30 Nisan 2009 Perşembe

AİLEMİZ

Stick Figure Family at FreeFlashToys.com


Çok sevdim bu siteyi,
Ailenizi oluşturabiliyorsunuz
Ne kadar sevimli değil mi?
denemek isteyenler buraya tıklasın

SÜRPRİZLER

http://www.ohiyesa.com/urun_resim/9789759918729.jpg

Hayatın sürprizlerine hazır mıyız ?
Sürpriz mi acaba yaşadıklarımız?
Yoksa Yaradanın bizim için uygun gördüğü gelecek mi?
Hayatı ne kadar yönlendirebiliyoruz?
Önümüze çıkan fırsatlar, sürprizler,
Ve ya olumsuz bir takım olaylar,
Bunların hepsi bizim için,
Bugün bir sürpriz yaşadım ben,
Nazan'ın yolladığı mektup zarfından çıkan Çırak kitabı ile ,
Kevın'ın hayat hikayesini okudum,
Var mısın Yok musun da gördüm onu,
Sırayla gerçekleşen tesadüfler zinciri ile de bugün telefonda konuştum onunla,
Röportaj talebimi de kabul etti, tüm alçakgönüllülüğü ile,
Bu orjinal tesadüfleri ve röportajımı yakında okuyacaksınız :))
Mutluyum!!!!

29 Nisan 2009 Çarşamba

TEŞEKKÜRLER DOSTLARIM

Bir önceki yazıma yazdığınız yorumlar için sağolun
Bana fikirlerinizi iletmeniz,
Güzel sözleriniz,
Ne kadar doğru bir iş yaptığımı gösterdi bana,
Blog yazmayı seviyorum, siz dostlarımı seviyorum.....

28 Nisan 2009 Salı

BLOGCU ARKADAŞLARIN GÖRÜŞÜNE AÇIYORUM !!!

Bu saça bayıldım,
Bana gider mi?
Saç konusunda acaip muhafazakar olan biri olarak,
Cesaret edebilir miyim bilmiyorum,
Yaş 40 oldu ben saçıma en fazla sarı balyaj yaptırdım,
Boyatmadım bile,
Ancak beyazların istilasına uğradı saçlarım,
Bir değişiklik istiyorum,
Uzun saçı seviyorum, kısa pek kullanamam,
Genelde uzun oldu saçlarım,
Hele de yukarıdaki gibi kızıl hiç düşünemediğim bir renktir,
Tuttururlar, tututuramazlar :)))
Ayyyy, ne zor bir durum,
Haftaya kuaföre gitmeyi planlıyorum,
O zamana kadar görüşlerinize açığım efenim,
Saygılar!!!!

Kalbini Dinle- August Rush

Bayıldım ben bu filme, sonunda gözyaşlarımı tutamadım,
İnternette izledim,
Şiddetle öneririm,
Çok etkileyici,
Bu çocuğu daha önce nerede izlediğimi hatırlayamadım ama,
Müzikler de harika....

27 Nisan 2009 Pazartesi

ÇIRAK-KEVIN


Kevın ile tanışmam sevgili KalderaVolkan ile oldu,
Gönderdiği o değerli mektubundan çıktı bu kitap ve ben, merakla okumaya başladım,
Sonlarına geldim ve ne kadar da şans dolu bir hayat hikayesi olduğunu düşündüm,
Dün akşam mutfakta tv'ye bir göz attım, var mısın yok musun açıktı,
Orada bir göz, turuncu kafalı, kepli bir yarışmacı görünce beynimden bir sinyal yayıldı,
Aaaa bu Kevın dedim kendi kendime,
O kadar şaşırdım ki, epey bir gözümü kaçırmadanm tv ye baktım,
Tekrar göstersin onu diye bir de baktım kevın-Tokat yazıyor,
O zaman bu benim Kevın diye bir çığlık attım !!!
Annemler bizdeydi,
Onlara ve Mahocuğuma Çırak'ı anlattım,
Kendi yazdığı hayat hikayesini,
Nasıl olmuş da bu yarışmaya katılmış o kısmını bilmiyorum,
Hayatın insanların önüne hangi kapıları açacağı sahiden de büyük bir sürpriz!!!

CANIM DOĞUMGÜNÜN KUTLU OLSUN

Bugün Mahocuğumun doğumgünü,
Ne orjinal değil mi?
Benden 5 yıl önce Ankara'da doğmuş,
Ben ise Ünye'de doğdum,
27 yıl sonra Ankara'da aynı iş yerinde karşılaştık,
Kaderimiz nasıl yazılmış,
Nelerle ve kimlerle hayatımız yönlenecek hiç bilmiyoruz...
İYİKİ DOĞMUŞSUN
İYİKİ KARŞILAŞMIŞIZ
SENİNLE BİRLİKTE YAŞLANMAK İSTİYORUM
SENİ SEVİYORUM

24 Nisan 2009 Cuma

23 NİSAN KUTLU OLSUNNN!!!! SEVİNİN KÜÇÜKLER, ÖVÜNÜN BÜYÜKLER

Heidimin kızı Nazlı dans gösterisi yaptı dün,
Bu fotoğraflar onun gösterisinden,
Hem okulunda bayram kutlaması yapmış hem de Armada'da,
Bugün de ofiste bana yaptı,
Nil'in sayfada duyduğunuz şarkısı ile yaptı dans gösterisini...
Saçlarını da maşa yapmış annesi,
Çok güzel olmuş,
Arkadaşı Birgül ile fotoğraflarında da ikisinin de ne kadar şirin olduğuna bir bakın,
Çocuk olmak istiyor insan....

Cıvıl cıvıl hayat dolu minikleri görünce bizim içimize de neşe doluyor,
Bilgisayar öğretmeni Ebru öğretmen ile Nazlı ve Birgül...
Nazlı ve annesi Nehir...

21 Nisan 2009 Salı

ÜNYE'DEN GELEN YEŞİLLİKLER

Sütlücan, menevcan, dikenucu,, mendek, pancar, pazı,
İsmi aklıma gelenler bunlar...
Ünye'nin Çarşamba günü pazarıdır,
Köyden gelen çoğunluğu kadın olan pazarcılar,
Kavakdibinde oturur getirdikleri taze yeşillikleri,
Yumurta, peynir, süt, yoğurt,
Aklınıza ne gelirse köyde yetişen, satarlar,
Pazarı cıvıl cıvıldır Ünye'nin,
Tanır satıcılar ahaliyi,
Sohbet muhabbet ile alışveriş yapılır,
Yaa!!! Memleketim ne güzeldir,
Neşeli hayat dolu insanları ile bir tanedir,
Karadenizimin İncisi Ünye...
Sevgili Yaşar Karaduman amcamın yazdıklarını aşağıya tıklayarak okuyabilirsiniz.....

SEMOŞUM ANKARA'DAN GEÇTİ

Semoşum'u taaaa Karslara yollamıştım onu hatırlarsınız,
Ankara'ya toplantıdan toplantıya yolu düşüyor neyseki,
Biz de özlem gideriyoruz,
Hep yemek masasında çekilen görüntülerimiz,
Öğle tatillerinde olması vesilesiyle dostlar :)
Balıkesir'den de Ayşegül gelmişti,
Ankara'da birlikte çalışmıştık onunla da o da Balıkesir'e gitmişti,
Ayşegül ile aynı hoşluğu ve samimiyeti ile özlem giderdik,
Uzaktakilerle buluşmak güzel oldu geçen hafta,
Yine bütün kızlar toplandık, toplandık, yaptık....
En kısa zamanda yine Ankara'ya bekliyoruz Kızlar!!!
Biz hep burdayız bekleriz efenimmmmm....
Semoşum sen Karsta olsan da,
Gönlümdeki yerinle sen hep benimlesin,
Ilgın'ı öpüyorum,
En kısa zamanda yine görüşmeyi diliyorum....

20 Nisan 2009 Pazartesi

HAFTASONUNUN ARDINDAN


Cumartesiye Satranç turnuvası ile başladık,
Ahmet can ile erkenden kalkıp Kapalı Spor Salonuna gittik,
Aman Allahım ne çok insan gelmişti,
Çok şaşırdık,
Tüm Türkiyeden 1557 sporsu,
Ahmet Can küçükler kategorisinde idi,
2 gün boyunca 9 maç yaptı, 3'ünü kaybetti,
Ve ilk 30'a bile giremedi,
O kadar çekişme vardı,
Neyse tecrübe oldu ona ama, her gün satranç çalışması gerektiği gerçeği ile de yüzleşti,
haftada sadece 2 saat ders almayla ilerlemeyeceğini anladı en azından,


"Herşeyin yenisi, dostun eskisi makbuldür"
dedi bir arkadaş,
Gerçi ben yeni dostlarımı da çok seviyorum,
ve onlarında makbul olduğunu biliyorum,
Benim bu gün grubumda en az 18 senelik tanıdıklarım var,
Gonca yeni evlendi, arkadaşımın kızı evine gittik bu günümüzde,
Nasıl cici, nasıl güzel şeyler hazırlamıştı bize,
Yepyeni yeni gelin evinde,
Çok güzel vakit geçirdik...
Bu şeker kızın adı Pelin,
Çiğdem ve Ademin kızları,
Aman ben ona bayıldım,
Nasıl şeker nesıl güzel baksanıza,
Bıcır bıcır,
Ofise geldi ben hemen PC'de çizgi film açtım onun oturmasını sağlamak için,
Fotoğrafını çekeceğim dediğimde de bu güzel pozu verdi hemen....
Bu güzellik ise, Yavuz ve Selcen'in kızı Burcu,
Örnek öğrenci seçilmiş okulda,
Yakasındaki kimliğe dikkatinizi çekerim,
Geldi okul çıkışı hemen, gögsünü gere gere "örnek öğrenci oldum" dedi,
Hemen öpüp tebrik ettim,
Ve nasıl olduğunu sorduğumdaki cevabı ise çok hoştu,
"Tembel çocuklara ders çalıştırdım, yardıma ihtiyacı olanlara yardım ettim" dedi,
Acaba ben de seçilebilir miyim,
Örnek personel,
Yardım etsem yeni gelen personellere? dediğimde yüzüme bakıp güldü,
Kıskandığımı çok belli ettim sanırım :))

16 Nisan 2009 Perşembe

"SON STAR" MÜZİKLİ TİYATRO

14-15 Nisan 2009 tarihinde 10. ODTÜ Sanat Festivali çerçevesinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonunda sergilenen “Son Star" müzikli oyunu; Son yıllarda hergün sayıları artan televizyon yarışmalarından çıkan günü birlik şöhretlerin yaşadığı günü birlik sahte dostlukları mizahi bir dille anlatan traji komik bir oyun.

Ankara Müzikal Tiyatronun kurucusu ve Genel Sanat Yönetmeni Tamer Aykut ile gösteri öncesi yaptığımız kısa söyleşi;

MAVİANNE: Ankara Müzikal Tiyatrosundan ve oyuıncularınızdan bize biraz bahsedebilir misiniz?

TAMER AYKUT: Ankara müzikal tiyatrosu oyuncularının %95’i ODTÜ mezunu, hepsi kendi iş alanında kariyer sahibi başarılı insanlar. İş güç sahibi bu oyuncuların hepsinin gönlünde bir sanat aşkı var. Bu nedenle benim de ODTÜ mezunlarına verdiğim 8 aylık bir kurs sürecim oldu. Bu kurs, sanatla içiçe olmak isteyenleri bir araya getirdi. Kurs süreci sonunda, onların içinde en yetenekliler, en istekliler, sanatla beraberliklerini devam ettirmek isteyenlerle biraraya geldik ve Ankara Müzikal Tiyatrosunu 2008 yılında kurduk.

Ben 25 yıldır opera solist sanatçısıyım. Bu süre zarfında 2 ayrı müzikalim operada sahnelendi. Onları sahneye koyup, müziklerini yazdım. ”Son Star” 3. müzikli oyunum. Bu sefer de özel grupla tiyatro yapmayı denedim. Oyuncular ile aynı zamanda gönül birliği oluştu. Oyuncuların hepsi benim sıfırdan yetiştirdiğim öğrencilerimdir. İlk tiyatro oyunculuk derslerini, ilk şan derslerini ben verdiğim için, onlar benim evlatlarım gibidir. Biz bir aile gibiyiz, bu oyunun başarısının anlamı çok farklı, çok özel bir durum.

MAVİANNE: Oyuncuların amatör olması bu oyuna daha farklı bir enerji katmış olmalı.

TAMER AYKUT: Evet doğru söylüyorsunuz. Zaten bu enerji olmasa bunu başarmamız imkansızdı. Çünkü, bir düşünün devet oprera balesinde yüzlerce kişinin yaptığı işi biz hep kendimiz yaptık. Dekorlar, kostümler, ışık, aklınıza ne geliyorsa herşeyi biz yaptık. Arkadaşlarımızın hepsi bir görev üstlendi. Herkes bir ucundan tuttu. Bir müzikli oyunda devlet kurumlarının imkanlarını ve bizim imkansızlıklarımızı karşılaştıracak olursak, hakikaten çok özel bir iş çıkıyor ortaya.

MAVİANNE: Türkiyede müzikli oyun çok az bildiğim kadarıyla. Her oyuncunun hayalidir müzikal oynamak ve siz bu hayali amatör oyuncularla gerçekleştiriyorsunuz. Çok özel bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu konuda siz ne söylemek istersiniz?

TAMER AYKUT: Hakikaten özel olduğu kadar da, riskler taşıyan bir durum herkes için. Ama biz, birbirimize çok inandık. Ben onların başaracağına çok inandım onlar da benim bu inancıma inandılar. Böyle karşılıklı bir güven söz konusu. Bu sene bu iki temsili yapıp sezonu kapatacağız. Asıl ekim ayından itibaren ”Son Star”ı yeniden bir sezon oynamak üzere açacağız. Yeni sezonda perdelerimizi açtığımızda daha da oturmuş yerleşmiş bir şekilde olacak oyunumuz.

MAVİANNE: Temsillerinizi yeni sezonda da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezindeki sahnede mi oynamayı düşünüyorsunuz?

TAMER AYKUT: Biz 10. ODTÜ Sanat Festivali kapsamında özel bir anlaşma yaptık . Seneye farklı bir sahnede oyunlarımızı oynayabiliriz. Bu akşam oyunumuzun dünya prömiyeri diyebiliriz. Biliyorsunuz ilk defa sahnelenen oyunlara dünya prömiyeri deniyor.

MAVİANNE: İzleyicilerin oyuna karşı tüm tepkilerini bu akşam alacaksınız. Neler hissediyorsunuz?

TAMER AYKUT: Tüm yorumları gerek teknik gerek sanatsal her bakımdan tepkileri değerlendireceğiz. Yaz dönemine giriyoruz, tatil döneminde önümüze koyacağız tüm eleştrileri, süzeceğiz.

Yeni bir oyun ve ilk temsil, daima çok riskli ve ürkütücüdür. Bilinmezdir çünkü.Yıllarca oynanmış oyunları bilirsiniz, nasıl bir tepki olacak. Yeni oyunda, seyircinin tepkisini bilmiyorsunuz, birşey kurgulamışsın nasıl gideceğini bilmiyorsunuz. O yüzden çok heyecanlıyız bugün.

MAVİANNE: Oyuncuılarınızı merak ediyorum, yaş ortalaması nedir, kaç kişiler?

TAMER AYKUT: Genellikle 20-25 ile 30-35 arasında. Çoğunluğu ODTÜ’nün çeşitli bölümlerinden mezun olan iş güç sahibi insanlar. Şu anda 16-17 oyuncumuz var. Önümüzdeki yıl dışarıdan yeni sanatçılar alıp kadroyu güçlendirmek istiyorum. Nitelik olarak oyuncularımdan çok memnunum ancak, sayı olarak artırmak istiyorum. Farklı kültürden farklı yerlerden oyuncular ile daha güçlü bir ekip olabileceğimize inanıyorum. Bizim için Oyuncuların kapasitesi, yeteneği ve isteği önemli.

MAVİANNE: Yeni alacağınız kişileri bir eğitime tabi tutmayı planlıyor musunuz?

TAMER AYKUT: Şimdiki oyuncular böyle bir kurstan geçmişlerdi. Ancak, bundan sonra böyle bir eğitim düşünmüyorum. Kalabalık bir ekiple daha fazla oyun yapmak mümkün olacak. 2. veya 3. oyun yapma şansımız olabileceğini düşünüyorum. Hatta, bir tane de çocuk oyunu yapalım istiyorum.

MAVİANNE: Gönüllülük usulü ile mi yürütüyorsunuz Ankara Müzikal Tiyatrosunu, gelir beklentisi var mı?

TAMER AYKUT: Bırakın gelir beklentisini, bu oyunun dekoru kostümü ve gözle görülmeyen çok fazla giderleri, orkestra, stüdyo kayıtları hep grubun kendi içerisinden sağlandı.

MAVİANNE:Bu söyleşi için size teşekkür ediyorum. Güzel bir temsil olmasını diliyorum. Son olarak bize söylemek istediğiniz şeyler var mı?

TAMER AYKUT: Son Star oyunu yaklaşık 6 aylık bir sürecin sonunda çıktı. Herkesin profesyonel hayatta işleri olduğu için her gün prova yapamadık haftada ortalama 2 gün çalışarak hazırlandık. Bundan sonra güzel bir tatil yapalım diyorum. Inşallah yeni sezonda daha fazla enerjimizi toplamış bir şekilde devam edeceğiz. Ben size ilginizden dolayı teşekkür ediyorum.

15 Nisan 2009 Çarşamba

ODTÜ'ye BAHAR GELMİŞ DOSTLAR




Dün akşam ODTÜ'deydim,
10. sanat festivali kapsamında "Son Star" adlı müzikli oyunu izlemek için gittim,
Arkadaşım tiyatro sahnesi tozu yuttu bu oyunla,
Ben de onu bu ilk gecesinde yalnız bırakmadım,
Yönetmeni ile de bir röportaj yaptım,
Yani gazeteci kimliğimle oradaydım,
Röportajı bilahare yayınlayacağım,
Fotoğrafları ile birlikte,
Genç olmak, öğrenci olmak, aşık olmak, kendinden geçmek bu baharda,
Hepsini gördüm bu kısa zamanda,
Daha doğrusu içimde hissettim,
Havada aşk kokusu vardı :))
Eee tabi öpüşen gençleri görünce başka ne düşünebilir insan !!
Birbirlerinin dizlerinde yatan, saçlarını okşayan,
En kısa zamanda yakınınızdaki bir üniversiteye uğrayın,
Bahçeye yayılan gençleri izleyip, içiniz coşsun, enerji ve neşe dolun !!!!

14 Nisan 2009 Salı

İPEK ONGUN'A AÇIK MEKTUP :)


İpek Ongun duy sesimi!!!!!
Neden hep kızlar için yazıyorsun kitaplarını?
13 yaşında bir erkek çocuk annesi olarak,
Senin genç kızlara yazdığın gibi kitaplar aramakla geçiyor günlerim,
Ne kadar güzel serilerin var oysa ki senin,
Oğlum için kitabın kapağı da önemli çünkü,
Kız kitabı olmamalı,
Ya da ben rastlamadım,
Her iki cinsiyete hitap eden kitaplarına,
Bu yazıyı yazarken üstteki kapağın resmini buldum,
Belki bu kitap erkeklere de hitap ediyordur,
Ne dersiniz?
Beni aydınlatacak var mı bu konuda?
Önerilere açığım ....