24 Haziran 2010 Perşembe

NEREDEYDİM? NE YAPIYORDUM?



Haftasonu; Kozaklı Kaplıcası, Kapadokya, Göreme, Peri Bacaları’na gittik,

Kısa bir tatil ve eğlence oldu bize,

Memleketimizin her yöresi bir başka güzel,

Tarih kokuyor her yerde,

Farklı bir havası var,

Her yörenin muhakkak yenilecek bir yemeği,

Alınacak bir hediyelik eşyası oluyor,

Testi kebabı yedik,

Çocukların testiyi kırmak için sıraya girmesi görülmeye değerdi,

Çömlek yapmayı denedi Mahocum,

Çok eğlendik, çok güldük,

Kolayca yapılabileceği yanılgısına düştüğümüz çömlek yapımı,

Ne kadar da zahmetli ve zormuş,

Çamura şekil vermek ve muhteşem testiler, tabaklar ortaya çıkarmak,

Ne muhteşem bir işmiş…

Bugün Asis Ankara’daydı,

Maalesef ben 2 saat birlikte olabildim onunla,

İşe dönmem gerekiyordu,

Nasıl tatlı, doğal, içten ve samimiydi,

Sanki 40 yıldır dostuz tanışıyoruz,

Kankim ile de telefonla görüştük,

Balkahve ve Gümüşay’da bize katıldılar sonradan,

Balkahvemin yakışıklı ve gözlerinden zeka ve muziplik akan oğlu da bizlerleydi,

Blog dostlarımdan biriyle daha yüzyüze görüşme şansı bulduğum için mutluyum…

Haftasonu 2 hafta yıllık izne çıkıyorum,

Benden haber alamazsanız bilin ki,

Denizdeyim veya kumsalda kitap okuyorum :)

İnternet bağlantısını kurduğum zamanlarda sizlere bir Ceeee!!!! derim artık,

Bu hafta şehir dışında seminerdeydim,

Bu nedenle bloglara bakamadım,

Bugün de beni dört gözle bekleyen! işlerimle uğraştım,

Kendinize çok iyi bakın,

Önce Gümüldür, sonra Bodrum tatili var önümüzde :))

Herkese ağız tadıyla geçireceği bir yaz tatili diliyorum....

18 Haziran 2010 Cuma

TATİLE AZ KALA SAYIKLAMALAR

Rehavet çöktü evet,
Yazı yazamadım epeydir,
Tatil moduna girdi bünye,
1 yılın yorgunluğu sardı ruhumu,
Kendimi bu deniz kabuklarının olduğu kumsala atıp,
Hiçbirşey düşünmeden kitabımı okumak istiyorum,
Denize dalmak, yüzmek, ufuk çizgisine yaklaşmak,
Mavi sularda hafiflemek istiyorum....
Bugün karne günü,
Çocuklar da kurtuluyorlar artık okul stresinden,
Ailece bir tatili hak ettiğimizi düşünüyorum,
SBS derken bayağı stresli bir yıl geçirdik,
Tüm anne babalara geçmiş olsun diyorum,
Çocukları da karnelerinden dolayı tebrik ediyorum.
Ankara iyice güneşin esiri oldu,
Klimanın altında çalışan şanslı azınlıktan olduğum için mutluyum,
Allah dışarıda çalışanlara kolaylık versin,
Güneşlenmek artık mazide kaldı dostlar,
Gölgelenin mümkün olduğu sürece tatilde,
Çok tehlikeli artık güneş ışınları,
Koruyucularla çıkmalı güneşe.
Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası kitabına başladım,
Aşk-ı Memnu çok şükür bitiyor :)))
Söylene söylene izlediğin dizide Bihter iyici uçtu,
Ednan bey ise herşeyin farkına varmasına rağmen,
(afedersiniz) salak Nihal'in bulutların üzerinde olmasından dolayı sineye çekti boynuz olayını,
Firdevs hanımın takdire şayan bir şekilde Çetin Özderi ele geçirme planı, genç kızlara ders olarak okutulmalı !
Matmazel artık Ednana ilanı aşk etsin diyorum ve sonsuza kadar don don birbirlerinin yüzüne bakarak yaşlansınlar,
Beşir Hakkın rahmetine kavuşsun bitsin bu eziyet :))

15 Haziran 2010 Salı

HEİDİMİN DOĞUMGÜNÜ

Nehirciğim Nam-ı Diğer Heidi bugün doğmuş,
Geçen yıl Ankara'da kutlamıştık doğumgününü,
Bu yıl O, Malatya'da,
Canım iyiki doğdun,
Güzel günler geçirdik seninle Ankara'da,
Aramıza mesafeler de girse bizim dostluğumuz hep sürecek,
Ben buna gönülden inanıyorum,
Nazlıcığım ve eşinle güzel bir ömür diliyorum sana....

14 Haziran 2010 Pazartesi

AHMET CAN'DAN DANS SHOW

Dans müziği biraz daha uzun sürseydi,
Ahmet Can gecedeki tüm kızlarla dans edecekti !
Malesef kısa sürdü sadece 13 kızla dans edebildi,
Ben nacizane bu kadarını görüntüleyebildim,
Hızına yetişmem mümkün olmadı :)))

11 Haziran 2010 Cuma

MEZUNİYET


Mezuniyet,

Hayattan kaç puanla mezun olacağız acaba?

Mezuniyetler hep eğlencelidir,
Gerçi mutluluğun yanında hüzün de olur,
Farklı bir ortama, okula gitmek,
Farklı öğretmenlerle veya arkadaşlarla tanışacak olmak,
Arkada kalanlarla bir daha aynı ortamda olamamak endişe verir insana,


Hayat okulunda da aynı ilişki sözkonusu aslında,
Notlarımız iyi ise, bizi güzel bir diploma bekliyordur,
Başarılı ve mutlu geçmiş bir hayat yaşamışsak eğer,
Diploma notumuz da yüksek olur,
Diğer hayatımıza da umutlu bakabiliriz.
Bu hafta mezuniyet balosu heyecanı vardı evimizde,
Önce Fahir'in ortaokul mezuniyeti,
Bu akşam da Ahmet Can'ın ilkokul mezuniyeti,
Çocukların büyüdüğünü görmek harika bir duygu imiş,
Fahir'in balosuna veliler katılmadı,
Ama bu akşamki baloya davetliyiz,
Kıyafeti 2 ay önceden hazırdı ama,
Başka bir kıyafet giymek istedi son anda,
Ben de bu akşamı fotoğraflarla tarihe kaydetmeyi düşünüyorum,
Malesef Fahir'in yanında değildim,
Okul bahçesinde balo yerine gitmeden yakalamayı başarıp zoraki fotoğraf çektim :)))
Tabi bu fotoğraftaki yüzünü görmelisiniz,
"Sizin burada ne işiniz var şimdi, neden fotoğraf çekiniyoruz ki" suratı !
Erkekler spordu,
Kızlarin dekolte kıyafetleri ile saç, makyaj herşey yerli yerindeydi :)

9 Haziran 2010 Çarşamba

BİR FİLM VE BANA HATIRLATTIKLARI

" Bütün mutlu aileler birbirinin aynısı,
Ama her mutsuz aile birbirinden farklı"
Yaşamaya Değer filminden bir alıntı
Önemli olan, ölümün kendisi değil, ama öldüğünüz anda ne yaptığınız.

Çok sevdim filmi kankim Lale'nin önerisi ile izledim,
Bu sözler de hoşuma gitti paylaşmak istedim,
Öldüğümüz anda ne yaptığımız mı önemli,
Yoksa nasıl yaşadığımız mı?
Bence yaşarken de bilinçli ve insan gibi yaşamak lazım,
Hassas, insani, bilerek,
He an veda etmeye hazır,
Zor tabi,
Ama çok da değil ha gayret :))

Filmde kapıcı bir kadın var,
Zengin ailelerin oturduğu apartmanda,
Zengin apartman sakini kadın,
Süslenmiş olan kapıcıya ilk kez selam veriyor, ama tanımıyor onu,
"daha önce seni hiç görmemiştiki" diyor komşu adam,

Daha önce hiç görmediğimiz insanlar var mı çevremizde,
Önemsemediğimiz, kaale dahi almadığımız için suratına bakmadığımız,
Ne acı değil mi?
İnsanoğlu çok acımasız,
Sınıflara ayırmak insanları ve o şekilde davranmak hiç bana göre değildir,
Çok şükür ,
Hayatıma değen tüm insanlar benim için önemlidir,
Onların herşeyi beni çok alkada eder,
Tam tersini düşünemem bile,
Yoksa niye insanız diye salınalım ki ortalıkta,
Öyle değil mi?

7 Haziran 2010 Pazartesi

SE BE SE- Çok şükür seviyemiz belirlendi !!!!!

Çocuklara diyoruz ki;
12 - 13 ve 14 yaşındaki eğitim seviyen nedir?
Seviyeni tebit edelim ki, anadolu lisesine girebilesin,
Anne babanızın da seviyesini bir tartalım,
Özel hoca tutmaya, seni dersaneye vermeye bütçesi uygun mu?
Neden ortaöğretim kurumları var?
Neden 1'den 8'e kadar okula gönderiyoruz çocuklarımızı?
Dershanesiz olmuyorsa,
Dershane faktörü ortadan kalksa,
Ortaöğretim başarı puanı ile anadolu liselerine yerleştirilse çocuklar,
Nasıl olur?
Çok şükür Cumartesi Fahir ve biz kurtulduk,
Üzerimizden koskocaman bir yük kalktı,
Başarılı geçti sınavı,
Azmedince ve çalışınca herşeyi başarabileceğini gördü,
Bizleri de mutlu etti, kendi de kuş gibi hafifledi,
Güzel bir tatili hak etti.


Dün ise Demirkan'a kan vermeye gittik 5 arkadaş,
Canım, minicik yakışıklı, kara gözlü bir oğluş,
Annesinin gözbebeği,
Nasıl tatlıydı,
Onunla konuşup, kardeşi ile koşup oynayacağı günlerin yakında olduğunu söyledik,
İnşallah çok yakında sağlığına kavuşacak,
Bize gelip abileri ile bilgisayarda oyun oynayacak ...

3 Haziran 2010 Perşembe

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ


Bu vesile ile sizlerle birkaç bilgiyi paylaşmak istedim,
Biliyorsunuz belki asli mesleğim Çevre Mühendisliği,
Yıllardır bu konuda bilfiil çalışıyorum,
Sadece sözde değil özde de çevreyi korumak için birşeyler yapmalıyız,
Doğal kaynaklarımızı tasarruflu kullanmak bunların başında geliyor,
Çevreyi kirletmemek en temel ve basit bir kural,
Ayrıntıya girecek olursak;
Çöpler denizlerde uzunn yıllar içerisinde yok olmakta,
Önümüz yaz,
Deniz kenarına indiğimizde pis bir plaj, çöp dolu bir koy görmek istemiyorsak,
Dikkat etmeli ve çevremizi de uyarmalıyız,

Neden mi?
Aşağıda bazı atıkların denizde yok olma sürelerini verdim ;

1 cam şişe 1 milyon yıl

Teneke Kutu 50 yıl
Süt kutusu 3 ay
Plastik şişe 450 yıl
Plastik poşet 10-20 yıl
Sigara filtresi 1-5 yıl
Portakal kabuğu 2-5 hafta

Çok dehşet verici değil mi?
Ambalaj atıklarının ÇÖP olmadığını bilmeliyiz,
Geri dönüştürülebilir,

Plastik ambalaj atıklarının geri dönüşümünden elyaf içeren tekstil ürünleri, atık su boruları ve marley gibi malzemeler üretilmektedir

Metal ambalaj atıkları eritilerek yeniden hammadde olarak kullanılmaktadır

Cam ambalaj atıkları öğütülerek, yeniden cam ambalaj ve hediyelik eşya yapımında kullanılır

Kağıt-karton ambalaj atıkları kağıt fabrikalarında işlenerek, tekrar kağıt üretiminde kullanılmaktadır

Cam, plastik, metal, kağıt/karton, içecek kutuları, cips, çerez ambalajlarını ayrı toplayalım.

Mutfağınızda ayrı poşette biriktirdiğiniz ambalaj atıklarını,
Organik atıklarla ( yiyecek atıkları) birlikte kapınızdaki çöp alanına bıraksanız ve belediye bunları ayrı toplamasa da merak etmeyin,
Çöp konteynerleri gelmeden atık toplayıcıları bunları çöp alanlarından alıp,
Geri dönüşüm istasyonlarına götürüyorlar.
İklim değişikliğini önlemek için bireysel olarak neler yapabilirsiniz?

Enerji tasarrufu için binalarınıza yalıtım yaptırın
Tasarruflu ampülleri tercih edin
Klimanızı yalnızca gereksinim duyduğunuzda çalıştırın
Daha az sıcak su kullanın ( suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen duş başlığı ile su tasarrufu sağlanabilir)
Orman alanlarını koruyun. Ağaç dikin (Ağaçlar karbondioksit yutağıdır)
Muslukları kontrol edin, su damlatmasın.
Çamaşır makinenizi yarı dolu çalıştırmayın
Az su harcayan çamaşır ve bulaşık makinaları kullanın
YAŞADIĞIMIZ DÜNYAYI KORUMAK BİZİM ASLİ GÖREVİMİZ OLMALI
Yemyeşil ve masmavi bir çevre bırakalım çocuklarımıza

2 Haziran 2010 Çarşamba

SAĞLIKLI GÜNLER DİLİYORUM

Hayat her zaman gülen yüzünü göstermiyor bizlere,
Bazen hüzünlendiğimiz durumlar da olabiliyor,
Elimizden birşey gelse de yapsak diyebileceğimiz,
Hayatta hiçbir şey tesadüf değil!
Bunu bilir bunu söylerim,
19 yıl sonra facebookta birbirimizi bulduğumuz üniversite arkadaşım Gönül'den bahsetmek istiyorum sizlere,
Gönül ve 5 yaşındaki minik oğlu Demirkan,
Geçen ağustosta konulmuş Lösemi teşhisi,
İlik nakli ile çözümlenecek bir türü löseminin,
Lösemi, kan kanseri ya da ilik kanseri olarak da bilinen bir hastalıktır. Kemik iliğinde kan yapımından sorumlu hücrelerin kanserleşmeleri sonucunda gelişir ve aslında tek bir hastalık değildir; çok değişik tipleri vardır. Kanserleşen ilik hücreleri sağlıklı kan üretmedikleri gibi, iliği istila etmek suretiyle sağlıklı kan üretebilecek hücrelere de yer bırakmazlar.
Bugün öğle arası üniversiteden arkadaşlarım Cem, Hülya, Hüseyin ve ben Hacettepe Ünv. Çocuk Bölümüne ziyarete gittik,
Gönülle oturduk sohbet ettik,
Demirkan için, uygun ilik Amerikadan bulunmuş, kardeşinin ve diğer akrabalarının ilikleri uyum sağlamamış,
Biraz daha kendini iyi hissettiğinde Antalyaya gidecek ve nakil olacakmış,
Antalyadaki hastanede yapılıyormuş nakil,
Her gün kan ve trombosit veriliyormuş,
(Trombosit: Kanın pıhtılaşmayı sağlayan, zedeli damarı tıkayarak
kanamayı durduran hücresi.
)

0 Rh (+) kan grubu,
Trombosit için aynı kan grubu gerekiyormuş,
Ancak her kan grubundan kan alabiliyorlar ve çocuğa uygun kanı veriyorlarmış,
Biz pazartesi öğlen kan vermeye gideceğiz Hülya ile,
Hacettepe kan merkezine,
Sağlığına kavuşması için dua edeceğim,
Allah ömür versin Demirkan'a anne ve babacığına da güç kuvvet versin,
Allah kimseye böyle bir hastalık vermesin....
Lösev'in sayfasından araştırdım,
Gönül de ayrıntıları ile bahsetti,
Türkiye'de ilik bağışçısı çok az,
Nedeni biraz bilinçsizlik biraz da bunun ücretli olması,
Verdiğiniz kanınızın ön testlere girmesi gerekiyor,
Ön testler 180-200 TL,
Bu testlerin ücretini kişi kendisi veriyor,
Sadece 2 adet kemik iliği bankası mevcut, İstanbul Çapa Tıp Fakültesi diğeri Ankara Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Hematoloji Kliniği

Bu konuyu ben hiç anlamadım,
Sağlık Bakanlığı bu işe bir çözüm bulsa veya,
Devlet kurumlarına kemik iliği testleri için de bir bütçe konulsa,
Bazen ne kadar çok lüzumsuz işler için paralar harcanıyor,
Zaman zaman bu durumlara malesef şahit oluyorum,
İsteyen bu testi yaptırsa ve bağışçı olsa,
Devlet de bu bütçeden karşılasa ücretini,
Kemik iliği bağışı için bir teşvik olmaz mı?
İlik nakli için bekleyen hastalar için de seçenekler bu şekilde çoğalamaz mı?

Ateş düştüğü yeri yakıyor!
İnsan kendi veya yakınlarının başına gelmeden hiçbirşey yapmıyor,
Birazcık faydamız dokunabilecekse ne mutlu bize,
Tüm hastalara acil şifalar diliyorum.....

1 Haziran 2010 Salı

SEMOŞUM'UN DOĞUMGÜNÜ

Fotoğraf: 25 Şubat 2005
Canım arkadaşım Sema,
Dost, kızkardeş, sırdaş...
Benziyoruz değil mi?
Abla kardeş olsak bu kadar benzerdik,
Gurbette olsan da hep kalbimdesin,
Hiç yalnız hissetme kendini,
Teknoloji sağolsun,
Her gün seninle görüşüyoruz,
Karşılıklı kahve içemesek de,
En azından gönüllerimiz bir,
Seni Seviyorum,
O güzel gözlerin hep gülsün...