30 Nisan 2009 Perşembe
AİLEMİZ
Çok sevdim bu siteyi,
Ailenizi oluşturabiliyorsunuz
Ne kadar sevimli değil mi?
denemek isteyenler buraya tıklasın
SÜRPRİZLER

Sürpriz mi acaba yaşadıklarımız?
Yoksa Yaradanın bizim için uygun gördüğü gelecek mi?
Hayatı ne kadar yönlendirebiliyoruz?
Önümüze çıkan fırsatlar, sürprizler,
Ve ya olumsuz bir takım olaylar,
Bunların hepsi bizim için,
Bugün bir sürpriz yaşadım ben,
Nazan'ın yolladığı mektup zarfından çıkan Çırak kitabı ile ,
Kevın'ın hayat hikayesini okudum,
Var mısın Yok musun da gördüm onu,
Sırayla gerçekleşen tesadüfler zinciri ile de bugün telefonda konuştum onunla,
Röportaj talebimi de kabul etti, tüm alçakgönüllülüğü ile,
Bu orjinal tesadüfleri ve röportajımı yakında okuyacaksınız :))
Mutluyum!!!!
28 Nisan 2009 Salı
TEŞEKKÜRLER DOSTLARIM
BLOGCU ARKADAŞLARIN GÖRÜŞÜNE AÇIYORUM !!!
Bu saça bayıldım,Bana gider mi?
Saç konusunda acaip muhafazakar olan biri olarak,
Cesaret edebilir miyim bilmiyorum,
Yaş 40 oldu ben saçıma en fazla sarı balyaj yaptırdım,
Boyatmadım bile,
Ancak beyazların istilasına uğradı saçlarım,
Bir değişiklik istiyorum,
Uzun saçı seviyorum, kısa pek kullanamam,
Genelde uzun oldu saçlarım,
Hele de yukarıdaki gibi kızıl hiç düşünemediğim bir renktir,
Tuttururlar, tututuramazlar :)))
Ayyyy, ne zor bir durum,
Haftaya kuaföre gitmeyi planlıyorum,
O zamana kadar görüşlerinize açığım efenim,
Saygılar!!!!
Kalbini Dinle- August Rush

İnternette izledim,
Şiddetle öneririm,
Çok etkileyici,
Bu çocuğu daha önce nerede izlediğimi hatırlayamadım ama,
Müzikler de harika....
27 Nisan 2009 Pazartesi
ÇIRAK-KEVIN

Kevın ile tanışmam sevgili KalderaVolkan ile oldu,
Gönderdiği o değerli mektubundan çıktı bu kitap ve ben, merakla okumaya başladım,
Sonlarına geldim ve ne kadar da şans dolu bir hayat hikayesi olduğunu düşündüm,
Dün akşam mutfakta tv'ye bir göz attım, var mısın yok musun açıktı,
Orada bir göz, turuncu kafalı, kepli bir yarışmacı görünce beynimden bir sinyal yayıldı,
Aaaa bu Kevın dedim kendi kendime,
O kadar şaşırdım ki, epey bir gözümü kaçırmadanm tv ye baktım,
Tekrar göstersin onu diye bir de baktım kevın-Tokat yazıyor,
O zaman bu benim Kevın diye bir çığlık attım !!!
Annemler bizdeydi,
Onlara ve Mahocuğuma Çırak'ı anlattım,
Kendi yazdığı hayat hikayesini,
Nasıl olmuş da bu yarışmaya katılmış o kısmını bilmiyorum,
Hayatın insanların önüne hangi kapıları açacağı sahiden de büyük bir sürpriz!!!
CANIM DOĞUMGÜNÜN KUTLU OLSUN
Bugün Mahocuğumun doğumgünü,Ne orjinal değil mi?
Benden 5 yıl önce Ankara'da doğmuş,
Ben ise Ünye'de doğdum,
27 yıl sonra Ankara'da aynı iş yerinde karşılaştık,
Kaderimiz nasıl yazılmış,
Nelerle ve kimlerle hayatımız yönlenecek hiç bilmiyoruz...
İYİKİ DOĞMUŞSUN
İYİKİ KARŞILAŞMIŞIZ
SENİNLE BİRLİKTE YAŞLANMAK İSTİYORUM
SENİ SEVİYORUM
23 Nisan 2009 Perşembe
23 NİSAN KUTLU OLSUNNN!!!! SEVİNİN KÜÇÜKLER, ÖVÜNÜN BÜYÜKLER
Bu fotoğraflar onun gösterisinden,
Hem okulunda bayram kutlaması yapmış hem de Armada'da,
Bugün de ofiste bana yaptı,
Nil'in sayfada duyduğunuz şarkısı ile yaptı dans gösterisini...
Çok güzel olmuş,
Arkadaşı Birgül ile fotoğraflarında da ikisinin de ne kadar şirin olduğuna bir bakın,
Çocuk olmak istiyor insan....
21 Nisan 2009 Salı
ÜNYE'DEN GELEN YEŞİLLİKLER
Sütlücan, menevcan, dikenucu,, mendek, pancar, pazı,İsmi aklıma gelenler bunlar...
Ünye'nin Çarşamba günü pazarıdır,Köyden gelen çoğunluğu kadın olan pazarcılar,
Kavakdibinde oturur getirdikleri taze yeşillikleri,
Yumurta, peynir, süt, yoğurt,
Aklınıza ne gelirse köyde yetişen, satarlar,
Pazarı cıvıl cıvıldır Ünye'nin,
Tanır satıcılar ahaliyi,
Sohbet muhabbet ile alışveriş yapılır,
Yaa!!! Memleketim ne güzeldir,
Neşeli hayat dolu insanları ile bir tanedir,
Karadenizimin İncisi Ünye...
Sevgili Yaşar Karaduman amcamın yazdıklarını aşağıya tıklayarak okuyabilirsiniz.....
20 Nisan 2009 Pazartesi
SEMOŞUM ANKARA'DAN GEÇTİ
Ankara'ya toplantıdan toplantıya yolu düşüyor neyseki,
Biz de özlem gideriyoruz,
Hep yemek masasında çekilen görüntülerimiz,
Öğle tatillerinde olması vesilesiyle dostlar :)
Ankara'da birlikte çalışmıştık onunla da o da Balıkesir'e gitmişti,
Ayşegül ile aynı hoşluğu ve samimiyeti ile özlem giderdik,
Uzaktakilerle buluşmak güzel oldu geçen hafta,
Yine bütün kızlar toplandık, toplandık, yaptık....
Biz hep burdayız bekleriz efenimmmmm....
Gönlümdeki yerinle sen hep benimlesin,
Ilgın'ı öpüyorum,
En kısa zamanda yine görüşmeyi diliyorum....
HAFTASONUNUN ARDINDAN
Ahmet can ile erkenden kalkıp Kapalı Spor Salonuna gittik,
Aman Allahım ne çok insan gelmişti,
Çok şaşırdık,
Tüm Türkiyeden 1557 sporsu,
Ahmet Can küçükler kategorisinde idi,
2 gün boyunca 9 maç yaptı, 3'ünü kaybetti,
Ve ilk 30'a bile giremedi,
O kadar çekişme vardı,
Neyse tecrübe oldu ona ama, her gün satranç çalışması gerektiği gerçeği ile de yüzleşti,
haftada sadece 2 saat ders almayla ilerlemeyeceğini anladı en azından,
"Herşeyin yenisi, dostun eskisi makbuldür"
dedi bir arkadaş,
ve onlarında makbul olduğunu biliyorum,
Benim bu gün grubumda en az 18 senelik tanıdıklarım var,
Gonca yeni evlendi, arkadaşımın kızı evine gittik bu günümüzde,
Nasıl cici, nasıl güzel şeyler hazırlamıştı bize,
Yepyeni yeni gelin evinde,
Çok güzel vakit geçirdik...
Çiğdem ve Ademin kızları,
Aman ben ona bayıldım,
Nasıl şeker nesıl güzel baksanıza,
Bıcır bıcır,
Ofise geldi ben hemen PC'de çizgi film açtım onun oturmasını sağlamak için,
Fotoğrafını çekeceğim dediğimde de bu güzel pozu verdi hemen....
Örnek öğrenci seçilmiş okulda,
Yakasındaki kimliğe dikkatinizi çekerim,
Geldi okul çıkışı hemen, gögsünü gere gere "örnek öğrenci oldum" dedi,
Hemen öpüp tebrik ettim,
Ve nasıl olduğunu sorduğumdaki cevabı ise çok hoştu,
"Tembel çocuklara ders çalıştırdım, yardıma ihtiyacı olanlara yardım ettim" dedi,
Acaba ben de seçilebilir miyim,
Örnek personel,
Yardım etsem yeni gelen personellere? dediğimde yüzüme bakıp güldü,
Kıskandığımı çok belli ettim sanırım :))
16 Nisan 2009 Perşembe
"SON STAR" MÜZİKLİ TİYATRO
MAVİANNE:
TAMER AYKUT:
Ben 25 yıldır opera solist sanatçısıyım. Bu süre zarfında 2 ayrı müzikalim operada sahnelendi. Onları sahneye koyup, müziklerini yazdım. ”Son Star” 3. müzikli oyunum. Bu sefer de özel grupla tiyatro yapmayı denedim. Oyuncular ile aynı zamanda gönül birliği oluştu. Oyuncuların hepsi benim sıfırdan yetiştirdiğim öğrencilerimdir. İlk tiyatro oyunculuk derslerini, ilk şan derslerini ben verdiğim için, onlar benim evlatlarım gibidir. Biz bir aile gibiyiz, bu oyunun başarısının anlamı çok farklı, çok özel bir durum.
MAVİANNE: Oyuncuların amatör olması bu oyuna daha farklı bir enerji katmış olmalı.
TAMER AYKUT: Evet doğru söylüyorsunuz. Zaten bu enerji olmasa bunu başarmamız imkansızdı. Çünkü, bir düşünün devet oprera balesinde yüzlerce kişinin yaptığı işi biz hep kendimiz yaptık. Dekorlar, kostümler, ışık, aklınıza ne geliyorsa herşeyi biz yaptık. Arkadaşlarımızın hepsi bir görev üstlendi. Herkes bir ucundan tuttu. Bir müzikli oyunda devlet kurumlarının imkanlarını ve bizim imkansızlıklarımızı karşılaştıracak olursak, hakikaten çok özel bir iş çıkıyor ortaya.
MAVİANNE: Türkiyede müzikli oyun çok az bildiğim kadarıyla. Her oyuncunun hayalidir müzikal oynamak ve siz bu hayali amatör oyuncularla gerçekleştiriyorsunuz. Çok özel bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu konuda siz ne söylemek istersiniz?
TAMER AYKUT: Hakikaten özel olduğu kadar da, riskler taşıyan bir durum herkes için. Ama biz, birbirimize çok inandık. Ben onların başaracağına çok inandım onlar da benim bu inancıma inandılar. Böyle karşılıklı bir güven söz konusu. Bu sene bu iki temsili yapıp sezonu kapatacağız. Asıl ekim ayından itibaren ”Son Star”ı yeniden bir sezon oynamak üzere açacağız. Yeni sezonda perdelerimizi açtığımızda daha da oturmuş yerleşmiş bir şekilde olacak oyunumuz.
MAVİANNE: Temsillerinizi yeni sezonda da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezindeki sahnede mi oynamayı düşünüyorsunuz?
TAMER AYKUT: Biz 10. ODTÜ Sanat Festivali kapsamında özel bir anlaşma yaptık . Seneye farklı bir sahnede oyunlarımızı oynayabiliriz. Bu akşam oyunumuzun dünya prömiyeri diyebiliriz. Biliyorsunuz ilk defa sahnelenen oyunlara dünya prömiyeri deniyor.
MAVİANNE: İzleyicilerin oyuna karşı tüm tepkilerini bu akşam alacaksınız. Neler hissediyorsunuz?
TAMER AYKUT: Tüm yorumları gerek teknik gerek sanatsal her bakımdan tepkileri değerlendireceğiz. Yaz dönemine giriyoruz, tatil döneminde önümüze koyacağız tüm eleştrileri, süzeceğiz.
Yeni bir oyun ve ilk temsil, daima çok riskli ve ürkütücüdür. Bilinmezdir çünkü.Yıllarca oynanmış oyunları bilirsiniz, nasıl bir tepki olacak. Yeni oyunda, seyircinin tepkisini bilmiyorsunuz, birşey kurgulamışsın nasıl gideceğini bilmiyorsunuz. O yüzden çok heyecanlıyız bugün.
MAVİANNE: Oyuncuılarınızı merak ediyorum, yaş ortalaması nedir, kaç kişiler?
TAMER AYKUT: Genellikle 20-25 ile 30-35 arasında. Çoğunluğu ODTÜ’nün çeşitli bölümlerinden mezun olan iş güç sahibi insanlar. Şu anda 16-17 oyuncumuz var. Önümüzdeki yıl dışarıdan yeni sanatçılar alıp kadroyu güçlendirmek istiyorum. Nitelik olarak oyuncularımdan çok memnunum ancak, sayı olarak artırmak istiyorum. Farklı kültürden farklı yerlerden oyuncular ile daha güçlü bir ekip olabileceğimize inanıyorum. Bizim için Oyuncuların kapasitesi, yeteneği ve isteği önemli.
MAVİANNE: Yeni alacağınız kişileri bir eğitime tabi tutmayı planlıyor musunuz?
TAMER AYKUT: Şimdiki oyuncular böyle bir kurstan geçmişlerdi. Ancak, bundan sonra böyle bir eğitim düşünmüyorum. Kalabalık bir ekiple daha fazla oyun yapmak mümkün olacak. 2. veya 3. oyun yapma şansımız olabileceğini düşünüyorum. Hatta, bir tane de çocuk oyunu yapalım istiyorum.
MAVİANNE: Gönüllülük usulü ile mi yürütüyorsunuz
TAMER AYKUT: Bırakın gelir beklentisini, bu oyunun dekoru kostümü ve gözle görülmeyen çok fazla giderleri, orkestra, stüdyo kayıtları hep grubun kendi içerisinden sağlandı.
MAVİANNE:Bu söyleşi için size teşekkür ediyorum. Güzel bir temsil olmasını diliyorum. Son olarak bize söylemek istediğiniz şeyler var mı?
TAMER AYKUT: Son Star oyunu yaklaşık 6 aylık bir sürecin sonunda çıktı. Herkesin profesyonel hayatta işleri olduğu için her gün prova yapamadık haftada ortalama 2 gün çalışarak hazırlandık. Bundan sonra güzel bir tatil yapalım diyorum. Inşallah yeni sezonda daha fazla enerjimizi toplamış bir şekilde devam edeceğiz. Ben size ilginizden dolayı teşekkür ediyorum.
15 Nisan 2009 Çarşamba
ODTÜ'ye BAHAR GELMİŞ DOSTLAR



Dün akşam ODTÜ'deydim,10. sanat festivali kapsamında "Son Star" adlı müzikli oyunu izlemek için gittim,
Arkadaşım tiyatro sahnesi tozu yuttu bu oyunla,
Ben de onu bu ilk gecesinde yalnız bırakmadım,
Yönetmeni ile de bir röportaj yaptım,
Yani gazeteci kimliğimle oradaydım,
Röportajı bilahare yayınlayacağım,
Fotoğrafları ile birlikte,
Genç olmak, öğrenci olmak, aşık olmak, kendinden geçmek bu baharda,
Hepsini gördüm bu kısa zamanda,
Daha doğrusu içimde hissettim,
Havada aşk kokusu vardı :))
Eee tabi öpüşen gençleri görünce başka ne düşünebilir insan !!
Birbirlerinin dizlerinde yatan, saçlarını okşayan,
En kısa zamanda yakınınızdaki bir üniversiteye uğrayın,
Bahçeye yayılan gençleri izleyip, içiniz coşsun, enerji ve neşe dolun !!!!
14 Nisan 2009 Salı
İPEK ONGUN'A AÇIK MEKTUP :)

İpek Ongun duy sesimi!!!!!
Neden hep kızlar için yazıyorsun kitaplarını?
13 yaşında bir erkek çocuk annesi olarak,
Senin genç kızlara yazdığın gibi kitaplar aramakla geçiyor günlerim,
Ne kadar güzel serilerin var oysa ki senin,
Oğlum için kitabın kapağı da önemli çünkü,
Kız kitabı olmamalı,
Ya da ben rastlamadım,
Her iki cinsiyete hitap eden kitaplarına,
Bu yazıyı yazarken üstteki kapağın resmini buldum,Belki bu kitap erkeklere de hitap ediyordur,
Ne dersiniz?
Beni aydınlatacak var mı bu konuda?
Önerilere açığım ....
DİŞ TELİ MACERAMIZ
Bu sabah Gazi Dişte randevumuz vardı,Ahmet Can'ın çok düzgün ve güzel dişleri olduğunu düşünüyordum,
Fahir'in dişleri için gittiğimizde O'nu da göstereyim dedim,
Fahir'de sorun çıkmadı,
Ahmet Can'ın damağının dar olduğu, daha çıkacak olan dişleri için yer olmadığını öğrendik,
Diş hekimimiz tel takılması gerektiğini söyledi,
Randevuyu 2 ay sonrası yani bugüne verildi,
Dışarıdan bir aparat ile germe işlemi yapılacakmış,
Bugün sadece film çekildi ve ölçü alındı,
Haftaya Çarşamba tekrar randevumuz var,
Sanırım o zaman da teli takacaklar,
Ama, Ahmet Can nasıl olgun ve cesurdu görmeliydiniz,
Maşallah ona,
Annesi ondan daha heyecanlı ve endişeliydi :)
13 Nisan 2009 Pazartesi
ÖZGÜR'ÜN VEDASI
İşin son günü onunla TİGEM'in bahçesine gidip yemek yedik,
Baharın bu ilk günlerinde, bahçede öğle yemeği yemek güzel oldu,
Oğluşumuz sağlıkla doğar ve onun kutlamasını da birlikte yaparız,
Ofiste Özgür'ü arayacağız,
Ama kıskananlar çok tabi :)
Bu kadar işten uzak kalmayı,
Kafa dinleyecek olmayı,
Uzun bir izne çıkmayı.
Sağlıklı bir şekilde doğumun gerçekleşmesi dileğimle,
Özgürcüğüme iyi şanslar ve mutluluklar diliyorum.....
11 Nisan 2009 Cumartesi
AKRABA GÜNÜ
Ev sahibi sadece salata yapıyor,
Gelen misafirlerden biri tatlı, biri tuzlu yapıyor,
Yani yorulmuyorsunuz,
Müberrra ablalar börek getirmişlerdi,
Annem dilber dudağı yaptı,
Kereviz salatası ve kuru domates salatası yaptım ben de,
Eksiğimiz çoktu bu sefer,
Filiz Abla Ceyhanda olduğu için gelemiyor günlerimize,
Bu fotoğrafı da onun için çektim,
Ben geldim O gitti,
Çocuklar da şaşırdı bu işe,
Bizim trafik yoğun bu aralar,
Molalarda görüşüyoruz,
Çocuklar, akşamları benimle yatmak için sıraya giriyorlar :)
10 Nisan 2009 Cuma
CAM DUVARLI BİR EV HAYALİ
Hep böyle kocaman cam duvarlı bir evde yaşamak isterim,
Malesef Ankara'da evlerin camları kibrit kutusu gibi,
Soğuk gelmesin diye mi böyle? anlaşılır gibi değil,
Günümüz inşaat sektörü bu kadar gelişmişken, yalıtım malzemeleri çağ atlamışken,
Neden küçücük pencereler yaparlar anlamam...
09 Nisan 2009 Perşembe
HZ.MEVLANA VE KONYA
İş için gittiğimi söylemiştim, benim için bu ayrıntıydı,
Beni asıl Hz. Mevlana çağırmıştı,
Ben öyle hissederek gittim,
Gittiğim gece Dergah Otel'de kaldım,
Tam Mevlana Türbesinin karşısında idi,
O gece heyecandan uyuyamadım bile,
Konya'da Türbe etrafındaki o mistik hava sardı etrafımı,
İkinci gün fırsat bulabildim Hz.Mevlana'yı ziyarete,
Çok kalabalıktı, turistler, tur rehberleri,
Orada 1 saatten fazla zaman geçirdim,
Ayrılamadım bir türlü...
Konya'dan dönmek istemedim,
Köşkte envai çeşit Konya yemeklerinden yedim,
Bamya çorbası, Mantı,
Kıymalı su böreği, etli sarma,
Ekmek salması,
Tirit,
Sebzeli kebap,
Tandır Kebabı,
Tatlı olarak,
Hoşmerim,
Saçarası, kaymak eşliğinde,
Parmaklarımı yedim,
Konyada sadece Etli Ekmek yenildiğini düşünürdüm oysa ki,
Çok güzel olduğunu düşündüğüm fotoğraflar çektim hepsini sizlerle ğpaylaşak istiyorum,
O nedenle bu yazım biraz gecikti,
06 Nisan 2009 Pazartesi
ELİF ŞAFAK/AŞK

Elif Şafak,
Şems-i Tebrizi ve Mevlana Celaleddin Rumi'yi anlatıyor bize,
Tasavvufu, Şems-i'n 40 kuralı ile anlatıyor,
Bu kurallardan bazıları;
Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler altında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
On Dördüncü Kural: Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur; hayatımın altı üstüne gelir."diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?
On Altıncı Kural:Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.
On Dokuzuncu Kural: başkalarından saygı, ilgi yada sevgi istiyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, hak'ın mukaddes nizamına saygısızlık demektir.
Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız, pazarlıksız sevmeyi başarsak cennetteyiz aslında. Ne vakit biriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
Romanı okuyup bitirdikten sonra ne zamandır kütüphanemde duran ve okumadığım Mesnevi'ye başladım. Kendi değerlerimize ne kadar yabancıyız.
"Secret" yazıyor yabancı bir yazar hemen alıp okuyoruz. Aman da aman neler söylüyor böyle diye.
Asırlar önce Mevlana'nın söylediği bu güzel öğretilere ise kulağımızı tıkıyoruz.
Günümüz romancılarından Elif Şafak bize kendi özümüzü hatırlatıyor. Merak uyandırıyor. Kitapları açıp daha fazlasını okumak için can atıyorsunuz. Teşekkürler Elif Şafak Mevlana'yı bize hatırlattığın için, Mesnevi'yi okumak için içime o AŞKI saldığın için.
Hiçbir şey tesadüfi değil bu hayatta.
Yarın iş için 2 günlüğüne Konya'ya gidecek olmam, Mevlana ile ilgili bir kitabı yeni bitirmem. Mesnevi'ye başlamam....
İlginç değil mi?
03 Nisan 2009 Cuma
KAHVE KÜLTÜRÜMÜZ
İstanbul Mısır Çarşısı'nı gezerken yine haber ayağıma geldi,Uğur Bey yarım saatten fazla bize anlattı, fincanları bir bir,
Netten ayrıntıları ile incelemek isterseniz Galeri Set linkine tıklayın,
İstanbul'da az zamanda bu kadar malzeme çıkarabilmeme ben de şaşırdım,Yalnız, yiğenlerimi abimleri göremediğim için üzüldüm,
İnşallah bir daha ki sefere,
Aslında tüm buraları kaçamaklar içinde gezdim,
Öğle aralarında felan,
Yoksa Su Forumu çok yoğundu dostlar,
Yanlış anlamayın :))
01 Nisan 2009 Çarşamba
ÜŞÜMEKTEN KORKAR MISINIZ?
Beni tanıyanlar bilir,
Bahar gelince alerji yazısı yazarım her zaman,
Polenlerle pek başım hoş değildir,
Bu yıl ise farklı bir şekilde kendini gösterdi,
Ses kısıklığı, öksürük,
Bir kaç gündür Sisi kıvamındaki sesimle ortalıklarda geziyorum,
Doktor her ihtimale karşı alerji hapının yanında, Zıtromax da yazdı,
İçiyoruz bakalım, ama sahne çalışmalarıma bir süre ara vermem gerekti :)
Kışın kat kat giysilerle dolaşıyoruz ki,
Soğuk bizi üşütmesin,
"Ne çok korkuyorsunuz üşümekten" dedi Semoş,
Haklı, çoğu insan korkar üşümekten değil mi?
Ben çocukluktan gelen bir alışkanlıkla,
30 derecelik yaz günüde bile bir seyahate çıktığımda hırka alırım yanıma,
Şimdi ise, Kızılaya bir inin askılıları giymiştir millet,
Hemen nasıl uyum sağlıyorlar hava değişimine hayret ediyorum,
NİSAN 1 YALAN 2

2006'da
2007'de
2008'de
Demek ki seviyorum,
Şakayı,
Eğlenmeyi,
Şaşırtmayı,
Gülmeyi,
İnsanların hayatına espri katmayı...
Öğrenci iken,
Sınıfları değiştirir öğretmenlerin yüzündeki şaşkınlığı görüp eğlenirdik,
Ya da sıranın altına saklanır, boş bir sınıfla karşılaşırdı öğretmen,
Şimdilerde yaratıcı bir şaka yapıyor mu acaba öğrenciler?
BAHAR HANIM HOŞGELDİ
GİYİNDİ YİNE ÇİÇEKLİ ELBİSESİNİ
SALDI İÇİMİZE KIPIRTISINI
SENİ SEVİYORUZ BAHAR HANIM
(Nil'in BaharHanım yazısını okumuştum , ama ben bu postu yazarken bu tabiri kendim buldum sanmıştım :)) unutmuştum bir yerlerde okuduğumu, saneme bana hatırlattığı için teşekkür ediyorum)




