30 Aralık 2008 Salı

MAVİANNE RÖPORTAJLARI

-->
2008’in bu son gününde geriye dönüp baktığımda neler görüyorum,
2008 benim gönüllü muhabirlik hayatımda bir atılım yılı oldu,

2007'nin Haziranında Gönüllü Muhabir Ödülü aldım,
2007 nin son ayı Ayşe Kulin “Veda” ile başladığım röportajlarımı devam ettirdim
2008’in Mart ayında; Sumru Yavrucuk
Mayıs ayında; ressam Erdinç Ünlü (Sumru’nun eşi)
Mayıs ayında anneler günündeki makalem;
Temmuz ayında; Emel Müftüoğlu
Ekim ayında; Hollandalı uzman Henk Stenk
Kasım ayında; Sunay Akın
Kasım ayında; Emel Sayın   GAZETE
Aralık ayında; Ayşe Kulin “Umut”

2008’i Umut ile bitirdim, Umarım 2009’daki umutlarım gerçekleşir,
2009’un sürprizlerine açığım,
Tüm akrabalarım, arkadaşlarım, ailem ve kendim için;
SAĞLIK,
HUZUR,
MUTLULUK,
PARA,
YENİ BİR İŞ,
BAŞARI,
Diliyorum….
2009 MAYIS KEVIN

2012 MAYIS OLMAYAN-BAHRİ GÖRDEBAK    GAZETE

2012 HAZİRAN TANER KUNT İLE BİSİKLET RÖPORTAJI

2012 KASIM FOTOĞRAF SANATÇISI ZEKİ GÜVEN İLE RÖPORTAJ

2012 ARALIK İMZA: KIZIN'IN BLOGGER YAZARLARI İLE RÖPORTAJ

2013 OCAK EN ÇALIŞKAN BLOG ÖDÜLLÜ SERROSE İLE MAVİANNE RÖPORTAJI

2013 ŞUBAT SUNAY AKIN RÖPORTAJI

2013 NİSAN MÜGE SANDIKÇIOĞLU-ÖZGÜR RUH

2014 OCAK SELGİN GB-İĞNELER RÖPORTAJI

2014 ŞUBAT AYŞE KULİN-HAYAL RÖPORTAJI

2014 KASIM AYŞE KULİN HANDAN RÖPORTAJI

2014 KASIM CANAN TAN PEMBE VE YUSUF RÖPORTAJI

2014 ARALIK Levent Cantek’ Röportajı “2015 Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi” 

 2015 MART SEMRA ÇEVİK İLE FOTOĞRAF SERGİSİ RÖPORTAJI

2015 EKİM MAVİ EV CAFE RÖPORTAJI

2016 ŞUBAT MASALCI ANNE GÜLDEN GÖRGÜLÜ GÜLER RÖPORTAJI

2016 MART KADININ ADI VAR RÖPORTAJI

2016 HAZİRAN ME-HOW RÖPORTAJI

2016 HAZİRAN ZERRİN DAĞCI RÖPORTAJI

2016 EYLÜL TENCERE TV ASUMAN KERKEZ RÖPORTAJI

2016 EYLÜL ÜNYELİ FOTOĞRAFÇI ŞEREF AKÇAY RÖPORTAJI

2016 EKİM OTTOLOYO! Esra Aylin Akalın ve Mine Topal  RÖPORTAJI

2016 ARALIK ŞERMİN ÇARKACI OYUNCU ANNE RÖPORTAJI

2016 ARALIK AYŞE KULİN RÖPORTAJI KANADI KIRIK KUŞLAR

2017 OCAK BİR SENEDE 66 KİLO NASIL VERDİM? YONCA EKİNCİ RÖPORTAJI

2017 ŞUBAT MEMLEKET KOKAN ÇORBA AYNUR ZEREN TAN RÖPORTAJI

2017 MART ASUMAN KERKEZ ANNEMİN TENCERESİ KİTABI RÖPORTAJI

2017 NİSAN BANU ÖZKAN TOZLUYURT DUT AĞACI RÖPORTAJI

2017 MAYIS MİNE ATAMAN BREAD EKMEK RÖPORTAJI

29 Aralık 2008 Pazartesi

HEDİYELEŞMELİ VE EĞLENCELİ BİR GÜN

video
(Lütfen !!!Klibi izlerken sayfanın müziğini durdurunuz)
Önceee, benim hediyemden başlıyayım,
Nilgüncüğüm bana incili gümüş bir kolye almış :)
Ben ise, Semaya yakası boncuk işlemeli bir bluz aldım,
Yukarıdaki klipte tüm kızların hediyeleri ile birlikte fotosunu görebilirsiniz,
En yaratıcı hediye, Buğçe'nin Elif'e aldığı duş seti,
Bir de Semacığım'ın Zerrine aldığı çay kahve seti, tam Zerrin'e uygundu,
Genelde takı ve kıyafet üzerineydi,
Çok eğlendik, çok güldük,
Restorandaki garsonlar bizim şamatamızı ağızları açık seyrettiler,
Neyse ki, diğer müşterilerden ayrı üst katta yer hazırlatmıştık kendimize,
3 arkadaşımız gelemediler,
Onların hediyelerini biz verdik,
Mevlana Pide de süperdi,
2009 'da da hep böyle neşeli günler geçirme dileğiyle yılbaşı partimizi sonlandırdık....

28 Aralık 2008 Pazar

YILBAŞI PARTİSİ

Bizim ofisin kızları geçen ay yılbaşı çekilişi yaptık,
Herkes birbirine hediye alacak,
Kimse birbirine kimin çıktığını söylemiyecek ve sürpriz olacak diye de karar aldık,
Tabii, bunun geyiğini tam 1 ay boyunca yaptık,
Ne çok güldük, tahminler yaptık,
Aramızda ağzından kaçıranlar oldu :)
Pazartesi öğlen birlikte yemeğe gideceğiz ve hediyelerimizi birbirimize vereceğiz,
2009'a eğlenceli bir şekilde ve hediyeleşerek girmenin neşesini yaşıyacağız,
Kare kare fotoğraflar çekeceğim tabi,
Yarın öğleden sonra bu yazıda,
Alınan hediyeler ve kim kime çıkmışı bulacaksınz!
Ben önden bir giriş yapayım dedim,....
Dışarıda ince ince bir kar yağıyor,
Kuşlar yazık yiyecek arıyor,
Ahmet Can onlara ekmek kırıntıları attı,
Nasıl sevindiler, hemen toplandılar...
Fahir ve Ahmet Can ile dün akşam arkadaşlarına hediye aldık,
Her yerde çeşit çeşit mumlar,
İnsanı cezbediyor,
Hediyeleşmek ne kadar güzel bir adet değil mi?

26 Aralık 2008 Cuma

YENİ DOĞANLAR

Evetttt,
Son haberler Sultan Papağanlarımızdan:
4 yumurtadan 4'ünden de yavru çıktı :)))
Yaniiii, 7 kişilik bir aile oldu bizimkiler!!!
İnanılır gibi değil,
Sarı sarı tüy yumağı şeklinde minicik duruyorlar şimdilik,
Kafeste 3 papağan görünüyor,
En üstteki koca ayak yani 1 numaralı yavru,
Anne babası gibi oldu,
Sarışın anne, Miço,
Diğeri Çapkın,
Aşağıdaki 3 yavru ve 1 yumurta,
heh heh heh 4'ünün de çıkması çok komik yahuuu,
Bakalım nasıl besliyecekler hepsini,
Vik vik vik ötüp duruyorlar...
Bunlar semirince satışa mı çıkarsak acaba?
Bu kadar kuşla ne yapılır?
Salonun balkonunu camekan ile kapamıştık,
Oraya çiçeklerimizi koymuştuk,
Bir de kafes duruyor şimdi,
Orası onların evi gibi oldu,
Ama, batırıyorlar balkonu,
Özgürce yaşasınlar diye, son günlerde kafesi de açtık,
Yerlerde yürüyorlar,
Çiçeklere konuyorlar,
Evlere şenlik durumu var :))
İYİ HAFTASONLARI DİLİYORUM HERKESE

PSİKOLOJİK ETKİ :))

İnsanoğlu ne garip bir varlık !!!
Günü gününe uymuyor,
Bugün içimde bir neşe var,
Yılbaşı yaklaşıyor, onun neşesi mi desem,
Cuma günü onun heyecanı mı desem,
Semacığım Karstan geliyor, onun mutluluğu mu desem,
Neyse, fazla kurcalamayayım,
İYİYİM BUGÜN,
http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1522/sirinler_3.jpg
Dünkü yazının ardından iyi geldi,
Fiziksel hastalıkların da %80'inin psikolojik olduğunu düşünüyorum,
Kafan rahatsa, için huzurluysa, senden mutlu insan yok bu dünyada,
Allah hepimize sağlık ve huzur versin....

25 Aralık 2008 Perşembe

GİTMEK VEYA GİDEMEMEK !!!

http://ekart.antoloji.com/galeri/istanbul/0507.jpg
Nereye?
Nasıl?
Ne şekilde?
Ne için?
Gitmeler vardır, hayatımızda,
Gitmeler, gelmeler,
Gidemeyenler, gelemeyenler,
Nedense gitmek üzere bir yazı yazmak istedim,
Çalıştığın ortama gelenler, gidenler,
Bir sirkülasyon olur daima,
Ama Sen, her zaman oradasındır,
Hele de 17 sene aynı yerde olmak,
Nasıldır? Bilir misiniz?
Alışkanlıklar, Bilindik yüzler,
Aidiyet duygusu,
Bir ölü toprağı serpilme hali,
Rahat ve rahatsızlık çoğu zaman bir aradadır,
En çok da dostluklar mutlu eder seni,
Eski dostluklardır bunlar,
Senin geçmişindir,
Seni bilenlerdir,
Senin bildiklerindir onlar,
İzole ve rafinesindir orada,
Ama işte, bir gün biri gelir ve huzur ortamını bozar senin,
Çalışma şevkini öldürür,
Verdiğin emekleri hiçe sayar,
Küstahtır,
At gözlükleri ile bakar hayata,
O da senin, geçmişini bir kalemde silebileceğini,
Gidebileceğini hissettirir,
Hadi hayırlısı,
Bakalım 2009 nelere gebe, bekleyip göreceğiz....

24 Aralık 2008 Çarşamba

KARLAR DÜŞERRRRR, DÜŞER DÜŞER AĞLARIMMMMM

(Fotoğraflar geçen yıldan)
Sabah Ankara beyaz gelinliğini giymişti,
2008'in ilk kar'ı yağdı Ankara'ya,
Ağaçların güzelliğini görmelisiniz,
Manzara harika oluyor,
İşe gelirken Atatürk Orman Çiftliği'nin oralardan geçiyorum,
Süper manzaraya hayran kaldım,
Kar tüm çirkinlikleri örtüyor,
Beyaz ise, insanın içine temiz duygular, ferahlık ve neşe veriyor,
Geçen yıl ne eğlenmiştik karda,
Çocuklar gibi kartopu oynayıp fotoğraflar çekinmiştik,
Çocuklaştırıyor bizi kar,
Keşke hep çocuk kalsak .....

22 Aralık 2008 Pazartesi

GÜNAYDINNNN !!!! GÜZEL HAFTALARRRRR

Evetttt bir haftasonunu daha arkada bıraktık,
Neler yaptık, nerelere gittik,
50 Cent'li akşamlar geçirdik,
Dansını izleyip ve taklit ederek çok eğlendik,
Çok şirindi yalnız 50 cent,
Adam multi milyoner (eskiden böyle denirdi),
Trilyonları varmış, yaşadığı evi arabalarını gösterdiler,
Neyse, zenginin parası, züğürdün çenesini yorarmış :))
Mualla Teyzem ve Adnan Dayım pazar Samsun'a döneceklerdi,
Cumartesi onları görmeye gittim,
Eski günleri yad ettik onlarla,
Pazar günü spora gittik,
Epeydir aksatmıştık,
Hamlamışız, bedenimiz yoruldu, ruhumuz dinlendi :))
http://img1.blogcu.com/images/z/e/y/zeynepdilara/winx-club-musa-44%5B1%5D.gif
Akşam eltim ve çocuklar geldi,
Birlikte yemek yedik,
Çok eğlendik, çok güldük,
Gençler bir alem,
Bizim sultan papağanı ailesinden yeni haberler var;
Bizim Çapkın hızlı çıktı :))
Miço 4 yumurta yaptı,
2 si, yumurtadan çıktı,
2 sini bekliyoruz, kalabalık bir aile oluyorlar,
Biz bu kadar papağanla ne yapacağımızı düşünmeye başladık,
Bir o kadar da çok harikalar,
Bakalım yavrular nasıl olacak, anneye mi babaya mı benzeyecekler?
Pazartesi ofise geldim,
Zaman nasıl geçiyor, yine yeni bir hafta başladı,
Simidimi ve çayımı aldım masama,
PC'yi açtım,
İşe başlamadan bloğuma yazı ekleyeyim dedim,
Bu hafta yılbaşı hediyeleri almalıyım,
Ofisteki kızlar çekiliş yaptık haftaya pazartesi hediyeleşecek ve yemek yiyeceğiz öğlen,
http://www.partipaketi.com/images/products/smalls/1132006125457.jpg
Ankara'da AKM'de hediyelik eşya fuarı açılmış,
Belki oralara da bir göz atarız diyorum,
Bu hafta daha nelere gebe bilemiyorum,
Hayat sürprizlerle dolu,
Herkese güzel bir hafta diliyorum...

19 Aralık 2008 Cuma

MUTLULUKLAR PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR


Dün sabah her zamanki gibi gazetemi aldım,
Arabada okumaya başladım,
Öncelikle ana gazetenin köşe yazarları ile başladım,
Sonra Kelebek'e baktım,
Kucağımda katlı duran Ankara ekine göz attığımda, gözlerimi gördüm ilk :)
Nasıl sevindim,
artık ümidimi kesmiştim çünkü,
Emel Sayın röportajımı yapalı neredeyse 1 ay olmuştu,
Yayınlamayacaklarını düşünmüştüm,
Bana büyük sürpriz oldu,
Sabahın 8'inde tüm arkadaşlarıma cep ile mesaj çektim,
Haber verdim,
Çocukça belki ama,
Ben arkadaşlarımın coşkusuna, mutluluğuna en az onlar kadar ortak olurum,
Onlarla sevinir onlarla üzülürüm,
Tüm samimiyetim ile,
Onların da benim duygularımı paylaşacaklarını düşündüğüm için haber vermek isterim,
Ancakkkk,,
Bazıları bir cep mesajını bana fazla gördüklerinde,
Malesef üzülüyorum,
Belki fazla alınganım,
Ama, diğer yandan benimle mutlu olan, gurur duyan arkadaşlarım da var tabi ki,
Onlara çokkk teşekkür ediyorum,
Sizler iyi ki varsınız,
Beni motive ediyorsunuz,
Sizin enerjinizle ben daha şevk ile çalışıyorum,
Sizi seviyorum....

16 Aralık 2008 Salı

ÇOCUKLAR

'Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten ona büyük bir servet bırakmış olur.'
Etienne Gilson

Ne güzel bir söz değil mi?
Umarım öğretebiliyoruzdur,
Ben öğrenmişim,
Çok mutluyum o nedenle,
Hayatı daha kaliteli hale getiriyor,
Küçük şeylerden zevk almak,
Benim inandığım bir şey de,
Çocukların kendi kişiliği ile doğması !
Aynı anne ve babanın çocuğu farklı karakterde olabiliyor,
Bazı şeyler ailede alınıyor ama, çocuğun yapısını değiştirmek de pek mümkün olmuyor,
Benim 2 oğlum o kadar farklılar ki birbirlerinden,
Bu tezimi doğruluyorlar,
Her anne baba gibi onların,
Hayatta mutlu ve başarılı olmalarını istiyoruz,
Onun için bunaltıyoruz onları,
Çalışsınlar, iyi yesinler, hasta olmasınlar, kibar olsunlar,
kavga etmesinler, iyi yetişsinler, terbiyeli olsunlar......
Saymakla bitmez,
Umarım doğru ve düzgün insanlar olurlar..

YILDIZLAR DA KAYAR DURMAZ YERİNDE

Kıraç ve Funda Arar birlikte söylüyorlar; Yıldızlar da Kayar
Kıraç'ın sesini oldum olası severim,
Bugün biraz arabesk günümdeyim sanırım,
Pek dinlemem ama böyle ağdalı şarkılar,
İnsanın bir hali bir haline uymuyor demek ki :)
Bugün size de dinleteyim dedim, bu videoyu,
Gerçi burada Kıraç tek söylüyor,

Ankara beyaz kıyafetine büründü,
Kar yağmadı, ama sabah her yer çiğ ile kaplıydı,
Tabii soğuk da iliklerimize işledi,
Napalım alıştık artık, Allah dışarıda kalanlara acısın,
Bizler sıcacık evlerimiz ve ya ofislerimizde rahatça oturuyoruz,
Hep dışarıda kalanlara acırım bu soğuk günlerde....

15 Aralık 2008 Pazartesi

KÜRKÇÜ DÜKKANINA DÖNÜŞ

http://img83.imageshack.us/img83/8784/gkitapkurduum8.gifUzun bir tatilden sonra yine işe dönmek zor geliyor tabiii,
Arkadaşlarla bayramlaşmak,
tatil rehavetini üzerimizden atmak,
Epey vakit alıyor,
Bayram tatilinde Ayşe Kulin'in kitabı Umut'u bitirdim,
Yine bir solukta okunacak elden düşürülemeyen bir roman olmuş,
Kendi aile ağacını anlatıyor, devamı muhakkak olmalı,
Veda'nın devamı olduğu için daha heyecanla okunuyor,
Masumiyet Müzesine başladım şimdi,
Ekimde aldım ama, araya Sunay Akın kitapları ve Umut girince ancak vakit bulabildim,
Şaşırmadım desem yalan olur ben pek Orhan Pamuk romanı okuyamam,
Ruhum sıkılır, canım sıkılır, bitiremem romanını yanii, şimdiye kadar böyleydi,
İlk başlarındayım romanın ama, kolay okunulası bir dil ve akıcı bir uslupla yazılmış,
Tabi Nobel ödüllü yazarı eleştirmek bana düşmez ama,
Bu kitabını sona erdireceğimi düşündürdü :))

13 Aralık 2008 Cumartesi

BAYRAM DA BİTTİ !!!!

Eeeee her güzel günün bir sonu olurmuş,
Bayram neşesi tüm yıl sürsün inşallah,
Masalarımız doldu doldu boşaldı,
Bayram yemekleri topluca yenildi, içildi,
Akrabalarla bayramlaşıldı,
Gurbettekiler buluştu,
Tatlı anılar kaldı geriye,
Fotoğraflar ve alınan kilolar,
Ye kavurmayı, tatlıları, börekleri,
Al kiloları durumu oldu,
Sürekli yemek masası fotoğrafladı Ahmet Can,
Bir kaçını yayınlıyorum,
Kuzenler mutfakta yediler yemeklerini,
Bizde kız çocuk yok,
Hep erkek kuzenler,
Bakalım Allahtan ümit kesilmez kızı da Hüseyinden bekliyoruz :))
Bayramın ilk günü;
İlk gün kayınvalidemler, annemler, eltimler, onun annesi, babası, çocuklar,
Epey kalabalık bir bayram yemeği yedik bizde,
Canım Mahocum, kavurma yaptı, ben çorba, pilav hazırladım,
Salatalar, annem sarma yaptı,
Tatlıyı açtırdık,
Cuma akşamı akşam yemeğine; Samsun'dan gelen Mualla Teyzem, Adnan Dayım, Hümeyra Ablamları
Filiz Ablalar, Müberra Ablaları aldım,
Çok güzel bir akşam geçirdik,
Ana yemek Ali Nazikti,
Öğrencilik yıllarımda onlarla birlikte Samsun'da yaşamıştım,
Onları kendi evimde ağırlamak benim için anlatılamaz bir mutluluk,
Onları çok seviyorum,
Allah onları başımızdan eksik etmesin,
Anneciğim ve babacığım....
2. ve 3. gün bayram gezmesine çıktık,
4. gün misafir ağırladık,
Sağolsun, arkadaşlarımız, komşularımız geldiler,
Bu güzel kızlar da, İpek ve Alin,
Yalçınlar ve Filiz kızı ile geldiler,
Bayıldım ikisine de....

Anlatma ile bitmeyecek,
Bugün de annemlerde bu tayfa kahvaltıdaydık,
Biz Karadenizliler, kalabalığı çok severiz,
Yenilsin içilsin, muhabbet,
Hiç kafamız tutmaz, hiç adam hesabı yapmayız,
Şu da gelsin niye gelmedi ki, deriz,
Pek çok insan için kalabalık yorgunluk ve telaşedir,
Bizim için ise, son derece neşeli ve harika bir olaydır,
Umarım herkesin de bayramı bizim gibi eğlenceli ve güzel geçmiştir,
Bu arada, sultan papağanlarımızın yavrusu Kocaayak büyüdü, annesi kadar oldu,
Bizim Miço yine yumurtladı, 4 adet yavrusu var, kuluçkaya yatıyor,
Bizim evden havadisler bu kadar,
Görüşmek üzere....Hümeyra Ablacığım...

5 Aralık 2008 Cuma

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Kurban Bayramı da gelip çattı,
2008 bitiyor,
Bayramda herkes aileleriyle birlikte,
Bayramlaşma, kavurma, tatlı, börek,
Bol bol yiyip, bol bol gezin,
Eritmek lazım yenilenleri,
Biz Ankara'dayız,
Klasik bayram programlarımızı ifa edeceğiz,
Çocuklarla fazla vakit geçirmek güzel olacak,
Bayram sonrası görüşmek üzere,
Herkese hoşçakalın diyorum,
Herşey gönlünüzce olsun,
Kestiğiniz kurbanları Allah kabul etsin,
İYİ BAYRAMLAR

BİR ÖNCEKİ HAYATINIZDA KİMDİNİZ?

http://img385.imageshack.us/img385/8020/1piyanopw2.gif
BU TESTİ YAPIYORSUNUZ

Bir önceki hayatınızda kim olduğunu buluyorsunuz,
Ben Müzisyen çıktım,
Hayatta da müziğe kabiliyetim yoktur,
Kulağım da yoktur ama, iyi müzikten anlarım,
Müzik dinlerken seçiciyim,
severim çalışırken bile müzik dinlemeyi,
Yapın bakalım siz ne çıkacaksınız....

Müzisyen

Bir önceki hayatınızda profesyonel olarak ya şarkı söylüyor yada bir enstrüman çalıyordunuz ama kesinlikle müzikle uğraşıyordunuz. Şu an müzikle uğraşmıyor olsanız bile müzik kulağınız çok iyi olmalı çünkü bir önceki hayatında bu kadar takdir toplayan bir müzisyen olarak şimdiki hayatınıza da bir yansıma olmuştur. Müzikteki yeteneğiniz konusunda hakketiğiniz kadar iyi yerlere gelemediniz ama gerçekten çok mutlu bir hayat sürdünüz. Türlü şanssızlıklar peşinizi bırakmadı fakat siz bunları umursamadınız çünkü müzik, hayatınızda olduğu sürece siz hep mutlu olmasını bildiniz. En büyük üzüntünüz erken yaşta eşinizi kaybetmek oldu fakat o kadar büyük bir aşk yaşadınız ki çocuklarınızla beraber ömrünüzün sonuna kadar eşinizin anısıyla yaşamayı tercih ettiniz.

3 Aralık 2008 Çarşamba

"UMUT " AYŞE KULİN'İN YENİ KİTABI

Çok satan "Veda" nın devamı 1 Aralık'ta çıkıyor!..
Osmanlı'nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken,Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için...Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut "Hayat Akan Bir Sudur"'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.


Hemen kitabı almalı ve okumalıyım,
Sıkı bir Ayşe Kulin takipçisi olarak,
Yeni bir roportaj hoş olur!!!
Değil mi ama :))

"GÜNEŞ " GENÇ KIZ SIĞINMA EVİ

Daha ayrıntılı bilgiye logoyu tıklayarak ulaşabilirsiniz,
bence çok anlamlı bir girişim,
ŞİDDETE HAYIR !!!!

İstanbul'da, Kadıköy ilçe sınırları içinde Güneş adını verdiğimiz sığınma evi açılmıştır. Güneş'in adresi gizli tutulmaktadır.
DERNEĞİN AMACI
Yetiştirme yurdunda kalma süresi biten, ailesi tarafından şiddete ve cinsel istismara maruz bırakılan, töreler nedeniyle tehdit altında yaşayan ve zor durumda kalan 18-25 yaş arasındaki genç kızları sahiplenme, barındırma, eğitimine devam edenlerin eğitimlerini tamamlamasını sağlama, meslek edindirme ve toplumda birey olarak yaşamlarını kurabilmeleri için gerekli alt yapıyı oluşturmaktır.

GÜN MENÜSÜ


SAVOYERLİ PASTA
80 gr. bitter 2 yemek kaşığı dolu kakao
125 gr yağ
Ben mari usulü erit
Başka bir tarafta 4 yumurta akı
biraz tuz kar haline getir
4 yumurta sarısı
yarım su bardağı toz şeker
çırpılıyor, çikolata karışımına ekliyorsun en son da kar haline gelmiş aklar ilave ediliyor
Kedi dili bisküvileri sütle ıslatıp kare borcama diziyorsun
üstüne kremayı sürüyorsun
2. katıda döşeyip krema sürüyorsun
En üste de sade pasta kremasını yapıp sürüyorsun,
(Hazır satılan krema)
Dolapta bekliyor,
Servis yaparken üzerine kakao eleyebilirsin.....
Tavuklu İkram (Bu ismi de ben taktım)
1 adet konserve garnitürü borcama döküyorsun,
3 adet patatesi tavla zarı büyüklüğünde doğrayıp, kızartıyorsun,
Garnitürün üzerine ekliyorsun,
2 tavuk göğsünü haşlıyor ve üzerlerine didiyorsun,
Yarım paket kelebek makarnayı fazla yumuşak olmayacak iekilde haşlıyorsun,
Başka bir yerde kremalı tavuk çorbasını 2.5 bardak süt, 2.5 bardak tavuk suyu ile pişiriyorsun
İçine haşlanmış makarnayı ekleyip 1 taşım kaynatıyorsun,
Didilen tavukların üzerine döküyorsun,
En üste kaşar rendeleyip fırına veriyorsun...
AFİYET OLSUN
Malesef, tatlıları çekmemişim,
Yemeğe vermişiz kendimizi,
Unutuvermişim fotoğraf çekmeyi,
Kusura bakmayın,
Ancak bu fotolar var :((

2 Aralık 2008 Salı

HAYATIMIZ YARIŞMA

Haftasonu misafirlerim vardı,
Fotoğrafları ekleyip yazmak için bekledim ama,
Fotoğraf makinasını evde unutuyorum 2 gündür,
Neyse beni merak eden Balkahveciğim, daha fazla merakta kalmasın diye yazı eklemek istedim,
Dün, Pazartesi sendromlu bir devlet memuru olarak, elim kolum kalkıp da yazı yazmak istemedim,
Misafirlerime hazırladığım menüden başlayayım;
Tavuklu, makarnalı, kremalı tavuk çorbası soslu Buğçe'nin annesinin tarifinden denediğim lezzetli bir ikram,
Meksika fasulyesi ve koçan mısır konserveli salata,
Kereviz salatası,
Turşu kavurması-mısır ekmeği,
Mayalı açma peynirli börek,
Elmalı Pay,
Kedi dili bisküvili kremalı pasta.....
Ahmet Can masayı hazırladığımda ; "anne keşke seni kameraya çekseydim, Yemekteyiz programı gibi olurdu "dedi :))
Akşam 9 misafirim tarafından 90 puan aldığımı söyleyince de çok hoşuna gitti :)
Hayatımız yarışma oldu zaten,
Bu sene Var mısın, Yok musun'u seyrediyorum,
Nasıl gerçek tepkiler hoşuma gidiyor,
Geçen sene eleştirsem de, bu sene tiryakisi oldum....
Yarın artık bizim yemekteyiz'lerin fotoğraflarını eklerim,
Benim misafirlerim gayet kibar ve hoşlardı,
Beğenilerini de dile getirdiler,
Benim de yorgunluğuma değdi.....

27 Kasım 2008 Perşembe

ILGIN'IN DOĞUMGÜNÜ

(2006 DOĞUMGÜNÜNDEN BİR KARE)
Şimdi kocaman oldu, ilkokul öğrencisi,
Canım Semacığımın biricik peri kızı,
28 Kasım doğumlu,
Şimdi Kars'a doğumgünü partisi için;
Anne anne, baba anne, herkes gitti,
Ben de buradan doğumgününü kutluyorum,
Nice yıllara,
Güzel bir gençkız olduğun günleri de görmeyi diliyorum,
Bu sana değil de, biraz da kendime dua gibi oldu ama :)))
Herşey gönlünüzce olsun, çok mutlu, sağlıklı ve başarılı ol inşallah....

BİLGİSAYAR OYUNLARI

Dün Ece'nin bloğuna yorum yazarken bir blogcu ilgimi çekti,
http://recephilmitufan.com/
Bloğu dakikalarca gezdim,
Veee...
Uzun süredir hiç PC'de oyun oynamamıştım,
http://recephilmitufan.com/2008/06/gateway.html
Bu oyun çok hoşuma gitti ,
Sonrasında ise, puzzle oyunlara ilgi duyduğumu keşfettim :))
Biraz geç oldu ama !!!
Ben çok sabırsız ve çabuk sıkılan bir insanımdır,
Öyle saatlerce PC başında oyunda vakit geçirmeyi hiç sevmedim,
Ama dün bu düşüncemi kırdım,
Fena da olmuyormuş,
Aklını dağıtıyorsun :))
"Samantha Swift and the Hidden Roses of Athena"
Hatta bu oyunun da sonuna kadar oynadım !!!
Benim için ilginç bir gelişme .....

26 Kasım 2008 Çarşamba

FOTOĞRAFLARINIZI SİYAH BEYAZ YAPABİLİRSİNİZ

Sanki eskiden çekilmiş gibi;
Aşağıya tıklayarak siz de yapabilirsiniz
BURADAN

MİSKİN OLMAK


Herkesin vardır değil mi bir miskinlik hali,
Yataktan çıkmak istemezsin,
Malesef çalışan bir kadınsan mecburen kalkıp işe gidersin,
Ancak, oturduğun masaya çakılmış gibi kalıp,
Gözün PC'de, önünde dosyalar açık,
Kulağında müzik, elinde kahve veya çay,
Tüm gün oturursun,
Anlattığım kişi, tahmin ettiğiniz gibi benim,
Öğle tatillerinde bizim buraya civardaki alışveriş merkezlerinin servisleri gelir,
Tüm kızlar toplanıp, hem alışveriş hem yemek olayına girerler,
mesai saatinde de dönerler,
Geçen haftalarda ben de bu grubun içinde yer alırdım,
Sanırım geçen haftanın yorgunluğunu atamadım üstümden,
Mıh gibi çakıldım koltuğuma,
Hava dışarıdan bana gülümsüyor, el sallıyor,
Ben ise penceremi açarak onu selamladım,
Havasını içime çektim,
Cumartesi arkadaşlarım gelecek,
Bloglardan pasta, börek, salata tarifleri bakıyorum,
Nasıl yetiştireceğimi düşünüyorum tüm herşeyi,
Pazartesiye fotolarla birlikte anlatırım sizlere yaptıklarımı,
Şu miskinlikten bir silkinsem iyi olacak.....

25 Kasım 2008 Salı

MUTLULUĞUN FORMULÜ

Gülse Birsel'in internette dolaşan mutluluğun sırrını veriyorum yazısını okudunuz mu?
Yazının bir bölümü aşağıda,
Çok hoş, buyrun;

1996'da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı! Genler neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkma kapasitesini, depresyon ve endişeye mehili yönlendiriyor! Eğer bir insan genetik olarak mutluluğa meyilliyse, başına berbat şeyler de gelse, hatta kaza sonucu bir uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eski mutluluk seviyesine ya da ona yakın bir noktaya dönebiliyor!

Bütün psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var:
Şükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre olmak!

Şükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta bunu düzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini yerine getirmekle kalmıyor; Kaliforniya Üniversitesi'nin araştırmasına göre fiziksel sağğı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve yorgunluğu azaltıyor!

İyilik yapmak, sözgelimi düzenli olarak bir huzurevini ziyaret etmek, bir komşuya yardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor!


Ne para, ne a
şk, ne güneş, ne gençlik.

Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve enerjinizi severek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri. Marangoz olsanız da, doktor olsanız da böyle.

O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra 60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, istatistikler... Psikologlar yine bize anaokulunda öğretilenlerle kutsal kitaplarda yazılanları bulmuşlar:


Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, şükret!


YENİ BİR HAFTAYA MERHABA

Geçen haftanın yorgunluğu ancak çıkabiliyor,
Çok yoğun bir hafta yaşadım,
Biraz şifayı kapmışım,
İlaçlarla daha iyiyim şimdi,
Geçen hafta günübirlik bir Çanakkale seyahatim de oldu,
Truva atına selam çakıp geldim,
İstanbuldaki lodos,
Karaköy iskelesinin batması,
Doğa, isterse bize haddimizi bildirir!!!
İşin özü bence bu :)
Dün öğretmenler günüydü, tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü en içten dileklerimle kutluyorum,
Malesef ben ilkokul öğretmenimi sevmezdim,
Daha sonra ortaokul ve lisede çok sevdiğim öğretmenlerim oldu,
Ortaokuldaki çok süslü Biyoloji öğretmenime bayılıyordum mesela,
İlkokul öğretmenleri insan hayatındaki en önemli varlık,
Senin başarını şekillendiren, senin kapasiteni keşfeden,
Hayata güçlü bilgilerle atılmanın temelini atan bir insan mühendisi!!!
İlkokul dönemimde hep kendimi yetersiz, başarısız ve tembel görürdüm,
Neden??
Daha sonra okul hayatım hep iyi gitmesine rağmen,
Ben ilkokuldaki zayıf temelimin acısını çektim,
İlkokul öğretmeni olmak,
Çok hayati öneme sahip,
Sevmeyen bu işi, zorla yapan, hiç yapmasın,
Elleri öpülesi nice ilkokul öğretmenlerinden de bizi mahrum etmesinler,
(Ayyyyy ne doluyum bir bilseniz bu konuda :(( )

22 Kasım 2008 Cumartesi

EMEL SAYIN VE DEVLERİN BULUŞMASI


Cuma akşamı muhteşem bir Türk Sanat Müziği ziyafeti çekti kulaklarımız,
Devlerin Buluşması adı altında konserler düzenliyorlar,
Emel Sayın, Muazzez Abacı ve Seçil Heper,
İlk konser Ankara'da, 2. ve 3. İstanbul ve İzmir'de,
Tavsiye ederim, süperdi....

Konser sonrası röportaj yapmam için Hürriyet teklifte bulundu,
Bu benim için büyük bir görevdi,
ilk kez, onlar beni görevlendirdi,
Ve de bu muhteşem assolistlerle görüşecektim,
Bir haftadır stres ve heyecan içindeydim,
Konser sonunu iple çektim,
Seçil Heper konser sırasında merdivenden inerken bileğini burktu, ancak tüm profesyonelliği ile hiç bir şey yokmuş gibi devam etti konsere,
Tabii, sonrasında ayağının üzerine basamadı ve film çektirmek için hastaneye gitti, umarım önemli birşey değildir,
Muazzez Abacı ise, konserde muhteşem sesini konuşturdu, stand up çıları kıskandıracak bir performans sergiledi,
Ancak, konser sonrası, beni çok şaşırttı, aksiliği ve tersliği ile, çok yorgun olduğu için görüşmek istemedi, (Zaten benim de umrumda değildi, o)
Benim görüşmek istediğim EMEL SAYIN'dı zaten,
Nasıl hanımefendi, nasıl kibar, nasıl zarif, nasıl güzel anlatamam,
Bayıldım, benimle samimi ve sıcak bir röportaj gerçekleştirdi,
Buradan da teşekkür ediyorum ona ,
Ne kadar büyük sanatçı olduğunu gösterdiği için,
Tabiii asistanım !!!! Zerrin'in hakkını ödeyemem,
Benim güzel arkadaşım, hem mühendis hem de bir sürü masterı var, hala da akademik kariyer yapıyor,
Bu kadar titrine rağmen benim kameramanlığımı yaptı,
Teşekkürler canım arkadaşım....
video

DEVLERİN BÜYÜK BULUŞMASI

Türkiye’nin Unutulmaz Üç Assolisti

Emel Sayın, Muazzez Abacı ve Seçil Heper

Anadolu Gösteri Merkezinde, 21 Kasım Cuma gecesi Ankaralı hayranlarına, sahne dekoruyla, ışığıyla bir gazino atmosferi yaşattılar ve müzik ziyafeti çektiler.

Üçü de Türk Müziğine gönül vermiş, duygulu sesleri, içten yorumları ve yıllarca aynı çizgide korudukları sanatçı duruşlarıyla sevgimizi, saygımızı kazanmış gerçek sanatçılar.

Konserde ilk olarak, Muazzez Abacı “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” Türk Sanat Müziği eseri ile sahne aldı. Seçil Heper ve sonrasında Emel Sayın’ın sahne aldığı konserde, her üç sanatçı da sanat hayatlarına ilk adımlarını attıkları Ankara’da olmaktan büyük mutluluk duyduklarını söylediler. İlk konserin Ankara’da olmasının onlar için çok özel olduğundan bahsettiler. Ankara Radyosundan anılar anlatan Muazzez Abacı; “Seçil hepimizi atlattı, İstanbul’a Maksime gitti, Fahrettin Aslan’ın çok yakın arkadaşı ile evlendi ve sahnelerden çekildi. Fahrettin Aslan da senin radyoda arkadaşların vardır, senin yerine Maksime onu alalım demiş, ben de böylece Maksim’de sahne almış oldum” açıklamasında bulundu. Birlikte Eski Dostlar şarkısı ile başladıkları konserin ikinci yarısında, birbirleri ile ilk şarkıyı okuma konusunda şakalaştılar. Kura mı çekelim derken, en güzel oynayan ilk okusun dediler ve Seçil Heper oryantal danstaki hünerini göstererek, ilk olarak şarkı okudu. “Ankara, Ankara Güzel Ankara” marşı ile de konseri sona erdirdiler.

Mavianne: Sahnede Gazino Rüzgarı estirmenizi sağlayan ve sizi aynı mikrofonda buluşturan bu proje nasıl doğdu?

Emel Sayın: Bu proje Sinan Kuzucu’nun fikriydi. Sinan Beyi 2 yıldır tanıyorum. Konserlerimde çiçekler gönderirdi. Öğretmendir Sinan Bey ve Türk Sanat Müziğini çok seviyor. Girişimleri ve fikirleri çok hoşuma gidiyor, bana “öğrencilerime Türk Sanat Müziğini sevdirmek istiyorum birlikte konserler yapalım mı” dedi. Biz birlikte 3 konser yaptık İzmir’ de. Daha sonra tam bir profesyonel olarak bu işe soyundu. Bize teklif getirdi biz de buna çok sıcak baktık. Ankara’ya Muazzez’in, Seçil’in ve benim vefa borcumuz var. Ankara Radosunda yetiştik üçümüzde ilk konserin Ankara’da olmasını istedik.

Mavianne: Üçünüz de profesyonel yaşamlarının ilk yıllarını, konservatuar olarak kabul edilen 'Ankara Radyosu'nda geçirdiniz. Daha sonra İstanbul'da gazinoların altın çağı'na assolist olarak imzanızı attınız ve yine bugün özlemle anlatılan 'İzmir Fuar Gazinoları'nın vazgeçilmez isimleri oldunuz. Yıllar sonra bir araya gelip, o günleri tekrar yaşamak sizler için ne ifade ediyor?

Üçümüzde çocuklar gibi heyecanlandık. Çok eğleniyoruz provalarda, kuliste, sahnede. Eskileri anlatıyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz hem de, duygusal anlar yaşıyoruz. Çok hoş bir şey bu.

Mavianne: Sanat yolculuğuna başladığınız ilk günlerdeki gibi, önce Ankara'da sonra İstanbul ve İzmir'de devam ettireceğiniz bu konserlerden sonra, bir canlı konser albümü yapmayı düşünüyor musunuz ?

Bu konserlerden sonra canlı kayıt albümü olur mu bilemiyorum, hiç konuşmadık. Geçen haftalarda İstanbul’da Selahattin Pınar ve Saadettin Kaynak’ın sevilen şarkıları ile konser yaptım, canlı kayıt albümü olacak o konserler.

Mavianne: Geçmişten bugüne bizi duygulandıran Türk Sanat Müziğinin o güzel fasıl şarkıları ile tam bir sanat gecesi ve nostalji esintisi yaşadık bu gece. Bu muhteşem üçlüyü daha sonra da birlikte sahnelerde görebilecek miyiz?

Sinan Bey’in öyle bir fikri var, bize devam etmeyi düşünür müsünüz dedi. Biz de çok mutluyuz birlikte olmaktan, devam edebileceğini düşünüyoruz.

Mavianne: Üçünüzün her zaman tatlı bir rekabet içinde olduğunuz yazılıp çizildi. Bu rekabet sanat hayatınızı nasıl etkiledi?

Emel Sayın: Rekabet tabii yıllar öncesinde çok daha bariz şekildeydi. Rekabet olmaması mümkün değildi tabi, gazinolarda assolistlik yapıyorduk ve birbirimize rakip oluyorduk. Ne kadar iyi arkadaş olsak da rekabet oluyor. Ama hiçbir zaman dargınlık, kırgınlık olmadı aramızda. Hepimiz başarılı olmak için çok çaba sarf ettik. Şu anda olgun yaşlara geldik daha olgun düşünüyoruz. Tabi rekabet olacaktır, insanın yapısındaki bir durum bu, ama bu hiçbir zaman kırgınlığa dönüşmeyecektir. Hiçbir zaman kimseyi rahatsız edici bir şey olmayacaktır.

Mavianne: Pek çok müzik albümünün yanı sıra Feride, Mavi Boncuk gibi unutulmaz sinema filmlerinde de rol aldınız. Yeniden bir sinema filminde veya bir müzikalde rol almayı düşünüyor musunuz? Günümüzde, eski filmlerin modern versiyonu dizi olarak çekiliyor. Sizin filmlerinizin de tekrar çekilmesini ister misiniz?

Emel Sayın: Çok güzel düşündünüz tabi. Bunu yapımcıların düşünmesi lazım. Hoş olur, teklif olursa düşünebilirim tabi.

Mavianne: Kostümlerinizi çok şıktı, konser için yeni kostümler mi diktirdiniz?

Emel Sayın: Benim iki kostümümü modacı Sadık Kızılağaç hazırladı. Bugün mor kostümümü giyindim. İkincisini İstanbul’a sakladım. İlk giyindiğim siyah kostümümü de bana çok yakıştığını söyledikleri için giyinmek istedim.

Mavianne: Konser sonrası yorgunluğu ile bizim sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ediyorum.

Emel Sayın: Ben teşekkür ederim.