30 Kasım 2010 Salı

TÜRKİYEDE İNGİLİZCE ÖĞRENEMEME SORUNU ÜZERİNE YAZI

Biz Türkler neden ingilizce öğrenemiyoruz !!!

Devlet okulunda ilköğretim ve liseyi bitiren bir genç,
Normal bir üniversiteyi de bitirdiğinde,
Yani bu toplam 10 yıl içerisinde,
Aldığı ingilizce derslerinden sonra,
Bir yabancı gördüğünde konuşabiliyor mu dersiniz?
What is your name?
What time is it?
Haricinde kaç cümle kurabiliyor acaba?
Hadi dürüst olalım,
Yabancı dil eğitim sistemimiz son 30 yılda ne kadar gelişti ?
Son yıllarda ilköğretim 4. sınıfta başladı ingilizce eğitim,
Ama ne oldu?
Anadolu Liselerinden hazırlık sınıfı kaldırıldı,
Haftalık İngilizce saati düşürüldü,
Eeee tamam anadilde eğitim güzel hoş da,
Bu çocuklar ne zaman ingilizce öğrenecek,
Şanslı azınlık, özel okullarda, kolejlerde ingilizce eğitimini alıyor,
Çok zeki çocuklarımız da ingilizce eğitim veren üniversitelere gidiyor,
Geri kalanlar?
Yeri gelince " Üniversite mezunu olmuş, ingilizcesi yok, işe alamayız" diyorlar,
Peki devletin olanakları ile yukarıda bahsettiğim gibi 10 yıl okulda ders almış ama, ingilizce konuşamayan gençlerin suçu ne?
Neden bizim ülkemizde bu sorun kolayca çözülemiyor,
Herkesin maddi gücü yerinde mi de,
Çocuğunu kurslara, yurtdışına gönderebilecek?

29 Kasım 2010 Pazartesi

GÜLE GÜLE OTUR KUZUM !!




Haftasonu yeni evini kutlamak için Nilgündeydik tüm kızlar,
Yepyeniydi herşey, çok güzeldi evi,
Güle güle otursun ağız tadıyla,
Nilgün'ün bizim için yaptıkları ise tek kelime ile muhteşemdi,
Bir yedik, bir yedik,
Kendimizi kaybettik desem yeridir,
Kimse de diyetteyim, aman da az yiyeyim demedi :))
Ben de ailenin fotoğrafçısı "Foto Fato" olarak her anı görüntüledim,
Özgür'ün Efesi de kocaman olmuş,
Aslıhan ve Tuba'nın kızları kanki zaten,
Hasan Efe ve Bora, Sude'yi de aldılar aralarına çok güzel oyunlar oynadılar,
Hem çocuklar hem annelerinin iyi zaman geçirdiği bir Pazar günüydü,
Heidim ve Semoşum yoktu malesef onlar için bol bol foto çektim :)))





24 Kasım 2010 Çarşamba

GÜZELLİK NEDİR?

Dış güzellik göreceli bir kavram,
Bazısı sarışını, bazısı esmeri güzel bulur,
İç güzellik öyle midir oysa ki?
Tek bir doğrusu vardır onun,
Dürüst,
Hoşgörülü,
Güleryüzlü,
İyi niyetli,
Alçakgönüllü,
Yardımsever,
İçi dışı bir,
Eli açık,
Gönlü zengin,
Aklıma gelmeyen bir çok iyi niteleme,
Bunların birkaçını birarada barındıran bir insan bence dünyanın en güzel insanıdır,
Huyu güzel olmalı bir insanın herşeyden önce,
Huysuz olmak marifetmiş gibi sunuluyor belki de,
Huysuzum diyorlar sevimli bir ifade ile "kötü huyluyum "diyeni duymadım daha,
Hep dua ederim,
Allah bizi iyi huylu insanlarla karşılaştırsın diye....

ÖĞRETMENLERİMİZİN ELLERİNDEN ÖPÜYORUM

Öğretmenim canım benim, canım benim.

Seni ben çok, pek çok severim

Sen bir ana, sen bir baba

Her şey oldun artık bana

Okut, öğret ve nihayet,

Yurda yarar bir insan et.


Öğretmenleri bu ayçiçeğine benzettim ben,

Hep güneşe yüzü dönük,

Sarı yapraklarının çevrelediği çekirdekleri de öğrencileri,

Binlercesini bilgileriyle besliyor,

Olgunlaştırıyor,

Zamanı gelince o çekirdekler ayrılıyorlar öğretmenlerinden,

Yüzü aydınlığa, güneşe dönük öğretmenlerinden aldıkları,

Hazine bilgilerle hayata atılıyorlar...

23 Kasım 2010 Salı

BEKLENEN AN GERÇEKLEŞTİ !!!!


O kadar sessiz sedasız,
O kadar kendi halinde geldi ki,
En az 10 kişiden dinlediğimiz böbrek taşı ve kumu düşürme maceraları,
Hep davullu, zurnalıydı,
Ağrısının doğum sancısından daha dayanılmaz olduğundan bahsediliyordu,
Haftasonu gittiğimiz kaplıca ve içtiği Gilaburu, avakado yaprağı suyu, altın otu suyu vb.
Bir sürü sıvı da fayda etti sanırım,
Sonunda Nur Topu gibi bir taşımız oldu !!!!

21 Kasım 2010 Pazar

DOĞA FOTOĞRAFLARI

Dışarıda hava puslu, soğuk,
Ankara tatsız bir kış havasına uyandı bu sabah,
Tatildeki o güzelim bahar havasından eser yok şimdi,
Aslında iyi de oldu,
İşe geldik, içeriye kapandık,
Hava günlük güneşlik olsaydı daha zor olacaktı bu süreç....



Bayramlaşma ile başladı gün,
Herkes birbirinin bayramını kutladı, öpüştü, tokalaştı,
Unuttuk!!!
Kuş gribini, Domuz gribini,
Dezenfaktanlarla ellerimizi sık sık yıkadığımızı,
Elimizi uzatmaya bile çekindiğimizi,
Balık hafızalı bir millet miyiz?
Çok mu etkisinde kalıyoruz herşeyin,
Bu kadar mı kolay değişiyoruz,
Ya da çok sevgi dolu ve insancıl olduğumuzdan,
Amannn boşver ne olacaksa olur diyoruz,
Korkunun ecele faydası yok sonuçta,
Benim aklımın ucana gelmedi açıkçası,
Tüm dostlarımla kucaklaştım, bayramlaştım,
Çok da mutlu oldum,
Tekrar herkesin bayramını kutluyorum ve öpüp kucaklıyorum !!!



BAYRAM TATİLİNİN SON GÜNÜNDEN



Tatilin son günlerini orman içinde geçirdik,
İyi geldi,
Bol oksijen ile ciğerlerimiz bayram etti,
Sabah kahvaltısı sonrası yürüyüş yaptık,
Bir sürü fotoğraf çektim,
Bunlar ilk posta,
Kaplıca da bana mısın demedi Mahocumun taşına :))
Kızılcahamam hem Ankara'ya yakın hem de doğası süper,
Kısa süreli gidişler için çok uygun,
Kaplıca suyu çok sıcak da değil,
Çocuklar bile girebilir yani....
Yarın iş başı yapacağımı düşünmek beni geriyor,
Ama bayram ziyaretleri ve tebriklerle geçer ilk gün sanırım,
9 gün tatilden sonra uyum sağlamak zor olacak,
Özellikle de çocuklar okula gidecek olmanın gerilimi içerisine girdiler şimdiden,
Herkese güzel bir hafta diliyorum,
Bayram sonrası enerjik ve zinde kaldığınız yerden devam etmenizi diliyorum...

18 Kasım 2010 Perşembe

BAYRAM NOTLARI-2

Sayılı gün ya nasıl çabuk geçiyor,
Bayramın 3. günündeyiz,
Tatilin bitmesine ise 3 gün kaldı,
Ankara'da olunca biraz rutin, biraz uyuşuk geçti,
İnsan evde olunca bayram ziyaretleri dışında miskinlik yapmak istiyor ,
Gelen giden de az oldu bu bayram,
Annemin yaptığı enfes kıvırma tatlısı (bizde böyle denir),
Su böreği ve yaprak sarma bize kaldı :))
Dışarıda hava günlük güneşlik,
Buradan kalkıp hemen dışarı atıp kendimizi güzel havanın tadı çıkarılmalı,
Evdekileri dışarı çıkarabilmenin yolunu bulmalıyım,
Bugün Kentparkta lazerball oynamak için sözleştiler evin erkekleri arkadaşları ile...

17 Kasım 2010 Çarşamba

BAYRAM NOTLARI-1

Nazım Hikmet "Mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin ?" diye sormuş,


Herkes için mutluluğun resmi benzerdir diye düşünüyorum,
Ailece sağlıklı ve birarada olmak değil midir Mutluluk!
Bayramlarda daha çok hissediyorum bunu,
Sevdiklerinle birlikte daha fazla zaman geçirince anlıyorum,
Bu hayat mücadelesi içerisinde ne çok insani şeyi kaçırıyoruz,
Diğer zamanlarda iş-güç, koşuşturma içinde belki de ailemizin keyfine varamıyoruz,
Bu bayram bizim için tam bir terapi oluyor,
Evdeyiz,
Yemekler, sohbet, film seansları, bayram ziyaretleri,
Fotoğraf çekimleri,
Play station turnuvaları...


Abim uzakta,
Yiğenlerim ve eşi ile birlikte,
Telefonla hasret gideriyoruz,
Telefonda seslerini duymak insanı duygusallaştırıyor,
Uzakta olsalar da iyi ve mutlu olduklarını bilmek bizi de huzurlu kılıyor.


Hayret!
Bu bayram bayram çocukları gelmedi,
Şekerler onları bekliyor,
Buradan duyurulur :))))


Kardeş Hüseyin ve eşi Evren geldiler İstanbul'dan,
Neşelendik,
Çocuklar dayılarına bayılıyorlar,
Dayı, hala, teyze olmak ne büyük keyif,
Çocukla çocuk olmayı bilebilen dayı onlara güzel anılar bırakıyor,
Fahir ilk olarak dayısının arabası ile araba kullandı mesela,
Bu bir ömür unutamayacağı bir tecrübe...

12 Kasım 2010 Cuma

BAYRAM ÇOCUĞU

Bayram çocuğu olup kapı kapı şeker topladınız mı hiç,
Poşetinize şeker doldurup sonra hangisinin tadı daha güzel diye oturup tüm şekerleri yediniz mi?
Arkadaşınızla şeker değiş tokuşu yaptınız mı?
Ben sana şunu vereyim, sen bana şu mavi jelatinliyi ver dediniz mi?

Bayram çocukları için renkli jelatinlerle kaplı şekerleri, çikolataları hazırlarım ,
Kapıya yakın bir yerde durur onlar,
Her kim kapıyı açarsa hemen görebilsin çocuklara ikram edebilsin diye...
Fotoğraf: Bir bayram sabahı kapıya gelen çocukları fotoğraflamıştım
Bu bayram da Ankara'dayız ailece,
Büyükler burada biz hala geleneksel bayram programı yapan taraftayız,
Günler öncesinde tur programı ayarlayıp tatile gidenlerden olamadık hiç bir zaman,
Büyüklerin gönlünü almak bizim için ilk öncelik olmuştur,
Gidenlerin de yolu açık olsun tabi,
Allah kazadan beladan korusun,
Trafikte çok dikkatli olsunlar, yollar çok tehlikeli bayramlarda,
Bu bayram ilk kez bilfiil kurban işini gerçekleştirmek yerine bağış yaptık, bizim adımıza kesecekler,
Mahocum yorulmasın diye böyle bir çözüm bulduk bu yıl,
Hem beli hem böbrek taşı derken,
Son günlerde sıkıntılı günler geçirdi,
Hala da o çok kıymetli taş düşemedi :((
Bir düşsün tek taş yüzük yaptıracağım :))
Şaka bir yana uzun sürdü bu iş,
Umarım bir an önce gerçekleşir beklenen son....
Gönlünüzce geçireceğiniz bir bayram diliyorum,
Bol şekerli,
Bol çikolatalı,
Bol kavurmalı,
Bol uyumalı ( kurban bayramı uyuyanın üzerine incili yorgan serilirmiş)
Bol gezmeli,
Bol paralı,
Bol gülmeli,
Bol öpmeli,
Geçsin BAYRAMINIZ....

11 Kasım 2010 Perşembe

SİBOŞ'UN DOĞUMGÜNÜ

Sibel'i tanıyalı daha 1 sene olmasına rağmen çok sevdim,
Bartın'dan geldi benim yanımdaki masaya,
O günden beri biraradayız,
İş seyahatleri, yoğun eğitim programları derken bir yıl nasıl geçti anlamadım,
O kadar uyumlu, tatlı, güleryüzlü, iyi niyetli ki,
Tüm güzellikleri hak ediyor,
İYİKİ DOĞDUN SİBELCİĞİM

8 Kasım 2010 Pazartesi

HER SAAT YAŞAYAN ŞEHİR: İSTANBUL

Fotoğraf:Google görseller
İstanbul'da olmak acaip heyecanlı birşey,
İstanbul'da hayat var, canlılık var, enerji var, kalabalık var,
Perşembe akşamı Beyoğlu nasıl kalabalıktı,
Hava da güzeldi, sanki tüm İstanbul orada,
Şaşırdım, kendimi insan seline kaptırıp,
Başım yukarıda keyfini çıkardım,
Başım neden yukarıda?
İstiklaldeki tarihi binaları incelemek için,
Herşeyi beynime kazımak için...
Geçen hafta ani bir görev emri ile İstanbul'da buldum kendimi :)
Çarşamba gecesi oradaydım Cuma döndüm,
IWES'in düzenlediği 2.Atık Teknolojileri Sempozyumu ve Sergisine katıldım,
Arkadaşım Burcu da sağolsun benimle görüşmek için taa nerelerden geldi,
Sadece perşembe akşamı beyoğlu kaçamağı yapabildim,
Onun haricinde sempozyumda ve sergideydim tüm gün,
Lale'yi anmadan edemedim, hemen aradım onu,
Sesini duymak hele de Beyoğlunda güzel geldi,
"İçimdeki İstanbul Fotoğrafları" kitabını aldım,
Hemen ilk sayfasına 2010 Kasım-Beyoğlu yazmayı ihmal etmedim,
Her daim her saat yaşayan bir şehir İstanbul,
Biz Ankaralılar sokakta yaşamayız mesela,
Yani akşamın bir saati kalabalık olduğundan emin olduğum bir sokak yok benim bildiğim,
Var mı acaba gençler biliyordur belki,
Ben bilmiyorum,
Kızılaya gitsen saat 10'da tek tük rastlarsın birilerine,
Yaz akşamları, Bahçeli 7. caddeye, Tunalı'ya çıkılır,
Sabah 9, Akşam 6 çalıştığım için, evden işe işten eve durumları yaşarım genelde,
İstanbul iyi geldi bana,
Enerji alıp geldim,
Artık buradayım :))))

3 Kasım 2010 Çarşamba

SENE 1993

(Nette o yılki yarışmanın dekoruna benzer bu fotoğrafı bulabildim)
Televizyon yarışmalarından mevzu açılınca sizlere 1993 yılında yaşadığım bir anımı anlatmak istedim,
Daha önce bahsettim mi hatırlayamıyorum,
Yer: Ankara
Sene:1993
Şubat ayıydı sanırım, bizim iş yerinden 5 arkadaş TRT'de Mustafa Yolaşan'ın sunduğu TURNİKE adlı yarışma programına katıldık,
TRT'nin Bahçelievlerdeki Arı Stüdyosuna gittiğimizde çok heyecanlıydık,
Çok iyi arkadaş olduğumuz için beşimiz de kendimize çok güveniyorduk,
Belki hatırlarsınız,
İki gruptan birer kişi sunucunun yanındaki turnikeye gelip sorulara cevap verirdi
Yukarıdaki platformdaki kapılardan kızlar ellerindeki doğru cevapların olduğu kartlarla çıkarlardı,
Daha sonra Star'da Güner Ümit'te benzer formaatta yaptı Turnike'yi,
Yarışmanın sonunda bizim ekip tüm ödülleri kazandı,
Hem para ödülü hem de ev, mutfak eşyası,
Ben o zamanlar nişanlıydım,
Benim için çeyiz oldu o kazandıklarım,
Hala yarışmadan kazandığım yemek takımı durur dolabımda,
O kadar çok eğlenmiştik ki yarışmada,
CD'sini hala izleyip güleriz,
Burcu, Sibel, Tuncay, Mustafa ve ben,
Harika bir ekip olmuştuk...

2 Kasım 2010 Salı

BİR MİLYON CANLI PARA KAZAN

Kazanmaya karar verdim !!!
TIK
Başvuru Formunu doldurdum :)))
Akşamları izliyorum,
Ne kolay soruları kaçırıyorlar,
Tamemen şans,
Bunun yanında genel kültür ve bilgi,
İzlerken aklıma "slumdog millionaire" geldi,
Gerçekten de bildiğin sorular gelirse ne ala,
Bir de hiç alakan yoksa soruyla,
O zaman ilk aşamada gidiyor paracıklar,
Boğaziçili olmak da kar etmiyor :)
Şansıma güvenirim bakalım bekleyip göreceğiz,
Bir maceraya daha atılacağım mı?
Bilinmez,
Bilinmeyen ne kadar güzel ve heyecanlıdır değil mi?