31 Ekim 2010 Pazar

ZÜLFÜ LİVANELİ İLE MUHTEŞEM GECE

Fener Alayı
Cumhuriyet Bayramı coşkusunu iliklerimde hissettim,
Soğuğa rağmen iyiki gitmişiz dedim,
Zülfü Livaneli'nin yorumu, binlerce kişinin ezbere söylemesi tüm şarkılarını,
Tek kelime ile unutulmazdı,
U2 da kim oluyormuş :))
Bizim böyle değerli sanatçılarımız varken,
Kıymetini bilmeliyiz...
Çok güzel bir anısını anlattı bizlere,
"İzmir Fuarına gitmiş milletvekili iken,
Fuarın arka tarafından gireceklermiş arabayla,
Araba ile giriş yasakmış, yanındakiler biz bir konuşalım demişler,
Ancak izin koparamamışlar,
Yürüyerek oradan geçerlerken bekçi koşmuş "aaa Zülfü Abi neden yürüyorsun?" demiş,
O da "sen izin vermedin ki" cevabını verince,
Bekçi; "Abi bana milletvekili geçecek açıver dediler, senin geldiğini söylemediler ki" demiş :)))
Güneş Topladık sizin için,
Ata'ya bakıp Yiğidim Aslanım burda yatıyor dedik,
Kardeşim duymaz el oğlu duyar diye bağırdık,
Leylim Ley, Leylim Ley !!!

28 Ekim 2010 Perşembe

YAŞASIN CUMHURİYET

Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen

YAŞASIN CUMHURİYET!!!!

Atamızın bize hediyesini gözümüz gibi korumalıyız,
Hele de kadınlara verdiği hakları, özgürlüğü,
Minnet duyuyorum,
Cumhuriyet öncesinde resmen "Kadının Adı Yok"muş,
Evlerde yaşayan kadınların toplum hayatına katılmaları,
Heryerde söz sahibi olmaları O'nun sayesinde,
Ben şu anda özgürce mesleğimi yapıyorsam, para kazanıyorsam,
Hep Cumhuriyet sayesinde,
O dönemlerde kadınlarımızın fedakarlıklarını, cephede çalışmalarını kim unutabilir ki,
2010 yılında olmamıza rağmen kadınları eve kapatmaya çalışan, çalışmasını istemeyen bir zihniyetin olduğu gerçeği beni çok rahatsız ediyor,
Sahip çıkmalıyız haklarımıza...

25 Ekim 2010 Pazartesi

MİM! ARABA MİMİ

Görsel

(1958 – Buick Limited 4-door Riviera, Model 750)

Kesin içime 60 lı yılların Hoolwood yıldızları kaçmış :))
Çok seviyorum o müzikalleri,
O yılları, giysileri, zerafeti,
Müzikleri,
Gres Kelly, Catherine Dunaway...
MİM lenmişim :))) (0cherryblossomgirl/ tarafından MİM'e bir tık)
Konu ise;
"yaşadığımız tüm sıkıntıları geride bırakıp, sevmediğimiz insanlardan, yapmaktan daral gelen işlerden uzağa bir tatile gidiyoruz. Bizi yolcu etmeye gelmiş üstelik gıcık olduğumuz herkes. Alayına çalımlı bir bakış fırlatıp arabamıza bindikten sonra, geride kalanları çatlatırcasına müziğin sesini sonuna kadar açıp, tozu dumana katarak oradan uzaklaşıyoruz. bizden istenilense, mimlenilen herkes bindiği arabanın resmini ve son ses açtığı şarkının adını, sözlerinden bir bölümü ve söyleyen solistin resmini yayınlaması."


Onun Arabası var güzel mi güzel,
Şöförü de var özel mi özel....
Mustafa Sandaldan gelsin benim şarkım :)))


Bu şarkı ve buick ne kadar aykırı oldu birbirine değil mi?
Ben böyleyim işte,
Her ruh halini, farklı zevki birarada barındıran,
Hem çılgın,
Hem oturaklı,
Hem romantik,
Hem gerçekçi....

22 Ekim 2010 Cuma

ANKARA'DAN BİR SÜNTER GEÇTİ

Uzun zamandır geçirdiğim en güzel akşamdı,
Ayci, Sünter ve Yass,
Hani eski dostlarınla uzak şehirlerde yaşarsın da,
Biraraya gelirsin,
Sohbet, muhabbet, özlem birbirine karışır ya,
Sevgi ve muhabbet havaya yayılır gönlüne düşer ya,
Tam da böyle birşeydi,
Ayci ile Samsun'da tanışmıştık,
Sünter ve Yass ile dün akşam,
Aslında bloglarla biz çok önce birbirlerimizi tanımıştık, sevmiştik, duygularımızı paylaşmıştık,
Kısa zamana çok şey sığdırmaya çalıştık,
Sünter ve Ayci'nin güzel hediyesi için çok teşekkür ediyorum,
Mutfağıma asılacak en kısa zamanda bu güzel tabak,
Yass, nasıl samimi, doğal ve hoştu anlatamam,
Sünter tam da düşündüğüm gibiydi,
Benziyoruz biz,
Aynı dili konuşan insanlarla tanışmak, paylaşmak harika,
Ayci'nin orjinal fotoğraf çekimi hikayelerini dinlemeye doyamadık,
Ancak, sabah gelip de onların bloglarına girince şok oldum,
Benden sonra neler olmuş neler,
Tam bir film,
Geçmiş Olsun Diyorum buradan da arkadaşlarıma...

20 Ekim 2010 Çarşamba

ORTAYA KARIŞIK

Haftayı ortaladık hatta sona yaklaştık,
Ama ben yazamadım,
Geçen hafta izinli olmanın acısı bu hafta çıktı çünkü,
İşler, toplantılar yığılmıştı,
Biraz nefes alınca koşup geldim oyun alanıma :))
Mavianne'yi açıp da yeni yazı göremeyenlerden özür diliyorum!
Pazartesi ofis arkadaşlarımının sürpriz doğumgünü partisi ile şaşırdım,
Genelde doğumgünümde kutlamalar olunca beklentim olduğu için şaşırmam zor,
Hatırlamasalar da günler öncesinden hatırlattığım için :))
Artık geçtiği için sahiden de sürpriz oldu,
Arkadaşlarım sağolsun bu haftayı kutlamalarla ve hediyelerle geçiriyorum,
Güzel hediyelerim ise nerelerden geldi bir bilseniz
Örneğin;
Semoşum taaa Karslardan,
Heidim taaa Malatya'dan,
Rahime taaa Konya'dan,
Yakınımdaki dostlardan gelenleri ise sayamayacağım,
Öyle duygulandım ki,
Hepsi harikaydı ve beni çok mutlu etti,
Ayrıca telefonla arayan soran blogcu dostlar dahil herkese bir kez daha teşekkürler....

"Öyle Bir Geçer Zamanki" favori dizim oldu,
70'li yılları seviyorum ben,
Mete oyunculuğu ile beni mest etti,
Osman'ı ise söylemeye zaten gerek yok,
Çok başarılı bir castı var...

Bugün sabah sulu kar yağdı Ankara'ya,
Cumartesi kızılaya gittiğimizde dolu yağmıştı,
Ekimde kara kış geldi çattı,
Ofis klima ile ısındığı için çok sıcak oluyor,
Dışarısı soğuk,
Nasıl giyineceğimi şaşırdım,
Yazın da soğuk oluyordu ofis,
Mevsimi yaşayamamak da kötü bu akıllı binalarda,
Binalar akıllı bizler ise, kararsız ve akılsız kaldık :)))

17 Ekim 2010 Pazar

AŞK HEDİYEDİR


Gerçekten de öyle,
Nerede ne zaman geleceği belli olmaz,
Aniden çıkar karşına,
Şanslıysan daha güzel bir geleceğe el ele yürürsün birlikte,
Hediyelerin en güzelini ben 17 yıl önce aldım,
Bugün kutlanacak çok şey var,
Nice yıllara hep aşkla,
Hiç bitmesin....

14 Ekim 2010 Perşembe

EKİM AYI, KUTLAMA AYI

(14 ekim akşamı doğumgünü partisi sonrası)
Çocuklarla birlikte yaptığımız 41 kere maşallah pastası :))))
EKİM önemlidir benim hayatımda,
Önemli olaylar bu ay içinde olmuştur,
Doğum günüm,
Nişanım,
Düğünüm...

41 yaşında olmak,
41 kere maşallah esprisinin yapılacağı yaşa gelmek,
41-14 ne farkı olduğunu düşünmek,

14; İlk gençlik, liseye başlamak, kendini büyümüş görmek,
41; Son gençlik, emekli olmaya yaklaşmak, kendini olgun görmek,

Ne kadar benzer duygular değil mi?
Ne diyeyim,
Yaşadığım kadar bir ömrü yaşayamayabilecek olmanın bilinci içerisindeyim,
Önümdeki yılları dolu dolu yaşamalıyım,
Sağlıklı günlerimin tadını çıkarmalıyım,
Beni sevenlerin ve sevdiklerimin kıymetini bilmeliyim,
Güleryüz ve tatlı dili bırakmamalıyım,
Sımsıkı hayata sarılmalı, diğer tarafa da yatırım yapmalıyım,
Gün içerisinde daha fazla şükretmeliyim,
Geleceğe dair planlarım olmalı,
Umudu olanın hiç yaşlanmayacağına dair inancımı hep taze tutmalıyım....
Aileme ve Dostlarıma,;
İyiki varsınız,
Sizi seviyorum,
İyiki hayatımın bir parçasısınız,
Siz olmasanız ben olamazdım,
Bana neşe, güç veren sizsiniz,
Allaha da şükrediyorum,
Böyle güzel bir hayatı bana bahşettiği için,
Minnettarım...

11 Ekim 2010 Pazartesi

EVDEYİM.....

Sabah kalkıp da işe gitmek için hazırlanmamak,
Yatakta gönlünce vakit geçirmek, gazete okumak, TV'de sabah programlarına bakmak,
Öğleye doğru kahvaltı yapmak,
Tüm gününü tembellikle geçirmek,
Hiç de bana göre bir durum değil,
Hareketsiz olmak benim bünyeme aykırı,
Hemen kalkıp yazlıklar ile kışlıkların yerini değiştirdim,
El altına getirdim,
Önce çocukların dolabından başladım,
Sıra bizimkine gelince ara verdim,
Bu hafta evdeyim anlaşıldığı üzere,
Neden mi?
Mahocum 10 gündür bel fıtığından dolayı yatıyor,
Bu hafta da yatacak evde,
Benim de içim huzursuzdu işe git gel, O evde tek,
Bu hafta izin aldım,
İlk görevim hastabakıcılık :))
Bir de böbrek taşı eklendi hastalıklarına,
Al sana çifte kavrulmuş hastalık !
Yaniii, evde bir hasta ve ben!
Yatıyor, ilaçlarını içiyor, böbrek ağrısı arada yokluyor,
Ama yapılacak bir şey yok,
Dikkat ediyor hareketlerine ve dinleniyor,
Bir de Gilaburu suyu içiyor,
Böbrek taşı için çok iyi gelen bir meyvenin suyu,
Kayserili bir meyve,
Aktardan suyunu almıştık,
Betül ise Kayseriden meyvesini getirdi,
Daha doğal hemen sıkıp içiyor,
Sabah aç karnına ve yatarken,
Umarım faydasını görür....

6 Ekim 2010 Çarşamba

GÜN BATIMI






Güneş denize batınca bir başka güzellik ortaya çıkıyor...

FOTOĞRAF ÇEKMEYİ SEVİYORUM

Bloglardaki fotoğraf sanatçısı arkadaşların eline su dökemem,
Biliyorum,
Ama kendi çapımda bıkmadan usanmadan fotoğraf çekiyorum,
Allah bu dijital makinayı icat edenden razı olsun :)))
Yoksa mümkün değil bu kadar çok deklanşöre basamazdım.





Hamakta yatarken,
Bu güzel Alman çocuk annesi ile top oynuyordu,
Ben de onun fotoğraflarını çektim,
Yorumlarınızı iyi-kötü bekliyorum ...

BELEK MANZARALARI





Pazartesi sabahı Ankara'da buz gibi bir hava vardı,
Titreyerek giyindim,
Antalya'ya gidecektim ama, ben üşüyordum,
Ne giysem acaba kalın birşeyler mi alsam diye çelişkiler içindeydim,
Antalya havaalanına indiğimde yüzüme çarpan sıcak hava dalgası ile kendime geldim :)
Kemiklerim tekrar ısındı,
Hele de Belek'teki otele vardığımda gördüğüm manzara karşısında,
Ne mükemmel bir ülkede yaşadığımızı daha iyi anladım,
Keyfini turistler çıkarıyor diye de hayıflanmadım değil.
Malum ben toplantı için 2 günlüğüne gitmiştim,
Allahtan pazartesi öğleden sonram boştu,
Deniz ve güneşin beni ısıtmasına izin verdim :))
Salı tüm gün klimalı toplantı salonuna hapsoldum :(
Çay kahve aralarında havuza, denize girenleri gördükçe fenalaştım,
Onlar da beni görünce fenalaşmışlardır kesin,
Aşağıdaki haldeydim çünkü :)))
Tadı damağımda kalarak salı akşamı döndüm soğuk Ankarama...
Yaşlı turistler bu aylarda gelip 1-2 ay kalıp ülkelerine geri dönüyorlarmış,
Tabi memleketlerinde harcayacakları paranın yarısını harcayıp,
Sıcacık akdeniz sahillerinde yan gelip yatıyorlar,
Ekmek elden su gölden,
Fotoğraflarım bu kadarla bitmiyor,
Sizlerle diğer fotoları da paylaşacağım ....

3 Ekim 2010 Pazar

DOĞUM VE ÖLÜM


Komşumun erkek torunu oldu geçen hafta,
Minicik Kerim'i görmeye gitmeden önce evde çaylı kek yaptım ona,
Bir de güzel süsledim,
Mutluluk vardı evlerinde, bebeğin sürekli meme emmesi,
Yaşama tutunmak için gayreti,
Annesinin uykusuzluktan çökmüş gözleri,
Bana hiç yabancı gelmedi,
Bu zor günleri atlattığım için şükrettim....
O minik varlığa ne kadar da çabuk bağlanıyoruz,
Bir anda gözbebeğimiz oluyor,
Onun her nefesini dinliyoruz,
Sağlıklı mı, herşey yolunda mı?
Gözümüzü kırpmadan geçer geceler,
Sabırla ona sevgimizi veririz,
Yeterki O iyi olsun, mutlu olsun, büyüsün.....
Hayat bazen hiç de bizim planladığımız ve hayal ettiğimiz gibi olmaz,
Mutlu mesut bebeğiniz ile yaşarken,
Aniden gözbebeğinizin hasta olduğu gerçeği ile karşı karşıya gelseniz,
O minicik bedenin zaman içinde eridiğini görseniz,
Elinizden hiçbirşey gelmese,
Eşinizle hastanede aylarca onun gözünün içine bakarak gerçirseniz,
Sabahlara kadar uyumasanız,
Bir tek gülümsemesi ve sağlıklı bir güne başlaması için her dakika Allaha dua etseniz,
Tam düzelecek ilik nakli yapılacak dedikleri günün öncesinde,
O, melek olup uçsa,
İşte sözün bittiği yer burasıdır,
Yüreğiniz yarılır,
İçinden bir parça çıkarılır,
Sen artık eksik bir parçayla yaşamaya mahkumsundur,
Dualardan başka yapılacak şey yoktur artık,
Onun anıları, fotoğrafları ile özlem gidermeye çalışırsınız en fazla,
Küçük kardeşi abim nerede? diye sorduğunda ona sımsıkı sarılıp acınızı hafifletmeye çalışırsınız,
Demirkan 5 yaşında melek oldu uçtu,
Gönül ve eşi aylarca hastaneden mücadele ettiler,
Allahtan Rahmet Diliyorum Demirkan'a,
Güç, kuvvet ve sabır diliyorum Gönül'e ve ailesine,
Çok üzüldüm,
Hep ümit ettim iyileşeceğini düşündüm,
Haberi duyduğumda inanamadım,
Söyleyecek söz bulamıyorum....