gelen şeker pancarlarının bembeyaz şekere dönüşmesi macerası nasıl da şiir gibi,
Yıkanıyorlar, kesilip rendeleniyorlar,
Kaynar kazanlarda kaynıyorlar,
Özleri çıkıyor,
Süt banyosunda (kireç sütü) beyazlıyorlar,
Santrifüjle kuruyorlar,
Eleklerden geçip, kocaman çuvallara (50 kiloluk) konulup satışa hazır hale getiriliyorlar,
Müthiş bir macera!!

Sımsıcak bir ortam,
İliklerime kadar ısındım gezerken,
Kazanlardan çıkan buhar da elektrik enerjisi üretiminde kullanılıyor,
Bugün en çok da şuna şaşırdım;
Esmer şekerin doğal şeker olarak bize yutturulmaya çalışıldığı gerçeği ile yüzleştim,
Nasıl bir bilgi kirliliğidir bu,
Ben yıllardır esmer şekerin daha doğal olduğunu, beyaz şekerden daha az muamele edilmiş ve saf şeker olduğunu sanırdım,
Güya beyazlatmak için şekeri kimyasallar kullanılıyormuş,
Esmer şeker de kullanılmıyormuş,
Hepsinin kocaman bir yanlış olduğunu öğrendim,

Efendim özetleyecek olursak,
Şeker pancarından beyaz bildiğimiz toz şeker üretilirken herhangi bir kimyasal madde kullanılmıyor,
Kesme şeker üretiminde ise şeker tam kurutulmadan kalıplara dökülüyor,
Esmer şeker ise; beyaz şekerin melas katılarak esmerleştirilmesi sonucu oluşan bir ürün,
Melas şeker üretiminin son aşamasında acığa çıkan kahverengi bir şurup olarak basitçe anlatabilirim,

Yanii Esmer Şekerin; doğal, organik diye biz çevrecilere, organik ürün kullanmaya meraklılara  pazarlanması gayet manidar!!!!

Sizlere bir de yaşanmış esprili bir hikayeyi anlatayım,
Eskiden kot pantlonlar ülkemizde yokken,
Şeker çuvallarından pantolon dikilirmiş ve çok havalı birşeymiş,
Bu kot benzeri kumaşlarla dikilen pantolonu giymek,
Ancak bir abimiz şort diktirmiş bu çuvallardan ve denize girmiş,
Bel kısmında şortun ön tarafında   Turhal Şeker Fabrikası, arkasında da Net 75 kilo yazıyormuş :)))

1 Kasım 2011 Salı

UMUT

Görsel
Kasım gelince yıl sonuna birşey kalmadığını görürüm,
Bir yılı daha devirmenin hüznü mü sarar mutluluğu mu bilemem,
Bir yılın hesabını çıkarmanın zamanı gelmiştir diye düşünürüm,
İyi günleri ile kötü günleri ile yaşanmıştır artık, kocaman bir yıl geride kalmıştır,
Listeler hazılanır genelde,
Gelecek yılın hedefleri belirlenir....

Bu yıl hüzünlü bir yıl oldu  ülkece,
Terör olayları, şehitler, deprem,
Güzel günlere iyi haberlere hasret kaldık,
Umarım 2012 güzel bir yıl olur,
Mayaların kehanetinin gerçek olmaması dileğimiz,
Geleceğe dair daha çok planımız var öyle değil mi?
İnsanoğlunun yarınlara dair umutları hiç bitmesin zaten,
"Umudu olanın herşeyi vardır" diye okumuştum bir yerlerde,
Gerçekten de hiçbir zaman umudumuzu ve iyi niyetimizi kaybetmememizi diliyorum...

29 Ekim 2011 Cumartesi

DEPREM

Bundan 12 yıl önce Değirmendere depreminde ailece sarsılmıştık,
3 gün önce uyuduğumuz arkadaşımın evi yıkılmış,
O da enkazdan sağ çıkamamıştı,
Allah Rahmet Eylesin,
O günden sonra  farklı baktım hayata,
Van'da enkazdan çıkanları, yakınlarını kaybedenleri anlamamız zor,
Allah o acıyı kimseye göstermesin bir daha,
Ama böyle demekle bitmez bu iş,
O çürük binaları yapanların Allah cezasını versin,
Devlet de cezasını versin,
Bizler de akıllanalım binaların duvar kağıtlarına,
Mutfak dolaplarına, banyosuna, kartonpiyerine bakacağımıza,
Depreme dayanıklılığına, Jeolojik etüt raporuna bakalım,
Lütfen bu olay son kez bize ders olsun,
Önlememizi alalım,
Sonradan ağlamayalım...

25 Ekim 2011 Salı

EVİNE HOŞGELDİN İPEK


3.kez hala olma sevincini yaşıyorum,
İki erkek yiğenime bir üçüncü eklendi,
Bu sefer kız,
Bu kadar erkeğin üzerine gelen İpek kızımız pek değerli Maşallah,
Allah nazardan sakınsın,
Dünya güzeli bir melek geldi ailemize,
Kardeş Hüseyin'i ve güzel  gelinimiz Evren'i kutluyorum,
Küçücük, tatlı mı tatlı, minik mi minik bir kız İpek,
Onu İstanbul'da bırakıp nasıl Ankara'ya döneceğim bilemiyorum,

(Anne ve babasının özel isteği üzerine fotoğraflar silinmiştir)
MAŞALLAH


NAZAR DEĞMEZ İNŞALLAH

24 Ekim 2011 Pazartesi

ATAYA MEKTUP

Sevgili Öğrenciler,

Ata'ya duygu ve düşüncelerinizi paylaşma fırsatı sunan bu yarışmamızın birincisi ipad ile ödüllendirilecektir. Her ay en çok beğeni alAn mektupların sahiplerine ise madalyalar verilecektir. Haydi, Ata'ya en içten duyguları yazan sen ol.
BURAYA BİR TIK 
Nazlı Saatcioğlunun yazdığı bu güzel yazıyı beğeniyoruz :))
Sen tüm güçlükler karşısında yılmadan, pes etmeden, tüm cesurluğunla bu milleti güzel günlere kavuşturan tek insansın. ''Mustafa Kemal Atatürk'' adını, üzerinde adeta bir mücevher gibi taşıdın, taşıyacaksın daima!
Bize hep yol göste...rdin, sevdin, sevdirdin bu milleti... Ulu'sun, önderimizsin, canımızsın, kanımızsın, paşamızsın!
Atam, sen aramızdan ayrılalı geçen 73 yılın her anında kalbimizde ve ruhumuzda yaşamaya devam ediyorsun ve edeceksin...
Seni yaşıyoruz, yaşatıyoruz, arıyoruz ve saygıyla anıyoruz...

Nazlı Irmak SAATCİOĞLU
Malatya Doğa Koleji 7/A

DESTEĞİNİZİ BEKLİYORUZ
ANNESİ HEİDİM NEHİRİMLE BİRLİKTE

22 Ekim 2011 Cumartesi

YILLARIN ESKİTEMEDİĞİ DOSTLUKLAR

Dostluklar eskimez sadece araya mesafeler girer,
Kendi hayatlarımız girer,
Farklı hayat telaşları içerisinde yuvarlanır gideriz,
İşte biz de böyle bir yoldaydık gidiyorduk birbirimizin hayatından habersiz,
Facebook çıktı biz birbirimizi bulduk,
Çocukluk arkadaşlarımla yine aynı sıcaklıkla sarılmamız herşeye değer,
Emine ve güzel kızı İstanbul'dan çıka geldiler Ankara'ya,
Biz Ünyeliler Sampi'de buluştuk,
Karadeniz pidesi yemeden olmazdı,
Gözlerindeki o berrak, samimi, neşeli gülümseme hiç kaybolmamış,
Serpilin minik oğlunun ve daha bir çok arkadaşımızın kulaklarını çınlattık,
Konuşamadıklarımızı bir sonraki buluşmaya bıraktık,
En kısa zamanda daha uzun uzun bir buluşma için erken ayrılmak zorunda kaldım yanlarından,
Bir sonraki buluşmayı dört gözle bekliyorum....

20 Ekim 2011 Perşembe

DAHA KAÇ ANNE KUZUSU YİTİP GİDECEK?

O gencecik askerlere yüreğim dağlandı herkes gibi,
Acemi erlerin o çatışmaya girmesi,
Daha 20 lerinde evlatlarımızın yitip gitmesi,
Her anne gibi beni de derinden üzdü,
Allah, gözü yaşlı annelere sabır versin,
Ne kadar zordur kimbilir,
Oğlunu vatan borcunu ödesin diye gönder,
Sağ sağlim dönmesi için dua et,
Türk Bayrağına sarılmış tabutu gelsin,
Nerede adalet!!
Hepsi zavallı aileler,
Bir tek hali vakti yerinde aile çocuğu görmedim ben oralarda askerlik yapan,
Yazık değil mi?
Daha acemi çocukların dağlarda vuruşmaya girmesi,
Anlayamıyorum,
Neden çözüm bulunamıyor bilemiyorum,
İçim acıyor,
Nasıl bir acıdır bu,
Allah evlatlarımıza rahmet eylesin....

17 Ekim 2011 Pazartesi

EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZ

Aşkım kocacığım Mahocum,
20 yıldır tanıyorum sadece seni,
18 yıllık evliyiz,
Birlikte büyüdük derler ya,
Biz birlikte yaşadık bence,
Terazinin bir kefesine güzel günleri, bir kefesine mutsuzlukları koysak ,
İyi ve mutlu günler ağır basar,
Fark atar diğerine,
Önemli olan da nasıl yaşadığımız yılların nasıl geçtiği değil mi zaten,
Ben hep keyif aldım seninle birlikte olmaktan,
Önce arkadaş, sevgili ve eş olduk birbirimize,
Çocuklar bizi anne baba yaptılar,
Başarılı bir anne baba olmaya çalıştık,
Bakıyorum da onlar mutlu biz mutlu sanırım bu işi kıvırdık birlikte,
Umarım iyi birer kayınvalide kayınpeder,
Sonrasında ise dede ve nine oluruz,
Şimdi hedefte o var değil mi ?
Her zaman şükrediyorum,
Allah bana çok güzel bir yazı yazmış,
Seni çıkarmış karşıma,
Umarım sağlıkla yaşlanırız,
Çocuklarımızın acısını göstermesin Allah bize,
Güzel günler görürüz birlikte,
Tüm dileğim bu,
Seni çok seviyorum,
Hayatın bize verdiği hediye bu güzel evliliğimiz oldu,
her zaman bunun kıymetini bilerek yaşayalım...

14 Ekim 2011 Cuma

YÜREĞİM KANAT ÇIRPIYOR BUGÜN !!!

Fatocum;
Canım arkadaşım,
Can dostum,
Ablam, Özlemim
Doğumgünün Kutlu Olsun

Bu nasıl güzel bir mesajdır böyle,
Semacım taaa Karslar'dan gönderdi bu mesajı bana,
Gözlerim yaşardı okurken,
Nehirim Heidim taaa Malatya'dan unutmadı beni,
Salişim Niğdeden sabah sabah aradı,
Rahime Konya'dan hem beni hem ofistekileri düşünmüş :))
Uzaktaki arkadaşlarımın telefonları (Burcu, Güzin, Lale, Havva Ablam)
Abicim, Kardeş Hüseyin,
(Bu liste uzarrr gider, faceteki mesajlar)
Yanımdakilerin sürprizleri,
Dostça kucaklaşmalar,
Herşey herşey benim içindir O gün,

Doğumgünlerimde kendimi o kadar şanslı bulurum ki,
Yüreğim yerinden çıkıp kuş olup kanat çırpar,
Bu kadar güzel dostlarım olduğu için binlerce şükrederim Allaha,
Akrabalarını sen seçmezsin ama arkadaşların karşılıklı seçimlerdir,
Doğru seçimler yapmanın gururunu yaşarım özel günlerde...

Dünyanın en güzel şeyi sevildiğini yüreğinin taaa içinde hissetmek.

DOĞUMGÜNÜMÜ KUTLAYAN TÜM DOSTLARIMA TEŞEKKÜRLER

9 Ekim 2011 Pazar

MAVİANNE SAMSUN'DA

Harika günler geçiriyorum,Eski dostlar, hocalar, akrabalar,
Üniversitem,
Nasıl gelişmiş, büyümüş,
Samsun gelişmiş,
Herşey fevkaladenin fevkinde !!!

Çok birikti anlatacaklarım, nereden başlayacağımı şaşırdım,
Özellikle ben okurken araştırma görevlisi olan Yüksel Hocam şimdi Profesör olarak oturum başkanlığını yapıyordu,
Onun beni sunuşuyla kürsüye çıkmak ayrı bir gurur verdi bana,
Teşekkürle başladığım sunumum başarılı geçti,
Yanıma bir genç kız yaklaştı çay arasında,
'Ben sizin yanınızda staj yapmıştım, hatırladınız mı?' dedi,
Çok hoşuma gitti, tanıdım hemen ,
20 yıl önce gördüğüm arkadaşlarımın orta yaşa gelip, çoluk çocuğa karışmış olması,
Herkesin farklı bir hayatta yol almaları,
Okulda kesişen hayatlarımızın farklı yollara ayrılması,
Mezuniyet sonrası  geçen ömrümüzle ilgili konuşmalarımız,
Gerçekten de herşeye değdi.
Sünter ve Ayci ile güzelim Amisos Tepesinde buluştuk,
Denize nazır çay eşliğinde sohbetimiz ise paha biçilmezdi,
Hümeyra Ablamla hasret giderdik,
Lütfiye Teyzemleri ziyaret ettik,
Yıllar sonra Samsun'u yaşamak beni çok mutlu etti.

DİSİFASE
Bizlerin kod adıydı
4 kız arkadaşın isimlerinin başharfleri
Malesef Semra bizimle değildi,
Dilek ve Simiber ile birlikte olmak harikaydı,
Sanki o kadar yıl geçmemiş,
Hala öğrencilik yıllarımızdaki gibiydik,
Önemli olan da bu değil mi zaten,

Yıllar geçse de dostlukların baki kalabilmesi.

1 Ekim 2011 Cumartesi

YOKTUM BURALARDA AMA NEDEN YOKTUM?

Bu hafta o kadar yoğun geçti ki, buraya yazamadım fırsat bulup da malesef,Haftaya Samsun'a gideceğim ve 4 gün işten uzakta kalacağım için herşeyi halledeyim diye çalıştım,
Bir de dişim kırılıp da dişçi işi çıkınca üstüne tuz biber ekildi,
Ondokuz Mayıs Üniversitesinde 20 yıl önce mezun olduğum okulun salonunda kongreye katılacak olmam, orada sunum yapacak olmam beni heyecanlandırıyor,
Hocalarım, üniversite kampüsü, anılar,
Sanki daha dün gibiydi öğrencilik yıllarım,
20 yıl nasıl geçmiş inanılır gibi değil,
Bunca yıl biriktirdiğim herşeyden memnunum,
Bakalım kimleri göreceğim orada,
Nasıl karşılanacağım,
Merakla bekliyorum.

Bu haftaya bir de kına gecesi ve düğün sığdırdım,
İşyerinden genç arkadaşlarımdan Özge harika bir gelin olmuştu,
Kına gecesinde de kurtlarımızı döktük,
Kınamızı yaktık,
Kızımıza bindallı giydirdik,
Kırmızı duvakları ile genç kızlar ellerinde mumlarla "yüksek yüksek tepeler"i söyledi,
Bu gece de düğünü vardı,
Genç, aşık ve mutlu çifti görünce benim de içime neşe geldi,
Bakmaya doyamadım ,
Allah hep bugünkü gibi mutlu eder inşallah onları.

Yarın da annemler yaz başı gittikleri Ünye'den dönüyorlar,
Çok özledik onları,
Hayırlısı ile gelmelerini diliyorum,
(YAŞASIN KUTLU EKİM AYI GELDİ!!!!)
(Açıklama: Bu ay içerisinde ; 1 nişan yıldönümü, 1 doğumgünü ve 1 de evlilik yıldönümü kutlanacak.)

26 Eylül 2011 Pazartesi

HAFTASONUNUN ARDINDAN

Cumartesi günümüz vardı,
2 ayda bir olup yaz tatiline giren bir gün bu,
O nedenle de  birbirimizi çok özleriz,
Bir ağızdan konuşup, güleriz,
Yer içeriz ama 5 çeşitten fazla oldu, böyle de olmaz ki diye de söyleniriz,
Böyle söylenmemize bakan birşey yemez sanır ancak, masadakileri siler süpürürüz,
Yine çok neşeli, dostluk dolu bir gün geçirdik,

Pazar günü ilk İKEA seferimizi yaptık,
Biraz geç kaldık ama artık kusura bakmayacak,
Ankara'da öyle bir yerde ki git git varamıyorsun,
O kadar yani,
Eski mamak Çöplüğü,
Şimdi ITC'nin düzenli depolama alanının karşısı,
Nasıl kalabalıktı,
Fahire çalışma masası aldık,
Nasıl masaysa 3 tahta 6 ayak alıp geldik,
Çocuğun elinden geliyor o işler de, monte etti,
Ben tek olsam hayatta yapamazdım,
Çok dolaşınca acıktık, ünlü isveç köftesini yedik ama ben hiç de sevmiyorum bu köfteyi,
Laf olsun karnımız doysun diye oturduk,
Aşağıda bir de satış yeri vardı yeme içme reyonundaki isveç yiyeceklerinin satıldığı,
Millet nasıl alıyor o köftelerden soslu tavuklardan kurabiyelerden,
Hatta bir kadın "Hayatta böyle lezzetli köfte yemedim diyordu",
Minik bir un eleği aleti,  bardak, peçete, cam mumluk, mum,muffin kağıtlarından aldım ben de,
Eve kendimizi zor attık,
Yorulmuşuz...

Pazartesi ofiste haftasonu yorgunluğunu atmaya çalışan her ofis çalışanı fani gibi ben de esneyip, çok yorgunum deyip duruyorum şimdi :))

22 Eylül 2011 Perşembe

EYLÜL YAĞMURLARININ İLK GÜNÜ

Yazı severim ben,
Yaz insanıyım, güneşli, neşeli, hafif günleri severim,
Kasvetli, kapalı, bulutlu, yağmurlu havaları ve durumları sevmem,
Kış geldi diye de üzülmüyorum ama, hani daha geç gelse de fena olmazdı,

Bugün harika bir haber aldım ve harika bir buluşma yaşadım İKİ GÜZEL İNSANLA,
İyi ki, blog yazıyorum dediğim günlerden biriydi bu,
Öyle güzel dostlarım oldu,
Güzel şeyler paylaştım ki,
Çok mutluyum...

Zordur aslında insan ilişkileri,
Herkes farklı telden çalar,
Aynı notayı yakalamak göründüğü kadar basit değildir,
Bazen aykırı sesler çıkar,
Canımız sıkılır bu bozuk sesten,
Önemli olan tekrar notayı tutturmamız ve huzuru mutluluğu yakalamamız.

17 Eylül 2011 Cumartesi

BU AKŞAM SERTAP VE KENAN BİZDEYDİ

Biz gidemeyince onlar gelmiş,
Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz dedik bizler de onlara,
Ankara'da bizim sitenin yanıbaşına kurulan lüks Atlantis sitesi ve AVM'nin organizasyonu ile konser verdiler,


Sertap da Kenan da "süper süper"di,
Asıl şahane olan bizim semtin cıvıl cıvıl ve kalabalık olması,
Herkesin çimlerde yatması, dans etmesi, hep birlikte eğlenmesiydi,
Kenan Doğulu'yu ilk kez yıllar yıllar önce Mehmet Ali Erbil ve Çiğdem Tunç'un  piyano başında yaptıkları bir programları vardı,
Orada çıkmıştı at kuyruğu saçlıydı 1993'te
"Tak etti canıma gel yanıma, gül yüzlü yarim gülsene bana" diye bir şarkısı vardı hatırlar mısınız?
O zamanlardan severim kendisini,
Şimdilerde ise  "Şans Meleğim nerelerdeydin tam zamanında geldin, Süper süper" diyerek genç kızların yüreğini hoplatıyor,
Görmeliydiniz çığlıkları, coşkuyu,
Güzel bir akşam geçirdik sayelerinde,
Sağolasınız,
Yine bekleriz efenim....

16 Eylül 2011 Cuma

ÖLÜM NEDEN KONUŞULMAZ?

"Bir Yudum Cennet"i izledim,
Beğendim ben de diğer blogger arkadaşlarım gibi,
Düşündürdü beni bu film,
Bizler ölüme hiç hazır değiliz,
Ölümden kaçış olmadığını bilsek de yokmuş gibi yapmakta üzerimize yok,
Ölüm hastası olsa da karşımızdaki, inancımız onun iyileşmesi yönünde,
Bu filmde ileri safhada kanser hastası olan genç kadının ölümle yüzleşmesi ve ona adım adım yaklaşması var,
Belki de bizleri hep iyi olacağımıza odaklandıran şey inançlarımız,
Gerçi inançlarımız bir gün öleceğimiz yönünde gerçekler sunuyor önümüze,
Ama nedense hiç ölmeyecekmişiz gibi düşünüyoruz,
Haftasonu Ayşe Arman da bir onkolog profesörle röportaj yapmıştı,
O da diyordu ölüm bir gerçeğimiz ama kimse kabullenmiyor, herkes tedavi olmuştu neden kaybettik sorusunun peşinde,
Tedavi bir yere kadar diyor, 3 ay ömrü kalan için 3 yıl yaşamak bir şans,
Sonrasındaki ölüme şaşırmak ve doktora kızmak ise saçma diyor,
Vademiz dolduğunda gideceğimizi bilmemize rağmen hep bir erteleme söz konusu,
Bu filmde ölümü kabulleniş ve korkunun yerini huzurun aldığını görüyoruz....
Allah sıralı ve hayırlı ölüm nasip etsin.
Yine de herşeye rağmen herkese sağlıklı uzun bir ömür diliyorum....

14 Eylül 2011 Çarşamba

REENKARNASYON

Dizi oyuncuları ölümsüzlüğü keşfetmiş,
Bir dizide ölen biri başka bir dizide yeni bir karakterle karşımızda,
Kim demiş Reenkarnasyon yok diye,
Dizilerde oluyor,
Balıkçı gitmiş Al Yazmalımda oynuyor,
Vural'ın annesi ağlayıp duruyor ki oğlum öldü diye,
Kuzey ve Güney'i izleyerek özlemini giderebilir pek ala !

Elimdeki kitapları tatilde bitirdim,

Son zamanda okuyup da beğendiğiniz muhakkak okumalısın dediğiniz kitapları öğrenmek isterim,
Bu ara işlerim çokkk yoğun,
Tatilin acısı çıkıyor,
Napalım bu tempoya da alışacağız mecbur,

Okullu mini mini birlere başarılar diliyorum,
İlkokul öğretmeni çok önemli,
İnşallah çocuklarınız iyi ellere emanettir,
Dantel gibi işleyecek ilköğretmenleri onları,

Ankara'da akşamları serin olmaya başladı,
Montsuz çıkmamak lazım,
Dün akşam üşüdüm dışarıda,
Gündüz sıcakmış sanırım,
Ben ofisin klimalı ortamında pek de anlayamıyorum dışarıdaki havanın nasıl olduğunu.

12 Eylül 2011 Pazartesi

SELANİKTE SONBAHAR

Tuna Kiremitçi'nin kitaplarını okumayı severdim,
İki kitabını okumuştum,
Loğusa eşini terk edip de gamzeli ! bir ilişkiyle anılması ile diğer kitaplarını okumayı es geçmiştim,

Ne yapayım duygusal bir yaklaşımım var kitaplar ve yazarları ile aramda,
Kelebekte yazmaya başladığından beri sevdim tekrar kendisini yazılarından dolayı,
Tatilde elimdeki kitapları bitirmiştim,
Ne okusam diye düşünürken markette çıktı karşıma,
'Selanikte Sonbahar' iyi ki almışım, iyi ki okumuşum,
Çok sevdim,
Atatürk Samsuna çıkamadan bir suikaste kurban gidip de felç kalsaydı,
Halimiz nice olurdu?

Biz hala Osmanlı, İstanbul da Başkent,
Tabi içinde bir aşk hikayesi de var,
Bir eski pop starın, ölüm kisvesi altındaki 27 sinde ölen genç rock yıldızları ile konuşması var,
Paşanın mektupları içimize işliyor,
İyi ki diyoruz iyi ki Mustafa Kemal Paşa varmış,
Güzel bir kurgu ve hikaye,
Ben beğendim, tavsiye ederim...

11 Eylül 2011 Pazar

ANKARA ANKARA GÜZEL ANKARA.....

Yuvamıza döndük....
Bol bol kitap okudum,
Dinlendim,
Yüzdüm,
Bomba gibi enerji depoladık,
Tabi bu enerji bizi kaç hafta idare eder orası şüpheli :)
Biz iş başı yapacağız,
Çocukların dersanesi ve okulu başlayacak,
Yine bir maroton bizi bekliyor,
Napalım artık bu tempoya da uyum sağlayacağız ....

8 Eylül 2011 Perşembe

ANI YAŞAMAK-CARPE DİEM

Hadi itiraf edelim kaçımız bu anın tadını çıkararak yaşıyoruz?
Şu an bir sonraki adımı planlamayla zihnimizi meşgul mü ediyoruz?
Örneğin;
Yemek yerken yemek sonrasında ne yapacağımızı planlamak,
Denizdeyken akşama ne yiyeceğimize kafa yormak,
Mehtabı seyrederken de gece hangi diziyi seyredeceğimizi düşünmek,
Çok yorucu değil mi?
O anın tadı kaçmıyor mu?
Yiğenimiz Mehmetin öğretmeni onun deers çalışırken başka şeyler düşünmesini, dikkatini derse vermemesini görünce,
'Saçsa saç ' demiş,
Sonra açıklamış, saçını eline attığında saçınla ilgilendiğinde sadece onu düşün,
Ders yaparken de dersi,
Yani : saçsa saç !!!!
Ne kadar güzel değil mi?
Planlı programlı olmak tabi ki güzel ancak, dozunda,
O anı yaşamak, tadını çıkarmak, zevk almak önemli,
Sonrayı kafaya takıp o anın büyüsünü bozmamak lazım,
Bugün denizde yaşları 60 civarında yazlık komşularım bayanlarla yüzdüm ve sohbet ettim,
Yaşımın 42 olduğunu öğrenince 'daha çok gençsin' dediler ::)))
Biz bile yaşlandığımızı kabul edemiyoruz,
Hiç göründüğüm gibi hissetmiyorum dedi biri,
Ben de kayınpederimin (Allah Rahmet Eylesin) ' Ruh hiç yaşlanmaz, beden yaşlanır' sözünü söyledim,
Hak verdiler....

6 Eylül 2011 Salı

HAYATIMIZ DİZİ!!!!

'Kış gelince kuşlar sıcak yerlere göç eder' diye öğrenmiştim ilkokulda,
Şimdi yaz sezonunun kapandığını nasıl anlıyoruz?
Tabi ki yeni yayın dönemi dizilerinden :))
Eski diziler yeni sezonla yayınlanırken, yeniler kendini beğendirme arzusunda,
Bu kadar dizi arasında ne yapacağımızı bilmez vaziyette kalacağımızdan korkuyorum !
Dün akşamki yalancı bahar adlı dizi, aşkı memnudaki adnan beyin köşkünde çekiliyor,
Aaaa burası Firdevs hanımın odası, burası behlülün balkonu gibi saçmaladığımı fark ettim :)
Eski Türk flmlerinde merdivenli bir köşk vardı genelde her film bu köşkte çekilirdi,
Onu hatırladım bunu görünce,
Bir de aynı oyuncuları görmek her yıl farklı dizilerde inandırıcılığını kaybettirmiyor mu dizilerin?
Cemile zengin bir dul olmuş,
Mete artık gülüyor, ünlü bir şarkıcı,
Aylin hanımefendi,
Osman çok şeker ve aşık,
Hafize hanım yine melek kaynana,
Berrin acıların kadını,
Ali kaptan deli gibi birşey olmuş,
Yaniiii yine bizi zorlu bir dizi sezonu marotonu bekliyor,
Gülmeyinnn!!!!
Ne kadar zor bir bilseniz,
Hangi diziyi izleyeceğiz, hangi günlerde, kaçırmamak için ne yapacağız,
Ya da en güzeli hiç seyretmemek,
Tabi bu da bir seçenek....

3 Eylül 2011 Cumartesi

YAZLIK MESELELERİ


Yazlık,
yılda bir kez de olsa gittiğiniz,
bebekliğini bildiğiniz çocukların her yıl ne kadar büyüdüklerine şaşırdığınız,
akşam sıcaktan uyuyamadığınız,
komşudan gelen fasıl sesleri ile neşelendiğiniz,
okey taşlarının şıkırtıları,
deniz, kumsal ve duş şeytan üçgeninden çıkamadığınız,
her akşam yemeğinde mangalın olmazsa olmaz olduğu,
sabah gevrek eşliğinde kahvaltı,
gönlünce tembellik yapma hakkını kullandığınız.....


31 Ağustos 2011 Çarşamba

BAYRAM DENİZ KUMSAL

Hiç bir bayramda Ankara'dan çıkmayan bizler,
Bu bayramı tatille birlikte zikretmenin hoşluğunu yaşıyoruz,
Gerçi bayramda annemizin yanına geldik ve el öpme harçlık alma seronomisini gerçekleştirdik,
Tatlı, çikolata gibi ayrıntıları da tabi ki es geççmedik,
Bunun yanısıra tabi hemen denize koştuk,
Denizdeki balıkların da bayramını kutladık :))
Ege denizi Ağustos sonu gayet serin ve temiz karşıladı bizi,
En keyiflisi de güneşin denize batışını izlemek,
Denizi olmayan bir kentte yaşayan bizler bu güzel ayrıntıyı kaçırmamak için çaba göstermekteyiz...
Sabah yürüyüşleri,
Uzun kahvaltı sofraları,
Deniz sefaları,
Kumsalda gazete ve kitap okumalar,
Daha ne olsun,
Nazar etme ne olur diyeyim ve huzurlarınızdan ayrılayım .....

25 Ağustos 2011 Perşembe

HAYAT BAYRAM OLSA, !!!

Bayram geldi çattı,
Biz Türkler Ocak 1 olduğunda alırız takvimi elimize, bayram günlerine bakarız,
Tatil ile eş anlamlı olan bu günler toplam kaç güne denk geliyor hemen hesaplarız,
Ankara'dan uzakta geçireceğim ilk kez bu bayramı,
Büyüklerimiz yaz dolayısıyla uzaktalar,
Biz de kaçıyoruz.....

Çocukluğundaki bayramları anlatır ya her bayram bizim gibi gençliğin yaşlılığında olanlar,
"40 yaş gençliğin yaşlılığı, yaşlılığın da gençliğidir "diye okumuştum geçenlerde,
Çocuk gözleri ile bakıyorduk çünkü hayata,
Masum ve saf,
Annemiz, babamız ve kardeşimizdi tüm dünyamız,
Bayramda verilen harçlıklar, şeker ve çikolatalar en büyük mutluluğumuzdu,
Ayağımıza giydiğimiz yeni ayakkabı ve bayramlık giysilerimizin beğenilmesi, başımızın okşanması bize yeterdi sevinmemiz için,
Anne ve babamızın bayram misafirleri ile hoş sohbet etmeleri,
El öpmeler,
Bayram gezmelerine gitmeler,
Samsun Lunaparkı, çarpışan arabalar, dönmedolap,
Amcamlara bayram ziyaretine gitmek için sabırsızlanmak,
Sabahın köründe zillerine basıp" bayramınız kutlu olsun" diye cıvıldamak,
Şahinde yengelerin evindeki kalabalık ve koşuşturmayı izlemek,
Kızların erkek kardeşlerinin kıyafetlerini yerde ütülemesini izlemek,
Mutfaktan gelen mis gibi su böreği kokuları, Ünye lokumu, baklavalar,
Bol köpüklü ayran....

BOL EĞLENCELİ, DİNLENMELİ, TADI YERLİ YERİNDE BİR BAYRAM DİLİYORUM HERKESE

22 Ağustos 2011 Pazartesi

RAMAZANIN İLK İFTAR DAVETİ

Ramazanlarda iftar davetleri eş, dost, akrabanın hep birlikte neşeli bir yemek yeme macerasıdır,
İftar daveti sofralarına daha bir özenilir,
Çeşit çeşit iftariyelikler, yemekler, tatlılar, salatalar, börekler,
Sofrada bir tabak konulacak yer dahi bulunamaz çoğu zaman,
En güzeli de; o sofralarda eskileri konuşmak, aramızda olmayanları yad etmek,
Birlikte olduğumuza şükredip en kötü günümüzün böyle olmasını dilemektir,
Yemek bittiğinde ise bakakalırım ben sofraya,
Pek de azalmamış görürüm hazırladığım herşeyi,
Çok bereketlidir ramazanda sofralar,
En zoru da yemek bittiğinde o kalan ve hiç dokunulmamış iftariyelikleri minik kaplara koyup buzdolabına yerleştirmek,
Bu aradai fotoğraf çekimleri hiç ihmal edilmemeli :)

Dün akşam eltimler ve görümcemler bizdeydi,
Yoruldum ama değdi,
Düğün çorbası,
Tandır,
Fırında patates,
Zeytinyağlı dolma ( Fırınlamayı unutmuşum telaştan :( )
Baklava hamurundan börek,
Kavun-karpuz,
Tatlı yapmadım misafirlerim dondurma getirdiler,
Salata, iftariyelikler,
Ramazanlarda aslında yemek bahane,
Önemli olan bir araya gelebilmek,
Keyifli, güleryüzlü zaman geçirmek,
Tüm yorgunluğa değiyor...
NOT: Fotoğraflar az sonra...
Malesef yükleyemedim olmuyor bir türlü :((((((

16 Ağustos 2011 Salı

MACERA DOLU İSTANBUL DESEM FAZLA MI RAFET EL ROMAN TAKILIRIM???

İstanbul,
Harika bir kenti nasıl da köyümüze çevirmişiz,
Siz hiç haftasonu Eyüp Sultana gitmeyi deneyip,
Feshanedeki insan ve araba kalabalığını görünce dehşete düştünüz mü?
Otoparkların dolu olması bir yana,
Kaldırımlar ve yollar da insanlarla doluydu,
Ramazan ayında kutsal yerleri ziyaret edelim diye çıktığımız gezimiz hüsranla sonuçlandı,
Ankara'nın sakin, huzurlu, tenha haline bir gün uzak kalınca özlem duyduk,
Sultanahmet, Ayasofya heryer insan seliydi,
Ankara'ya zor kaçtık :)))))
Kesinlikle Ramazanda İstanbul'a gidilemeyeceğini,
Gidilecekse de camilerden uzak durulması gerektiğini öğrendik,
O kalabalıkta insan maneviyat hissedeceği yerde günaha giriyor,
Söylenip durduk, Allah İstanbul'da bu curcunada yaşamak zorunda kalanlara yardım etsin dedim,
Biz dahil tüm Anadolu İstanbula yağmıştı sanki.....

Neyse efendim gelelim asıl olayıma,
Hatırlar mısınız 2010 Kasım ayında Canlı Para'ya başvuru yapmıştım,
Tamamen unuttuğum bir zamanda geçen hafta sms geldi telefonuma,
"partnerinizle mülakata gelin" diye,
Hemen kardeş Hüseyin arandı,
"Abla atla gel birlikte gidelim "dedi,
Ailemin erkeklerinden de olur çıkınca maaile İstanbul'a yola koyulduk,
Bebekte bir ajans,
Kapıyı çaldık,
Sanıyoruz ki randevu saatinde sadece biz olacağız,
Salonda 20 kişi vardı bekleyen,
Hemen bir form verdiler,
Oradaki soruları yanıtladık ve sıraya girdik,
2 saat kadar sonra odaya girdik,
Kamera ışıklar ve bir delikanlı karşıladı bizi,
Kameranın karşısındaki sandalyelere oturduk ve formdakine benzer sorular sordu bize,
Daha sonra ayağa kalktık ve yarışmadaymışız gibi davranmamızı istedi,
Sorduğu sorulara cevap vermemizi istedi,
Malesef Engin Altan sormadığı için soruları havaya giremedik !!!!
Sorduğu soruları çat çat cevapladık,
Sorular arasında şunlar vardı;
Türkiyede en uzun soluklu dizi hangisiydi? 3 şık arasından tabi ki Bizimkileri seçtik,
Fevkaladenin fevkinde deki fev 'in anlamı nedir? Cevabı üst olarak bildik,
Yılmaz Erdoğan'ın 3 filimini sayıp kronolojik sırayla sıralamamızı istediler,
15-20 dk süren mülakat sonunda biz sizi arayacağız dediler,
Muhtemelen 1 yıl sonra ararlar diye iyi niyetli bir düşünce içerisinde oradan ayrıldık...

11 Ağustos 2011 Perşembe

SÜRPRİZLİ BİR GÜN

Hayat sürprizlerle dolu olmasa bu kadar eğlenceli olur muydu yaşamak?
Fal baktırırız, rüyalardan geleceği görmeyi çabalarız,
Ancak hiç düşündünüz mü geleceğimizi bilsek yaşamak ne tatsız tuzsuz olurdu,
Sabah kalktığımızda yeni bir güne uyanmak,
Bilinmeze doğru yol almak,
Heyecanlandırıyor beni,
Umudu olmayanın hiçbirşeyi yoktur diye okumuştum bir yerlerde,
Umarım hiçbir zaman umudumuzu yitirmeyiz,
Etrafımızda her geçen gün kötü olaylar oluyor,
Bir sürü abuk subuk köşe yazıları okuyoruz her gün gazetelerde,
Haberlerde savaş, şiddet,
Ölümler, acılar,
Herşey mevcut,
Bol biberli ve baharatlı bir sos gibi üzerimize dökülüyor olaylar,
Bu ağır sosu üzerimizden sıyırıp, kendi küçük dünyamızı belki limonlu ferahlatıcı bir sosla belki de çikolatalı tatlı bir sosla renklendirmeliyiz,
Tabi kulak arkası edelim demiyorum , elimizden geleni yapmaya gayret edelim çarpıklıkları düzeltmek için,
Ama, elden birşey gelmiyorsa hayatımızı karamsarlıkla geçirmeyelim diyorum...

Bu akşam iş arkadaşlarım ile iftar programımız var,
Gideceğimiz yere daha önce hiç gitmemiştik,
Netten bulduk,
Hoşderede bir restaurant,
Umarım yemekleri fotoğraflardaki gibi muhteşemdir,
Şimdiden fenalaştık :))
Ramazanın en sevdiğim yanı bu!
Yemek muhabbetleri, sabırla iftarı beklemek,
Sahur ve iftarda özene bözene masa kurmak,
İftar davetleri,
Birlik beraberlik,
Zekat ve Fitre ile imkanı olmayanları sevindirmek,
hayır duası almak,
Daha ne olsun :)))

8 Ağustos 2011 Pazartesi

MAYMUNLAR CEHENNEMİ

Bu filmin 1968 yapımını izlediğimde son sahnesi beni çok etkilemişti,
Hayatımda belki de empati kurmanın gerekliliğini bu filmle daha iyi anlamıştım,
Hayvanların yerine kendimizi koymayı denesek,
Bir daha kötü muamele yapmayı aklımızdan geçirmeyiz,
Öyle değil mi?
2011 model Başlangıç filmi ise,
Diğer filmde pek de anlaşılamayan nedenleri ve niçinleri güzel anlatıyor,
Sıkılmadan izledik,
Devamı çekilecek film için iyi bir yerde nokta konulmuş.

TV'lerde yeni diziler birbiri ardına başlıyor,
"İstanbul'un Altınları" oyuncuları ile izlenebilir bir dizi olmuş,
Ancak, Demet Akbağ'ın güldürme çabasıyla zoraki replikleri beni bunalttı,
Dozunda bırakılsa daha sevimli olurdu gibi geldi bana,
"Seni Bana Yazmışlar"ı izlerken ise, şu hangi dizideydi, bu hangi dizideydi diye izledim,
Mete'nin İnci Öğretmeni çok şekerdi burada,
"Anneler ve Kızları"nda ise Halide ve Çiçek var :))))
"Bizim Yenge" başlayacakmış orada Meliha var :)))
Benim bir diziyi izlememin ilk nedeni oyuncuları,
Senaryonun izlettirmesi sonraki aşama,
Ayyy böyle sayınca da ne çok dizi oldu öyle,
Tabi her akşama bir dizi izleyecek halim yok ama,
Bu dizilere kaçamak bakmak da lazım değil mi ama!!!

Pazar günü haftaiçi iftarları için hazırlık yapmadan olmazdı,
Karnıyarık,
Zeytinyağlı semizotu,
Kabak kalve,
Hazırda olsun diye buzdolabina sıralandı,
Bu akşam için Ezo gelin çorba,
Kremalı tavuk yapılmak üzere tavuklar buzluktan çıkarıldı,
Öyle bereketli ki iftar sofraları,
Azalmıyor sanki artıyor...

4 Ağustos 2011 Perşembe

RÜYALAR

Baklava yufkasından börek yaptım akşam,
Yemek sayfalarında görüp çok beğenmiştim, deneyeyim dedim,
Güzel ve hafif oldu tavsiye ederim,
Yemek sitelerinde gezmek,
Tarifler almak güzel oluyor,
Geçen akşam da irmik helvası yaptım,
Dondurma ile fena olmadı,
Sütlü tatlı yiyin iftarda diyor uzmanlar,
Ağır tatlılardan kaçınmak lazımmış,
Zaten bir çorba içince doydum sanıyorum ben,
Ağır yemek yiyemiyorum,
Oruçluyken aklım fikrim yemekte gibi bir yazı oldu bu,
Neyse başka konulara geçeyim,

Rüyaların hayatımızdaki yeri ne?
Bizi ne kadar etkiliyor,
İyi veya kötü rüya nasıl etkiliyor bizi,
Tüm bunların cevabını merak ediyorum doğrusu,
Geçen akşam rüyamda ağlayacağım derecede kötü bir olay gördüm,
Rüyamda hıçkırarak ağlamışım,
Sabah kalktığımda ise gözüm kanlanmıştı,
Kan 2 gündür gözümü bürüdü :))))
Doktor korkulacak bir durum olmadığını elimle sertçe gözümü kaşıdığımdan olabileceğini, zamanla geçeceğini söyledi,
Ama ben inanıyorum ki,
O rüyanın etkisi ile kendimi sıkıp göz damarımı çatlattım :)))
Yaniiii bir rüya fiziksel ve ruhsal insanı derinden etkiliyor,
Keşke rüya tabirlerini iyi yapan çevremde birileri olsa derim çoğu zaman,
Sizler ne düşünüyorsunuz rüyalar konusunda???

2 Ağustos 2011 Salı

BUHARLAŞMA CİDDİ MESELE

Gece 1'de uyandım sanki kocaman bir fırının içindeyim,
Hemen soğuk sudan medet umdum,
Yatağa döndüğümde su buharlaşmıştı,
Uyuma denemelerim başarısızlıkla sonuçlanınca,
Tekrar lavobaya koştum,
Sahur saatine kadar git gel ıslan ıslan buharlaş olayı sürdü durdu,
Sahur programlarının senelerce aynı formatta tekrarlanması yeni bir açılım (!) getirilememesi olayına ne diyorsunuz?
Hep aynı yüzler, hep aynı sözler.....
Ramazan Pidesi'nin o mis gibi kokusu yok mu herşeye değiyor,
Aldığım bir pide gözüme az gelip de iftar ve sahurda bile bitirememe durumumuz var,
Açken insan herşeyi yiyeceğini,
Karnın tokken de hiç acıkmayacağımızı sanıyoruz,
Göz açıp kapanıncaya kadar geçecek olan bu günleri dolu dolu geçirmek en güzeli,
Ama eskiler gibi konuşayım,
Nerdeeeeeee o eski ramazanlar :))))

1 Ağustos 2011 Pazartesi

PUF BÖREĞİ VE SAHUR

Çocukluğumun sahurlarını düşününce, Nebahat Yenge'nin mayalı çöreklerinin kokusu gelir burnuma,
Nebahat Yengeler bizim 2 kat altımızda oturan kiracılarımızdı,
Sahurda balkondan sarkıttığımız sepete sımsıcacık mis kokulu mayalılardan koyar yukarı gönderirdi,
Sahura kaldırmayınca anneme çok kızar, kalkınca da uyanmanın mahmurluğu ile suratım asık otururdum masaya,
Babamın bizi neşelendirmek için yaptığı konuşmalarla kendimize bir nebze gelir,
O mayalıların kokusu ile büsbütün uyanırdık,
Bu akşam ben de Nebahat Yengeninki kadar olmasa da,
Çocuklara sahur keyfini yaşatmak istedim,
Erkenden uyanıp puf böreği yaptım,
Onun kızartma kokusu ile iştahları açılsın ve zevkle sahur yemeği yesinler diye,
Akşama iftar menümde ise, mercimek çorbası, fırında tavuk, patates ve pilav var,
Tatlı ne yaparım daha düşünmedim,
Yarın iftar yemeğim ise pazardan hazır etli biber dolması :)))
Pazar çok çalıştım, çok yoruldum :)))))

29 Temmuz 2011 Cuma

PAZARTESİ RAMAZAN TOPU PATLIYOR

Haftasonu geldi çattı,
Pazar gecesi ilk Sahur,
Ramazan bu yaz günlerine denk geldi,
Çocukken iftarda karpuz yerdik diye hatırlıyorum,
Yaz aylarına denk gelmişti demek ki,
Klimalı ofiste oruç tutmak rahat olacak da,
Allah yaz sıcağında dışarıda, evde, tarlada, çalışan insanlara yardımcı olsun,
Ramazanda yemek dergileri karıştırmayı severdim eskiden,
Şimdi de yemek sitelerinde gezmek büyük zevk,
Açken herşey ne kadar da lezzetli görünüyor değil mi?
Sadece bedeni aç bırakmakla olmuyor pek tabi ki,
Ruhumuzu da arındırmalı,
Dedikoduyu, kalp kırmayı, olumsuz düşünmeyi de bir kenara bırakabilsek,
En azından 1 ay arındırabilsek kötülüklerden kendimizi,
Ne kadar harika olur,
Yeni tabiri ile Bedensel ve Ruhsal Detoks yapmanın zamanıdır dostlar,
Herkese Hayırlı Ramazanlar diliyorum,
Allah sağlıkla tekrarına erdirsin.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

HZ.MEVLANA ZİYARETİ

"Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir"cümlesi benim çok hoşuma gider,
Konya'ya giderken bu güzel manevi yerleri iyi bir rehberle gezme isteğim yüreğimdeydi,
Benim gönlü ve kendi güzel arkadaşım Rahime Konya'ya vardığımızda,
Hz. Mevlana'nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Hanımefendi'nin orada olduğunu söylediğinde gözlerim parladı adeta,
Rahimelerin de aile dostları olan Esin Çelebi Hanımefendi,
Bizleri Uluslararası Mevlana Vakfında kabul etti,
Ve Mevlana Müzesini onun eşliğinde Gül Bahçesinden başlayarak gezdirdi ve buraların tarihini anlattı,
Bu harika günü hiç unutmayacağım,
Cumartesi akşamı ise Sema Gösterisini onunla birlikte izleme fırsatını bulduk,
Açık havada izlediğimiz Sema Gösterisi tek kelime ile etkileyici ve çok güzeldi,









Yukarıdaki dairesel taş Mihenk Taşıymış,
Her şehirde bu taştan bulunurmuş,
Zamanında şehirden şehire mesafeleri ölçmek için kullanılırmış,





Allaha şükür Konya'da maneviyatımızı besleyip döndük...