30 Nisan 2010 Cuma

MUTLU OL, MUTLU ET

Sen mutluysan herkes mutlu,
Sen mutsuzsan herkes huzursuz!
Doğru değil mi?
Çevreni mutlu görmek istiyorsan öncelikle sen mutlu olmalısın,
Huzur vermelisin,
Enerji yaymalısın,
Gülmelisin,
Sevgi kelebeği olmalısın,
(fazla mı abarttım )
Yanii,
Sevgi kelebeği durumlarına çok sinirlenenler de olabilir bu arada,
Herşey güllük gülistanlık mı da, diyenleri duyuyor gibiyim :)
"Cennet de cehennem de bu dünyada"
Açıkçası bu söze çok inanıyorum,
Kendi cennetini yaratmak senin elinde,
Küçük sorunları kafaya takıp büyüttüğünde, uyuyamıyorsun
Eskiden yapılan haksızlıkları, kırgınlıkları tekrar düşündüğünde, kalbin sıkışıyor
Keşkelere boğulup kalırsan, bir el boğazını sıkıyor
Herşeyin üzerine bir set çektiğinde ise ne oluyor?
Hayata yeniden başlıyorsun,
Güzellikleri ayıklıyorsun anılarının içinden ve geleceği umutla bakıyorsun,
Kendini ve çevreni mutlu edecek şeylere kafa yoruyorsun,
Birini gülümsetebilmenin zevkine varıyorsun,
İnsanlara değer verdiğinde senin de değerinin arttığını görüyorsun,
Küçük sürprizlerle hayatı renklendirince,
MUTLU OLUYORSUN
mutlu ve eğlenceli bir haftasonu diliyorum
İmza: Cuma cuma sevgi kelebeğine dönüşmüş MAVİANNE

28 Nisan 2010 Çarşamba

YASSAK KARDEŞİM !!!!

Gülmek YASAK,
Ağlamak YASAK,
Eğlenmek YASAK,
Çocukluk Yapmak YASAK,
Kırmızı Işık Sarıya dönerken durmak YASAK
Konuşmak YASAK,
Yaşamak YASAK,
Ölmek YASAK,
Yasaklarla dolu bir memlekette yaşıyoruz,
Son noktayı Denizli belediyesi koymuş,
Yukarıdaki fotoğrafla da bu kanıtlanıyor...
Yasaklarla toplum düzene sokulabilir mi?
Çocuklarımızla konuşmalı iyiyi kötüyü anlatmalı,
Yasaklar koymak yerine İYİ İNSAN OLMAYI anlatmalı....

27 Nisan 2010 Salı

ÇİÇEK SEPETİ MACERAM

Bugün benim biricik hayat arkadaşımın doğumgünü,
Ona bir sürpriz yapayım dedim,
İnternetten yukarıda gördüğünüz çiçeği sipariş ettim,
Görünce hayal kırıklığı yaşadığım,
Küçücük bir fanus içinde küçücük bir kalp ile sıradan bir çiçek :((
Neyseki sabah çocuklarla browni üzeri mum ile kutlamıştık kendisini :))
Nereden nereye....
İnsanın kısmetinin nerede çıkacağı hiç belli olmuyor,
O Ankara'da doğmuş,
Ben 5 yıl sonra Ünye'de,
Veee kader ağlarını örüyor,
Ankara'da karşılaşıp aşık oluyoruz :)
Allah herkese güzel yazı yazsın,
Nazardan korusun,
MAHOCUM İYİKİ DOĞDUN

23 Nisan 2010 Cuma

ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİK

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Çocukların gittiği okul, bizim sitenin bahçesinde,
Balkonda kahvaltı yaparken Bayramın seyrini takip edebiliyoruz,
Gül'ün kızı Naz kolbastı oynayacaktı,
Şiirler, konuşmalar bitsin de gideyim diye bekledim,
Kolbastıya yetiştim,
Naz'ı tanımakta güçlük çektim,
Saçlar kuaförde yaptırılmış,
Pek güzel olmuştu....
Ahmet Can önlüklüydü,
Bir faaliyeti yoktu,
Okul bahçesinde kermes alanındaki poğaçaları götürmekle meşguldü,
İpek böceği şapkasıyla çok şirindi....

Her günümüz bayram neşesinde olsun,
Bugünleri bize yaşatan Atamıza şükranlarımızı sunuyorum,
Ne Mutlu Türküm Diyene...

21 Nisan 2010 Çarşamba

İSİMLER

Hayatınızda kaç tane Fatma, Sibel, Sema, Nehir, Kemal, Ayşe, Ahmet .......var?
Şöyle bir düşündüm de hayatımdaki isimleri,
Aynı isimden farklı farklı arkadaşlar, eş, dost, akraba var,
Hepsinin ayrı yerleri var,
Onları birleştiren ortak nokta isimleri ve ben,
Birbirini tanımayan Semalar, Sibeller, Nilgünler,
İnsanların karakterini de yansıtır mı isimleri?
Ya da burçları?
Teyzem; biri bebeğine garip, duyulmadık, anlamsız bir isim koyduğunda derdi ki;
"Çocuk bulmuşlar isim bulamamışlar"
Bence de önemlidir isim koymak çocuğa,
Acaba, kızılderililer gibi sonradan mı verilmeliydi isimler,
Yaptıkları bir kahramanlığa veya kişiliğine göre,
İsimler mi insanları şekillendirir?
Yoksa insanlar mı isimlere kişiklik katar?
Adımın Fatma olduğunu ve babaannemin adını bana verdiklerini de dip not olarak söylemek istiyorum....
Bu arada;
Aynı yoğunlukta çalışıyorum, çalışıyorum,
Toplantılar, eğitimler, seyahatler,
Güneşin gülen yüzünü göstermesini dört gözle bekliyorum,
Kışlıkları kaldırıp, yazlıkları giymek istiyorum,
Fahir ve Ahmet Can'ın sınav streslerini yaşıyorum,
Her fırsatta, dostlarla bol kahkahalı dakikalar geçirmeye çalışıyorum,
Sizlerin sayfasını ihmal ediyorsam kusuruma bakmayın....

19 Nisan 2010 Pazartesi

ÜNİVERSİTE YILLARI

Haftasonu Samsun'dan okul arkadaşım Dilek Ankara'ya geldi,
Onunla hasret gidedik,
Okul günlerimizi konuştuk,
O günlerde, nasıl genç nasıl heyecanlı nasıl enerji doluyduk,
Gerçi hala öyleyiz,
Çok şükür artmış azalmamışız :))) (hah hah hah, çok da alçak gönüllüyümdür)
Üniversite fotoğraflarımıza baktık,
Hatıralar canlandı,
Ne kadar güzel günler yaşamışız...
Üniversite ortamı ve iş ortamı ne kadar farklıymış,
Sadece sorumluluğun; derslerini vermek ve bir üst sınıfa geçmek,
Ne kolaymış,
O zaman, bize dünyanın en zor ve en sıkıcı olayı gibi gelirdi,
Ders çalışmak, derslere girmek, sınav olmak,
Şimdi ne kadar eğlenceli geliyor bilseniz :))
Okulu bitireli 19 yıl olunca böyle geliyor tabi,
Öğrenciler bunu okusa, eminim içlerinden bana güzel sözler sarf ederler,
İyiki o günlerin tadını çıkararak okumuşuz,
O derslerin sıkıntısının bizi boğmasına izin vermemişiz,
Dostluklarımızın kıymetini bilmiş,
Güzel arkadaşlıklar kurmuşuz,
Kendimizi yetiştirmeyi beslemeyi bilmişiz,
Bu çok önemli,
Okuldan sonra iyi bir iş için şans da önemli tabi...
HAYATA GÜLEREK BAK Kİ, HAYAT DA SANA GÜLSÜN
imza: Pollyanna Mavianne :))

16 Nisan 2010 Cuma

HER BİTİŞ YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR

Yol şarkıları vardır,
Uzun yola çıktığınızda arabada dinlemekten zevk aldığınız,
Biraz hareketli olsun, uyutmasın bizi isteriz,
Son günlerde düşünüyorum bir mp3 CD doldursam diye,
Hangi parçalar olurdu için de?
Türkçe parçalardan oluşan,
enerji veren parçalar arıyorum,
Bunlardan biri Atiye ve Teomanın düet yaptığı "Kal",
Sizlerin önerilerini alabilirim,
Netten müzik indirmek yasaklandı sanırım değil mi?
Siz nasıl formullerle mp3 arşivi yapıyorsunuz?
Bu yıl bizim evde 2 mezuniyet balosu organizasyonu için hazırlık var,
Fahir ortaokulu,
Ahmet Can ilkokulu bitiriyor,
Nazar değmesin :)))
Çok şeker 2 erkek çocuğunun farklı yaşlarını farklı heyecanlarını izlemek çok harika,
Bazen gülüyoruz birlikte, bazen kızıyoruz, bazen küsüyoruz, bazen de öpüşüyoruz,
Hepsi birarada,
Hayat bu hep sütliman, hep tartışmalı değil çok şükür,
Abimizin balosuna aileler davetli değil,
Gençler rahatça öğretmenleri eşliğinde eğlenecekler,
Kardeşinin balosuna bizler de gideceğiz,
O istemese de :))
Rahat dans edemeyeceğini düşünüyor biz oradayken,
Zor ikna oldu gelmemize,
Dans edeceği kız arkadaşını bile belirledi bizimki,
Ahmet Can ile dans provalarına başlayacağız yakında....

14 Nisan 2010 Çarşamba

ÇAKTIRMADAN GELEN BAHAR

Bahar gelmiş haberimiz yok :(
Bu öğlen işim vardı dışarı çıktım,
Her yer yemyeşil olmuş,
Ağaçlar çiçeklenmiş,
Havada bahar kokusu,
İçime bir neşe bir enerji doldu,

Benim gibi sabah ofise girip akşam çıkan biriyseniz,
Herkes bu saatlerde çalışıyor sanırsınız,
Dışarıda hayatın tüm hızıyla devam ettiğini unutursunuz,
Haftaiçi mesai saatleri içinde Kızılay'a indiğimde şaşırırım,
Her yer kalabalık, herkes dışarıda,
"Nasıl yani? Sadece ben mi ofiste tıkılıp kalıyorum bu güzel günlerde"diye
bir düşünce alır beni,
Dün Sibel şöyle bir söz söyledi;
"Genciz, güzeliz :)) çok şükür paramız da var, ama sürekli rejimdeyiz,
kazandığımız parayı yiyemiyoruz" dedi,
Ben de bu söze çok güldüm,
Ama haklıydı da,
Bilim adamları araştırma yapmadan,
Diyet uzmanları hayatımıza girmeden,
Sıfır beden mankenler görsel dünyayı işgal etmeden,
Ne mutluydu kadınlar,
"Bir dirhem et bin kusur örter" sözü ne kadar hoş gelirdi kulağa,
Şimdi bir dirhem et yerleşse bir tarafımıza,
Hemen ondan nasıl kurtulacağımızı kara kara düşünürken buluyoruz kendimizi,
Doğru değil mi?
İmza: Pazartesiden itibaren sabah Nesfit, öğlen salata yiyen Mavianne :))

13 Nisan 2010 Salı

ANKARA'DA YAŞAMAK

Ünyeli olmaktan sonra,
Ankara'da yaşamayı yazmak geldi içimden,
19 yıldır Ankara'dayım,
Karadenizdeyken "denizsiz bir yerde yaşayamam" cümleleri kurardım,
Üniversiteden mezun olunca ilk yaptığım iş Ankara'ya gelmek oldu,
Burada işe girecektim, azimliydim,
İş aradım, gittim, geldim, inat ettim,
Sonunda istediğim işe girmeyi başardım,
Ankara'da hayat Samsun'dan veya Ünye'den farklıydı,
Öncelikle öğrendiğim şey,
Manzaralı ev kavramının bizler gibi algılanmaması olmuştur ,
Karadenizli kime sorsan manzaralı ev= deniz gören evdir,
Ankara'da ise manzaralı ev= ön cephesi açık parka bakan evdir,

Haftasonu kilometrelerce yol gidilerek ,
Gölbaşı ve Mogan'da göl manzarasına karşı çay içebilirsiniz,
Çocukları alıp dışarı çıkalım derseniz,
Soluğu en yakın AVM'de alırsınız,
90'lı yılların favori mekanları olan Kızılay ve Tunalı'nın yerini şimdi mantar gibi çoğalan AVM'ler almıştır,
Nostalji yapmak isterseniz;
Kuğulu Parkta tek tük kalan kuğulara simit atabilirsiniz,
Kıtır'da kokoreç yiyebilirsiniz,
Bahçeli 7. Cadde'de yaz akşamları yürüyüş yapabilirsiniz,
Şimdi sadece Ankara'da hoş bir siluet olarak baki kalan, Atakule'yi ziyaret edebilirsiniz,
Her an kırmızı plakalı bir araba önünüzden geçebilir,
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakan araçları ile trafikte karşılaşabilirsiniz,
Ankara'da yaşayanlar Melih Gökçek'i ya sever ya da nefret ederler,
Alt ve üst geçitler, fıskiyeli havuzlar hep O'nu hatırlatır :)
Metro ulaşımı kolaylaştırmıştır,
Ankara'da bahar akşamlarında bile hava birden soğur,
Gündüzün güneşine aldanıp, yanınıza mont almadan sokağa çıktığınızda üşümeniz kaçınılmazdır...
Yıllık izinlerde memlekete gitme veya deniz kenarında tatil yapma planları yapılır...
(Bu liste uzar gider....)
İmza: 90'lı ve 2000'li yıllarını Ankara'da yaşayan Mavianne

9 Nisan 2010 Cuma

ÜNYE'Lİ OLMAK

Ünyeliler deniz çocuğudur,
Ünyeliler coşkuludur,
Ünyeliler çok konuşur,
Ünyeliler vefakardır,
Ünyeliler misafirperverdir,
Ünyeliler birbirine bağlıdır,
Ünyeliler mutludur,
Ünyeliler eğlenmeyi bilir,
Ünyeliler heyecanlıdır,
Ünyeliler Ünyeli'dir Ordulu değil :)) (Elçin'e sevgiler)
Ünyelülere misafir gelince ilk soru ne zaman geldiyiz?Ne zaman gidisuz?
Ünyelüler Pazar sabahları fasülye turşu kavurması yerler.
Ünyelüler Birbirlerine hısımım naber derler.
Ünyelüler Nostalji sohbetlerini çok severler. (Bu 4 madde için Melih Duygun Beye teşekkürler)
Ünyeliler sahilde yürümeyi sever,
Ünyeliler sahilde yürürken çekirdek çitler,
Ünyeliler fok fok'ta denize girer,
Ünyeliler Derbent ve Çamlıktan vazgeçemez,
Ünyeliler her gelen misafirini Çakırtepe'ye çıkarır,
Ünyeliler için İskelede yürümek, balık tutmak zevktir,
Ünyeliler Cumhuriyet Meydanında Cücürden gazete alır,
Ünyeliler Cumhuriyet Meydanındaki Koca Çınara Kavak Dibi der,
Ünyeliler yumuşak mı yumuşak, içimi kolay suya Acı Su der,
Ünyeliler ekmeğini İsmet Amca'nın fırınından alır,
Ünyeliler kırtasiye ihtiyacını Arın Kırtasiyeden görür,
Ünyeliler fotoğraflarını Günaydın'a veya Zalım'a çektirir,
Ünyeliler her pazar kahvaltıda Yağlı (Karadeniz Pidesi) yer,
Ünyeliler çocukluğunda Canbulat'ın Çataltepe Gazozunu içmiştir.

İMZA:80'li yıllarını Ünye'de geçiren Mavianne
Bu güzel resim için Heidime teşekkür ediyorum

8 Nisan 2010 Perşembe

SABAH ŞERİFLERİNİZ HAYIRLI OLSUN

Sıhhattesinizdir inşallah.

Cuma günü neşesi var mı içinizde?
Benim hem Cuma olması,
Hem de çocukluk arkadaşımla buluşma planı heyecanım var,
Sema ile buluşacağız bugün,
Saatlerin yetmeyeceğine eminim.
Rüyalarınız çıkar mı sizin?
Aaaa bana malum oldu der misiniz?
Bazı kişilere ve olaylara aklınızda yoğunlaştığınızda,
Rüyalarımıza girdiğini düşünüyorum,
Rüya tabirlerine bakmayan var mı acaba?
Ben çok severim rüyadaki gördüklerimin anlamına bakmayı,
Can sıkıcı yazılanları es geçer iyilerine odaklanırım :))
Haftasonu programları yapılmıştır şimdi,
Yarın bizim genç arkadaşların düğünü var,
Ufuk ve Münire'ye mutluluklar diliyorum,
O kadar genç ve heyecanlılar ki,
Eminim çok güzel bir düğün olacak,
Evliliklerinin bir ömür boyu sürmesini diliyorum.
Bahar gelsin istiyorum,
Üşümemek istiyorum,
Çizme, palto ve kalın giysileri kaldırmak istiyorum,
Güneş çıksın istiyorum,
Tatil zamanı gelsin istiyorum,
Fahir SBS'yi atlarsın istiyorum,
Ahmet Can diş tellerinden kurtulsun istiyorum,
Mahocum çok yorulmasın istiyorum,
Büyüklerimiz hep sağlıklı olsun istiyorum,
Filiz ve Nesrinle bahçede buluşmak, iki arada bir derede sohbet etmek istiyorum :))))))
Sema ve Nehirle tekrar buluşmak istiyorum,
Rahime Ankara'ya gelsin istiyorum,
Saliha ile hasret giderelim istiyorum,
Su'daki kızlarla kahve muhabbeti yapalım istiyorum,
Blogcu dostlarla hoş sohbetler yapmak istiyorum,
.
.
.
Ben en iyisi burada keseyim yoksa bu liste hiç bitmeyecek :))
İYİ HAFTA SONLARI DİLİYORUM

7 Nisan 2010 Çarşamba

DOSTLUK- LALELER-BULUŞMA-GÜNEŞ

Hava kapalı olunca sizin de içiniz kapanıyor mu?
Güneşli havalar beni enerji ile doldurur,
Kapalı, yağmurlu havalarda ise, uyumak, yatakta kıvrılmak isterim,
Ankara'da öyle bir hava var ki, tam uykuluk :)
Sabah kalkıp işe gelmek ve bu güzel havada ! çalışmak epeyce zor,
Güneş, bahar, çiçekler, yeni kesilmiş çimen kokusu,
Hepsi beynimizi uyarıyor ve mutluluk hormonu salgılıyoruz,
Dün böyle güzel bir bahar havası vardı,
Bu güzel havada güzel dostlarla da birlikte olunca değmeyin keyfime,
Zeya İstanbul'dan iş için geldi, Gümüşay, Balkahve yine güzel vakit geçirdik,
Kanki ise telekonferans ile bize katıldı :))
Fotoğraflar: Laleler Kankime hediye olsun

Blog sayesinde oluşan dostluğun sohbet muhabbete geçiş yapması harika,
Çok mutlu oluyorum bu güzel insanları tanıdığım için,
2005 Aralığında başladım blogcu ile bu maceraya,
nasıl istikrarlı yazmışım kendime şaşırıyorum,
Ne güzel bir arşiv oluşmuş,
Ne güzel dostlar birikmiş,
İyiki yazmaya karar vermişim.

5 Nisan 2010 Pazartesi

OLUMLU CÜMLE KURMAK ÖNEMLİ

Bir dostunuz evine yeni bir şey almış,
Çok beğenerek aldığı belli,
Siz gerçekleri söyleme pahasına ona,
"Hiç beğenmedim, benim zevkime uygun değil" der misiniz?


"Çok beğendim" demezsiniz yalan söylememek adına
"Güle güle kullan canım" deyip,
Politik bir cümle ile konuyu geçiştirir misiniz?

Ben her zaman ikinciyi seçerim,
Almadan önce fikrimi sorarlarsa kendi zevkime göre birşeyler öneririm,
Ama, beğenip aldıkları birşey için olumsuz bir cümle kurmam,
Kurulmaması gerektiğini düşünürüm,
Neden ben illa doğru söyleyeceğim diye karşımdakini kırayım ki?

Malesef böyle düşünmeyen doğrucu davutlukla,
Fikrini söylemeyi ilk vazife gören kişiler var,
Bana göre ise,
En önemli şey karşımdakini kırmamak, gücendirmemek,
Duymak istemediklerini söylememek,

Hep şöyle derim oğullarıma,
Olumsuz cümle kurmayı azaltın,
Aklınızdan geçse de sık söylemeyin,
Olumlu cümleler kurun,
Hem kendinizi hem de çevrenizdekileri bunaltmazsınız bu şekilde...

2 Nisan 2010 Cuma

ÇOCUKLUKTAN BİR SES

Çocukluk arkadaşım Sema bir haftadır benim peşimdeymiş haberim yok,
Facebook'a girmiş meğer,
Beni bulmuş, mesaj göndermiş, iş yerimi aramış,
Hiç bir şekilde haberim olmadı tüm bunlardan,
Neden sonra facebooktan taaa Ünyelerden gelen mesajdan öğrendim tüm bunları,
Hemen arkadaş olarak ekledim,
O da bana anında döndü ve telefon ile görüştük,
Sanki yıllar geçmemiş, sanki ikimiz de lise yıllarımızda kalmışız,
Öyle bir ses ve enerji ile konuştuk,
En yakın zamanda, haftaya buluşmak üzere telefonu kapadık,
Ne kadar güzel, çocukluk arkadaşın tarafından unutulmamak,
Düşünülmek, aranmak,
Kendimi çok şanslı hissettim,
Teşekkür ediyorum canım iyiki beni buldun...

1 Nisan 2010 Perşembe

NİSAN 1 YALAN 2 DERLER YA


Canım arkadaşlarım benim,
Kıyamam ben size,
Güleciğim hemen telefona sarılmış beni aradı,
Canım benim gerçek sanmış aşağıdaki yorumlar olmasa inanacaktım dedi,
Ben de hemen yazmak istedim,
Beni ne çok sevdiğinizi biliyorum,
Sadece 1 Nisan şakası yapamadım bu yıl diye bir yazı yazarken aklıma bu geldi,
Ben de ofiste yazıp çıktım,
Şimdi okudum da yorumlarınızı fazla uzatmayayım dedim,
İyiki bloğum var,
Kolay kolay vazgeçemem ben,
Merak etmeyin şekerler :))

BLOĞUMU KAPATIYORUM


HOŞÇAKALIN