29 Temmuz 2010 Perşembe

ÜNYE

Her yıl Ünyeye 1 hafta olsun gitmek,
Orada akrabalarımı ziyaret etmek,
O havayı solumak,
Arnavut kaldırımlı yokuşularını çıkmak,
Mis kokulu çam ağaçlarının gölgesinde yürümek,
O güzelim masmavi denizde sonsuza bakmak,
İskelede attığım her adımla birlikte o mis havayı içime çekmek,
Ruhuma iyi geliyor...

Gidebilecek bir memleketi olması insanın ne büyük mutluluktur,
Ünyede, Samsunda okuyup da denizsiz bir şehirde hayatımı sürdürmem,
Belki de memleketimin kıymetini bilmem ve özlemem açısından iyi olmuştur,
Orada yaşayanlar o güzelliğin pek de farkında değiller sanki,
Çünkü her gün gördükleri bu güzellikler sıradan onlar için,
Ben ise Ankara'da deniz özlemi ile yaşarım,
Yaz olsa da denizle buluşsam hayalleri kurarım,
Tabi herkesin çocukluğunun geçtiği yer özeldir,
Anılar vardır çam ağaçlarının dalında asılı kalan,
Akrabalarımın,arkadaşlarımın sıcaklığını ise hiçbir şeye değişmem,
Kollarını açıp bekler beni Ünye,
Eski bir dost gibi....

27 Temmuz 2010 Salı

GÜLELİM GÜZELLEŞELİM :)))

Haftaya memlekete gidiyorum mutluyum,
Bu hafta çevremdeki kazalar, hastalıklar üzdü beni aslında,
Hayatımız hep sağlıklı ve toz pembe geçse keşke,
Ne kadar iyi olurdu,
Tabii bu mümkün değil,
Acısı ve tatlısı ile bu hayatı yaşamalıyız !!
Allah tüm hastalara acil şifalar versin..

Sertap da 2010'a uyarlamış bu parçayı,
İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız...

23 Temmuz 2010 Cuma

OLMALI MI, OLMAMALI MI?



Arabada Bülent Ortaçgil kaseti dinliyordum geçmiş zaman,
Bir arkadaşım 10-15 dakika sonra;
"hep aynı şarkıyı mı söylüyor?" demişti,
Öyle bir tarzı var ki,
Her şarkı da aynı tınıyı ayrı bir tad ile alıyorsun,
40.yıl konserinde olmak isterdim...
"ama ben değişirmezsem ben olamam ki............"
Değişim güzeldir,
Gelişerek değişmek güzel,
Değişemem diyenlere gülüp geçiyorum,
Kötü huyları törpülemeyi başarmak,
Değişmeye çabalamak zor tabiii,
Kolaya kaçmamak değişmek ve daha iyiye gitmek,
Ne güzel ve erdemlidir,

"ama ben öğrenmezsem ben olamam ki.........."
ne kadar güzel sözleri var bu şarkının,
Yeni işe başlayan gençlere bakınca,
Ne kadar değiştiğimi görüyorum,
O yeni işe başlamış olan toy, yeni mezun kız mazide kalmış,
Senelerin bizden aldıklarının yanında verdikleri de var tabiii,
Her yaşımı sevdim ben,
"Keşke şu yaşımda olsam" cümlesini çok şükür şimdiye kadar kurmadım,
Ama yaş aldıkça gençliğe özlemin başlaması belki de kaçınılmaz,
Genelde geçmişe baktığımda aldığım yoldan memnunum,
İnşallah gelecekte de bugünüme baktığımda iyi hisler duyarım,
Aslına bakarsanız önemli olan "Bu An" ı akıllıca geçirmek,
Akıllıca derken;
Hassasiyetle, insanlara değer vererek,
İncelikle ve güler yüzle yaşamak önemli olan,
Kimseyi kırmadan, kimseyi çekiştirmeden geçen bir günün karşısına bir + (artı) atabiliriz,
Bunlar bizim kar hanemize yazılır,
Cuma cuma yaşam felsefesine girip sizi sıkmadım umarım,
Güzel bir hafta sonu diliyorum herkese....

21 Temmuz 2010 Çarşamba

İSTANBUL HATIRASI

İstanbul tarihini merak ettim,
Neden sonra mı?
"İstanbul Hatırası" romanından sonra,
İstanbul'u çok severim, tarihi, doğal güzelliği ile muhteşem bir şehir,
Avrupanın başkenti olacak bir şehir İSTANBUL,
Neden bizim okullarımızda tarih sevdirilmez (ben hiç sevmezdim),
Sıkıcı bir ders olarak kalır aklımızda,
Sadece dersten iyi not almak için öğrenir ve sınavdan sonra unuturuz tarihimizi,
Malesef ben dahil pek çok kişi tarihimizden bir haber yaşıyoruz,
İstanbul'un ilk adı neydi?
Hangi imparatorlar, sultanlar yönetmişti?
İstanbuldaki tarihi eserlerin hikayesi nedir?
Bu sorulara bir nebze de olsa bu roman sayesinde cevap buldum,
Daha derinlemesini öğrenmek için,
Zevkle, sıkılmadan okuyabileceğim kitap önerilerinizi bekliyorum,
Veee öğrendiğim o bilgilerden sonra İstanbul'u farklı bir gözle gezmek,
Tarihi mekanları hikayeleri ile birlikte hissetmek istiyorum...
Fotoğraflar: google görseller

16 Temmuz 2010 Cuma

GÜLMEK SANA YAKIŞIYOR

Bir önceki yazı bir müddet kalsın istedim,
O güzel fotoğrafları mavianne'yi açınca görmek istedim,
Bu sebepten dolayı yazı eklemedim,
Bugün Ayci ile telefonla görüştüm,
O benim memleketime Samsun'a gelin gitti,
Ben Ankara'dayım,
Nasıl cıvıl cıvıl bir ses, kısa bir sohpet ettik,
Ünye'ye giderken Samsun'a uğramaya ve onu görmeye söz verdim...
Bizim işyerinden arkadaşımız Erdem'in düğünü vardı haftasonu,
Gelinimizi tanırsınız belki TRT'de haber spikeri (Anda Ayva),
Güzel bir düğün oldu,
Mutluluklar diliyorum...


Bu sabaha karşı şiddetli bir gök gürlemesi ile uyandım,
Allah hayra getirsin Temmuzda böyle bir hava enteresan...
Haftasonu gazetede ABD'de yapılan bir araştırma sonucu verilmişti,
Çok dikkat çekici,
Çocukluk fotoğraflarında gülümseyen kişilerin ileri yaşlarda boşanma oranı %10, Ciddi tavır takınarak poz veren kişilerde ise bu oran % 31 miş,
Ne alaka demeyin, bilmiyorum,
Pozitif olmanın ve hayata gülerek bakmanın etkisi olduğunu düşünüyorum...

ÇEKİYORUM GÜLÜMSEYİN

14 Temmuz 2010 Çarşamba

EVLİLİK MEVSİMİ AÇILDI

FOTOĞRAFLAR: Aylin & Mesut Düğün Hikayesi (Ceyda Bural Photoraphy)Tatil sonrası uyum sağladım mı acaba?
Resmi hayata geçmek,
Parmak arası terliği çıkarıp ayakkabı giymek,
Eve gidip yemek yapmak,
İşe gelip çalışmak,
15 günde tembelliğe ne kolay alışıyor insan...
Plan programla yaşamaya dayalı bir düzen kurmuşuz,
Şu saatte kalkılacak, şu saatte yatılacak,
yemek saati belli, dinlenme saati belli,
Bazen hiçbirşey yapmadan sadece durmak istemez misiniz?
Bu benim için bir lüks,
Hele de çocuklar olduktan sonra,
Sorumluluklar arttıkça plansız yaşamak neredeyse imkansız....
Düğün mevsimi açıldı dostlar,
Evlenen evlenene :))
Allah mesut etsin,
Bugün gazetede İlhan Şeşen'in röportajını okudum,
"Evlendinse salaksın. Ama şurası da bir gerçek ki, bütün salaklar mutludur" demiş,
Ben iyi tarafından alıyor ve diyorum ki,
Evliyim ve mutluyum !!!
Salaklık kısmına katılmıyorum,
Doğru insanı bulduysan ve birlikte yaşamaktan hayatı paylaşmaktan keyif alıyorsan,
evlenmenin nesi salaklık?
Hayat paylaşılınca daha da güzelleşiyor,
Hele de bu iki kişilik hayata çocuklar da katılınca,
Sorumluluklar artsa da bir o kadar mutluluk da artıyor,
Allah herkese huzurlu ve mutlu bir hayat nasip etsin...
MAVİNOT: Ceydayı bu güzel fotoğraflardan dolayı kutluyorum. Güzel gelin AYCİ'nin ise damadımız MESUT ile ömür boyu çokkkk mutlu olmasını diliyorum.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

BODRUM BODRUM

Nasıl anlatsam nerden başlasam.....
Kürkçü dükkanına geri döndük,
Gündoğan, Yalıkavak, Gümüşlük, Türkbükü, Bitez,
Tüm bu yerlerin kendine özgü havası ve enerjisi var,
Begonvillerin renklerine vuruldum,
Denizin mavisine, koyların çeşitliliğine,
Doğanın harika uyumuna bayıldım...

Bu yeldeğirmenlerini yapan bir sanatçının atölyesine uğradık yol üstünde,
Balkonumuz için bir tane aldık,
Onu gördükçe bu güzel tatil günlerini yad edeceğiz :)
Gümüşlükte Tavşan adasına yürüdük,
Denizin içerisinden yürüyerek gidildiğini bilmediğimizden,
Hazırlıksız yakalandık,
Ama herşeye rağmen bu ritüeli yapmadan dönmek istemedik...
Mimoza'nın dekorasyon dergisinden fırlamış görüntüsü beni mest etti,


Güzellik ayrıntılarda saklıydı ....

Sayılı gündü geçti,
Fahir'in doğumgününü de orada kutladık,
Sınav sonucu açıklandı,
SBS'de bu sene çok başarılı oldu,
Bakalım hangi anadolu lisesinde okuyacak,
Sırlamamızı daha yapmadık,
Araştırıyoruz,
Hayırlısı olsun artık...

9 Temmuz 2010 Cuma

SABAH YÜRÜYÜŞÜ

Çakıltaşlarının o inatçı baş kaldıran yüzeyleri ayaklarımı acıttı,

Yine de çekinmedim bu direnişten, yürümeye devam ettim kumsalda,

Dalgaların bacaklarıma vuruşunda ise bir serinlik ve özgürlük hissettim,

Bu dalgalı deniz gibi özgür bıraksak kendimizi biz de,

Değişmek zor mudur?

Kötü huyları geride bırakmak,

Her zaman iyi ve güzele yelken açmak,

Çevremizdeki herkes gülse,

Neşeli olmanın, hayattan tad alabilmenin bir meziyet olduğunu düşünmeye başladım,

Hayata daima negatif bir pencereden bakan insanları gördükçe….

Bugün yıllık iznimizin 1. haftasını devirmek üzereyiz,

Hayatım boyunca hep isteyip de gerçekleştiremediğim,

Sabah yürüyüşü ve sporumu bu tatilde gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyorum,

Ahmet Can ile 7:30 gibi uyanıp spor yapmaya çıkıyoruz,

Yazlıkta herkes uykuda, çıt çıkmıyor,

Biz ayaklarımızın ucuna basarak kaçıyoruz,

Suç ortağımla birlikte,

Deniz, masmavi güzel kıyafetini dalgalandırıp kırıtıyor,

Nasıl cazibeli görmelisiniz,

Her seferinde yüzme isteği uyandırıyor,

Ayaklarımızda spor ayakkabıları ile biz yürüyüş yapacağız oysa ki,

Bizi kışkırtmasına izin vermeden yürümeye devam ediyoruz,

Spor aletleri de koymuşlar parkın içine,

Yürüyüşe sara verip aletli jimlastiğimize başlıyoruz,

Ahmet Can çocuk parkına gelmiş muamelesi yapsa da aletlere,

Birlikte hem eğlenip hem spor yapıyoruz,

Dönüşte yazlık evlerin arasından yürüyoruz,

Her çiçeğe her ağaca bakarak, konuşarak,

Yazlıkçılar yeni yeni uyanmış,

Tabak çatal sesleri geliyor bahçelerden,

Günaydın diyerek geçiyoruz,

Bazen de bahçelerindeki begonvillere methiyeler düzüyorum,

Yüzlerindeki gururu ve teşekkürü görmek beni mutlu ediyor,

Bakkala uğrayıp sabah ekmeğimizi (bazen de simidimizi) ve gazetemizi alıyoruz,

Yürüyüş arkadaşımla konuşa konuşa bizim siteye geliyoruz,

Aklımız denizde kalıyor,

Bir an önce kahvaltıyı yapıp, kendimizi onun serin kollarına atmak için acele ediyoruz,

Ev ahalisini uyandırmak da bize düşüyor,

Haydi uyuşuklar kalkın kahvaltı hazır!!!!!


NOT: BU yazıyı geçen hafta yazdım şimdi ekleme fırsatı buldum,

Yarın dönüyorum Ankara'ya.....